Başvurucu, aile konutu olan taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılması talebiyle açılan davanın reddedilmesi neticesinde, adil yargılanma ve ailenin korunması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitiyle, yeniden yargılama yapılmasına, yeniden yargılama talebinin reddi halinde, uğradığı zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Başvurucu, aile konutu olan taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılması talebiyle açılan davanın reddedilmesi neticesinde, adil yargılanma ve ailenin korunması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitiyle, yeniden yargılama yapılmasına, yeniden yargılama talebinin reddi halinde, uğradığı zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Başvuru, 29/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde belirtilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu tarafından, 23/12/2010 tarihinde Kayseri Aile Mahkemesinde, tapuda eşi adına kayıtlı olan konutun aile konutu olduğu ancak rızası alınmaksızın bir banka adına taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiği ve bu hakka dayanılarak taşınmazın icraen satış işlemlerine başlanıldığı, taşınmazın aile konutu olduğunun Kayseri Aile Mahkemesinin 12/10/2010 tarih ve E.2010/388, K.2010/1020 sayılı kararı ile hüküm altına alındığı belirtilerek, taşınmaz üzerindeki ipoteğin ve haczin kaldırılması talep edilmiştir. Mahkemenin 22/12/2011 tarih ve E.2010/1258, K.2011/1246 sayılı kararı ile, her ne kadar dava konusu taşınmazın aile konutu olduğu Kayseri Aile Mahkemesinin 12/10/2010 tarih ve E.2010/388, K.2010/1020 sayılı kararı ile hüküm altına alınmış ise de, ipoteğin kurulduğu aşamada konutun tapu kaydı üzerinde aile konutu şerhi bulunmadığı gibi, belirtilen süreçte ilgili taşınmazın başvurucu ve eşinin aile konutu olmadığının tespit edildiği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararı temyiz edilmekle, Yargıtay Hukuk Dairesinin 13/2/2013 tarih ve E.2012/8364, K.2013/3452 sayılı kararı ile onanmıştır. Karar düzeltme talebi Yargıtay Hukuk Dairesinin 19/6/2013 tarih ve E.2013/11462, K.2013/17097 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Karar başvurucu tarafından 31/7/2013 tarihinde öğrenilmiştir.B. İlgili Hukuk 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir.Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.(1)Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.”