9. Ceza Dairesi 2022/3886 E. , 2023/3425 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/64 E., 2019/3135 K. SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ...'in çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan (2015-2016 yılları) beraatine dair hükümler yönünden istinaf başvurusunun esastan reddi kararı, suça sürüklenen çocuklar ..…
**9. Ceza Dairesi 2022/3886 E. , 2023/3425 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/64 E., 2019/3135 K. SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ...'in çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan (2015-2016 yılları) beraatine dair hükümler yönünden istinaf başvurusunun esastan reddi kararı, suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ...'in beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan (2013 yılı) mahkûmiyetlerine dair ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatlerine dair kararlar yönünden hükümlerin kaldırılarak suça sürüklenen çocukların bu suçlardan mahkûmiyetleri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin 22.11.2017 tarihli ve 2016/47 Esas, 2017/70 Karar sayılı kararı ile (14.06.2016 tarihli ve 2016/574 soruşturma nolu iddianameyle ilgili dosya); a) Suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'ın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve son cümlesi ile 62 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, b) Suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'in beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve son cümlesi ve 62 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, c) Suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatlerine, Karar verilmiştir. 2. Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin 09.01.2019 tarihli ve 2018/86 Esas, 2019/3 Karar sayılı kararı ile (16.08.2018 tarihli ve 2018/1553 soruşturma nolu iddianameyle ilgili dosya); Suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir. 3. Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin 22.11.2017 tarihli ve 2016/47 Esas, 2017/70 Karar sayılı kararına karşı mağdur vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 22.04.2019 tarihli ve 2019/496 Esas, 2019/1197 Karar sayılı kararı ile bu dosya ile Dairelerinin 2018/64 Esas sayılı dosyası arasında şahsi, hukuki ve fiili bağlantı bulunması nedeniyle birleştirilmesine ve yargılamanın 2018/64 Esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine karar vermiştir. 4. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.12.2019 tarihli ve 2018/64 Esas, 2019/3135 Karar sayılı kararı ile; a) Suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan beraatlerine ilişkin Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin 09.01.2019 tarihli ve 2018/86 Esas, 2019/3 Karar sayılı hükümlerine yönelik katılan mağdur vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. b) Suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ... hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetleri ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatlerine ilişkin Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin 22.11.2017 tarihli ve 2016/47 Esas, 2017/70 Karar sayılı hükümlerine yönelik katılan mağdur vekili, katılan Bakanlık vekili ve suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile; i) Suça sürüklenen çocuk ...'in beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yollamasıyla, 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve son cümlesi ve 62 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve son cümlesi ve 62 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ii) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yollamasıyla, 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve son cümlesi ve 62 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve son cümlesi ile 62 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, iii) Suça sürüklenen çocuk ...'ın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yollamasıyla, 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, altıncı fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve son cümlesi ve 62 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri, beşinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve son cümlesi ve 62 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, iiii) Suça sürüklenen çocuk ...'in beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yollamasıyla, 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, altıncı fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve son cümlesi ile 62 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri, beşinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve son cümlesi ve 62 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan mağdur Vekilinin Temyiz İstemi Suça sürüklenen çocuklara verilen hapis cezalarında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uygulanarak indirim yapılmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. B. Suça Sürüklenen Çocuklar ... ve ... Müdafiinin Temyiz İstemi Suça sürüklenen çocuklarının ifadelerinin jandarmada baskı ile alındığına, bu nedenle Sulh Ceza Hakimliğindeki ve Mahkemedeki ifadelerinin doğru olduğuna, mağdurun soyut iddiası dışında yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığına, adli rapora göre de mağdurun fiili livataya maruz kaldığına dair bulguya rastlanmadığına, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden alınan raporun yeterli olmadığına, şüpheden sanığın yararlanacağına, sosyal inceleme raporu alınmadığına, alıkoyma suçunun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir. C. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İstemi Suç tarihinde suça sürüklenen çocuğun yaşının on ikiden küçük olduğuna, olay tarihinin Mayıs 2013 olarak değerlendirilmesi ve suça sürüklenen çocuğun on iki-on beş yaş aralığında bulunduğu düşünüldüğünde de farik mümeyyizlik durumunun tayininin gerektiğine, 18.11.2016 tarihli Adli Tıp Raporu kabul etmediklerine, suça sürüklenen çocuğun ikrar mahiyetinde beyanının bulunmadığına, suçlamaları kabul etmediğine, somut delil bulunmadığına, 43 üncü maddenin koşulları oluşmadığı halde uygulandığına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşmadığına, raporda livataya ilişkin bulgu bulunmadığına, ruh sağlığının bozulduğu tespitinin imkansız olduğuna, suça sürüklenen çocuğun beraati gerektiğine ilişkindir. D. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İstemi Suça sürüklenen çocuğun atılı suçlardan cezalandırılması için mağdur beyanı dışında dosyada yeterli delil bulunmadığına ilişkindir. E. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Suça sürüklenen çocuklar hakkında takdiri indirim uygulanması ve katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin 22.11.2017 tarihli ve 2016/47 Esas, 2017/70 Karar sayılı dosyası; Mağdur ... \*\*\* ile suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ...'in aynı köyde ikamet ettikleri ve bir müddet aynı okulda okudukları, 2013 yılının Mayıs ayında ilk olarak suça sürüklenen çocuk ... ile mağdur ...'in mağdurun evine yakın yerdeki boş bir eve gittikleri, suça sürüklenen çocuğun burada mağdur ...'e karşı fiili livata şeklinde organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, bu eylemden 2-3 gün sonra bu kez suça sürüklenen çocuk ...'in mağdur ...'e karşı suça sürüklenen çocuk ...'in evine yakın boş bir evde yine livata şeklinde organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, bu olaydan da yaklaşık iki hafta sonra ve fakat farklı tarihlerde bu kez suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'in köyde bulunan sağlık ocağı lojmanının yakınındaki boş bir evde mağdur ...'e karşı livata şeklinde organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulundukları, bu olaydan yaklaşık bir ay sonra suça sürüklenen çocuk ...'in yine mağdur ... karşı mağdurun evine yakınlarında bulunan boş bir evde livata şeklinde organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, bu olaylardan yaklaşık bir yıl sonra suça sürüklenen çocuk ...'ın mağdurun çobanlık yaptığı esnada arazide mağdur ...'e karşı livata yoluyla organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, suça sürüklenen çocukların her defasında mağdur ...'in poposuna organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulundukları ve olay yerinden ayrıldıkları, toplamda suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'ın 2'şer defa, ... ve ...'in ise 1'er defa mağdur ...'e karşı nitelikli cinsel istismarda bulundukları, Ankara Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün 07.04.2016 tarihli ve 2016/6707 sayılı yazısında; "...kişinin livataya maruz kalıp kalmadığının tespitine tıbben imkan bulunmadığı'nın belirtildiği, Ankara ... Beyazıt Üniversitesi ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 07.04.2016 tarihli ve 2016/16050 rapor numaralı raporunda "mağdur ... \*\*\*in yapılan psikiyatrik muayene ve psikometrik testler sonucunda mağdur kalmış olduğu fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin geliştiği beyanlarına itibar edilmesini engelleyecek psikiyatrik bir patoloji saptanmadığı, genel olarak ifadesinin güvenilir olduğu, mağdurun belirtmiş olduğu iddia olunan cinsel istismar olayının gerçekleştiği tarihte beden ve ruh bakımından kendisini savunacak durumda bulunmadığı'nın belirtildiği, Hitit Üniversitesi Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 19.04.2016 tarihli yazısında mağdurun "19.04.2016 tarih ve 2953 defter sıra no ile yapılan muayenesinde; yaşadığı olay sonrası baş ağrısı, baygınlık atakları olduğu, yeniden yaşama korkusu olduğu ve yaşadığı olayları hatırladığı sırada yeniden oluyormuş gibi korkularının olduğu, ruhsal belirtilerinin zamanla azalma göstermekle birlikte devam ettiği, mağdurda travma sonrası stres bozukluğu olduğunun belirtildiği, bu haliyle mağdurun ruh sağlığının bozulduğu kanaatine varıldığı'nın belirtildiği, Adlî Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 18.11.2016 tarihli raporlarında; ... \*\*\*, ... \*\*\*, ... \*\*\* ve ... \*\*\*’in Mayıs 2013 tarihinde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğunun oy birliği ile mütalaa edildiği, Adlî Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 03.08.2016 tarihli raporuna göre; mağdurun 25.07.2016 tarihinde yapılan muayenesinde normal zekâ ve mağduru bulunduğu olaylardan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) denilen psikiyatrik bozukluğun tespit edildiği, dava dosyasının incelenmesinde olay tarihinde mağdurun doğum kaydına göre 12 (on iki) yaşını bitirmemiş olduğunun anlaşıldığı, çocukların 12 (on iki) yaşın bitiminden evvel (cinsel istismar) olayının hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek ve olaya ruhsal yönden mukavemet edebilecek psikoseksüel olgunluğa erişmemiş olduğu klasik tıbbi bilgiden olduğu, bu duruma göre ... \*\*\*’in 2013 Mayıs ayında mağduru bulunduğu olayların hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağı, beyanlarına itibar edilebileceği, mağduru bulunduğu olaylar nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunun mütalaa edildiği, tekrar Adlî Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan alınan 05.11.2018 tarihli raporuna göre; mağdurun "Kurulumuzca 25.07.2016 tarihinde yapılan muayenesinde ve dava dosyasının incelenmesinde, mağduru bulunduğu olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) denilen psikiyatrik bozukluğun tespit edildiği, bu duruma göre ... \*\*\*’in 2013 Mayıs ayında mağduru bulunduğu olay nedeniyle cinsel eylemde bulunan suça sürüklenen çocukların eylemlerinin ayrı ayrı ruh sağlığını bozduğu oy birliği ile" ek mütalaa edildiği, suça sürüklenen çocuklar hakkında sosyal inceleme raporlarının alındığı, tanık olarak ..., ..., ..., ... ve ..., ..., ... ve ... 'nin dinlendiği, suça sürüklenen çocukların Mahkemede olayları kabul etmedikleri, soruşturma aşamasında alınan savunmalarında ise suça sürüklenen çocuk ...'ın; mağdur ...'e karşı mağdurun rızası doğrultusunda iki defa organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğunu kabul ettiği, suça sürüklenen çocuk ...'in; mağdur ile onun rızası dahilinde gerçekleşen eylemde mağdurun arkasına geçip cinsel organını mağdurun poposuna değdirdiğini, girip girmediğini bilmediğini ancak eylem sonrası cinsel organından bir sıvı geldiğini ve bu eylemi sadece bir kez yaptığını beyan ettiği, suça sürüklenen çocuk ...'in; üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, suça sürüklenen çocuk ...'in; sorguda ve savcılıkta mağdur ...'in kendi rızası ile cinsel organını tutarak poposuna değdirdiğini ancak poposuna girmediğini beyan ettiği, soruşturma aşamasında mağdur ile başka çocukların da ilişkiye girmiş olabileceklerinin soruşturulduğu ve mağdur ...'in diğer çocuklarla ilişkiye girdiğini reddettiği Mahkemece kabul edilmiştir. 2. Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin 09.01.2019 tarihli ve 2018/86 Esas, 2019/3 Karar sayılı dosyasında; Suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ...'in daha önce yapılan yargılama sırasında soruşturma aşamasında alınan beyanlarında; ...'ın 2016 yılı Mart ayında cinsel organını mağdurun poposuna soktuğunu, ...'in 2015 yılı yaz aylarında mağdurun poposuna cinsel organını değdirdiğini ancak girip girmediğini bilmediğini, ...'in ise 2015 yılı yaz aylarında ...'in arkasına geçtiğini, poposuna cinsel organını sokmadığını, mağdurun cinsel organını tutarak kendi poposuna değdirdiğini beyan ettikleri, ancak yargılama sırasında soruşturma aşamasındaki beyanlarını baskı altında verdiklerini söyleyerek suçlamaları reddettikleri, mağdur çocuk ...'in de iddianamede anlatılan suça sürüklenen çocuklardan ...'ın 2016 yılı Mart ayında, ...'in 2015 yılı yaz ayında, ...'in de yine 2015 yılı yaz ayında kendisine karşı gerçekleştirildiği iddia edilen eylemlerin gerçekleşmemiş olduğunu söylediği Mahkemece kabul edilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 1. Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin 09.01.2019 tarihli ve 2018/86 Esas, 2019/3 Karar sayılı dosyasıyla ilgili olarak yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. 2. Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin 22.11.2017 tarihli ve 2016/47 Esas, 2017/70 Karar sayılı dosyasıyla ilgili olarak yapılan değerlendirmede; Suça sürüklenen çocuk ...'in 2013 yılı Mayıs ayında mağduru kolundan tutarak evin yakınlarında bulunan boş eve götürerek burada dizlerinin üzerine yatırıp fiili livatada bulunduğu, bu olaydan bir kaç ay sonra yine suça sürüklenen çocuk ...'in mağduru aynı terk edilmiş eve götürerek burada fiili livatada bulunduğu, suça sürüklenen çocuk ...'in ...'in ilk olayından sonra mağduru evlerinin yakınında bulunan harabe eve götürerek burada fiili livatada bulunduğu, suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'in yine mağdur ...'i 2013 yılında köyde bulunan sağlık ocağının yakınındaki boş eve götürerek sırayla fiili livatada bulundukları, yine suça sürüklenen çocuk ...'ın aynı yıl içerisinde mağdur hayvan otlatırken yanına giderek fiili livatada bulunduğu, yapılan yargılama sırasında mağdurun olay sebebiyle beden ve ruh sağlığını her bir suça sürüklenen çocuğa atfedilen eylem yönünden bozulup bozulmadığı hususunda Adlî Tıp Kurumundan rapor alındığı ve rapor içeriğine göre her bir suça sürüklenen çocuğun eylemi sebebiyle mağdurun beden ve ruh sağlığının bozulduğunun bildirildiği, her ne kadar suça sürüklenen çocuklar üzerlerine atılı suçu kısmen kabul etmiş iseler de; suça sürüklenen çocukların tevil yollu beyanları, mağdurun suça sürüklenen çocuklara iftira atmasını gerektirir herhangi bir sebebin duruşma zaptına yansımamış olması gözönüne alındığında suça sürüklenen çocuğun suçu inkar şeklindeki savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olarak değerlendirildiği, bu sebeple itibar edilmediği, a. Suça sürüklenen çocuk ...'in mağdur ...'i evlerinin yakınında bulunan terk edilmiş eve götürerek fiili livatada bulunma şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturduğu, suçun unsurlarının sübut bulduğu, bu suçtan cezalandırılması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince kabulün de bu yönde olduğu ancak suça sürüklenen çocuk hakkında hüküm tertip edilirken 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasından bahsedildikten sonra 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının hükümde gösterildiği, ayrıca iddianame sevkinde yer almasına rağmen suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının değerlendirmesinin yapılmadığı, bu sebepten duruşma açıldığı, mağdur ... her ne kadar suça sürüklenen çocuğun kendisine yumruk atarak cinsel ilişkiye girdiğini belirtmiş ise de; buna ilişkin rapor olmadığı, mağdurun bu beyanını destekleyen delil olmadığı, bu sebeple suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmaması yoluna gidildiği, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan suça sürüklenen çocuk ...'in mağdur ...'i kolundan çekerek evlerinin yakınında bulunan terk edilmiş eve götürme şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen cebir tehdit hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu, suçun unsurlarının sübut bulduğu, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçtan cezalandırılması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince bu hususta hataya düşülerek beraat kararı verilmesinin yerinde olmadığı, b. Suça sürüklenen çocuk ...'in 2013 yılı içerisinde mağdur ...'i terk edilmiş eve ayrı ayrı günlerde iki kez zorla götürerek burada fiili livatada bulunma şeklindeki eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturduğu, suçun unsurlarının sübut bulduğu, suça sürüklenen çocuğun bu suçtan cezalandırılması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince kabulün de bu yönde olduğu ancak, suça sürüklenen çocuk hakkında hüküm tertip edilirken 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasından bahsedildikten sonra aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının hükümde gösterildiği, uygulama sırasında da suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca artırım yapıldıktan sonra 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi artırımının 15 yıl üzerinden yapıldığı ayrıca iddianame sevkinde yer almasına rağmen suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının değerlendirmesinin yapılmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince bu sebepten duruşma açıldığı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan suça sürüklenen çocuk ...'in mağdur ...'i tehditle evlerinin yakınında bulunan terk edilmiş eve götürme şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen cebir-tehdit-hile-kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu, suçun unsurlarının sübut bulduğu, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçtan cezalandırılması gerektiği, c. Suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'in yine mağdur ...'i 2013 yılında köyde bulunan sağlık ocağının yakınındaki boş eve götürerek sırayla fiili livatada bulunma ve yine suça sürüklenen çocuk ...'ın aynı yıl içerisinde mağdur hayvan otlatırken yanına giderek fiili livatada bulunma şeklindeki eylemlerinin suça sürüklenen çocuk ... yönünden 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturduğu, suçun unsurlarının sübut bulduğu, suça sürüklenen çocuğun bu suçtan cezalandırılması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince kabulün de bu yönde olduğu ancak, suça sürüklenen çocuk hakkında hüküm tertip edilirken 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasından bahsedildikten sonra aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının hükümde gösterildiği, uygulama sırasında da suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca artırım yapıldıktan sonra 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi artırımının 15 yıl üzerinden yapıldığı ayrıca iddianame sevkinde yer almasına rağmen suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının değerlendirmesinin yapılmadığı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan suça sürüklenen çocuk ...'ın mağdur ...'i diğer suça sürüklenen çocuk ... ile beraber kolundan tutup zorla köyde bulunan sağlık ocağının yakınındaki boş eve götürme şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen cebir-tehdit-hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu, suçun unsurlarının sübut bulduğu, suç sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçtan cezalandırılması gerektiği, eylemini çocuğa karşı birden fazla kişiyle gerçekleştirdiği, d. Suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'in yine mağdur ...'i 2013 yılında köyde bulunan sağlık ocağının yakınındaki boş eve götürerek sırayla fiili livatada bulunma şeklindeki eylemlerinin suça sürüklenen çocuk ... yönünden 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturduğu, suçun unsurlarının sübut bulduğu, suça sürüklenen çocuğun bu suçtan cezalandırılması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince kabulün de bu yönde olduğu ancak, suça sürüklenen çocuk hakkında hüküm tertip edilirken 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasından bahsedildikten sonra aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının hükümde gösterildiği, uygulama sırasında da suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca artırım yapıldıktan sonra 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi artırımının 15 yıl üzerinden yapıldığı ayrıca iddianame sevkinde yer almasına rağmen suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının değerlendirmesinin yapılmadığı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan suça sürüklenen çocuk ...'in mağdur ...'i diğer suça sürüklenen çocuk ... ile beraber kolundan tutup zorla köyde bulunan sağlık ocağının yakınındaki boş eve götürme şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen cebir-tehdit-hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu, suçun unsurlarının sübut bulduğu, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçtan cezalandırılması gerektiği, suça sürüklenen çocuğun eylemini çocuğa karşı birden fazla kişiyle gerçekleştirdiği, Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilmiştir. IV. GEREKÇE A. Suça Sürüklenen Çocuklar Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ile tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama neticesinde kurulan hükümler hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Suça Sürüklenen Çocuklar ..., ..., ... ve ... Hakkında Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Mağdur beyanları, raporlar, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocukların üzerlerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işledikleri sabit olup aşağıda bozma sebepleri dışında Mahkeme hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 1. Suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ... hakkında İstanbul Adlî Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 05.11.2018 tarihli rapora göre mağdur ...'in, 2013 Mayıs ayında mağduru bulunduğu olaylar nedeniyle suça sürüklenen çocukların eylemlerinin ayrı ayrı ruh sağlığını bozduğu belirtilmiş ise de, 5237 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi uyarınca kişinin, gerçekleşen fakat kastetmediği bu neticeden sorumlu tutulabilmesi için en azından taksirle hareket etmiş olması gerektiği, somut olayda suça sürüklenen çocukların dosyaya yansıyan sosyal ve kültürel durumları, eğitim düzeyi, kişisel özellikleri, tarafların yaşları ve cinsel istismar eyleminin gerçekleşme biçimi nazara alındığında, ağır netice olarak ortaya çıkan mağdurun ruh sağlığındaki bozulmanın suça sürüklenen çocuklar tarafından öngörülemeyeceği ve taksirle dahi hareket etmelerinin söz konusu olmadığı, meydana gelen bu zararın aynı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında cezanın bireyselleştirilmesinde dikkate alınabileceği gözetilmeden yazılı şekilde suça sürüklenen çocuklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası uygulanması suretiyle fazla ceza tayini, 2. Suça sürüklenen çocuk ...'in mağdura karşı cinsel saldırı eylemini ...'la birbirlerini takiben gerçekleştirdikleri, eylemlerin birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmiş olması nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi gereğince cezalarında artırım yapıldığı halde, suça sürüklen çocuk ...'in mağdura karşı başkaca nitelikli cinsel istismar eyleminde bulunmadığı gözetilmeden diğer eyleme de iştirak ettiği gerekçesiyle mükerrer cezalandırma oluşturacak şekilde aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla artırılması suretiyle suça sürüklenen çocuk ... hakkında fazla ceza tayini, 3. Suça sürüklenen çocuk ...'ın mağdura karşı iki defa nitelikli cinsel istismar eylemi gerçekleştirmesine rağmen olayın oluş şekli, gerçekleştiği yer ve zaman sıklığı gözönüne alınarak şeklindeki yasal olmayan ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçeyle 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1/3 oranında artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayini, Nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi hükümleri hukuka aykırı bulunmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle Tebliğnamedeki onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR A. Suça Sürüklenen Çocuklar Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.12.2019 tarihli ve 2018/64 Esas, 2019/3135 Karar sayılı kararında katılan mağdur vekili, katılan Bakanlık vekili ve suça sürüklenen çocuklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, B. Suça Sürüklenen Çocuklar ..., ..., ... ve ... Hakkında Beden Veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle katılan mağdur vekili, katılan Bakanlık vekili ve suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.12.2019 tarihli ve 2018/64 Esas, 2019/3135 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.05.2023 tarihinde karar verildi.