8. Hukuk Dairesi 2018/5891 E. , 2020/5971 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu 506 parsel sayılı 18.700,00 m2 yüzölçümlü taşınmazda vekil edeninin 4/9 pay, davalın
**8. Hukuk Dairesi 2018/5891 E. , 2020/5971 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu 506 parsel sayılı 18.700,00 m2 yüzölçümlü taşınmazda vekil edeninin 4/9 pay, davalının ise 5/9 pay sahibi olduğunu, davalının müvekkilinin sahibi olduğu payın 1.530,133 m2'lik kısmını yıllardır haksız bir şekilde işgal ederek kullandığını, davalıya yapılan sözlü uyarıların sonuçsuz kalması üzerine kendisine ... 2. Noterliği’nin 18.08.2014 tarihli 5774 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderilerek taşınmazdaki müvekkil payına vaki elatmasına son vermesi talep edilmiş ise de davalının taşınmazın anılan kısmına yönelik haksız elatmasını sürdürdüğünü açıklayarak davalının, vekil edeninin taşınmazdaki payının 1.530,133 m2’lik kısmına vaki haksız elatmasının önlenmesini, davalının anılan kısmı haksız biçimde kullanması nedeniyle dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 1.000,00 TL ecrimisilin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, daha sonra ıslah dilekçesi ile ecrimisil talebini 3.553,50 TL’ye çıkarmıştır. Davalı usulüne uygun tebligatlara rağmen cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalarda davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, “...davacının dava konusu 506 parselde kayıtlı 18.700 m² yüzölçümlü taşınmazın 5/9 hissedarı olduğu, davalının ise aynı taşınmazda 4/9 hisse sahibi olduğu, davalının kendisinin kullanımında olan yer dışında davacıya ait kısma haksız olarak müdahale ederek davacının kullanımına engel olduğu, mahalinde yapılan keşif sonrasında bilirkişi tarafından sunulan raporda davalının 1.281,11 m² fazla yer kullandığının tespit edildiği, fazla kullanılan yerin değerinin 21.138,32 TL olduğu, geriye dönük ecrimisil bedelinin 4.543,50 TL olduğu, davalının davacıya ait taşınmazın bilirkişi raporunda belirtilen kısmına haksız olarak el atmak suretiyle haksız kazanç sağladığının anlaşılması...” gerekçesiyle, davacının ecrimisil ve müdahalenin meni davasının kabulü ile 506 parsel sayılı taşınmazda davacı ...'ın hissesinin 1281,11 metrekarelik kısmına davalının yaptığı müdahalenin men’ine, 4.543,50 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine dayanmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle, paylı mülkiyetin bulunduğu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı kararı). Somut olayda davacı dava konusu 506 parselden 4/9 pay sahibi olup davalı ise 5/9 pay sahibi olduğu halde payından fazla yer kullandığı iddiası ile elatmanın önlenmesi ve ecrimisil taleplerinde bulunmuştur. Davacı ve davalının dava konusu parselde yer kullandığı keşfen fen ve ziraat bilirkişi raporlarıyla sabit olduğuna göre ve taraflarca taşınmazın taksimi veya uzun süreli fiili kullanımına yönelik iddiada bulunulmadığına göre paylı mülkiyetin bulunduğu dava konusu taşınmaza yönelik davada fazla kullanım iddiasının reddi gerekirken ve fazla kulllanım iddiasının bu dava ile çözülemeyeceği az yukarıda belirtildiği gibi taksim veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesi davası gibi davalarla kesin çözüme kavuşturulabileceği gözetilmeden yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Kabule göre de, meni müdahale konusu alanın krokide işaretlenmemiş olması nedeniyle infaz edilemeyeceğinin düşünülmemesi ve kabul edilen kısmın fen elemanının krokisinde işaretlettirilmemiş olması da doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.