3. Ceza Dairesi 2022/1476 E. , 2024/5548 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2019/48 E., 2021/951 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden - 10.07.2020 HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : 1- Sanık müdafii, 2- Katılan ... vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 01.07.
**3. Ceza Dairesi 2022/1476 E. , 2024/5548 K.** **"İçtihat Metni"** SAYISI : 2019/48 E., 2021/951 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden - 10.07.2020 HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : 1- Sanık müdafii, 2- Katılan ... vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 01.07.2021 tarihli ve 2019/48 Esas, 2021/951 sayılı kararının sanık müdafii ve Hazine ve Maliye Bakanlığı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; 1. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan hükmolunan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı; cezanın tür ve süresine göre 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan, sanık müdafiinin ve katılan ... vekilinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince reddine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hükmolunan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.11.2018 tarihli ve 2017/1144 Esas, 2018/1409 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 01.07.2021 tarihli ve 2019/48 Esas, 2021/951 sayılı kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine kararı verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 29.12.2021 tarihli ve temyiz istemlerinin ise esastan reddi ile hükümlerin onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özet olarak; 1. Mahkumiyet kararına konu her iki suç yönünden de dosya kapsamında sanığın mahkumiyetini gerektirir hiçbir maddi delil bulunmadığına, sanığın 2010 KPSS sınav sorularını ne zaman, nasıl, nerede aldığının ve örgütle iltisakının somutlaştırılmadığına, 2. Dosya kapsamındaki bilirkişi raporunun sübjektif değerlendirmeler içerdiğine, yanlışta birleşmenin olası sebeplerinin dikkate alınmadığına, 3. Kopya iddiasına konu sınavın soru ve cevap formunun dosya arasına alınmadığına, bu belgelerin incelenmesi neticesinde sonuca varılabileceğine, 4. 2010 yılı KPSS sınavı itibarıyla sanığın eyleminin mevzuat kapsamındaki suç tipine uymadığına, 5. Mahkumiyet kararına konu suçların maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, 6. Dolandırıcılık suçu yönünden sanığın aldığı maaş üzerinden adli para cezasının belirlenmesinin hukuka aykırı olduğuna, 7. Bank Asya hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi niteliğinde olmadığına ve sanığın talimatla hareket etmediğine, 8.Bank Asya hesap kayıtlarının getirtilmediğine ve bu kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığına, 9. İlgili dönemde Kanunlar çerçevesinde faaliyet yürüten Bank Asya’daki hesap hareketlerinin müsnet suç yönünden örgütsel delil olarak değerlendirilemeyeceğine, 10. İddia olunan eylem tarihleri itibariyle yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütünün bulunmadığına, ilgili dönemdeki eylemlerin suç sayılmaması gerektiğine, 11. Silahlı terör örgütüne üye olma suçunun yasal unsurlarının oluşması için sempati boyutunu aşan özel kastın bulunması gerektiğine, ilişkindir. 12. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir. Katılan ... vekilinin temyiz istemi özet olarak; 13. İddianame konusu dolandırıcılık suçunun kamu kurumlarına sızma odaklı örgütsel amaç doğrultusunda organize şekilde örgüt faaliyeti kapsamında işlendiğine, bu itibarla dolandırıcılık suçu yönünden üst sınırdan ceza tayin edilmesi ve katılan idare lehine vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğine, ilişkindir. 14. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından maddi hata dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1. Ayrıntıları Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin, 26.10.2017 tarihli ve 2017/1809 Esas, 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi; örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (Toroslu Özel Kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s. 280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Bilirkişi raporunda sanığın sınavdaki başarısının tesadüfi olamayacağına yönelik kuvvetli kanaat oluştuğunun belirtilmesi karşısında; ihtimallere dayanan yüzdelik oranlarının yer aldığı değerlendirme içermesi sanığın hileli bir davranışını ortaya koymaya elverişli olmadığı gibi kişinin önceki ve sonraki yıllardaki doğru ve yanlış cevap sayılarının kıyaslanarak sınav sorularını haksız elde etmek sureti ile sınavda hileli yollarla yüksek puan aldığının kesin olarak ispatlanamayacağı, ayrıca bilirkişi raporunu teyit eder başkaca delil, beyan veya bilgi bulunmadığı gibi bilirkişi raporunda sınav sorularının alındığına dair kesin kanaatin de bildirilmediği, dosya kapsamında sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir ve örgüte üye olma suçundan mahkûmiyetini gerektirir her türlü kuşkudan uzak, yeterli ve kesin delilin de bulunmadığı gözetilerek, atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, 2. Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden kabule ve uygulamaya göre de, Sanık hakkında belirlenen temel ceza suçun niteliği gereği artırılırken, artırım oranı doğru yapıldığı halde uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası yerine "3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesi" olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 inci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Sanık Müdafiinin ve Katılan ... Vekilinin Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık Suçu Yönünden Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Ön inceleme bölümünün (1) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin ve katılan ... vekilinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, esası 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereği temyizen incelenemeyen hükme karşı, 5271 sayılı Kanun'un 308 inci maddesinin (A) bendi kapsamında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz edebileceğinin belirlenmesine, B. Sanık Müdafiinin Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 01.07.2021 tarihli ve 2019/48 Esas, 2021/951 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.04.2024 tarihinde karar verildi.