Başvuru işe iade davasında savunmanın genişletilmesi yasağının dikkate alınmaması ve hukuk kurallarının uygulanmasında hataya düşülerek adil olmayan karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru işe iade davasında savunmanın genişletilmesi yasağının dikkate alınmaması ve hukuk kurallarının uygulanmasında hataya düşülerek adil olmayan karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 9/7/2014 tarihinde Elazığ Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosu vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 23/11/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu belirsiz süreli hizmet akdiyle çalıştığı şirketin Elazığ İl Müdürlüğünde görevli iken Diyarbakır ilindeki birimine tayin edilmiştir. İl dışına yapılan bu tayini kabul etmeyen başvurucu, nakil işlemin iptali için 10/4/2012 tarihinde dava açmıştır. Başvurucu aynı süreçte 3/4/2012 tarihinde bir aylık, 3/5/2012 tarihinde kırk beş günlük, 18/6/2012 tarihinde yirmi günlük ve 6/7/2012 tarihinde on günlük olmak üzere dört sağlık raporu almıştır. Bunun üzerine işveren, aldığı sağlık raporlarının toplam süresinin kanunda öngörülen süreyi aştığı gerekçesiyle başvurucunun iş akdini 16/7/2012 tarihinde feshetmiştir. Başvurucu iş akdinin haksız şekilde feshedildiğini ileri sürerek 23/7/2012 tarihinde Ankara İş Mahkemesinde işe iade davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde rızası ve muvafakatı alınmadan başka ile tayin edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı kurumun iç emirlerine göre bölge müdürünün il dışı tayin yetkisi bulunmadığı hâlde tayininin bölge müdürü tarafından yapıldığını, bu nedenle işlemin yetki yönünden sakat olduğunu, aldığı sağlık raporlarının davalı kurumca yapılan hukuka aykırı tayin işlemi sonucunda uğradığı rahatsızlıklar nedeniyle verildiğini, davalının bu sağlık raporlarını gerekçe göstererek iş akdini feshetmesinin haksız olduğunu ileri sürmüştür. Ankara İş Mahkemesi 6/5/2013 tarihli ve E.2012/783, K.2013/547 sayılı kararı ile başvurucunun aldığı sağlık raporlarını ve sürelerini gözönüne alarak feshin kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:“Dosyamız içerisinde bulunan iş akdinin feshi belgesi incelendiğinde 16/12/2010 tarih, ve 13 sayılı yönetim kurulu kararının maddesine göre, davacının iş akdi 31/12/2010 tarihinde fesih edilmiştir.Yukarıda 4857 sayılı kanunun madde hükmü belirtilmiştir. İş sözleşmesini fesih eden işveren, feshi yazılı yapmak ve fesih gerekçesini yazılı olarak işçiye bildirmek zorundadır. Fesih yazısında 4857 sayılı kanunun maddesindeki bildirim sürelerini alt alta aşmasından dolayı fesih edilmiştir.Davacı 03/04/2012 tarihinden itibaren 1 ay, 03/05/2012 tarihinden itibaren 45 gün, 18/06/2012 tarihinden itibaren 20 gün, 06/07/2012 tarihinden itibaren 10 gün rapor almıştır. Bu raporlar gerekçe gösterilerek iş akdi fesih edilmiştir. Raporlar ve süresi göz önüne alındığında göz önüne alındığında işveren feshi yasaya uygundur. Bu nedenle davanın reddine karar [verilmiştir].” Başvurucu bu kararı temyiz etmiş; temyiz dilekçesinde, aldığı sağlık raporlarının davalı kurumun hukuka aykırı işlemi sonucunda uğradığı rahatsızlıklar nedeniyle verildiğinin ve iş akdinin, eski çalışanların tasfiye edilmesi amacıyla feshedildiğinin ilk derece mahkemesince dikkate alınmadığını, usulüne uygun alınan sağlık raporlarının işverene iş akdini fesih yetkisi vermediğini, feshin son çare olması prensibinin uygulanmadığını, iş akdi feshedilmeden önce savunmasının alınmadığını ileri sürmüştür. Yargıtay Hukuk Dairesi 13/3/2014 tarihli ve E.2013/33335, K.2014/5729 sayılı ilamıyla “başvurucunun fesih sebebi yapılan davranışlarının haklı fesih ağırlığında olmadığı, feshin geçerli sebebe dayandığı” şeklinde düzeltilen gerekçeyle ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. Yargıtay ilamının ilgili kısmı şöyledir: “Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, davacının fesih sebebi yapılan davranışlarının haklı fesih ağırlığında olmadığı, feshin geçerli sebebe dayandığının anlaşılmasına göre, davacının tüm temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibarı ile doğru olan kararın bu gerekçe ile ONANMASINA ... karar verildi.” Nihai karar, başvurucuya 19/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiş; başvurucu 9/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, Feshedilmiş sayılır.” 4857 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır…” 4857 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır.” 4857 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir...” 4857 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa veya sakatlığa uğraması halinde, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi. b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez.” 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yazılı yargılama usulünde iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesine ilişkin maddesi şöyledir:“(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.(2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.” 6100 sayılı Kanun’un basit yargılama usulünde iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağına ilişkin maddesi şöyledir: “(1) İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar.”