Başvuru, vazife malulü aylığı bağlanması talebiyle açılan davada gerekçesiz karar verilmesi ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin AYİM) yapısından kaynaklanan hususlar nedeniyle adil yargılama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, vazife malulü aylığı bağlanması talebiyle açılan davada gerekçesiz karar verilmesi ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin (AYİM) yapısından kaynaklanan hususlar nedeniyle adil yargılama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 29/4/2014 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 31/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş sunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun oğlu, terör olaylarının yaşandığı sınır birliğinde asteğmen olarak zorunlu askerlik görevini yapmaktayken 2/1/1996 tarihinde nöbetçi subaylık görevini devrettikten sonra kaldığı tabur misafirhanesinin banyosunda şofbenden sızan gazdan zehirlenerek vefat etmiştir. Askerî Savcılıkça yapılan soruşturma sonucunda olayın şofbendeki teknik bir arızadan kaynaklandığı belirtilerek Savcılığın 21/12/1996 tarihli ve E.1996/118, K.1996/613 sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Başvurucu, ölen oğlundan dolayı vazife malullüğü aylığı bağlanması için 1996 yılında Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne başvurmuş ancak ölüm olayının müteveffanın nöbet bitiminde istirahatli olduğu sırada vuku bulduğu, vefatında görevin neden ve etkisinin söz konusu olmadığı gerekçeleriyle başvuru reddedilmiştir. Başvurucu 12/7/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6353 sayılı Kanun ile 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun maddesinde değişiklik yapıldığından bahisle 8/1/2013 tarihinde yeniden başvuruda bulunmuş ise de Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 6/2/2013 tarihli yazısıyla başvurusu reddedilmiştir. Bu işlemin iptali istemiyle açılan dava AYİM Üçüncü Dairesinin 5/12/2013 tarihli ve E.2013/1466, K.2013/1467 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Kararda 5434 sayılı Kanun'un ve maddelerine yer verildikten sonra şu gerekçe yer almıştır:"Somut olaya dönecek olursak; Davacının oğlunun, 1996 tarihinde bölük nöbetçi subayı olduğu, nöbeti devredip sabah saatlerinde kaldığı tabur misafirhanesinin banyosuna girdiği, banyoda şofbenden sızan gaz nedeniyle aynı gün vefat ettiği, vefat olayının görevin sebep ve etkisiyle meydana gelmediği, davacının vazife malulü olarak sayılmasına olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle davacıya, aylık bağlanabilmesi için gerekli "vazife malullüğü" koşulu gerçekleşmediğinden tesis edilen işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davanın bu nedenle reddine karar verilmiştir." Başsavcılık düşüncesinde, başvurucunun oğlunun askerlik hizmetini yerine getirdiği birliğin sınır birliği olduğu ve birlik personelinin ikameti için misafirhane tesis edildiği, misafirhanede ikamet edilmesinin hizmetin devamlılığını sağlamaya yönelik olarak verilen bir emre dayandığı, istirahat hâlinde de olsa misafirhanede kalanların vazife ile irtibatlarının kesilmediği, yapılan tahkikatta müteveffanın kusur veya ihmalinin bulunmadığının da anlaşıldığı, dolayısıyla vefat olayı vazifenin sebep ve tesiri ile meydana geldiğinden dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 27/3/2014 tarihli ve E.2014/428, K.2014/419 sayılı kararıyla reddedilmiştir.Karar 8/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.Başvurucu 29/4/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.B. İlgili Hukuk5434 sayılı Kanun’un maddesinde malullük şu şekilde tanımlanmıştır: ''Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere (malul) denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır.'' 5434 sayılı Kanun'un maddesinde vazife malullüğü ve vazife malulü şu şekilde tanımlanmıştır:''44 üncü maddede yazılı malullük; a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla); ç) Fabrika, atelye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; buna (Vazife malullüğü) ve bunlara uğrıyanlara da (Vazife malulü) denir.''5434 sayılı Kanun'un maddesinin fıkrası şöyledir: ''Değişik cümle: 04/07/2012 - 6353 S.K./ md.) 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen durumlardan dolayı veya 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile bu Kanuna ek 18/12/1981 tarihli ve 2566 sayılı Bazı Kamu Görevlilerine Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında mütalaa edilen görevler nedeniyle veya 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren olaylar sebebiyle hayatlarını kaybetmiş bulunan iştirakçilerle bunlardan aylık almaktayken ölenlerin, baba veya analarına; yukarıda belirtilen kanunların veya bu Kanunun 56 ncı maddesi kapsamına girecek şekilde hayatını kaybeden erbaş ve erlere veya 56 ncı maddede belirtilen öğrencilere ya da bunlardan aynı sebeplerle aylık almakta iken ölenlerin ana veya babalarına; ölüm tarihini takip eden ay başından geçerli olarak malullük ve muhtaçlık şartı aranmaksızın aylık bağlanır, hayatını kaybeden erbaş ve erler ile yedek subay okulu öğrencilerinin ana ve babasına bağlanan aylığın toplamı 16 yaşından büyük işçiler için tespit edilen otuz günlük asgari ücretin net tutarından az olamaz. Babaya bağlanan aylık, dul ve yetimlerin bulunması hali de dahil, ana ve babaya eşit olarak paylaştırılarak ödenir. Dul ve yetimlerle beraber baba veya anaya aylık bağlanması halinde, eş ve çocukların aylıkları baba veya ananın bulunmadığı durumlarda bağlanacak aylıktan az olamaz. 03/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Kanun ile bu Kanuna ek 18/12/1981 tarihli ve 2566 sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilen görevler nedeniyle bağlanan aylıklar Bakanlar Kurulu Kararıyla iki katına kadar çıkartılabilir... ''