19. Ceza Dairesi 2019/32110 E. , 2020/827 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 5607 sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Hapis cezasının yanında doğrudan tayin olunan adli para cezalarının da hapis cezasına ilişkin yasa yoluna tabi olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında tayin edilen 80,00 TL adli para cezası yönünden kes…
**19. Ceza Dairesi 2019/32110 E. , 2020/827 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 5607 sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Hapis cezasının yanında doğrudan tayin olunan adli para cezalarının da hapis cezasına ilişkin yasa yoluna tabi olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında tayin edilen 80,00 TL adli para cezası yönünden kesinleştirmeye dair 08/09/2015 tarihli işlemler hukuken geçersiz kabul edilerek ve suçtan doğrudan zarar gören şikayetçi gümrük idaresi vekilinin davaya katılma talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmiş ise de, şikayetçi gümrük idaresinin 5607 sayılı Kanun'un 18. maddesine göre davaya katılma ve temyiz hakkına sahip olması nedeniyle CMK'nin 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede; Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Anayasa Mahkemesi'nin, TCK'nin 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24/11/2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu, Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak, 1- Sanık hakkında verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasının bir gün karşılığı belirlenirken 5237 sayılı TCK'nın 52/2. maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 232/6. maddesine aykırı davranılması, 2- Atılı suçun tarihi ve niteliğine göre suçtan zarar görmeyen Maliye Hazinesi’nin davaya katılmasına karar verilerek lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve açılan davanın niteliği ile suç tarihine göre suçtan doğrudan zarar gören Gümrük İdaresi lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, bu aykırılıklar yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi uyarınca, hükmün vekalet ücretine ilişkin kısmından ''kuruma ÖDENMESİNE" ibaresi çıkarılarak yerine "Gümrük İdaresi’ne ödenmesine" ibaresi yazılmak, hükmün “2. bendindeki "20 TL'den" ibaresinden önce gelmek üzere "TCK'nin 52/2. maddesi uyarınca" ibaresi yazılmak suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04/02/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.