Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1615 E. , 2024/4846 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1615 Karar No : 2024/4846 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA)... Nakliyat İthalat İhracat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3-... 4- ... 5- ... 6- ... 7- ... 8-... 9- ... 10-... 11- ... 12- ... 13- ... 14-... 15- ... VEKİLLERİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare …
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1615 E. , 2024/4846 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1615 Karar No : 2024/4846 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA)... Nakliyat İthalat İhracat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3-... 4- ... 5- ... 6- ... 7- ... 8-... 9- ... 10-... 11- ... 12- ... 13- ... 14-... 15- ... VEKİLLERİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Şanlıurfa ili Haliliye ilçesi Çanaklı Mevkiinde bulunan Sicil:... (ER:...) sayılı "II-a Grubu Kalker Maden Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesi için verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava dosyası ve ilgili Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarının birlikte incelenmesinden; işbu dava ile Şanlıurfa ili Haliliye ilçesi Çanakçı Mevkiinde bulunan Sicil: ... (ER:...) sayılı "II-a Grubu Kalker Maden Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesi için verilen ... tarih ve ... sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararının iptali istemine ilişkin ... İdare Mahkemesinin E:... (bozma sonrası E:...) esasına kayıtlı davada 04/03/2022 tarihinde Çevre Mühendisi, Ziraat Mühendisi ve Maden Mühendisinden müteşekkil aynı/ortak bilirkişi heyeti ile birlikte icra edilen keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda her iki dava dosyasına aynı içerik ve sonucu ihtiva eden 04/04/2022 tarihli Bilirkişi Raporunun sunulduğu, bunun üzerine, birtakım hususların araştırılmasına yönelik olarak 13/05/2022 ve 28/06/2022 tarihli ara kararların alındığı, ... İdare Mahkemesi tarafından mezkur Bilirkişi Raporu hükme esas alınarak ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda Danıştay Altıncı Dairesince 15/11/2022 tarih ve E:2022/6561, K:2022/9682 sayılı kararla "Bozma" kararı verildiği, kararın gerekçesinde "... Bu durumda, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, yukarıda yer verilen hususların ve proje alanının bir bölümünün I. Derece Arkeolojik Sit Alanı, bir bölümünün III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tesciline ilişkin iddiaların, proje alanını ilgilendiren Koruma Kurulu kararları ile birlikte incelenerek, kararda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, sit alanlarının projeye etkisinin tespiti için, aralarında arkeoloğun da bulunduğu, çevre mühendisi, maden mühendisi, flora ve fauna uzmanı, ziraat mühendisi ve hidrologtan oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak hazırlattırılacak rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. ..." açıklamalarına yer verildiği, işbu dava ile ... İdare Mahkemesinin anılan dosyasında uyuşmazlık konusu maden ocaklarının aynı alanda yer aldığı, dava sebepleri, hukuka aykırılık iddiaları ve teknik ve hukuki yönden yapılacak incelemelerin benzer olduğu da dikkate alınarak Mahkemelerinin 02/06/2023 tarihli ara kararıyla işbu davada Danıştay Altıncı Dairesinin 15/11/2022 tarih ve E:2022/6561, K:2022/9682 sayılı "Bozma" kararında belirtilen ilke ve esaslara göre yeniden teşekkül ettirilecek bir bilirkişi heyeti ile yeniden mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, bu karar uyarınca 01/11/2023 tarihinde mahallinde yaptırılan keşif sonucunda Harita Mühendisi, İnşaat Mühendisi-Hidrolog, iki Çevre Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Maden Mühendisi, Arkeolog, Flora Uzmanı ve Fauna Uzmanından müteşşkil bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 02/02/2024 tarihli Bilirkişi Raporu ve dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu işleme esas Proje Tanıtım Dosyası için; Tarımsal Açıdan Yapılan Değerlendirmede; her ne kadar projenin; alanı ve rakım durumu düşünüldüğünde, rüzgarın ve diğer iklim şartlarının etkisi ile bölgede zeytin ağaçlarının gelişimini kısıtlayıcı özellik taşımadığı, 3573 sayılı Kanun'un 20. maddesine göre değerlendirildiğinde zeytincilik faaliyetleri açısından da herhangi bir zarar vermeyeceği belirtilmiş ise de; 3573 sayılı Kanun'un 20. maddesinde, gerekli tedbirler alınmış olsa bile, zeytinlik sahalarında ve bu sahalara 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri hariç kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran ya da sayılan olumsuz sonuçlara yol açma ihtimali bulunan tesislerin yapılmasının ve işletilmesinin önlenmesinin amaçlandığı açıktır. Buna göre, kamu yararı kararı alınarak dahi kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesislerin zeytinlik sahalara 3 kilometre mesafe içerisinde yapılması mümkün değildir. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelere göre, uyuşmazlık konusu "maden ocağı"na; yaklaşık 120 ile 960 metre mesafede ortalama 3 ve 20 yaşlarında toplam 26.888 m² alanı kapsayan zeytin ve yaklaşık 330 ile 1.700 metre mesafede ortalama 3,12 ve 25 yaşlarında toplam 106.137 m² alanı kapsayan fıstık ağacı bulunduğu, bu alanların Zeytinciliğin Islahı Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan Zeytinlik Saha niteliğinde olduğu, buna bağlı olarak dava konusu "ÇED Gerekli Değildir." kararının bu yönden hukuka ve mevzuata uygun olmadığı, Arkeoloji Disiplini Yönünden Yapılan Değerlendirmede; dava dosyasında yer alan bilgi-belgeler ve ilgili UYAP kayıtların göre, uyuşmazlık konusu proje alanının bir bölümünün I. Derece Arkeolojik Sit Alanı, bir bölümünün de III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilen alanda kaldığı, mezkur sit alanlarının tespitine ve tesciline ilişkin ... tarih ve ... sayılı Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu (Şanlıurfa KVKBK) kararının iptali istemiyle açılan davada ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karara göre, ... tarih ve ... sayılı Şanlıurfa KVKBK kararının I. Derece Arkeolojik Sit Alanı tespiti ve tesciline ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, III. Derece Arkeolojik Sit Alanı tespiti ve tesciline ilişkin kısmının ise iptaline karar verildiği, buna göre, uyuşmazlık konusu proje alanının -mevcut hukuki ve fiili duruma göre- bir bölümünün I. Derece Arkeolojik Sit Alanında kalması nedeniyle tarihi ve kültürel mirasın korunması bağlamında bütüncül bir yaklaşımla dava konusu "ÇED Gerekli Değildir." kararının bu yönden hukuka ve mevzuata uygun olmadığı, Flora ve Fauna Disiplinleri Yönünden Yapılan Değerlendirmede; bu iki disiplin ve inceleme konusu yönünden Bilirkişi Raporunda yer alan bilgi, tespit ve açıklamaların bilimsel açıdan yeterli verilere ve gerekçelere dayandığı, tarafların mezkur konulara dair iddialarının dikkate alındığı, bu bağlamda, somut olay ve uyuşmazlığın açıklığa kavuşturulduğu, buna bağlı olarak Raporun teknik ve bilimsel yönden yeterli ve hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlikte olduğu, Mahkemelerince yapılan yargılama neticesinde de anılan Raporda yer alan tespitler ve varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir sebep bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, buna bağlı olarak dava konusu "ÇED Gerekli Değildir." kararının tarımsal açıdan ve flora-fauna disiplinleri ile arkeoloji disiplinleri yönünden hukuka ve mevzuata uygun olmadığı, bu durumda, Şanlıurfa İli, Haliliye İlçesi, Çanaklı Mevkiinde bulunan Sicil:... (ER:...) sayılı "II-a Grubu Kalker Maden Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesi için verilen ... tarih ve ... sayılı "ÇED Gerekli Değildir." kararında hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, davacı ... yönünden ise; UYAP üzerinden temin edilen nüfus kayıt örneğinden, davacılardan ...'ın 05/02/2022 tarihinde vefat ettiği ve bu suretle taraf ehliyetini yitirdiği, işbu davanın da konusu ve mahiyeti itibarıyla yalnız öleni ilgilendiren nitelikte bir dava olduğu ve mirasçılara intikâl eden bir hak niteliğinde olmadığı anlaşıldığından adı geçen davacı yönünden dava dilekçesinin iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı İsa Polat yönünden dava dilekçesinin iptaline, diğer davacılar yönünden ise dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava konusu kararın mevzuata uygun olarak tesis edildiği, işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden hukuka uygun olduğu, davanın süresinde açılmadığı, bilirkişi raporunda yer alan flora ve faunaya yönelik tespitlerin yerinde olmadığı, proje alanın herhangi bir korunan alan içerisinde yer almadığı, Proje Tanıtım Dosyasında flora ve faunaya gerekli hassasiyetin gösterileceğinin taahhüt edildiği, arkeolojik açıdan, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü ve Şanlıurfa İl Kültür Turizm Müdürlüğünce sunulan yazılarda, alanın arkeolojik sit alanında kaldığına dair görüş bildirilmediği, alanın I. ve III. derece arkeolojik sit alanı ilan edilmesi ile ÇED Gerekli Değildir kararının ilgisinin olmadığı, faaliyetin yapılamaması anlamına geldiği, tarımsal açıdan yapılan tespitlerin de yerinde olmadığı ileri sürülmektedir. Davalı idare yanında Müdahil tarafından; davalı idarenin temyiz gerekçelerine ek olarak, davanın süre yönünden reddedilmesi gerektiği, her iki bilirkişi raporunda yer alan çelişkilerin giderilmeden temyize konu kararın verildiği, saha ile ilgili olarak verilen Mahkeme kararlarının birbiri ile çeliştiği, bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiği, alanda tarihi eser olmadığının bilirkişi raporu ile sabit olduğu, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının gerekçesinin değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili düzenlemeleri uyarınca, ... İnşaat Beton Petrol Nakliyat İthalat İhracat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin davalı yanında müdahale istemi kabul edilerek gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Şanlıurfa ili Haliliye ilçesi Çanaklı Mevkiinde yapılması planlanan Sicil:... (ER:...) sayılı "II-a Grubu Kalker Maden Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesi için davalı idare tarafından ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir." kararı verilmiştir. Bu kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; "Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları... ifade eder.'' hükmüne; 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." düzenlemesine yer verilmiştir. 25/11/2014 tarihli, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; "Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak, Etki alanı: Gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin işletme öncesi, işletilmesi ve işletme sonrasında etkilediği alanı olarak tanımlanmıştır. Aynı yönetmeliğin 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." düzenlemesine yer verilmiştir. Yönetmeliğin EK-IV bölümünde Proje Tanıtım Dosyasının Hazırlanmasında Esas Alınacak Seçme Eleme Kriterleri belirtilmiş, 1. Projenin Özellikleri kısmında: a) Projenin ve yerin alternatiflerinin (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenlerinin), b) Projenin iş akım şemasının, kapasitesinin, kapladığı alanın, teknolojisinin, çalışacak personel sayısının, c) Doğal kaynakların kullanımının (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), ç) Atık miktarının (katı, sıvı, gaz ve benzeri) ve atıkların kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinin, d) Kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riskinin, 2. Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri kısmında: a) Mevcut Arazi Kullanımı ve kalitesi (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek-V’deki Duyarlı Yöreler Listesi dikkate alınarak korunması gereken alanlar, 3. kısmında; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler ile Notlar ve Kaynakların, Ekler kısmında ise: 1- Proje için seçilen yerin koordinatlarının, 2- Proje alanı ve yakın çevresinin mevcut arazi kullanımını değerlendirmek için; yerleşim alanlarının, ulaşım ağlarının, enerji nakil hatlarının, mevcut tesislerin ve ek-5'de yer alan Duyarlı Yöreler Listesinde belirtilen diğer alanların (proje alanı ve yakın çevresinde bulunması halinde) yerlerine ilişkin verileri gösterir bilgiler 1/25.000 ölçekli halihazır harita (çevre düzeni planı, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, topografik harita) üzerine işlenerek kısaca açıklanmasının, jeoloji haritasının ve depremselliğin belirtilmesi gerektiği şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde Kültür varlığı; "Tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklar", Sit; "tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır" şeklinde tanımlanmış, "Devlet malı niteliği" başlıklı 5. maddesinde; "Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir." hükmüne, "Tespit ve tescil" başlıklı 7. maddesinde; "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur...Tespit ve tescil ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir." hükmüne, "Korunma alanı ile ilgili karar alma yetkisi" başlıklı 8. maddesinde; "Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tespiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir..." hükmüne, "İzinsiz Müdahale ve Kullanma Yasağı" başlıklı 9. maddesinde, "Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır" hükmüne, "Yetki ve yöntem" başlıklı 10. maddesinde; "her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir." hükmüne, "Kararlara uyma zorunluluğu" başlıklı 61. maddesinde; "Kamu kurum ve kuruluşları ve belediyeler ile gerçek ve tüzel kişiler, Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurullarının kararlarına uymak zorundadır..." düzenlemesine yer verilmiştir. Arkeolojik Sitler Koruma ve Kullanma Koşullarına ilişkin 05.11.1999 tarihli, 658 sayılı İlke Kararında, Arkeolojik Sit; insanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygurlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlar olarak tanımlanmış, I. Derece Arkeolojik Sit alanlarının; korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanları olduğu belirtilmiş, bu alanlarda, kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilmemesine, imar planlarında aynen korunacak sit alanı olarak belirlenmesine, bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamayacağına, ancak; resmi ve özel kuruluşlarca zorunlu durumlarda yapılacak alt yapı uygulamaları için müze müdürlüğünün ve varsa kazı başkanının görüşüyle konunun koruma kurulunda değerlendirilmesine, yeni tarımsal alanların açılmamasına, yalnızca sınırlı mevsimlik tarımsal faaliyetlerin devam edebileceğine, koruma kurullarınca uygun görülmesi halinde seracılığa devam edilebileceğine, höyük ve tümülüslerde toprağın sürülmesine dayanan tarımsal faaliyetlerin kesinlikle yasaklanmasına, ağaçlandırmaya gidilmemesine, yalnızca mevcut ağaçlardan ürün alınabileceğine, taş, toprak, kum vb. alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocakların açılmamasına, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzeme dökülmemesine... karar verildiği, III. Derece Arkeolojik Sit alanlarının ise; koruma - kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alanlar olduğu ifade edilmiş, Bu alanlarda, geçiş dönemi yapılanma koşullarının belirlenmesine, ...III. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenen arkeolojik sit alanlarında koruma kurullarının, sondaj kazısı yapılacak alanlara ilişkin genel sondaj kararı alabileceğine, taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetine tesir etmeyecek şekilde ilgili koruma kurulundan izin almak koşuluyla birleştirme (tevhit) ve ayırma (ifraz) yapılabileceğine, bu alanlarda, taş, toprak, kum vb. alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocaklarının açılmamasına, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzemenin dökülmemesine, ... karar verildiği belirtilmektedir. 3213 sayılı Maden Kanununun "Madencilik Faaliyetlerinde İzinler" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrası; "Özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahaları, muhafaza ormanları, 04/04/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre korunması gerekli alanlar, 1 inci derece askeri yasak bölgeler, 1/5000 ölçekli imar planı onaylanmış alanlar, 1 inci derece sit alanları ile madencilik amacı dışında tahsis edilen ve Genel Müdürlük tarafından uygun görüş verilen elektrik santralleri, organize sanayi bölgeleri, petrol, doğalgaz ve jeotermal boru hatları gibi yatırım alanlarına ait koordinatlar ilgili kurumlar tarafından Genel Müdürlüğe bildirilir", hükmünü, 3. fıkrası; "Madencilik faaliyeti yapılan alanların, izne tabi alan olmaları halinde, ilgili olduğu kanun hükümlerine göre gerekli izinlerin alınması zorunludur. Ancak, Genel Müdürlükçe işletme ruhsatı verildikten sonra, işletme ruhsat alanının diğer kanunlara göre izne tabi alan haline gelmesi durumunda ilgili kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi suretiyle kazanılmış haklar korunarak faaliyetler sürdürülür. Diğer kanunlara göre izne tabi alanlar, Genel Müdürlüğün görüşü alınarak belirlenir." hükmünü içermektedir. Yine 21/06/2005 tarih ve 25852 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği'nin 50. maddesinde; "Madencilik faaliyetleri esnasında kültür ve tabiat varlıklarına rastlanması halinde maden ruhsat sahibi, kültür ve tabiat varlığının olduğu alandaki faaliyetini geçici olarak durdurarak en geç üç gün içinde en yakın müze müdürlüğüne, mülki idare amirliğine veya Genel Müdürlüğe bildirir. En geç on gün içinde ilgili bakanlık ve Genel Müdürlük elemanlarından oluşacak bir heyet yerinde incelemelerini yapar. Yapılan inceleme sonucu, hazırlanan raporlar göz önünde bulundurularak o alandaki faaliyetin durumuna ilişkin ilgili kurulca karar verilir." düzenlemesine, "Kültür ve tabiat varlıklarının zarar görmesi" başlıklı 51. maddesinde; "Madencilik faaliyetleri esnasında korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının bilerek yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına sebebiyet veren veya kültür ve tabiat varlığına rastlanıldığında haber vermeyen ruhsat sahiplerine ait alanlardaki faaliyet durdurularak Kanun ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu hükümleri uygulanır. " düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dava dosyasının incelenmesinden; Mahkeme kararına dayanak alınan 02/02/2024 tarihli Bilirkişi Raporunda; projenin arkeolojik açıdan değerlendirilmesinde; arkeolog bilirkişi tarafından; alanda iş makineleri ile faaliyetlerin devam ettiğinin gözlendiği, alanın Karahan ören yerine yaklaşık 11-12 km uzaklıkta olduğu, davaya konu alan ile ilgili Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı karar ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı Koruma ve Kullanma Şartları ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanma Şartlarının belirlenmiş olduğu, alanda önceki bir tarihte ... İdare Mahkemesi ile ... sayılı dosyasında da (Dairemizin E:... sayılı dosyası) bilirkişi heyet üyesi olarak inceleme yaptığı, yüzeyde 3. Derece sit alanı içinde herhangi bir arkeolojik taşınır/taşınmaz kültür varlığı tespit edilemediği, Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından yeni bir izin kararı ile sit sınırlarının irdelenmesi/değiştirilmesi sonrası arkeolojik açıdan herhangi bir sakınca bulunmadığı, ancak mevcut 3. Derece sit alanı kararı/sit sınırları değişmediği sürece 2863 sayılı Yasanın 9. maddesi hükmü ve 658 sayılı İlke kararı 3/f maddesi hükmünce madencilik faaliyetleri vb. inşai-fiziki uygulamaların yapılmak istenmesinin uygun olmadığı, 1. Derece arkeolojik sit alanında madencilik faaliyetlerinin uygun olmadığı değerlendirmelerinde bulunulduğu görülmektedir. Dava konusu proje alanını da içine alacak şekilde; Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 21/09/2021 tarihli, 6469 sayılı Kararı ile Şanlıurfa İli, Haliliye İlçesi, Asri, Kargalı, İnci, Açıkyazı, Sarpdere Mahalleri, Eyyubiye İlçesi, ... Mahallesi, Tek Tek Dağlarının bir kısmında "Tek Tek Dağları Mezar Yapıları (Alan 1, Alan 2, Alan 3, Alan 4) olarak adlandırılan alanın I. Derece Arkeolojik sit alanı ve Tek Tek Dağları Neolitik Çağ Yerleşmeleri olarak belirtilen alanın III. Derece Arkeolojik Sit alanı olarak, Kurulca hazırlanan ekli 1/50000 ölçekli haritada koordinatlarıyla gösterildiği şekilde tesciline, Tek Tek Dağları Mezar Yapıları (Alan 1, Alan 2, Alan 3, Alan 4) I. Derece ve Tek Tek Dağları Neolitik Çağ Yerleşmeleri III. Derece Arkeolojik Sit Alanı Koruma ve Kullanım Koşullarının belirlenmesine karar verildiği, söz konusu kararın iptali istemiyle açılan davada davanın reddi yolunda verilen kararın; davanın 1. Derece arkeolojik sit kararına ilişkin kısmının reddi, III. Derece arkeolojik sit kararına ilişkin kısmının ise iptali yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının temyiz edilmesi üzerine Dairemizin E:2024/1368 sayılı dosyasında, Dairemizce; arkeolojik sit alanlarının tespit ve tescili için; çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlara dayanma ve topoğrafik açıdan yeterli olma şartlarının yeterli olduğu, mevzuatın öngördüğü şekilde, Üçüncü Derece Arkeolojik Sitlerin tespiti ve tescilinde; ender rastlanan buluntulardan ve/veya bilimsel araştırmalar, çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlar sonucunda kültür varlığı veya kalıntısı bulunma olasılığı olan alanlardan olması veya Birinci ve İkinci Derece Arkeolojik Sitlerle etkileşim içinde ve bu alanların korunmasında uzun ya da kısa vadede kamu yararı olan alanlardan olmasının arandığı, üzerinde çalışma yapılan alanın birinci veya ikinci derece arkeolojik sit alanları ile etkileşim içerisinde olması ve uzun yada kısa vadede korunmasında kamu yararı olması durumunda dahi üçüncü derece arkeolojik sit alanı olarak tescil için yeterli görüldüğü, bilimsel varsayımlar sonucunda kültür varlığı veya kalıntısı bulunma olasılığı olan alanlardan olduğu belirtilen, I. Derece arkeolojik sit alanı olarak tespit edilen alan ile etkileşim içinde olduğu anlaşılan alanların III. Derece arkeolojik alanı olarak tescil edilmek suretiyle korunmasında kamu yararı olduğu, Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarihli, ... sayılı Kararında hukuka aykırılık olmadığı sonucuna ulaşılarak Dairemizin 18/09/2024 tarihli, E:2024/1368, K: 4845 sayılı kararı ile Bölge İdare Mahkemesinin ... tarih ve E...., K.... sayılı kararı ile Kurul Kararının davacının ruhsat sahasını da kapsayan alanın III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilmesine ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanındadır Şerhi Konulmasına İlişkin kısmının iptali yolunda verdiği kararın bozulmasına karar verildiğinden, Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarihli, ... sayılı Kararı; dava konusu proje alanını da kapsayacak şekilde gerek I. Derece arkeoloik sit alanı, gerekse III. Derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen alan bakımından, hukuken mevcudiyetini koruduğu dikkate alındığında; alanda, Kalker Maden Ocağı ve Kırma Eleme Tesisine yönelik proje için verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararında hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 18/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.