10. Hukuk Dairesi 2022/8686 E. , 2023/10559 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2018/248 E., 2022/479 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında iş kazasından manevi tazminat istemi davasında mahkemece verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; ilamda belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısm…
**10. Hukuk Dairesi 2022/8686 E. , 2023/10559 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2018/248 E., 2022/479 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında iş kazasından manevi tazminat istemi davasında mahkemece verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; ilamda belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı ve davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmek ve davacı vekilinin temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasını talep etmekle beraber, kararın miktar itibariyle duruşmaya tabi işlerden olmadığı anlaşılmakla duruşma isteminin reddiyle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işyerine gitmek üzere yolcu olarak bulunduğu davalıya ait ... sevk ve idaresindeki ... plakalı servis aracının 11.11.2011 tarihinde seyir halinde iken şarampole yuvarlandığını ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza mahalline gelen trafik polis ekibi tarafından tutulan 11.11.2011 tarihli trafik kazası tespit tutanağında sürücünün kusur olduğunu, müvekkilinin kaza sonucunda ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 06.02.2014 tarihli raporuna göre %41,18 oranında özürlü duruma geldiğini, bu orana kaza sonrası kişilik değişikliğinin de dahil olmadığını, müvekkilinin yaşadığı bu kaza sonucu araçlara binmekte zorlu yaşadığını her an kaza olacak korkusu taşıdığını, ayrıca müvekkilinin geçirdiği bu kaza sonucu eskisi gibi asla olamayacağını belirterek müvekkili için 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren (11.11.2011) işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini karar verilmesinitalep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu iş kazasının 11.11.2011 tarihinde olduğundan zamanaşımı süresinin dolduğunu yasal süresi içerisinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı tarafça anlatılan kazanın oluşunun da gerçekleri yansıtmadığını, iş kazasının tamamen işçinin kendi kusurundan meydana geldiğini, müvekkili firma tarafından da gerekli iş konusunda eğitimler verildiğini, koruyucu malzemeler teslim edildiğini işyerinde de gerekli tedbirler eksiksiz alındığını, davacının istemiş olduğu tazminat miktarının da çok fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. BOZMA ÖNCESİ VE BOZMA KARARI A) İlk Mahkeme Kararı Mahkemenin 26.05.2016 tarih ve 2015/466 Esas - 2016/399 Karar sayılı ilk kararında özetle; Davanın kısmen kabulü ile; dava konusu trafik-iş kazası nedeniyle davacının uğradığı elem ve ıstırap sonucu doğan manevi zararı nedeniyle takdiren 40.000,00 TL. manevi tazminatın, olay tarihi olan 11.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmişti. B) İlk Bozma Kararı Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 26.06.2018 tarih ve 2016/15816 E- 2018/5688 K sayılı ilamında özetle; Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davaya konu olayının Kuruma iş kazası olarak bildirildiği ancak Kurum'un olayı iş kazası olarak kabul edip etmediğinin araştırılmadığı, davacının sürekli iş göremezlik derecesinin yasal prosedüre göre tespit edilmediği, mahkemece olaya ilişkin kusur raporu aldırılmadığı anlaşılmakla olayın Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edilip edilmediğinin araştırılması, giderek olayın iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için önel verilmesi, tespit davasını bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre; olayın Kurumca iş kazası olduğunun kabul edilmesi halinde ise davacının, Kuruma müracaatının sağlanarak sürekli iş göremezliğinin tespitine ilişkin rapor alınması Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durumun Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanacağının gözetilmesi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı kapsamında kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen kararın Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde incelemenin Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılması bu şekilde sürekli iş göremezlik oranının kesinleştirilmesi; sürekli iş göremezlik derecesinin % 10'un üzerinde çıkması halinde iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanması için talepte bulunmak üzere süre verip sonucuna göre ve olaya ilişkin diğer dava dosyalarının da getirtilerek olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanununun 77. maddesi ile yönetmelik hükümleri göz önünde tutularak yöntemince iş güvenliği uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden kusur raporu alınarak çıkacak sonuca göre bir karar verilmesine işaretle mahkeme kararının bozulduğu anlaşılmıştır. IV. SON BOZMA KARARI SONRASI YARGILAMA SÜRECİ VE KARAR Bozma kararına uyan Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen son kararda özetle; davacının sürekli iş göremezlik oranının tespiti amacıyla SGK İl Müdürlüğüne başvuru yapması için 2 haftalık kesin süre verildiği, davacı tarafından yapılan başvuru neticesinde SGK Kurum Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen rapora göre davacının %18 oranında meslekte kazanma gücü kayıp oranının bulunduğu, bu orana karşı davacının itiraz etmesi neticesinde düzenlenen SSYSK Raporuna göre davacının %26,2 oranında meslekte kazanma gücü kayıp oranının bulunduğu, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, karar tarihinden itibaren 2 yıl sonra kontrol muayenesi gerektiğine karar verildiği, SGK İl Müdürlüğüne yazılan SSYSK'nun 24/07/2019 Tarih ve 2019-12879 Sayılı Raporunda yer alan kontrol muayenesi kaydının devam edip etmediği, kontrol muayenesinin gerçekleştiği takdirde nihai kararın gönderilmesinin istenilmesi amacıyla yazılan müzekkere cevabına göre sigortalı tarafından sürekli iş göremezlik gelirinin bağlanması amacıyla Kuruma müracaat edilmediği, bu durumun sigortalı vekiline bildirilmesine rağmen talepte bulunulmadığı, gelir bağlanmadığı için kontrol muayenesinin de yapılmadığı, bunun üzerine davacı vekiline SGK'na sürekli iş göremezlik gelirinin bağlanması amacıyla 2 haftalık kesin süre verildiği, ancak davacı vekili tarafından verilen yazılı beyan dilekçesi ile sürekli iş göremezlik geliri talebinin bulunmadığı bu nedenle başvuru yapmadığı sadece manevi tazminat talebinin bulunduğunu beyan ettiği, her ne kadar Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davacının sürekli iş göremezlik oranının tespiti amacıyla gerekli ara kararlar kurulmuş ise de davacının sürekli iş göremezlik geliri talebinin bulunmaması ve başvuru yapmak istememesi ve SGK'un da bu nedenle kontrol muayenesi yapılamayacağı cevabı nedeniyle davacı hakkında SSYSK Raporu uyarınca davacının %26,2 oranında meslekte kazanma gücü kayıp oranının bulunduğu, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, karar tarihinden itibaren 2 yıl sonra kontrol muayenesi gerektiğine şeklinde tespitin geçerliliğini koruduğu kanaatine varılmıştır. Davacı hakkında SGK tarafından düzenlenen teftiş raporuna göre meydana gelen trafik kazasında araç sürücüsü ...'in %100 oranında asli kusurlu bulunduğunun tespit edildiği, bunun üzerine meydana gelen trafik iş kazasında tarafların kusur durumlarının tespit edilmesi amacıyla dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği ardından düzenlenen bilirkişi heyeti raporuna göre meydana gelen trafik iş kazasında davalı şirketin %20 oranında dava dışı servis şoförü ...'in ise %80 oranında, davacının ise yolcu olarak bulunduğu kazada kusursuz olduğu kanaatine yer verildiğinin anlaşıldığı, işbu dosyamızda alınan bilirkişi kurulu raporunun aynı trafik iş kazası hakkında Mahkememizin bağlantılı dosyalarından 2019/238 Esas sayılı dosyalarında alınan 04.07.2019 ve 06.03.2021 Tarihli Bilirkişi Raporları ile örtüştüğü anlaşılmış olup davalı şirketin %20 oranında, dava dışı servis şoförünün ise %80 oranında kusurlu olduğu, davacının ise kusursuz olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranının son olarak %26,2 oranında tayin edildiği ve karar tarihinden itibaren 2 yıl sonra kontrol muayenesi kaydı konulmasına karşın, sürekli iş göremezlik geliri talebinin bulunmaması ve bu nedenle başvuru yapmayacağını beyan etmesi nedeniyle meslekte kazanma gücü kayıp oranının nihai olarak tespit edilemediği, bunun yanında meydana gelen trafik iş kazası nedeniyle davacının uğradığı elem ve ıstırabın yanında yüksek derecede meslekte kazanma gücü kayıp oranının bulunduğu, işbu dosya açısından yargılamanın uzamasının davacının uğradığı mağduriyeti arttıracak olması ve nihayetinde davacının meydana gelen kazada kusursuz olması nedeniyle ülkenin sosyal ve ekonomik durumu, davacının ekonomik durumu göz önüne alınarak" gerekçeleriyle "davacı lehine 50.000 TL tutarında manevi tazminat alacağının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verildiği anlaşılmıştır. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; emsal kararlara göre manevi tazminatın az olduğunu ayrıca: Davalının tamamen kusuru, müvekkilin kusursuz oluşu ile müvekkilin genç yaşı ve oluşan sürekli iş göremezlik oranı, caydırıcılık unsuru ve davalının yüksek ekonomik varlığı dikkate alındığında manevi tazminata az hükmedilmesi nedeniyle ve davalı lehine hükmedilen karşı vekalet ücreti ile yargılama giderleri yönünden müvekkilimiz lehine bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kusur bilirkişi raporunun hüküm kurumaya elverişi olmadığını, sürekli iş göremezlik oranının Adli Tıp Kurumundan alınacak raporlarla tespiti gerektiğini, iş kazası olmayan iş bu olay için iş kazası tespiti davası açılması gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesi" açısından 6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, "Usuli Kazanılmış Hak Açısından" 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09/05/1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, "sürekli iş göremezlik oranının tespiti" açısından 5510 sayılı Kanunun 18,19, 95.maddeleri ile Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 28.06.1976 gün, 1976/6-4 sayılı Kararıdır. 3. Değerlendirme 1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı). 2.Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanun’un 18 inci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 uncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. 3.5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesine göre "bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. 4. Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. 5. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. 6.Somut olayda mahkemenin bir önceki kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yukarıda işaret olunduğu üzere özellikle olayın iş kazası olarak tespiti giderek sürekli iş göremezlik oranının tespiti ile kusur oranlarının belirlenmesi yönünden bozulduğu, mahkemece iş bu bozma kararına uymakla taraflar lehine iş bu bozma kararında işaret edilen hususlar yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğu açıktır. 7. Nitekim bozma kararından sonra yapılan yargılama neticesinde mahkeme gerekçeli kararında da açıkça işaret olunduğu üzere dava konusu 11.11.2011 tarihli trafik kazasının SGK tarafından iş kazası olarak kabul edildiği, sürekli iş göremezlik oranının da SGK ... Sağlık Kurununun 10.12.2018 tarihli raporuna göre %18 olarak belirlendiği, davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine Yüksek Sağlık Kurulunun 24.07.2019 tarihli raporuna %26,2 olarak belirlendiği ve 2 yıl sonrası için kontrol muayenesi öngörüldüğü, davacı vekilinin 04.09.2010 tarihli beyanı ile sürekli iş göremezlik geliri talep edilmediğinden kontrol muayenesi kapsamında tahsis talebinin bulunulmadığı belirtilmesine karşın yargılamanın devamında davacı vekilinin 26.01.2022 tarihli dilekçesiyle müvekkilinin kontrol muayenesine gittiğini beyan ettiği açıktır. 8. Her ne kadar Dairemizin emsal nitelikteki 18.01.2022 tarih ve 2021/8618 E- 2022/601 K sayılı kararında da işaret olunduğu gibi "manevi tazminat miktarlarının matematiksel bir oranla" belirlenmesi mümkün olmayı hakim tarafından manevi zararın tazminiyle uyumlu bir miktar tazminata hükmedileceği açık olmakla beraber uyulan bozma kararı doğrultusunda ve davacı vekilinin beyanları çerçevesinde davacının kontrol muayenesine gittiğinin beyan edilmiş olması karşısında; davacının kontrol kaydının ikmal edilip edilmediğinin araştırılması, ikmal edilecek bu kontrol kaydı üzerine Kurum kararları arasında çelişkinin mevcudiyeti halinde Adli Tıp 3.İhtisas Kurulundan ve taraf itirazlarının mevcudiyeti ile gereği halinde Adli Tıp 2. Üst Kurulundan rapor alınıp sonucuna göre sürekli iş göremezlik oranının kesinleştirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. 9. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, özellikle yazılı şekilde davacının sürekli iş göremezlik oranınında kontrol muayenesi kaydı konulmasına karşın, sürekli iş göremezlik geliri talebinin bulunmaması ve bu nedenle başvuru yapmayacağını beyan etmesi nedeniyle meslekte kazanma gücü kayıp oranının nihai olarak tespit edilemediğine işaret edilmekle beraber davanın esası hakkında karar verilmesi usul ve Kanuna aykırı olup bozma nedenidir. 10. O halde, temyiz eden davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilmeli ve bozma sebebine göre bu aşamada davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin ise sair temyiz itirazları incelenmeksizin Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise sair temyiz itirazları bu aşamada incelenmeksizin temyiz olunan, Mahkeme kararının BOZULMASINA, Taraflarca yatırılan temyiz harçlarının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı verene Mahkemeye gönderilmesine, 31.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.