Başvuru, insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı üzerine yeniden yapılan yargılamada sanıklara fiilleriyle orantılı ceza verilmemesi nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı üzerine yeniden yapılan yargılamada sanıklara fiilleriyle orantılı ceza verilmemesi nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 4/2/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ile eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Bolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak tutulmakta iken 17/1/2008 tarihinde infaz ve koruma memurları ile tartışmıştır. 17/1/2008 tarihinde saat 00'da Ceza İnfaz Kurumu Tabipliği tarafından düzenlenen adli muayene raporuna göre başvurucunun sağ kaş dış yüzünde 3-4 cm'lik ekimotik (kılcal damarlarda oluşan bir hasar sonucu cilt altında görülen bir kanama türü) sıyrık tespit edilmiştir. Raporda yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde hafif olduğu belirtilmiştir. A. Kamu Görevlileri Hakkında Yürütülen Disiplin Soruşturması Süreci Meydana gelen olaya ilişkin olarak F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Amirliği tarafından ceza ve infaz koruma memuru E.A ile F.B. hakkında disiplin soruşturması yürütülmüştür. 22/10/2008 tarihinde, hükümlüler A., G. ve başvurucunun kalabalık bir grup personel tarafından fiilî müdahale ve işkenceye maruz kaldığı iddiası yönünden hükümlülerin iddiaları dışında bir delil bulunmadığı gerekçesiyle disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Ceza Soruşturması Süreci Başvuruya konu olay nedeniyle başvurucu hakkında hakaret, infaz ve koruma memurları hakkında ise zor kullanma yetkisinde sınırı aşmak suretiyle basit yaralama suçu isnadıyla kamu davası açılmıştır. Bolu Sulh Ceza Mahkemesi 3/5/2011 tarihinde başvurucunun kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret etme suçundan 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, ceza ve infaz koruma memurları E.Ö., F.B., E.A., İ.nin başvurucuya karşı eylemlerinden dolayı zor kullanma yetkisinde sınırı aşmak suretiyle basit yaralama suçundan 100 gün adli para cezası ile mahkûmiyetlerine ve mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:"... [T]artışmanın büyümesi ile infaz koruma memurları [E., A., F. ve E.nin] hükümlüler Naif, [ ve yi] BTM ile iyileşecek şekilde dövdükleri kanaatine varılmıştır. Yine bu olay sırasında sanık [İ.nin] Naif'e, Sanık [A.nın da G.ye] vurarak basit şekilde yaraladıkları sanıkların savunmaları, müştekilerin beyanları, yeminli tanıkların beyanları, doktor raporları içeriği ve tüm dosya içeriğinden anlaşılmıştır. Her ne kadar katılan sanıklar Naif, [G. ve ] ayrıntılı dilekçelerinde olayın basit bir yaralama olmayıp önceye dayalı sistemli bir hareket olduğu, işkence ve eziyet kapsamında sayılması gerektiği söylemiş iseler de, olayın gelişimi dikkate alındığında anlık bir hadise olduğu tartışmanın büyümesi ile gelişmiş basit bir yaralama hadisesi olduğu kanaatine varıldığından işkence veya eziyet boyutu bulunmadığı anlaşıldığından basit yaralama ve zor kullanmada sınır aşımı niteliğinde kabul... [edilmiştir.]" Başvurucu ve diğer hükümlü sanıklar tarafından temyiz edilen mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığına dair karar Yargıtay Ceza Dairesinin 4/11/2014 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu ve diğer hükümlüler tarafından HAGB kararlarına karşı yapılan itiraz da Bolu Ağır Ceza Mahkemesince 31/12/2014 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesine Yapılan Bireysel Başvuruyla İlgili Süreç Başvurucu, anılan soruşturma konusunda 3/2/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü 11/9/2019 tarihinde insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir (Naif Bal (2), B. No: 2015/2465, 11/9/2019, §§ 56-74), bununla birlikte kamera kayıtlarının toplanması yönünden etkili soruşturma ilkelerini zedeleyen bir hususun saptanmadığını belirtmiştir. Ayrıca tanık beyanlarının taraflı olduğu yönündeki iddianın soruşturmanın etkililiği üzerinde bir tesiri bulunmadığını kabul etmiştir. İhlal kararının ilgili kısmı şöyledir: "... Somut olayda infaz ve koruma memuru E.Ö., F.B., E.A.,, İ., ve A.K.nın zor kullanma yetkisinde sınırın aşılması suretiyle basit yaralama eyleminden adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve HAGB'ye karar verildiği, haklarında bir disiplin cezasına da hükmedilmediği anlaşılmaktadır. Soruşturma yükümlülüğü bir sonuç yükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılması yükümlülüğünü oluşturduğundan yargılamanın nihai olarak mutlaka belli bir ceza türüyle sonuçlanması gerektiği söylenemeyecek olmakla birlikte mahkemelerin hukuku, sanıkların fiilen cezasız kalmalarını sağlayacak şekilde uyguladıklarının tespiti hâlinde soruşturmanın etkinliğinin sağlanamadığı sonucuna varılabilecektir. Somut olayda yürütülen yargılamada infaz ve koruma memurlarının kuvvet kullanımı konusunda sahip oldukları yetkileri aştıkları tespit edilmiş ancak sorumluların fiilleriyle ve meydana gelen yaralanmayla orantılı bir yaptırıma hükmedilmemiş, soruşturmanın etkinliğinin sağlanmasının koşullarından biri olan sorumluların fiilleriyle orantılı ceza almaları koşulu yerine getirilmemiştir. Bu durumda somut olayda Mahkemenin HAGB kurumunu cezasızlık sonucu doğuracak ve sorumluların fiilleriyle orantılı ceza almaları koşulunun yerine getirilmesine engel olacak şekilde uyguladığı anlaşıldığından insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı kapsamında etkili soruşturma usul yükümlülüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Yargılama sonucunda başvurucu açısından yeterli giderim sağlanamadığı dikkate alındığında başvurucunun mağdur sıfatının ortadan kalktığından bahsedilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle her ne kadar derece mahkemelerinin kararlarıyla devletin negatif yükümlülüğüne aykırı olacak şekilde başvurucunun yaralandığı tespit edilmiş ise de başvurucunun mağdur statüsünün devam ettiği anlaşıldığından insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi boyutunun da ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır...." Yeniden Yargılama Süreci Anayasa Mahkemesinin anılan ihlal kararı 10/10/2019 tarihinde Bolu Asliye Ceza Mahkemesine bildirilmiştir. Buna bağlı olarak Bolu Asliye Ceza Mahkemesince (Ceza Mahkemesi) 25/11/2019 tarihinde düzenlenen tensip zaptıyla birlikte yeniden yargılama yapılmasına başlanmıştır. Yargılama sonunda 7/1/2020 tarihinde infaz ve koruma memurları E.Ö., F.B., E.A. ve İ.nin zor kullanma yetkisinde sınırı aşmak suretiyle basit yaralama eyleminden 100 gün karşılığı 000 TL adli para cezasına mahkûmiyetlerine kesin olarak karar verilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:"... [T]artışmanın büyümesi ile infaz koruma memurları [E., A., F. ve E.nin] hükümlüler Naif, [ ve yi] BTM ile iyileşecek şekilde dövdükleri kanaatine varılmıştır. Yine bu olay sırasında sanık [İ.nin] Naif'e, Sanık [A.nın da G.ye] vurarak basit şekilde yaraladıkları sanıkların savunmaları, müştekilerin beyanları, yeminli tanıkların beyanları, doktor raporları içeriği ve tüm dosya içeriğinden anlaşılmıştır. Her ne kadar katılan sanıklar Naif, [G. ve ] ayrıntılı dilekçelerinde olayın basit bir yaralama olmayıp önceye dayalı sistemli bir hareket olduğu, işkence ve eziyet kapsamında sayılması gerektiği söylemiş iseler de, olayın gelişimi dikkate alındığında anlık bir hadise olduğu tartışmanın büyümesi ile gelişmiş basit bir yaralama hadisesi olduğu kanaatine varıldığından işkence veya eziyet boyutu bulunmadığı anlaşıldığından basit yaralama ve zor kullanmada sınır aşımı niteliğinde kabul edilmiştir.Sanıklar hakkında daha evvel hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar verilmişse de İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlaline sebebiyet verilmemesi için Anayasa Mahkemesinin başvuru numarası 2015/2465 nolu başvuru üzerine verdiği 11/09/2019 tarihli kararı göz önüne alınarak sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir." Anılan kararı 7/1/2020 tarihli duruşmada öğrenen başvurucu 3/2/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/3 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı altı aydan az olamaz.(3) Kasten yaralama suçunun;...c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,...İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, ... artırılır." 5237 sayılı Kanun'un "Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması " kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." Ayrıca ilgili hukuk için bkz. Memduh Yılmaz ve Naciye Yılmaz, B. No: 2018/36717, 7/10/2021, §§ 16-28; Edip Elma ve diğerleri, B. No: 2015/14826, 18/4/2019, §§ 27-