1. Hukuk Dairesi 2009/12480 E. , 2009/12956 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BOLU 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/05/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları A..'in 6, 9 ve 1530 parsel sayılı taşınmaz ile .. plaka sayılı traktörü mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalı oğlu ve gelinine bağışlamak istediği halde satış göstermek suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek, traktörün satışına ilişkin işlemin iptali ile çekişmeli taşınmazların mirasçılar adı
**1. Hukuk Dairesi 2009/12480 E. , 2009/12956 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BOLU 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/05/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları A..'in 6, 9 ve 1530 parsel sayılı taşınmaz ile .. plaka sayılı traktörü mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalı oğlu ve gelinine bağışlamak istediği halde satış göstermek suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek, traktörün satışına ilişkin işlemin iptali ile çekişmeli taşınmazların mirasçılar adına iptal ve tescilini, olmazsa tenkisini istemiş, 01.09.2005 tarihli dilekçe ile 9 parsele ilişkin isteğini atiye bırakmıştır. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece; "davadaki istek gözetilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiği" gerekçesiyle bozulmuş, davacı bozma ilamından sonra miras payı oranında iptal ve tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğinde bulunduğu bildirmiş, bozma ilamına uyularak davacılar iddiası sabit görülmeyerek davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal-tescil, olmazsa tenkis isteğine ilişkindir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; dava konusu 1530 ve 6 parsel sayılı taşınmazların miras bırakan A.. tarafından davalı M..'e satış suretiyle temlik edildiği, 1530 parselin M.. tarafından dava dışı T. Ö..'e temlikinden sonra 30.03.1998 tarihinde davalı F..'ye devredildiği, halen anılan taşınmazın Fahriye adına, 6 parsel sayılı taşınmazında davalı M.. adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Somut olaya gelince; davacılar, çekişmeli taşınmazların ve traktörün muvazaalı temlik edildiğini ileri sürerek, eldeki davayı açmışlar, mahkemece davanın reddine karar verilmişse de, yukarıda açıklanan ilkeleri kapsar biçimde hükme yeterli bir araştırmanın yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki; miras bırakanın gerçek iradesi açıklıkla belirlenmediği gibi dava konusu taşınmazların temlik tarihlerindeki gerçek değerleri ve bedel ödenip ödenmediği hususuda saptanmamıştır. Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazlar yönünden 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca menkul niteliğindeki traktör yönünden ise Borçlar Kanununun 18.maddesi gereğince genel muvazaa hükümlerine göre açıklanan ilkeler kapsamında öncelikli istek olan tapu iptal ve tescil yönünden hükme yeterli bir araştırma yapılması gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu gerekçelerle davanın reddedilmiş olması doğru değildir. Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.