6. Hukuk Dairesi 2023/2530 E. , 2024/3281 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2712 E., 2023/310 K. BİRLEŞEN 2012/83 ESAS SAYILI DOSYADA HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/301 E., 2022/228 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-birleşen dosyada davalı vekilince duruşmasız, davalı-birleşen dosyada davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şart
**6. Hukuk Dairesi 2023/2530 E. , 2024/3281 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2712 E., 2023/310 K. BİRLEŞEN 2012/83 ESAS SAYILI DOSYADA HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/301 E., 2022/228 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-birleşen dosyada davalı vekilince duruşmasız, davalı-birleşen dosyada davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde asıl dosyada davalı-birleşen dosyada davacı vekili Avukat ...ile asıl dosyada davacı-birleşen dosyada davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmlarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, taşeron tarafından açılan asıl davada iş bedelinin tahsili, yüklenici tarafından açılan birleşen davada ise dava konusu işler ile ilgili verilen avansın iadesi için başlatılan takiplere yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemlerine ilişkindir. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21343 sayılı dosyası bakımından, taraflar arasında Atatürk Havalimanı Önü Katlı Kavşak ve Bağlantı Yollarının Düzenlenmesi İşinin Altyapı ve Deplase işlerinin yapımı için 09.01.2009 tarihli Taşeronluk Sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında işin tamamlanarak davalı işverene teslim edildiğini, hafriyatın ariyetten kesin depoya nakli ve döküm bedeli sözleşme haricinde müvekkili tarafından yapıldığını, bakiye iş bedeli alacağının KDV ilavesi ile 5.085.418,29 TL olup ödenmediği, İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2011/21344 sayılı dosyası bakımından, taraflar arasında Atatürk Havalimanı Önü Katlı Kavşak ve Bağlantı Yollarının Düzenlenmesi İşinin Altyapı ve Deplase işlerinin yapımı için 09.01.2009 tarihli Taşeronluk Sözleşmesi kapsamında genel proje değişikliği nedeni ile yeniden yapılan imalat bedeli, T kolu kazık imalatlarının yapılması ve kazık çakma makinesinin çalışması için güzergah boyunca mavi 0,64 mm ocak malzemesi doldurulması, davalının kendisinin yaptığı elektrik işlerinde davacıdan aldığı malzeme, makine ve geçici işçilik bedeli ile davalının kendisinin yaptığı kullandığı benzin ve motorin bedeli toplam 4.745.851,97 TL alacağın bulunduğunu, avans olarak ödenen 1.994.521.51 TL mahsubundan sonra bakiye 2.751.330,46 TL'nin ödenmediği, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21342 sayılı dosyası bakımından davalının yaptırdığı sözleşme dışı heykel+havuzlu kavşak yağmur suyu hattı+ 2000 lik hat kazı hattı için davalı yetkilisi ...tarafından imzalanan 27.07.2011 tarihli hakediş raporuna dayalı 400.000,00 TL alacağın bulunduğunu ve ödenmediğini, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/213413 sayılı dosyası bakımından ise davacı taşeronun yaptığı Küçükyalı Deresi E-5 üstü ıslah ve yanyol eksikliklerinin tamamlanması inşaatı hakediş bedeli olarak 219.888,71 TL’lik 03.11.2011 tarihli 008606 sayılı faturanın düzenlenerek davalıya tebliğ edildiğini, iş bedelinin ödenmediğini, bu durumda davalıdan toplam 10.451.158,51 TL alacaklı olmasına rağmen avans olarak ödenen 1.994.521,51 TL mahsubundan sonra davalıdan toplam 8.456.637,00 TL tutarında alacakları olduğu belirterek alınan takip dosyalarında davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve %40'dan az olmamak üzere inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini, birleşen davada yüklenici vekili ise; usulüne uygun tutulan defterlerine göre davalının 1.994.532,51 TL borçlu göründüğünü, bunun önceden verilmiş avans niteliğinde ödeme olduğunu, davalının yapmayı taahhüt edip yapmadığı işler için aleyhine başlattıkları icra takiplerine itiraz ettiğini açıklanan nedenle itirazın iptali ve takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dava dosyasında davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının herhangi bir alacağı olmadığını, tutanakları imzalayan kişinin kendilerini temsile yetkili kişi olmadığını, hakkında ceza davası olduğunu, yapılan işlerin bedellerinin ödendiğini, sözleşme dışı iş olmadığını, yapılan işlerin sözleşme kapsamı içerisinde olduğunu, davacının işçilik ve malzemelere ilişkin taleplerinde haksız olduklarını, bu işin kendilerine değil davacıya ait işler kapsamında olduğunu, heykelli kavşak yönünden idare ile heykeltraş arasında dava olduğu, idarece kendilerine de bedel ödenmediği, sözleşmenin 12. maddesi gereği kendilerine ödeme yapılmadan davacıya ödeme yapılmayacağı, Küçükyalı deresine ait işte ise kesin hesabın yapılarak verilmediğini, kendilerinin kesin hesap yapmak zorunda kaldıklarını, kesin hesabın idarece onayından sonra gecikme ceza vb kesintiler de düşülerek alacak var ise ödeneceğini, şu an için kendilerinin alacaklı göründüğünü, sözleşme dışı olarak yapıldığı iddia edilen işlerin sözleşme dahilinde işleme alındığını, Taşeron Sözleşmesinin 22/c bendi uyarınca kazıdan çıkan fazlalığın ariyete nakli ve ariyet bedelinin ödenmesinin taşerona ait olduğunu, davacının kesin hak edişleri idare tarfından onaylanmayan hesaplamalar yaparak alacaklı olduğunu iddia ettiğini, Taşeron Sözleşmesinin 12. maddesinin dikkate alınması gerektiğini, Küçükyalı Deresi ile ilgili olarak kesin hakedişin yapılmadığını, idareden sonuç beklendiğini, davacının yapmakla yükümlü olduğu ve düzenlemediği hakedişe ilişkin hak iddia edemeyeceğini, bu işle ilgili olarak kesin hesabın henüz idare tarafından onaylanmadığını, onaylanması halinde davacı taşeronun da kesin hakedişin düzenleneceğini, davalının davacıdan alacaklı olduğunu belirterek davanın reddi ile %40'dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, birleşen dava dosyasında davalı taşeron vekili cevap dilekçesinde; sözleşme dışı yaptıkları iş nedeni ile alacaklı olduklarını, davacıya borçlarının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce; Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/270 Esas sayılı dava dosyasına konu tutanak, talimat ve belgeler yönünden eylemlerin ceza hukuku bakımından neticelerine ilişkin olduğu, bu belgelerin hukuk yargılamasındaki delil değerlerinin, aynı zamanda maddi hukuk alanında bu belgelere hukuki sonuç bağlanıp bağlanmadığının takdir yetkisinin hukuk hakimine ait olduğu, şantiye şefi ve proje müdürünün onayı olmadan davalı yüklenicinin şantiye şefinin onay ve imzaları ile yükümlülük altına sokulamayacağı kabul edilerek şantiye şef tarafından düzenlenen tutanak ve talimatların geçersiz sayıldığı, yerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarının kapsamı ve her iki bilirkişi raporunun ortak saptamaları dikkate alınarak İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21341 sayılı takip dosyasında; 15.10.2004 tarihli sözleşme kapsamında bulunan bu işin kesin hesabı sonucu ortaya çıkan ve %5 nakit teminat kesintisi karşılığı olarak davalı yüklenici tarafından tutulan 12 nolu kesin hakediş alacağı olan KDV dahil 219.888,71 TL'nin ödenmesi ve alacağın likit nitelikte olduğu, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21342 sayılı takip dosyasında; davacı taşeron tarafından davalı yükleniciden Atatürk Havalimanı önündeki heykel+havuzlu kavşak+yağmur suyu hattı+ 2000'lik hat kazı ile ilgili talebi yönünden 23.11.2010 tarihli 1 nolu hakedişin hazırlandığı ve davalı işveren adına Ali Ömer Çiçekoğlu tarafından onaylandığı, bu miktarın davacıya ödenmesi gerektiği ve alacağın likit nitelikte olduğu, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21343 Esas sayılı takip dosyasında; davacı yüklenici tarafından davalı işveren hakkında Atatürk Havalimanı Önü Katlı Kavşak ve Bağlantı Yollarının Düzenlenmesi İşi ile ilgili hafriyat toprağının nakli ve döküm bedeli alacağına ilişkin olarak taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 22.j maddesi gereğince davacının sadece kazıdan çıkan kazı fazlası toprağın ariyete (geçici depoya) taşınması ve dökümünden sorumlu iken, davalı ve dava dışı iş sahibi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasındaki sözleşmede, davalının kazıdan çıkan kazı fazlası malzemenin kesin depoya taşınması ve depoya dökülmesinden sorumlu olduğu, bu durumda ariyetten kesin depoya taşınan kazı fazlası malzemenin kesin depoya dökümünün sözleşme dışı bir iş olduğu, davacı alacağının hak edişte % 30 tenzilata tabi tutulduğu, her iki tarafın da bu tenzilat oranına itiraz etmedikleri, bu nedenle % 30 tenzilatın uygulanması gerektiği ve alacağın likit nitelikte olmadığı, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21344 sayılı takip dosyasında; Atatürk havalimanı önü haklı kavşak ve bağlantı yollarının düzenlenmesi inşaat işinde ilave işlere ait 4.745.851,97 TL'lik hakediş alacağından davalının 1.994.521,51 TL'lik avans ödemesi düşüldükten sonra 2.751.330,00 TL'nin tahsili için icra takibine geçildiği, malzemelere ilişkin olarak tarafların kabulünde olan tutanakların her iki bilirkişi raporunda değerlendirildiği, davalının kendi yaptığı işlerle ilgili olarak davacıdan ödünç yakıt aldığı ve bunlarla ilgili olarak 294 adet tutanak düzenlendiği, iki bilirkişi kurulu raporu arasındaki fark sadece KDV alacağına ilişkin olduğu, "T Kazık ve Platform İşi" ile "Mavi Poz" kullanıma ilişkin kalemlere yönelik talepte ise mavi poz kullanımına ilişkin iddianın kanıtlanamadığı, davacının hafriyatın saha dışına taşınması ile ilgili alacağın 15 no.lu hakedişte hesaplanıp kendisine ödendiği ve talebin mükerrer nitelikte olduğu, bu durumda; belirtilen alacak kalemleri ile ilgili olarak davacıya platform yapımı işi için 379.163,10 TL'nin daha ödenmesi gerektiği, açıklanan ve kabul edilebilir alacak kalemlerinin toplanılması sonucunda (392.204,14 +109.677,87 + 88.989,96 + 379.163,10 TL) davacının anılan takip dosyasında ve takip tarihi itibarıyla davalı işverenden toplam alacağının 970.034,20 TL olduğu, buna aşan alacak isteminin kanıtlanamadığı, davalı tarafından davacıya 1.994.521,51 TL avans ödemesi yapıldığı, avans tutarından hesaplanan davacı alacağının düşülmesi sonucunda davalı işverenin bakiye 997.019,96 TL daha alacağının bulunduğu, reddedilen alacak kalemleri ile ilgili olarak davacının takiplerinde haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığı, birleşen davada ise; yüklenici tarafından iddia edilen alacak tutarından işverenin avans ödemesi düşüldükten sonra kalan tutar için icra takibi başlatıldığı, taşeronun talebi doğrultusunda takas mahsup işlemi yapılarak anılan takip dosyasında başka alacağının kalmadığının belirlendği ve bu dosyadaki taşeron alacağı 970.034,20 TL olarak belirlendiğinden bakiye avans tutarı olan 997.019,86 TL'nin işverene tarafından iade etmesi gerektiği, alacağın likit nitelikte olduğu gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21343 sayılı dosyasında davalının itirazının 1.805.197,00 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmayacak şekilde tahsile kadar değişen oranlarda avans faizi yürütülmek suretiyle takip talebindeki diğer koşullarla devamına, fazla istemin reddine, koşulları oluşmadığından davacının inkar tazminatı isteminin reddine, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21341 sayılı dosyasında davalının itirazının 219.888,71 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmayacak şekilde tahsile kadar değişen oranlarda avans faizi yürütülmek suretiyle takip talebindeki diğer koşullarla devamına, fazla istemin reddine, davalının % 20 (43.977,74 TL) oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21342 sayılı dosyasında davalının itirazının 400.000,00 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmayacak şekilde tahsile kadar değişen oranlarda avans faizi yürütülmek suretiyle takip talebindeki diğer koşullarla devamına, fazla istemin reddine, davalının % 20 (80.000,00 TL) oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2011/21344 sayılı dosyasında davacının alacağının toplam 970.034,20 TL olduğunun tespitine, ancak bu takip dosyası ile ilgili olarak davacı tarafından takas mahsup isteminde bulunulduğundan davalı birleşen davacı alacağının takas ve mahsubu sonucunda bu takip dosyasında bakiye alacak bulunmadığından bu konudaki davanın reddine, tüm takip dosyaları ile ilglii olarak reddedilen kısım yönünden davacının takibinde haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından davalı yanın kötü niyet tazminatı isteminin reddine, birleşen İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/83 Esas sayılı dosyasında davanın kısmen kabulüne, İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün 2011/20069 sayılı takip dosyasında davalının itirazının 997.019,86 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmayacak şekilde yasal faiz yürütülmek suretiyle takip talebindeki diğer koşullarla devamına, fazla istemin hukuki yarar bulunmadığından usulden reddine, davalının % 20 (199.403,97 TL) oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı-birleşen dosyada davalı vekilince duruşmasız, davalı-birleşen dosyada davacı vekilince duruşmalı olarak süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya olarak incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle; İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21344 sayılı dosyasında ödenmediği gerekçesi ile hakkında takip başlatılan davalının yaptığı elektrik işlerinde davacıdan aldığı malzeme, makine ve geçici işçilik bedeli ile davalının kendisinin yaptığı kullandığı benzin ve motorin bedeli yönünden tarafların ortak imzaladığı ve ceza davası konusu olmayan tutanaklara göre hesaplama yapıldığı, mahkemece aldırılan her iki raporda da KDV hariç hesaplanan alacağın aynı olduğu, imzalı tutanaklarda fiyat farkının bulunduğu ve bu durumun taraflarca kabul edildiği, davalı tarafından değerlendirilmediği iddia edilen alacak için mahsup talebi olmadığı, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kötü niyetli takip başlatıldığının ispatlanamadığı, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21342 sayılı dosyasında hak edişin davalı tarafından imzalanması nedeni ile alacağın likit kabul edilmesi ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olduğu ve birleşen dava konusu avansın tüm işlere yönelik verildiği iddia edilse de hangi iş için ne kadar avans verildiğinin dosya kapsamında ispatlanamadığı ve bu nedenle tek bir takipte mahsup edilmesinde hata olmadığı anlaşılmakla, davalı-birleşen dosya davacısı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddine karar verilmiştir. 2-Davacı birleşen dosya davalısı ile davalı birleşen dosya davacısının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “bekletici sorun” ve “ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesi için bağlayıcı olup olmadığı” hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Bekletici Sorun” başlıklı 165. maddesinde; “(1) Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.(2) Bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise mahkeme, ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde görevli mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme gereğince bir davada hüküm verilmesi, başka bir davada incelenmekte ve kesin olarak karara bağlanacak olan bir hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise, o davanın sonuçlanması beklenmek üzere yargılama ertelenebilir. Hâkim, o davanın sonuçlanmasını kendi bakmakta olduğu dava için bekletici sorun yapabilir. Bilindiği üzere ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesinde görülmekte olan davaya etkisi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde düzenlenmiş olup; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz” şeklinde yer almaktadır. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücü ve yükletilme yeterliğinin ve illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusunda kesinleşmiş kabul bulunması hâlinde, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Somut olayda, dava konusu işler ile ilgili Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/270 Esas sayılı ceza davasında yargılama yapıldığı ve Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nce sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve beraat kararları verildiği, beraat kararlarının henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, yargılaması devam eden ceza davasında sübuta eren maddi olguların TBK’nın 74. maddesi uyarınca hukuk mahkemesini bağlayıcı mahiyette olduğu dikkate alındığında tutanaklar esas alınmadan yargılama yapıldığından bahisle ceza dosyasının bekletici mesele yapılmaması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Ayrıca, 6098 sayılı TBK'nın 40. maddesinde yetkili bir temsilci tarafından diğer bir kimse ile yapılan sözleşmeden doğan alacak ve borçların o kimseye ait olacağı düzenlenmiştir. Buna göre yetkili değil ise, imzalayan şahsen sorumlu olur. Aynı Kanun'un devam eden 46. maddesinde de bir kimse yetkili olmadığı halde başkası adına hukuki işlem yapmışsa, temsil edilen kişi icazet vermedikçe alacaklı veya borçlu olmayacağı belirtilmiştir. Bu temsilci yetkisiz olsa dahi temsil olunanın sonradan icazet vermesi ya da kendi adına yapılan hukuki işlemi benimsemesi halinde baştan itibaren hukuki işlem geçerli ve temsil olunanı bağlayıcı olacaktır. Somut olayda; davacının talep ettiği iş bedellerine ait tutanakların davalı çalışanı tarafından imzalandığı, davalının bu tutanakları ve içeriğini kabul etmediği anlaşılmış olup mahkemece davalı çalışanı Tekin Aydöner'in çalıştığı dönemlere yönelik yaptığı benzer işlemlerin temsil olunan tarafından benimsenip benimsenmediği, onanıp onanmadığı hususunda herhangi bir inceleme yapılmadan tutanakların geçersiz sayılıp eksik inceleme ile yargılama yapılması hatalı olmuştur. Bununla birlikte, mahkemece yargılama sırasında iki farklı heyetten rapor alınmıştır. İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21343 sayılı dosyası bakımından, taraflar arasında Atatürk Havalimanı Önü Katlı Kavşak ve Bağlantı Yollarının Düzenlenmesi İşinin Altyapı ve Deplase işlerine yönelik kazı malzemesinin nakline yönelik olarak alınan ilk raporda işin sözleşme kapsamında olduğu, ikinci raporda ise taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 22.j maddesi gereği işin sözleşme dışı iş niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır. Mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve eksik inceleme ile sözleşmenin 3. maddesi, özel teknik şartnamenin A4, C4 ve D1 maddeleri değerlendirilmeden sözleşmenin 22.j maddesi gereği işin sözleşme dışı iş olduğu kabul edilmiştir. Ayrıca kabule göre sözleşme dışı işlerde sözleşmedeki tenzilatın uygulanması hatalı olmuş bunun yanında da dava konusu sözleşmeye ait tenzilat oranı % 55 iken talep konusu olmayan havuzlu kavşak sözleşmesine ait %30 tenzilatın uygulanması da doğru olmamıştır. İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21344 sayılı dosyasında ödenmediği gerekçesi ile hakkında takip başlatılan mavi 064 mm ocak malzemesi ile ilgili olarak da ilk raporda keşif yapılarak imalatın yapılmadığının belirlendiği, ek raporda itiraz üzerine tespit raporunun da değerlendirilerek görüşün tekrar edildiği, 2. raporda işin yapılıp yapılmadığı konusunda hiç bir değerlendirme yapılmadan hesaplama yapıldığı, mahkemece de tutanaklara itibar edilmediği gerekçesi ile talebin reddedildiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, tespit raporu ile mahkemece aldırılan ilk rapor arasındaki çelişki giderilmeden ve tespit raporu dikkate alınmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21341 sayılı dosya bakımından ise her ne kadar davacı tarafından kesin hesap sunulmuş olsa da kesin hesapta davalının imzasının bulunmadığı, dava konusu işe yönelik dava dışı iş sahibi ile davalı arasında yapılan kesin hesapta davalının borçlu çıktığı ve belirlenen bu borcu dava dışı iş sahibine ödemesi nedeni ile teminatların iade edildiği anlaşılmakla taraflar arasındaki dava konusu işe yönelik kesin hesap çıkarılmadan ve sözleşmenin 7.3. maddesinde yüklenicinin iş sahibi ile yaptığı hakedişlerini geçmeyecek şekilde taraflar arasında hakediş düzenleneceği maddesi üzerinde durulmadan karar verilmesi de hatalı olmuştur. Kabule göre de mahkemece alınan ilk raporda; net bir hesaplama yapılamayacağının belirtildiği, 2. raporda, belirtilen açıklamalar gereği bedelin verilmesi gerektiği bildirilmesine rağmen herhangi bir açıklama yapılmadığı ve dayanak yapılan sözleşmenin 7. maddesinin Küçükyalı Deresi E-5 Üstü Islahı ve Yanyol Eksikliklerinin Tamamlanması İşine ait sözleşmeye ait olmadığı, dava konusu olmayan Atatürk Havalimanı Önü Katlı Kavşak ve Bağlantı Yollarının Düzenlenmesi İnşaatı'na ait sözleşme maddesi olduğu, hüküm kurmaya elverişli olmayan rapordaki tespitlere göre karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/270 Esas sayılı davasının sonucunun TBK'nın 74. ve HMK'nın 165. maddeleri uyarınca bekletici ön mesele sayılıp beklenerek, kesinleştiğinde ceza dosyası ve eklerinin de dosya içerisine alınıp, yukarıda 2 nolu bentte belirtilen açıklamalar kapsamında ceza dosyasındaki deliller ve kesinleşen hususlar var ise bu hususlar dikkate alınarak değerlendirme yapılıp yeniden oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi heyetinden tutanaklara yönelik rapor alınması, eğer beraat kararı kesinleşir ise tüm dosya kapsamındaki deliller ile TBK’nın 40-48. maddeleri uyarınca davalı çalışanının dava konusu işlerde, ceza dosyasındaki tutanaklar haricinde, yaptığı işlemlerin olup olmadığı ve var ise işlemlerin davalı tarafından onaylanıp onaylanmadığının araştırılarak bu şekilde imzalanan ve davalı tarafından kabul edilen işler var ise bu hususun da değerlendirilmesi, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21343 sayılı dosyası bakımından, taraflar arasında Atatürk Havalimanı Önü Katlı Kavşak ve Bağlantı Yollarının Düzenlenmesi İşinin Altyapı ve Deplase işlerine yönelik kazı malzemesinin nakli işinin sözleşme dışı iş mi, sözleşme kapsamında iş mi olduğu ve İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21344 sayılı dosyasında ödenmediği gerekçesi ile hakkında takip başlatılan mavi 064 mm ocak malzemesi ile ilgili işin yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise sözleşme dışı iş olup olmadığının tespit ettirilip, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21341 sayılı dosyada ödenmesi talep edilen alacak için taraflar arasındaki dava konusu işe yönelik sözleşmenin 7.3. maddesindeki düzenlemeler de dikkate alınacak şekilde kesin hesap çıkartılması ve bu konularda raporlar arasındaki çelişkiler giderilip Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp kesinleşen hususlar da dikkate alınarak sonucuna göre hüküm kurulmasından ibarettir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nce tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de; eksik inceleme, hatalı değerlendirme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, ilk derece mahkemesi kararı ile bu karara karşı istinaf isteminin reddi kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı-birleşen dosya davalısının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK'nın 373/1. maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi kararı KALDIRILARAK; ilk derece mahkemesi kararının temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan taraflara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 08.10.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.