DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/833 E. , 2024/1231 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/833 Karar No : 2024/1231 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 25/11/2020 tarih ve E:2017/4765, K:2020/5384 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Ha
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/833 E. , 2024/1231 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/833 Karar No : 2024/1231 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 25/11/2020 tarih ve E:2017/4765, K:2020/5384 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 25/11/2020 tarih ve E:2017/4765, K:2020/5384 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Organize Suçlar Soruşturma Bürosunun ... tarih ve Soruşturma No: ..., Karar No: ... sayılı kararı ile davacı hakkında 'FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak' suçundan, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararı verildiği görülmüş ise de, davacı hakkında terör örgütüne üyelik suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, davacının Konya ili Ereğli ilçesinde görev yaptığı 2013-2016 yılları arasında Konya Ereğli Başsavcısı olarak görev yapması nedeniyle davacı hakkında bilgi sahibi olduğunu ifade eden M.A.A. isimli tanığın, davacının 2014 HSK seçimleri döneminde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediği yönündeki ifadesinin değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Diğer hususlar yönünden, davacı hakkındaki adli soruşturma kapsamında Konya Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No: ... sayılı dosyasına sunulan HTS analiz ve inceleme raporuna göre; davacının kullanımında olan ... numaralı GSM hattı ile hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu kapsamında işlem yapılan 60 ayrı kişi ile çok sayıda telefon irtibatının bulunduğunun tespit edildiği, söz konusu HTS kayıtlarının davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kendi ve eşi hakkında Ereğli (...) Adliyesinde bir dönem birlikte görev yaptıkları M.A.A'nın 16/03/2018 tarihinde verdiği ifadesi dışında bir delil elde edilemediği, M.A.A. ile sadece 2 yıl aynı adliyede çalıştığı, bu süre zarfında da kendisini tanımadığı ve onlarla lojmanda komşuluk yapmadığı, dolayısıyla Başsavcı olarak görev yapması nedeniyle çalışması hakkında bilgisinin olmadığı, M.A.A.'nın soyut ve kişisel duygu ve düşüncelerden ibaret olan ifadelerine itibar edilemeyeceği; meslekten çıkarılması ve davanın açılmasına yaklaşık iki yıl sonra ifadesinin alınmasının herhangi bir delil bulunamayınca bu şekilde bir delil elde edilmeye çalışıldığını düşündürdüğü, M.A.A.'nın ifadesinde "seçim döneminde bağımsız görünümlü FETÖ adaylarına yakın duruyorlardı, adliye içerisinde öyle biliniyorlardı." şeklinde beyanı olduğu hâlde, Daire kararında bu ifadenin "FETÖ adaylarını desteklediği yönünde" olduğu şeklinde değerlendirilmesinin anlaşılır olmadığı, 2010 HSYK'sı döneminde Başsavcı olarak görev yapmış ve FETÖ'cü adayları karşılayıp ağırlayan M.A.A.'nın beyanlarına itibar edilmesinin ayrı bir sorun olduğu; FETÖ terör örgütü ile hiçbir tanışıklığı veya süregelen bir ilişkisinin bulunmadığının hakkında verilen kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar ile sabit olduğu, Devlet okullarında okuduğu, FETÖ'ye ait evlerde, yurtlarda kalmadığı, dershanelerine gitmediği ve herhangi bir şekilde bu örgütle bağlantısının olmadığı; HTS kayıtlarının aleyhinde delil olabilecek nitelikte olmadığı, FETÖ bağlantılı sivil kimseyle bir görüşmesinin bulunmadığı, yapılan görüşmelerin mesleki nedenlerle olduğu; ceza soruşturmasında hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş iken bu husus gözetilmeden davanın reddine karar verilmesinin emsal kararlara aykırılık oluşturduğu; meslekten çıkarılmasına neden olan isnat, delil ve fiillerin neler olduğunun Daire kararında belirtilmediği, kişiselleştirme yapılmadan ve kişisel kusur araştırılmadan uygulanan kamu görevinden çıkarma kararının Anayasa'ya ve AİHS'e aykırı olduğu; OHAL döneminde tatbik edilen haksız meslekten çıkarma işleminin iptali istemiyle açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinin, Anayasa'ya, 2802 sayılı Kanuna, Danıştay, AYM ve AİHM içtihatlarına aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 20/03/2023 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının duruşma istemi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yerinde görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 25/11/2020 tarih ve E:2017/4765, K:2020/5384 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 30/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.