Başvurucu, Zeytinburnu Belediyesince murisi adına tescilli taşınmazın usulsüz olarak kamulaştırıldığını, murisinin vefatından sonra kamulaştırmasız el atma nedeniyle açtığı tazminat davasında davanın kabul edilerek lehine karar verilmesine rağmen idarece yargı kararının icra edilmemesi ve kamu mallarının haczinin mümkün olmaması nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere ve manevi tazminata hükmedilmesini
Başvurucu, Zeytinburnu Belediyesince murisi adına tescilli taşınmazın usulsüz olarak kamulaştırıldığını, murisinin vefatından sonra kamulaştırmasız el atma nedeniyle açtığı tazminat davasında davanın kabul edilerek lehine karar verilmesine rağmen idarece yargı kararının icra edilmemesi ve kamu mallarının haczinin mümkün olmaması nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Başvuru, 20/2/2013 tarihinde Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 29/3/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. İkinci Bölümün 6/6/2013 tarihli ara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığının 1/8/2013 tarihli görüş yazısı 14/8/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde 23/8/2013 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile ilgili dava dosyasında yer alan olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun murisi (annesi) HermineMAZMAN’ın hisse sahibi olduğu Zeytinburnu ilçesi sınırları içinde yer alan taşınmaz hakkında Zeytinburnu Belediyesinin (İdare) 18/7/1986 tarihli kararıyla kamulaştırma kararı alınmıştır. Başvurucunun murisi 26/7/1987 tarihinde vefat etmiştir. Başvurucunun murisinin vefatından haberdar olmayan İdare, kamulaştırma işlemlerini ölü kişiye karşı sürdürerek 14/10/1988 tarihinde taşınmazın kendi adına tespiti için Zeytinburnu İkinci Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkemece başvurucunun murisinin adresi tespit edilemediğinden ilanen tebligat yapılarak davaya devam edilmiş ve 1/5/1989 tarih ve E.1988/513, K.1989/265 sayılı kararla taşınmazın idare adına tesciline karar verilmiştir. Dava konusu taşınmaz, 3/4/1990 tarihinde idare adına tapuya hükmen tescil edilmiş ve idare kamulaştırdığı taşınmazı ifraz ederek üçüncü kişilere satmıştır. İdarece başvurucunun murisi adına Ziraat Bankasına yatırılan kamulaştırma bedeli, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle 31/1/2002 tarihinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredilmek üzere Genel Müdürlük kayıtlarına alınmıştır. Bu durumu yıllar sonra öğrenen başvurucu, 14/7/2009 tarihinde Bakırköy Birinci Asliye Hukuk Mahkemesinde haklarını saklı tutmak kaydıyla 000,00 TL talepli kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmıştır. Mahkemece 23/2/2010 tarihinde dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde bilirkişiler nezaretinde keşif yapılmış, ayrıca taşınmazın bedel tespitine esas olmak üzere emlak vergi beyanlarıyla emsal bildirimi ve imar durumunu tespit için ilgili kurumlara müzekkere yazarak gerekli incelemeyi tamamlamıştır. Mahkemece 1/3/2010 tarihli bilirkişi raporuna itiraz için taraflara süre verilmiş, başvurucu 21/4/2010 tarihli duruşmada rapora itirazının olmadığını beyan etmiştir. Başvurucu 31/1/2011 tarihli ıslah dilekçesiyle taşınmazın bilirkişilerce tespit edilen değeri olan 000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle beraber tahsilini talep etmiştir. Mahkeme 2/6/2011 tarihli ve E.2009/209, K.2011/94 sayılı kararıyla davayı kabul ederek başvurucuya murisine ait taşınmazın dava tarihi itibarıyla değeri olan 000,00 TL’nin tazminat olarak ödenmesine karar vermiştir. Karar davalı idare tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay Hukuk Dairesi, 1/3/2012 tarihli ve E.2011/16175, K.2012/3647 sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi hükmünü onamıştır. Başvurucu, 29/3/2012 tarihinde Küçükçekmece Birinci İcra Müdürlüğünün 2012/2459 sayılı dosyasıyla ilama dayalı alacağı hakkında icra takibine başlamıştır. Davalı idarenin karar düzeltme talebi Yargıtay’ın aynı dairesinin, 17/9/2012 tarihli ve E.2012/12238, K.2012/16531 sayılı kararı ile reddedilmiş ve karar aynı tarihte kesinleşmiştir. İcra takibine rağmen borçlu idare borcunu ödememiş, 4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun geçici ve 13/2/2011 tarih ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un geçici maddelerinde yer alan kamu mallarının haczedilmezliğine ilişkin hükümler nedeniyle de başvurucu haciz işlemi yaptıramamıştır. Başvurucu 18/1/2013 tarihli dilekçesiyle İdareye kesinleşen yargı kararına dayalı alacağını ne zaman ödeneceğini, hangi tarihte ödeme sırasına alındığını, kaçıncı sırada olduğunu sormuş, Belediye Hukuk İşleri Müdürlüğünün dosyanın ödeme emri belgesi düzenlenerek ödenmesi için 10/4/2012 tarihinde Mali Hizmetler Müdürlüğüne gönderildiği, Mali Hizmetler Müdürlüğünün ise başvurucunun alacağının 27/11/2012 tarihinde muhasebe kayıtlarına işlendiğini, takriben Mayıs ayı sonuna kadar ödeme yapılacağı yönündeki beyanlarını içeren 23/1/2013 tarihli yazıyla başvurucuya cevap verilmiştir. İcra takibinden sonuç alamayan başvurucu, 20/2/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu 5/6/2013 tarihli dilekçesiyle 042,00 TL alacağının banka hesabına ödenmesini, ödeme yapılması halinde bir alacağının kalmayacağını beyan etmiş, İdare, 6/6/2013 tarihinde Mahkemece hükmedilen tazminatı faiz ve diğer masraflarıyla beraber 042,00 TL olarak başvurucunun banka hesabına ödemiştir. B. İlgili Hukuk 2942 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesi’nin 1/11/2012 tarihli ve E. 2010/83, K. 2012/169 sayılı Kararı ile iptal edildikten sonra 24/05/2013 tarih ve 6487 sayılı Kanun’la değişik geçici maddesinin , , (değişmeden önceki fıkra ile benzer) ve fıkraları şöyledir:“Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.…Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkezi yönetim bütçesine dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve hizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşen alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde, ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların tutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir. …“…Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez...” …4/11/1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idare tarafından kamulaştırılması hâlinde kamulaştırma bedeli ve mahkemelerce malikleri lehine hükmedilen tazminat ile bu davalara ilişkin mahkeme ve icra vekalet ücretleri de, idarelerce bu maddenin sekizinci fıkrasına göre bütçelerden ayrılacak paydan ve aynı fıkrada belirtilen usule göre ödenir ve işlem yapılır. Bu alacaklar için de bu maddenin on birinci fıkrası, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan her türlü davalarda ise yedinci fıkra hükümleri uygulanır. Bu fıkra hükmü, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır…” 3/7/2005 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“…Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez…” 10/12/2003 tarih ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi Ve Kontrol Kanunu'nun “Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmiş borçlar” kenar başlıklı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “Ödeme emri belgesine bağlandığı halde ödenemeyen tutarlar, bütçeye gider yazılarak emanet hesaplarına alınır ve buradan ödenir. Ancak, malın alındığı veya hizmetin yapıldığı malî yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar talep edilmeyen emanet hesaplarındaki tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Gelir kaydedilen tutarlar, mahkeme kararı üzerine ödenir.Kamu idarelerinin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödenir. Ancak, sırasıyla kanunları gereğince diğer kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve benzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, ilama bağlı borçlara, ödenmemesi halinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesi talep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir.” 9/6/1932 tarih ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “Haczi caiz olmıyan mallar ve haklar” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Aşağıdaki şeyler haczolunamaz: Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,…” 16/5/1956 tarih ve 1956/1-6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı şöyledir: “Taşınmazına kamulaştırmasız el konulan malik, el atmanın önlenmesi davası açabileceği gibi, bu eylemli duruma razı olduğu takdirde taşınmaz bedelini isteme hakkı da bulunmaktadır. Taşınmaz sahibinin el konulan taşınmazın bedelini talep ederek dava açması halinde, taşınmazın el koyma tarihindeki bedeli değil, mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki değerinin belirlenerek tahsiline karar verilir.”