8. Hukuk Dairesi 2016/13318 E. , 2020/5139 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil, Tapu İptali Ve Tescil, Muhdesat Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile duruşmasız olarak bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu an…
**8. Hukuk Dairesi 2016/13318 E. , 2020/5139 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil, Tapu İptali Ve Tescil, Muhdesat Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile duruşmasız olarak bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15.09.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden taraflardan gelen olmadı. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, dava konusu 339 parsel sayılı taşınmazın, 1970’li yıllarda vekil edeninin murisi ... tarafından, davalıların murisinden haricen satın alındığını, taşınmazın zilyetliğinin ...’ya teslim edildiğini, satış senedi düzenlenmediğini, vekil edeninin murisinin ölümü neticesinde yapılan taksim ile dava konusu yerin vekil edenine bırakıldığını ve uzun yıllardır da vekil edeni tarafından kullanıldığını, vekil edeninin taşınmaz üzerine 1990’lı yıllarda 75 adet incir ağacı ile 50 adet zeytin ağacı diktiğini, TMK’nin 713/1-2 ve 5.maddeleri gereği tapu malikinin ölümünün üzerinden 20 yıl geçmesi nedeniyle taşınmazın mülkiyeti ile ağaçların mülkiyetini talep etmek gerektiğini açıklayarak, 339 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline, aksi halde vekil edeni tarafından dikilen 75 adet incir ağacı ile 50 adet zeytin ağacının mülkiyetinin vekil edeni adına tespiti ile tapu kaydına şerh verilmesine karar verilmesi istemiştir. Davalılardan ..., ..., ... ve ...vekili; satışa ilişkin yazılı belge bulunmadığını, davalıların çeşitli tarihlerde davacıyı kira ödemesi ve taşınmazı boşaltması için uyardıklarını, ağaçların bir kısmının taşınmaz üzerinde zaten var olduğunu beyanla davanın reddini savunmuş ve karşı dava olarak da 10.000,00 TL ecrimisilin davacı/karşı davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiş, 26.11.2015 havale tarihli dilekçesi ile ecrimisil talebini 14.237,50 TL’ye yükseltmiştir. Mahkemece, TMK’nin 713. maddesinde belirtilen şartların oluşmadığı, tapulu taşınmazın harici satışının geçersiz olduğu gerekçesi ile davacının tapu iptal ve tescil isteminin reddine, muhtesatın tespiti isteminin, HMK’nin 106/2 maddesi gereğince hukuken korunmaya değer güncel yararı bulunmadığından reddine, davalıların ecrimisil isteminin ise, taşınmaz üzerindeki ağaçların davacı tarafından dikildiği, taşınmazın kullanımına davalıların zımni muvafakat gösterdiği, intifadan men koşulunun oluşmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi üzerine; hüküm asıl davada davacı vekili ile karşı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Asıl dava, TMK'nin 713/1. fıkrasındaki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve 2. fıkrasında yer alan, “…maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebeplerine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davası, olmaz ise muhdesat tespiti, karşı dava ise ecrimisil isteğine ilişkindir. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanun'un açıkça izin verdiği hallerden biri de, TMK’nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Somut olayda; dava konusu 339 parsel sayılı taşınmazın 30.8.1963 tarihinde senetsizden Mehmet Pala adına tespit edildiğine ve tutanak 9.1.1964 tarihinde kesinleştiğine, kayıt maliki Mehmet Pala 24.1.1970 tarihinde vefat ettiğine, eldeki dava ise 12.1.2015 tarihinde açıldığına göre, kayıt malikinin ölüm tarihi ile TMK’nin 713/2. fıkrasındaki; “…ölmüş…” sözcüğünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği 17.3.2011 tarihine kadar 20 yıllık süresin geçtiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar Mahkemece, tapuya kayıtlı taşınmazlarda harici satış işleminin geçerli olmaması hususu ret kararına gerekçe yapılmış ve bu tespit doğru ise de, TMK’nin 713/1. fıkrasındaki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve 2. fıkrasında yer alan, “…maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebeplerine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davalarında, harici satış sadece davacı tarafın zilyetliğinin başlangıç tarihini tespit etmekte önem arz etmekte olup, bu durumda Mahkemece araştırılması gereken husus, davacı tarafın, kayıt malikinin ölüm tarihinden, “ölüm” nedeninin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği tarihe kadar, dava konusu taşınmazda 20 yıllık malik sıfatı ile zilyetliğinin bulunup bulunmadığı hususudur. Davacı tanıkları ... ve Abdullah Sakız ile davalı tanıkları ... ve ...tarafından, dava konusu taşınmazın davacı ... tarafından kullanıldığının beyan edildiğine ve davacı tarafça tanık olarak yedi kişinin ismi bildirilip tanıkların dinlenmesinden açıkça vazgeçilmediğine göre, Mahkemece, davacı tarafın diğer tanıklarının da keşif mahallinde dinlenilmesi suretiyle, kayıt malikinin ölüm tarihinden sonra davacı tarafın dava konusu taşınmazda koşullarına uygun nizasız fasılasız 20 yıl malik sıfatıyla zilyetliğinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek toplanmış ve toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır. Bozma nedenine göre asıl davada davacı vekilinin sair temyiz itirazları ile karşı davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek duyulmamıştır. SONUÇ: Asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre asıl davada davacı vekilinin sair temyiz itirazları ile karşı davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 15.9.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.