(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/7807 E. , 2009/8398 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 23.06.2006 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil, mümkün değilse tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacıların tapu iptali ve tescil davasının reddine, Türk Medeni Kanununun 723/son maddesi gereğince 51.423.33 YTL.nin davalıdan tahsiline dair verilen 07.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/7807 E. , 2009/8398 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 23.06.2006 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil, mümkün değilse tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacıların tapu iptali ve tescil davasının reddine, Türk Medeni Kanununun 723/son maddesi gereğince 51.423.33 YTL.nin davalıdan tahsiline dair verilen 07.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı temliken tescil, ikinci kademedeki talep tazminat tahsili istemlerine ilişkindir. Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temliken tescil istemi reddolunmuş, malzeme bedeli 51.423.33 YTL.nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hükmü, taraflar temyiz etmiştir. Çekişme konusu taşınmaz 948 parsel no’su ile davalı Hazine adına ham toprak olarak kayıtlıdır. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın 1952 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında tapulama dışı bırakıldığı, davacıların mirasbırakanı Hacı Mustafa Koç tarafından açılan kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı tescil davasının taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle reddedildiği anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 684. ve 718.maddeleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi Türk Medeni Kanununun 722, 723. ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Konunun bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir. Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir. Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde bina sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak bina sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir. Malzeme sahibinin Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır. Öncelikli koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır. Türk Medeni Kanununun 724.maddesi hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin Türk Medeni Kanununun 3.maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü, bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. Somut uyuşmazlıkta; davacılar mirasbırakanının devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir yere elatarak yapı meydana getirdiği tartışmasızdır. Kısaca, bu nitelikteki bir yer üzerine yapı yapan malzeme malikinin iyiniyetli olarak kabulüne olanak yoktur. Çünkü, Türk Medeni Kanununun 724. maddesi sadece özel mülkiyete konu olabilen araziler hakkında uygulanır. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacıların bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-Davalı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; Paftanın incelenmesinden dava konusu yerin 2004 yılında yapılan imar uygulamasında ... yeri olarak kullanılmak üzere ayrıldığı görülmektedir. Türk Medeni Kanununun 723/son maddesine göre yapı yaptıran malzeme sahibine tazminat verilebilmesi için malzemenin arazi maliki için taşıdığı bir değer olmalıdır. Oysa, somut uyuşmazlıkta çekişmeli parsel ... yeri olarak ayrıldığından davalı Hazine için bir değer taşıdığı düşünülemez. Davacının ikinci kademedeki isteminin de bu nedenle reddi gerekirken hüküm altına alınması açıklanan nedenle doğru olmamıştır. Kararın davalı Hazine yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1). bentte açıklanan nedenlerle davacıların bütün temyiz itirazlarının reddine, hükmün (2). bent uyarınca davalı Hazine yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 06.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.