9. Ceza Dairesi 2024/85 E. , 2024/4309 K. MAHKEMESİ:Ceza Dairesi Sanık ... hakkında katılan ... ile mağdureye, sanık ... hakkında ise katılan ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından istinaf başvurularının esastan reddine dair kesin olmak üzere karara ilişkin temyiz başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ıncı maddesi ikinci fıkrasının yollamasıyla aynı Kanun'un 296 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine dair …
**9. Ceza Dairesi 2024/85 E. , 2024/4309 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Ceza Dairesi Sanık ... hakkında katılan ... ile mağdureye, sanık ... hakkında ise katılan ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından istinaf başvurularının esastan reddine dair kesin olmak üzere karara ilişkin temyiz başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ıncı maddesi ikinci fıkrasının yollamasıyla aynı Kanun'un 296 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine dair verilen Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 26.10.2023 tarihli ek kararının, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi kapsamında yaptığı başvurulara istinaden Bölge Adliye Mahkemesince verilen 01.12.2023 ve 06.12.2023 tarihli ek kararlarla kaldırıldıkları ve mahkumiyet hükümlerinin 5271 sayılı Kanun'un 286 ıncı maddesi uyarınca kesin olarak bozulmasına karar verildiği görüldüğünden İNCELEME DIŞI bırakılmıştır. Sanık ... hakkında tehdit suçu açısından 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun’un 223 üncü maddesinde tanımlanan hüküm türleri dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın hüküm niteliğinde olmaması nedeniyle temyiz incelemesine tabi olmadığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen asıl ve ek kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar ..., ... ve müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR 1. Kovuşturma aşamasında her ne kadar imam nikahlı olduklarına yönelik beyanlarda bulunmuş iseler de soruşturma aşamasında alınan ifadelerden anlaşılacağı üzere mağdure ...'nun eski erkek arkadaşı olan sanık ...'in özet olarak; olay günü sanık ... ile birlikte ve sanık ...'nin kullanımında olan araçla mağdurun ve katılanın çalıştığı iş yerinin yan tarafına giderek beklemeye başladıkları ve saat 24.00 sıralarında işten birlikte çıkan mağdure ... ile katılan ...'ı takip ettikleri, bu durumdan habersiz şekilde birlikte yürüyen mağdure ... ile katılan ...'ın sanık ... tarafından sanık ...'nin arabasına darp edilmek sureti ile zorla bindirilerek 500 Evler sitesinde bulunan boş bir araziye götürdükleri, yolculukları esnasında sanık ... tarafından dövülen mağdure ... ve katılan ...'ın bu mahalde de sanık ... tarafından "şimdi sizi öldüreceğim" diyerek darp edildikleri, sanık ...'in mağdure ...'nun telefonunu alarak dere yatağına attığı, sanık ...'in katılan ...'a "Sen ... ile sevgili misin? Doğru söyle, senin ananı si.erim, senin a.ına koyacağım, seni kurşuna dizeceğim." şeklinde sözler sarf ettiği, bu esnada sanık ...'in çalan telefonuna cevap veren sanık ...'nin sanık ...'i olay yerine çağırdığı ve sanık ...'in aracı ile gelmesine müteakip olay yerinden ayrıldığı, sanık ... tarafından darp edilmeye devam edilen katılanın ve mağdurenin bu kez sanık ...'in aracına bindirilerek sanayi bölgesine götürüldükleri, yolda sanık ...'in katılan ...'dan telefonunu isteyerek mağdure ile aralarındaki mesajları okuduktan sonra attığı, yine yolda ve götürüldükleri sanayi bölgesindeki mahalde sanık ... tarafından mağdure ... ile katılan ...'ın darp edildikleri, sanık ...'in araması üzerine sanık ... ile yanında çalışan Abdulsamet'in olay mahalline geldikleri, sanık ...'in katılan ...'a "Ya anneni getireceksin ya da bana sakso çekeceksin." şeklinde söylemlerde bulunduğu ve kolundan tutarak götürmeye kalkıştığı, sanık ...'in bu süreçte telefonla çağırdığı sanık ...'in siyah renkli, camları filmli olduğu belirtilen transporteri ile olay yerine geldiği, sanık ...'in "Ev ayarladın mı" diye sorduğu ve ayarlayamadığını söylediği, sanık ...'in kullandığı araç ile mağdure ... ile katılan ...'ı bu defa Sultanbeyli'de bulunan ıssız bir araziye götürüldükleri, araç içerisinde sanık ...'in katılan ...'a "Anneni getireceksin." diyerek vurmaya devam ettiği, katılan ...'a "Ya anneni bana getireceksin ya sevgilini senin gözünün önünde si.eceğim ya da seni yorulana kadar döveceğim.", mağdure ...'ya "Ya sen bana kardeşini getireceksin ya da sevgilinin gözünün önünde seni si.eceğim, tercihinizi yapın." dediği ve mağdurlardan soyunmalarını da istediği, "Eğer çıkartmazsanız sizi öldürürüm, kurşuna dizerim." diyerek zorla üzerlerini çıkarttırdığı, götürüldükleri mahalde bu kez ele geçen görüntülere yansıdığı üzere öldüreceğini, kemiklerini kıracağını beyanla, elinde taşlar olan sanık ...'in mağdurlardan cinsel ilişkiye girmelerini istediği, elindeki taşları da atmak sureti ile darp ve cebre devam eden sanık ...'ten korkan mağdure ...'nun katılan ... ile oral yolla ilişkiye girdiği ancak sanık ...'in istediği manada ilişkiye girmemeleri üzerine bu kez mağdurların üzerine idrarını yaptığı, sanık ...'e tekrar ev ayarlayıp ayarlamadığını sorduğu, sanık ...'in ayarlayamadığını söylemesi sonrasında mağdurların getirildikleri araç ile bu kez sanık ...'in kullandığı TIRIN olduğu yere götürüldükleri, yolda seyir halinde iken sanık ...'in mağdure ve katılana video kayıtlarını kastederek "Ben alacağımı aldım, isterseniz gidin şikayetçi olun, şikayetçi olmayacaksınız." şeklinde söylemlerde bulunduğu, mağdure ...'ya "Yine de senin kardeşini si.eceğim." dediği, TIRIN yanına geldiklerinde sanık ...'in aracıyla yanlarından ayrıldığı, sanık ...'in hastanede çalışan tanık ...'ı arayıp çağırdığı ve katılan ...'ı hastaneye gönderdiği, kendisinin de mağdure ile birlikte TIR' da kaldığı, sabah saat 08.30 sıralarında uyandıkları, sanık ...'in mağdure ...'ya telefonunu verip evine gönderdiği daha sonra mağdureyi arayarak katılan ...'ın şikayetini geri çekmesini aksi halde videoyu yayacağını söylediği, mağdurenin iş yerinden arkadaşı tanık Murat'ı arayarak bu durumu söylediği, tanık Murat'ın katılanın abisi tanık İbrahim'i arayarak durumu katılan ...'a anlattığı şeklinde vuku bulduğu anlaşılan ve mağdure ...'nun hayati tehlike geçirmeyecek fakat basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde, katılan ...'ın ise yaşamını tehlikeye sokan basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte bulunmadığı, hayat fonksiyonlarını ağır altıncı derece etkileyecek nitelikte yaralanmasıyla neticelendiği anlaşılan olay kapsamında, hakkında verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı katılan ... yönünden kaldırılan birleşen dava dosyası sanığı ... ile sanıklar hakkında; a) Sanık ...'in mağdure ve katılan ...'a yönelik Eylemleri nedeni ile 5237 sayılı Kanun'un 37/1 maddesi delaleti ile; I. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, beşinci fıkrası, aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, II. Nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile aynı Kanun'un 44 üncü maddesi gereği 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, III. Özel hayatın gizliliğinin ihlali suçundan 5237 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, IV. Şantaj suçundan 107 nci maddesinin ikinci, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, V. Tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106 ıncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, gereğince cezalandırılması; b) Sanık ...'in katılan ...'a yönelik I. Yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin birinci, 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, II. Hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, III. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86 ıncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 inci maddesinin üçüncü fıkrası, gereğince cezalandırılması, c) Sanık ...'in mağdure ...'ya yönelik I. Yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin birinci, 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 168 inci maddesinin üçüncü fıkrası, II. Silahla yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86 ıncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, gereğince cezalandırılması, d) Sanık ...'in mağdure ... ve katılan ...'a yönelik 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi delaleti ile; I. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, II. Nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrası ve Kanun'un 44 üncü maddesi gereği, Kanun'un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, III. Özel hayatın gizliliğinin ihlali suçundan 134 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, IV. Şantaj suçundan 5237 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin ikinci, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, gereğince cezalandırılması, e) Sanık ...'in katılan ...'a yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince cezalandırılması, f) Sanık ...'in mağdure ...'ya yönelik silahla yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi gereğince cezalandırılması, istemi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Bolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.03.2023 tarihli ve 2022/116 Esas, 2023/105 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanıklar hakkında; a) Sanık ...'in I. Mağdureye ve katılana karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 kez 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, II. Mağdureye ve katılana karşı cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 23 yıl 5 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, III. Mağdure ...'ya karşı özel hayatın gizliliğinin ihlali suçundan açılan kamu davasının, şikayetten vazgeçme nedeni ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasınca düşürülmesine, IV. Katılan ...'a karşı, özel hayatın gizliliğinin ihlali suçundan 134 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi, ikinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, V. Şantaj suçunu işlemediği sabit görülmekle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca atılı suçtan beraatına, VI. Katılan ...'a karşı kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, VII. Mağdure ...'ya karşı kasten yaralama suçundan 86 ncı maddenin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının ertelenmesine ve iki yıl denetim süresine tabi tutulmasına, b) Sanık ...'in I. Mağdureye ve katılana karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, beşinci fıkrası uyarınca 2 kez 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, II. Mağdureye ve katılana karşı cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 28 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, III. Mağdure ...'ya karşı özel hayatın gizliliğinin ihlali suçundan açılan kamu davasının, şikayetten vazgeçme nedeni ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasınca düşürülmesine, IV. Katılan ...'a karşı özel hayatın gizliliğinin ihlali suçundan 134 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi, ikinci cümlesi 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, V. Katılan ...'a karşı kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca 6 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, VI. Mağdure ...'ya karşı kasten yaralama suçundan 86 ncı maddenin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca 1 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, VII. Katılana karşı yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca 11 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, VIII. Mağdureye karşı yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 168 inci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi uyarınca 5 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, IX. Mağdureye ve katılana karşı tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, X. Katılana karşı hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, XI. Mağdureye ve katılana karşı şantaj suçundan 5237 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile 1250 gün adli para cezası karşılığı 25.000,00 tl adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir. 2. Katılan ... vekili, sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafileri tarafından, kısmen resen istinafa tabi olan kararın istinaf edilmesi üzerine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 06.07.2023 tarihli ve 2023/1120 Esas, 2023/1249 Karar sayılı kararı ile mağdure ... bakımından davaya katılma hususunu değerlendirebilmek için iddianamenin tebliğini isteyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına gerekçeli karar ile sanıklar müdafilerinin istinaf dilekçelerinin tebliğ edildiğine dair dosya içeriğinde herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığından varsa söz konusu belgelerin eklenmesi, aksi takdirde anılan tebligat noksanlığı giderilerek tebellüğ belgesi ile verildiği takdirde istinaf dilekçesinin de eklenmesi için dosyanın Mahkemesine tevdiine karar verilmiştir. 3. Katılan ... vekili, sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafileri, ... vekili tarafından, kısmen resen istinafa tabi olan kararın, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile katılan ... vekilinin istinaf talebinin mahkumiyet hükümlerine yönelik olup beraat hükümlerine yönelik olmadığı gözetilerek, mağdure ... yönünden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının katılan ... vekilinin ise katılan Bakanlık vekili sıfatıyla davaya katılmasına karar verildikten sonra; a) Katılan ... yönünden duruşmaya katılmayan Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü istinaf etme hakkı bulunmadığından istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 237 ve 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, b) Sanık ... hakkında nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (iki kez), özel hayatın gizliliğinin ihlali (Katılan ...'a yönelik) ve kasten yaralama (İki kez) suçlarından verilen mahkumiyet, özel hayatın gizliliğinin ihlali (Mağdure ...'ya yönelik) suçundan verilen düşme, şantaj suçundan verilen beraat, sanık ... hakkında özel hayatın gizliliğinin ihlali (Mağdure ...'ya yönelik) suçundan verilen düşme, sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkumiyet ve sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (İki kez) suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik katılan ... vekili, sanıklar ..., ... ve ... müdafilerinin istinaf talepleri ile katılan Bakanlık vekilinin (Mağdure ... yönünden) istinaf taleplerinin 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin (a) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine, c) Sanık ... hakkında nitelikli cinsel saldırı, yağma (İki kez), kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (İki kez), özel hayatın gizliliğinin ihlali (Katılan ...'a yönelik), şantaj, hakaret ve kasten yaralama (İki kez) suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik katılan ... vekili, sanık ... müdafileri ile katılan Bakanlık vekilinin (Mağdure ... yönünden) istinaf taleplerinin, hükme ''TCK'nın 58/6-7. maddesi uyarınca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, d) Sanık ... hakkında tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik katılan ... vekili, sanık ... müdafileri ile katılan Bakanlık vekilinin (Mağdure ... yönünden) istinaf taleplerinin, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilmişse de; sanık ...'in mağdure ... ile katılan ...'a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlerken "Şimdi sizi öldüreceğim, bunları öldüreceğim" şeklinde tehdit içerikli sözler söylediği, temadi eden eylemde mağdure ... ile katılan ...'a karşı tehdit eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olması nedeni ile ayrı bir suç olarak değerlendirilmeyeceğinin anlaşılması karşısında sanık ... hakkında atılı suçtan hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı olduğundan, istinaf taleplerinin kabulü ile olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeyip, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu aykırılık, 5271 sayılı Kanun'un "280/1-a ve 303/1-a" maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte olduğundan, tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükmünün Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına ve hükme "Her ne kadar sanık ... hakkında tehdit suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, eylemin bir bütün halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla tehdit suçu yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına" ibaresinin eklenmesi suretiyle aynı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca diğer yönleri usul ve esasa uygun olan hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, Sanık ... hakkında "Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (iki kez), kasten yaralama (katılan ...'a yönelik),"; sanık ... hakkında "Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (iki kez), yağma (iki kez), kasten yaralama (katılan ...'a yönelik) ve tehdit" suçlarından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar temyiz kanun yolu açık olmak üzere; sanık ... hakkında "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", sanık ... hakkında "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (iki kez)", sanık ... hakkında "Özel hayatın gizliliğinin ihlali (iki kez), şantaj, kasten yaralama (mağdure ...'ya yönelik)" sanık ... hakkında "Özel hayatın gizliliğinin ihlali (Mağdure ...'ya yönelik)" suçlarından istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile sanık ... hakkında "Hakaret, şantaj, kasten yaralama (Mağdure ...'ya yönelik), özel hayatın gizliliğinin ihlali (Katılan ...'a yönelik)," suçlarından verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararları ise kesin olmak üzere karar verilmiştir. 3. Sanık ... ve müdafileri, sanık ... müdafileri, sanık ... müdafii, katılan Bakanlık vekili ve katılan ... vekili tarafından 06.10.2023 tarihli asıl kararın temyizi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 26.10.2023 tarihli ek kararı ile sanık ... hakkında şantaj, tehdit, özel hayatın gizliliğinin ihlali, mağdure ...'ya yönelik kasten yaralama ve katılan ...'a yönelik hakaret suçlarından verilen kararların, sanık ... hakkında şantaj, özel hayatın gizliliğinin ihlali ve mağdure ...'ya yönelik kasten yaralama suçlarından verilen kararların, sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen kararın ve sanık ... hakkında katılan ... ve mağdure ...'ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen kararların kesin olması nedeniyle temyiz başvurularının reddine temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. 4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kısmen onama, kısmen bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... ve Müdafilerinin Temyiz İstekleri 1) Usul ve Kanuna aykırı karar verildiğine, 2) Delillerin değerlendirilmesinde ve atılı suçların vasıflandırmasında hata yapıldığına, 3) Koşulları oluşmasına rağmen tüm suçlar yönünden haksız tahrik ve takdiri indirim hükümleri uygulanmayarak, alt sınırdan da uzaklaşılarak fazla cezaya hükmedilmesine, 4) Unsurları oluşmadığı halde cinsel saldırı suçundan haksız tahrik hükümlerini de uygulamadan ve suç vasfında düşülen yanılgı ile unsurları oluşmadığı halde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ve koşulları da oluşmayan üçüncü fıkrasının (b) bendi ile beşinci fıkrası da uygulanarak, Kanun'un 43 üncü maddesi hükümleri de gözetilmeden ceza verilmesi sureti ile fazla cezaya hükmedildiğine, 5) Unsurları oluşmadığı halde özel hayatın gizliliği suçundan mahkumiyet kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna, 6) Taş atmadığı halde, attı sayılarak ve taşın silah sayılması sureti ile kasten yaralama suçundan, mağdure şikayetten vazgeçtiği halde düşme kararı verilmesi gerektiği de gözetilmeden mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna, 7) Unsurları oluşmadığı halde tehdit, yağma, hakaret ve şantaj suçlarından mahkumiyet kararı verilmesine ve sair hususlara ilişkindir. B. Sanık ... ve Müdafilerinin Temyiz İstemi 1) Usul ve Kanuna aykırı karar verildiğine, 2) Lehe delil ve beyanlar nazara alınmadan, sanık ...'in fiillerine dolayısı ile de hürriyetten yoksun bırakma, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, özel hayatın gizliliğinin ihlali, cinsel saldırı ve şantaj suçlarına iştirak etmediği gibi yardım etmediği halde sorumlu tutulması sureti ile delillerin değerlendirilmesinde ve atılı suçların vasıflandırılmasında hata yapıldığına, 3) Şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve masumiyet karinesi gözetilmeden, varsayıma dayalı karar verildiğine ve sair hususlara ilişkindir. C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki tutarlı tanık beyanları, aldırılan raporlar, sanıkların suçu işleyişindeki kötü niyeti ve kararlılığı, öncesinde kurgulaması, suç işleme kastındaki yoğunluk göz önüne alınarak tüm sanıkların en üst hadden ve takdiri indirim uygulanmadan atılı suçtan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayin edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir. D. Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi 1) Tehdit suçundan verilen hüküm kaldırılarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, 2) Cinsel saldırı suçundan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi yerine 5237 sayılı Kanun'un 43 ve 44 üncü maddeleri uygulanarak tek cezaya hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna, 3) Sanık ... dışındaki sanıklar hakkında 62 nci maddenin, ... hakkında da erteleme hükümlerinin tatbiki ve cezalarında üst sınırdan belirlenmemesi sureti ile eksik ceza tayin edilmesine ve sair hususlara ilişkindir. E. Sanık ... Müdafilerinin Temyiz İstemi Dilekçeleri görülmüş olup, sanık ... hakkındaki hüküm girişte açıklandığı üzere inceleme dışı bırakıldığından temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. III. GEREKÇE A. Sanık ... Hakkında Mağdure ... ile Katılan ...'a Yönelik Tehdit Suçundan Verilen Hüküm Yönünden 1. Bölge Adliye Mahkemesince temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen kararın, kesin olarak verilen hükümlere ilişkin yapılan itiraz üzerine verilen 26.10.2023 tarihli ek kararda bu kez kesin olarak verildiğinin belirtildiği görülmekle, sanık ... hakkında tehdit suçundan verilen karar yönünden, ek karar kaldırılarak yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun’un 223 üncü maddesinde tanımlanan hüküm türleri dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın hüküm niteliğinde olmaması nedeniyle temyiz incelemesine tabi olmadığı dikkate alındığında, dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. 2. Belirtilen nedenle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görüşüne iştirak olunmamıştır. B. Sanık ... hakkında mağdure ... ve katılan ...'a yönelik şantaj ve özel hayatın gizliliğinin ihlali, mağdure ...'ya yönelik kasten yaralama, katılan ...'a yönelik hakaret; sanık ... hakkında mağdure ... ve katılan ...'a yönelik şantaj, özel hayatın gizliliğinin ihlali, mağdure ...'ya yönelik kasten yaralama suçlarından temyiz başvurularının değerlendirmesine ilişkin 26.10.2023 tarihli ek karar yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar ve aynı Kanun’un 296 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümünde yer alan; “... temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş [ise] …, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.” şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde verilen kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. C. Sanık ... hakkında, mağdure ... ile katılan ...'a yönelik yağma, hürriyetten yoksun kılma, cinsel saldırı ve katılan ...'a yönelik kasten yaralama, suçlarından verilen hükümler ile sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama, mağdure ... ile katılan ...'a yönelik cinsel saldırı ile hürriyetten yoksun kılma suçlarından verilen Hükümler Yönünden 1. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12.11.2020 tarihli, 2018/3 ve 2020/454 sayılı kararında belirtildiği üzere, ''....kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrasında; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında; suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi ve üçüncü fıkrasında ise; altı bend halinde, suçun silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi nitelikli haller olarak yaptırıma bağlanmış, dördüncü fıkrasında; suçun netice sebebiyle ağırlaşmış haline, beşinci fıkrasında; cinsel amaçla işlenen özgürlüğü kısıtlama suçuna yer verilmiş, altıncı fıkrasında ise; suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun sonucu itibariyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi halinde, ayrıca bu suça ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında nitelikli hal olarak sayılan cebir, kişiye karşı fiziki güç kullanmak suretiyle, onun veya bir üçüncü kişinin iradesi ve davranışları üzerinde zorlayıcı bir etki meydana getirilmesidir. Cebre maruz kalan kişi, bu fiziki gücün meydana getirdiği acının etkisiyle belli bir davranışta bulunmaya zorlanmaktadır. Bu suç ile cezalandırılmak istenen husus, bireylerin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kaldırılması ya da kısıtlanmasıdır. Nitekim bu husus madde gerekçesinde de; 'Bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir' şeklinde belirtilmiştir. Bu fiil, failin doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanılarak gerçekleştirilebilir. Sonuç ise, mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması biçiminde kendini gösterir. Serbest hareketli bir suç olduğundan, bir yere gitme ya da bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması sonucunu doğurabilecek her türlü hareket ile işlenebilir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun manevi unsuru, failin, mağduru kişisel özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi istemesi ve bilmesi, yani genel kasttır. Kanun’un metninden ve ruhundan da anlaşılacağı üzere, suçun temel şeklinin oluşumu için saik (özel kast) aranmamıştır. Bu görüş öğretide (Erman-Özek, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, İst-1994, s.130, Ayhan Önder, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 4. Bası, İst-1994, s.31; Durmuş Tezcan-M. Ruhan Erdem-M. Önok, Teorik-Pratik Ceza Hukuku, Ankara-2008, s.363 vd.; M. Emin Artuk, Ahmet Gökcen, A.Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ankara-2009, cilt:3, s.2830 vd.; Recep Gülşen, Hürriyeti Tahdit Suçları, Ankara-2002, s.87) ve yargısal kararlarda da (CGK’nun 29.06.2010 gün ve 110-161, 23.01.2007 gün ve 275- 9, 03.12.2002 gün ve 288-419 sayılı kararları) benimsenmiştir...'' Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.07.2020 tarihli ve 2018/125 esas, 2020/341 karar sayılı kararında belirtildiği üzere,''...Yağma suçunun temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır. Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi hürriyeti, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuki değerlerdir. Yağma suçunun manevi öğesi “kast”tır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla hareket etmesi gerekmektedir. Yağma suçunun oluşabilmesi için malın mutlaka sahip olmak amacıyla alınması şart olmayıp geçici olarak kullanma kastı ile hareket edilmiş olması durumunda dahi eylem yağma suçunu oluşturmaktadır (Kişilere ve Mala Karşı Cürümler, Sulhi Dönmezer, İstanbul 2001, s. 435.)... ...Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.10.2016 tarihli ve 331-352 sayılı kararı ile 07.11.2019 tarihli ve 331-649 sayılı kararlarında da suça konu cep telefonlarının içerisindeki fotoğraf ve mesajlara bakmak için alınmasının kullanma kastını barındırması nedeniyle sanıkların eylemlerinin yağma suçunu oluşturacağı sonucuna varılmıştır....'' 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi ile ilgili olarak, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 01.12.2020 tarihli ve 2018/247 Esas, 2020/494 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ''...5237 sayılı Kanunda hâkim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, "kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza" söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda; "Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır’ şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır." şeklinde dile getirilmiştir. Bu kuralın istisnalarına ise, 5237 sayılı Kanun'un "suçların içtimaı" bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44. (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir. Ceza hukukunda kanundaki suç tanımına uygun şekilde gerçekleşen her netice ilke olarak ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç netice meydana getirmiş ise o kadar suç işlemiş sayılarak her birinden dolayı ayrı ve bağımsız cezalandırılır. Ancak bazı hâllerde birden fazla netice meydana gelmiş olsa bile, faile meydana gelen netice kadar ceza verilmeyerek tek bir ceza verilmesi ile yetinilir. Birden fazla neticenin meydana gelmesine karşın faile tek ceza verilmesini gerektiren hâllerden biri de zincirleme suçtur. Maddenin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." hükmünü içermekte olup zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür. Maddenin ikinci fıkrasında belirtilen “tek bir fiil” ifadesi ile kastedilen doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Diğer bir anlatımla, doğal anlamda fiilin tek olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin tek olduğu söylenebilirse de, doğal anlamda fiilin çok olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin çok olduğu her zaman söylenemeyecektir. Bazen bir hareketler kümesi, hukuki açıdan tek bir fiil olarak kabul edilecektir. Bu hâlde suç tipinin birden fazla hareketle ihlâl edilebilir olması hareketin hukuken tekliğini etkilemeyecek, doğal hareketler hukuken tek kabul edilecektir. Buna göre Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “tek bir fiil” ifadesi ile kastedilen fiil ya da hareketin doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olmasıdır. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuksal anlamdaki “tek bir fiili” oluşturmaktadır. Aynı neviden fikri içtimadan söz edilebilmesi için; 1- Hareket ya da fiilin hukuki anlamda tek olması, 2- Birden fazla suçun işlenmiş olması, 3- İşlenen birden fazla suçun "aynı suç" olması, 4- Bu suçların mağdurlarının farklı olması gerekmektedir. Bu dört şartın birlikte gerçekleşmesi durumunda, faile tek ceza verilecek, ancak bu ceza artırılacaktır. Örneğin; bir sözle birden çok kişiye karşı cinsel tacizde bulunulması, bir mektupla birden çok kişiye hakaret edilmesi, bir odada bulunan çok sayıda kişinin üzerine kapının kilitlenmesi suretiyle hürriyetlerinden yoksun kılınmaları hâllerinde aynı neviden fikri içtima söz konusu olup, TCK'nın 43/2. maddesi uyarınca uygulama yapılması gerekmektedir...'' 5237 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi, “Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.” şeklindedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12.03.2019 tarihli ve 2018/437 Esas, 2019/203 Karar sayılı kararında yer verildiği üzere, ''... cebir, şiddet, korkutma veya tehdidin etkisinde kalarak suç teşkil eden bir fiili işleyen kişinin irade yeteneği etkilenmiş olduğundan, başka türlü davranma imkânının varlığından söz edilemeyecektir. Tehdit hâlinde kişi bir saldırının, kötülüğün ileride gerçekleştirileceği beyanıyla korkutularak, belli bir davranışta bulunmaya zorlanmaktadır. Korkutma ve tehditte cebirden farklı olarak mağdur üzerinde fiziki, maddi değil, manevi, iç hürriyete yönelik bir baskı söz konusu olmaktadır (... Emin Artuk - Ahmet Gökcen - M. Emin Alşahin - Kerim Çakır, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 11. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2017, s. 514). Korkutma ve tehdit hâlinde failin kusurluluğunun ortadan kalkması; korkutma ve tehdidin konusu ile işlenen suç arasında orantı bulunmasına, dolayısıyla muhakkak ve ağır olmasına bağlıdır (Nur Centel - Hamide Zafer - Özel Çakmut, Türk Ceza Hukukuna Giriş, 5. Bası, Beta Yayınları, İstanbul 2008, s. 421). Eylemi gerçekleştiren kişi üzerinde oluşturulan korkunun, buna maruz kalan kişiyi kendisinden gerçekleştirilmesi istenen haksızlığı işlemeye mecbur edecek boyutta olup olmadığı ise olaya uygun bir yöntemle, başka bir deyişle her somut olayın kendine özgü özelliklerine göre değerlendirilmelidir...'' Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.03.2023 tarihli ve 2022/214 Esas, 2023/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ''...Müşterek faillik Kanun'un 37 inci maddesinin birinci fıkrasında "suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur." şeklinde düzenlenmiştir. Müşterek faillikte birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı fail statüsündedir. Müşterek faillik, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesidir. ''Suçun icrasına bulunulan katkı suçun başarıyla işlenmesi açısından zorunluluk arz ediyorsa bu suç ortağı müşterek faildir. Öyle ki suçun işlenişine bulunulan her bir müşterek katkı fiilin başarıyla tamamlanması açısından gereklilik arz ettiği gibi, bu müşterek katkılardan herhangi birinden vazgeçilmesi fiili gerçekleştirme ve fiili gerçekleştirmeme akim kalma tehlikesine maruz bırakır.'' (CGK 26.04.1982 tarih 6-114 Esas, 171 Karar) Müşterek hareket etmenin amacı fiilin akim kalma ihtimalini mümkün olduğunca aza indirmektir. (Bloy, atfen Özgenç, Age. s. 495)....'' Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, Suç tarihinde evli ve yaklaşık iki aylık çocuğu olmakla, mağdure ...'nun yaklaşık bir hafta öncesinde ayrıldığı eski erkek arkadaşı olan aşamalarda olayın ani ve arızi bir biçimde vuku bulduğunu, aldığı alkolün ve tahrikin etkisi ile olayı ika ettiği savunmalarında bulunan ancak 29.08.2011 tarihli kolluk tutanağında gözaltından çıkış işlemleri için doktora götürülürken ekip aracına bindirileceği esnada kapı önünde bulunan kalabalığa karşı “Bir dahakine daha iyi yapacağım” şeklinde bağırdığı da belirtilen, gece vakti saat 00.30 sıralarından sabah 04.49 sıralarına kadar katılan ... ile saat 08.30 sıralarına kadar mağdure ...'yu cebirle alıkoyan, yaralayan, tehdit ve hakaretlerde bulunan, telefonlarını alıp mesajlarını okuyup atarak yağmalayan, cebir ve tehdit yoluyla her iki mağdurun soyunmalarını ve eline aldığı taşlarla da tehdit ve cebirde bulunarak mağdure ile katılandan vajinal yolla ilişkiye girmelerini isteyen ancak yapmamaları üzerine "İlişkiye gireceksiniz a.ınıza koyacam sizin, beraber olacaksınız yemin ederim döverim, beraber olacaksınız kafayı da şeyini de keserim yoksa, diz kapaklarını kırarım, yatın son kez söylüyorum vurmazsam da orospu çocuğuyum, senin kafanı ezerim, şu taşı alacam kafaya vuracam, ben gelene kadar beaber olmadığınızı hissedersem a.ınıza koyacam, yemin ederim haşat ederim, üstünüze işettirmeyin" diyerek tehditle mağdure ...'nun katılan ...'ın cinsel organını ağzına alarak organ sokmak suretiyle ilişkiye girmesini sağlayan, görüntülerini telefonla kayıt eden ve şikayetleri halinde görüntülerinin elinde olduğunu söyleyen, bu kapsamda her iki mağdura yönelik müstakil bir eylemde bulunmayan sanığın tek hareket ile ikisine birden organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel saldırı fiilinden iki mağdurun zarar görmesi sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 102/2, 43/2 suçlarını oluşturduğu ve aynı Kanun'un 28 inci maddesi gereğince cebir, tehdit, korkutma kullanan sanık ...'in suçun faili olduğu; İşinden çıkarak evine gitmesine rağmen gecenin saat 02.30 sıralarında soruşturma aşamasında vermiş olduğu ifadesinde belirttiği şekilde "Psikopat olarak bildiğini" beyan ettiği sanık ...'in aramasıyla, camları filmli, siyah renkli transporter aracı ile sanayi bölgesine giderek hallerinden darp ve cebire maruz kaldıkları açıkça anlaşılan katılanı ve mağdureyi, sanık ...'e ev bulamadığını da söyleyerek aracına alan, özellikle vazgeçmesi halinde başından beri planlı şekilde mağdurları tehdit ve hakaretle darp edilerek alıkoyma, yaralama, giysilerinin çıkartılarak yardım alamayacakları ıssız mahalde tehditle ilişkiye girmeleri ve bu görüntülerinin kayıt edilmesine matuf fiileri işleyen sanık ...'in eylemlerini gerçekleştirmede akim kalma tehlikesine maruz bırakacağı aşikar olan suçların müşterek faili sanık ... hakkında verilen kararda; 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurularının esastan reddine dair kurulan hükümde, hukuka aykırılık görülmemiştir. 3. Belirtilen nedenlerle sanık ... yönünden verilen hükümlere ilişkin tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. IV. KARAR A. Sanık ... hakkında mağdure ... ile katılan ...'a yönelik tehdit suçundan verilen karar yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 26.10.2023 tarihli ve 2023/1501 Esas 2023/1584 Karar sayılı ek kararının, katılan ... Katılan Bakanlık vekillerinin temyiz isteğinin kabulü ile bu suça dair verilen karar yönünden, EK KARARIN KALDIRILMASINA ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın hüküm niteliğinde olmaması nedeniyle temyiz incelemesine tabi olmadığından dava dosyasının Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Sanık ... hakkında şantaj, özel hayatın gizliliğinin ihlali, mağdure ...'ya yönelik kasten yaralama, katılan ...'a yönelik hakaret; sanık ... hakkında şantaj, özel hayatın gizliliğinin ihlali, mağdure ...'ya yönelik kasten yaralama suçlarından temyiz başvurularının değerlendirmesine ilişkin 26.10.2023 tarihli ek karar yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 26.10.2023 tarihli ve 2023/1501 Esas 2023/1584 Karar sayılı ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar ile müdafilerinin, katılan ... vekili ve Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARLARIN ONANMASINA, C. Sanık ... hakkında, mağdure ... ile katılan ...'a yönelik yağma, hürriyetten yoksun kılma, cinsel saldırı ve katılan ...'a yönelik kasten yaralama, suçlarından verilen hükümler ile sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama, mağdure ... ile katılan ...'a yönelik cinsel saldırı ile hürriyetten yoksun kılma suçlarından verilen hükümler Yönünden Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenlerle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 06.10.2023 tarihli ve 2023/1501 Esas, 2023/1584 Karar sayılı kararında sanıklar ile müdafilerinin, katılan ... vekili ile katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.05.2024 tarihinde karar verildi.