(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/8577 E. , 2010/14788 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, 29 Mart 2009 mahalli idareler seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi ... Belediye Başkan adayı olduğunu, davalı ile 27 …
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/8577 E. , 2010/14788 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, 29 Mart 2009 mahalli idareler seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi ... Belediye Başkan adayı olduğunu, davalı ile 27 Mart 2009 tarihinde seçim kampanyası kapsamında konser vermesi için anlaştıklarını, davalının kanal (D)’de yayınlanmakta olan sabah programında da, ...’de konser vereceğini defalarca duyurduğunu, 25.3.2009 tarihinde 18.375, 00 YTL’lik konser ücretinin de, davalının banka hesabına yatırıldığını, 25.3.2009 tarihinde, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı ...’nun bir helikopter kazası sonucunda vefatı üzerine, konserin taraflar arasında karşılıklı olarak feshedildiğini, ancak davalıya ödenmiş olan konser ücretinin iade edilmediğini, tahsili için başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, ... Bağcılar’da ikamet ettiğinden, kendisine karşı yapılacak icra takipleri ve açılacak davalar nedeniyle ... icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, ... İcra Müdürlüğünün ve ... Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkisine itiraz ettiğini, davacı ile yapılmış hiçbir sözleşmesinin bulunmadığı gibi, 18.3.2009 tarihli sözleşmede de imzasının olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, taraflar arasında yapılmış yazılı bir sözleşmenin bulunmaması ve takibin de ilamsız takibe dayalı olması nedeniyle, yetkili icra dairesinin davalının ikametgahının bulunduğu ... İcra Dairesi olduğu, takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı belirtilerek, davalının yetki itirazının kabulü ile davanın bu nedenle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. HUMK.nun 9. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı kanunun 10. maddesinde, sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edildiği veya davalı ya da vekilinin dava tarihinde orada 2010/8577-14788 bulunması kaydıyla, sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki, bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Davacı, davasını özel veya genel yetkili mahkemelerden herhangi birinde açabilir. Öte yandan, Borçlar Kanununun 73. maddesine göre, sözleşmeden doğan para borcu, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, alacaklının ödeme zamanındaki ikametgahında ödeneceğinden alacaklı, bu para borcunun ödenmesi için yetkili olan kendi ikametgahında da takip ve dava açabilir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakılacak olursa; davacı, davalı ile aralarındaki sözleşmeye dayanmış, davalı ise, davacı ile herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını savunarak, takip ve dava yönünden, ikametgahının bulunduğu ... icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu bildirmiştir. Gerçekten taraflar arasında, davacının ileri sürdüğü gibi bir sözleşme var ise, yetki itirazı reddedilerek, işin esasının incelenmesi gereklidir. Bu noktada hemen belirtilmelidir ki, tarafların imzasını taşıyan yazılı bir sözleşmenin ibraz edilmemiş olması, sözleşme ilişkisinin mevcut olmadığını göstermediği gibi, yazılı şekil, sözleşmenin varlığının ispat edilebilmesi için tek ve mutlak koşul da değildir. Kaldı ki davacı tarafından dosyaya 18.3.2009 tarihli bir protokol ibraz edilmiş olup, her ne kadar söz konusu protokolde davalının adı ve imzası mevcut değilse de, protokolde imzası bulunan ve davalının menajeri olarak taahhüt altına giren kişinin, davalıyı temsile yetkili olup olmadığı, dolayısıyla söz konusu protokolün, davalıyı bağlayıp bağlamayacağı da incelenip değerlendirilmemiştir. O halde mahkemece, yetki itirazına etkili bulunan sözleşmenin varlığı konusunda, tarafların tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmek suretiyle, sözleşmenin varlığının tespiti halinde, az yukarda da değinildiği üzere, dava konusu talep, para alacağının tahsili istemine ilişkin olup, Borçlar Kanununun 73. maddesi gereğince, alacaklı bu para borcunun ödenmesi için, kendi ikametgahında da dava açabileceğinden, yetki itirazı reddedilerek, işin esasının incelenmesi, aksi halde ise, olayda sözleşmeden doğan yetki kuralları uygulanamayacağından, şimdiki gibi karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunup bulunmadığı araştırılıp belirlenmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. (Bkz. Dairemize ait E.2004/4220 K.2004/13032 sayılı, 28.9.2004 tarihli karar da aynı yöndedir.) SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 9.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.