Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6563 E. , 2024/4105 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6563 Karar No : 2024/4105 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... Mirasçıları Kendisine asaleten ...'e velayeten ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av.... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek b
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6563 E. , 2024/4105 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6563 Karar No : 2024/4105 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... Mirasçıları Kendisine asaleten ...'e velayeten ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av.... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından, yakınları ...'in 21/01/2015 tarihinde öğrencisi olduğu Ankara ili, Mamak ilçesi, ... Mahallesi ... Meslek Lisesi önünde bulunan tren yolundan geçerken tren çarpması sonucu vefat etmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların karşılığı olarak davacı anne ... için 1.000,00 TL maddi (miktar artırım sonucu: 326.251,84 TL), 50.000,00 TL manevi, davacı kardeş ... için 25.000,00 TL manevi, davacı ... ve ... (kardeş ... mirasçıları) için 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; davacıların tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye yapmış oldukları 06/05/2015 tarihli başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemi yönünden, idari davaya konu olabilecek nitelikte bir idari işlem olmadığı gerekçesiyle bu kısım yönünden davanın incelenmeksizin reddine, meydana gelen olayda davalı idarenin %100 kusurlu olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle davacıların manevi tazminat isteminin kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davacıların idareye başvurduğu 06/05/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine, davacılardan ...'in maddi tazminat isteminin kabulü ile 326.251,84 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sinin davalı idareye başvuru tarihi olan 06/05/2015 tarihinden itibaren, 325.251,84 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarih olan 10/06/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacılardan ...'e ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının maddi ve manevi tazminata ilişkin kısımlarının kaldırılmasına, maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden yeniden incelenen davada, İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun Danıştay yerleşik içtihatlarına uygun olmadığı görüldüğünden, yeniden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 27/02/2020 tarihli rapor ile davacılardan ...'nın destekten yoksun kalma zararının 104.137,00 TL olarak tespit edildiği, olay tarihinde 15 yaşında ve lise öğrencisi olan müteveffanın, tren yolundan geçip okula dönmek istediği sırada dikkatsiz ve tedbirsiz davranışı nedeniyle olayın meydana gelmesinde müterafik kusuru bulunduğunun kabulünün gerektiği, ölenin olaydaki müterafik davranışı da nazara alınarak destekten yoksun kalma zararından indirim yapılması yoluna gidilmiş olup, 78.102,75 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sinin davalı idareye başvuru tarihi olan 06/05/2015 tarihinden itibaren, 77.102,75 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarih olan 10/06/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacılardan ...'e ödenmesine, ölenin olaydaki müterafik davranışı da nazara alınarak, davacılardan ...'e yaşadığı elem ve üzüntü karşılığı olmak üzere takdiren 37.500,00 TL, davacı ...'e takdiren 18.750,00 TL, diğer davacı ...'in de mirasçılarına miras payları oranında ödenmek üzere takdiren 18.750,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 06/05/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, müteveffanın kaza geçirdiği tarihte 15 yaşında ve Endüstri Meslek Lisesi 9. sınıf öğrencisi olduğu, kaza olmasaydı bir sene sonra bölüm tercihi yapacağının kabul edilmesinin, aktüer bilimlere uygun olacağı, İdare Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, bu durum dikkate alınarak objektif bir değerlendirme yapılarak 10. sınıfta iken müteveffanın seçmesi muhtemel olan bilişim, elektrik, elektronik ve makine teknolojilerinden en düşük kazanç getiren üzerinden hesaplama yapıldığı, bu alana göre müteveffanın 2014 yılı verilerine göre 2.943,00 TL ücret alacağı ve bu miktarın o tarihteki asgari ücretin 2.46 katı olduğu, ancak Bölge İdare Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, müteveffanın vasıfsız ve ömür boyu asgari ücret alacak gibi değerlendirilmesinin adaletsiz olduğu, nitekim müteveffanın yaşasaydı vasıflı bir teknik personel olarak hayatını sürdürecek ve ona göre ücret alacak olduğu, ayrıca müteveffanın mesleğe 22 yaşında başlayacağının öngörülmesinin yanlış olduğu, zira mesleki liselerin mezunlarının üniversite sınavını kazanamasalar dahi hemen mesleğe başlayabilecekleri, davalı idarenin üzerine düşen tedbir alma sorumluluğunu yerine getirmediği, bu nedenle de müteveffa tarafından hangi tedbir alınırsa alınsın dava konusu kaza gerçekleşeceğinden müterafik kusur değerlendirmesi yapılmasının mümkün bulunmadığı; davalı idare tarafından, müteveffanın dikkatsiz bir şekilde demiryolu hattı içerisine girdiğinin idari soruşturma dosyası içeriğindeki kamera kayıtlarında açıkça görüldüğü, bu yönüyle idarelerine kusur yüklenilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısımlarının incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hükmedilen maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmının incelenmesi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştayın içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir. Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır. Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırımı suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu, aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, artırılan tazminat miktarı bakımından da, idareye başvurunun yapıldığı tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "78.102,75 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 06/05/2015 tarihinden itibaren, ıslah ile arttırılan 77.102,75 TL maddi tazminatın ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 10/06/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacı ...'e ödenmesine" ibaresinin, "78.102,75 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 06/05/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılardan ...'e ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısım yönünden KABULÜNE, diğer kısımlar yönünden REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin aidiyetine göre iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 17/10/2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Bakılan dava, davacılar yakını ...'in 21/01/2015 tarihinde öğrencisi olduğu Ankara ili, Mamak ilçesi, ... Mahallesi... Meslek Lisesi önünde bulunan tren yolundan geçerken tren çarpması sonucu vefat etmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların karşılığı olarak davacı anne ... için 1.000,00 TL maddi (miktar artırımı sonucu: 326.251,84 TL), 50.000,00 TL manevi, davacı kardeş ... için 25.000,00 TL manevi, davacı ... ve ... (kardeş ... mirasçıları) için 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince anılan kazadaki kusur oranının da tespit edilmesi amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 02/04/2019 tarihli raporda, davalı idarenin meskûn mahalde, rayların her iki tarafını canlıların geçmesini engelleyecek şekilde duvarla veya telle kapatarak engellemesi gerekirken yapmadığı, ray üzerinden geçmenin mutad hale geldiği, fiili olarak yaya yoluna dönüştürüldüğü, her an bir kaza olabileceğinin öngörülebilir bulunmasına rağmen önlem alınmadığı, ray üzerinde ilk defa kaza olmadığı bilinci ile risk değerlendirmesinin yapılması gerekirken yapılmadığı ve kazanın bunlara bağlı olarak gerçekleşmiş olduğu dikkate alındığında davalı idarenin %100 kusurlu olduğu tespitine yer verildiği, ayrıca Mamak İlçe Jandarma Komutanlığı personelince düzenlenen olay tutanağı ve olay yeri inceleme raporunda, okul giriş kapısı duvarı ile olayın meydana geldiği yer arasının 14,30 metre olduğunun, tren yolunun kenarlarının tel örgü ile kapalı olmadığının, tren yolu hemzemin geçit kapısının hemen yanında bulunan trafonun arkasında yayaların devamlı gelip geçmelerinden dolayı patika oluştuğunun ve hemzemin geçit kapalı olduğunda vatandaşların bu yolu kullandığının belirtildiği görülmüştür. Bu durumda, müteveffanın okuduğu okulun, tren yoluna çok yakın olduğu, olayın meskun mahalde meydana geldiği, okul giriş kapısı duvarı ile olayın meydana geldiği yer arasının 14,30 metre olduğu, tren yolu hemzemin geçit kapısının hemen yanında bulunan trafonun arkasında yayaların gelip geçmelerinden dolayı bir patika yolun oluştuğu, otobüs durağının trafonun arkasında bulunduğu, hemzemin geçit kapalı olduğunda bu yolun kullanıldığı, olay yerinde okul olmasına rağmen yaya yolu ile alt ve üst geçidin bulunmadığı, yayaların geçişlerini önleyici tedbir alınmadığı, tren yolunun yaya yoluna kapalı olmadığı ve demir korkuluk bulunmadığı, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere kaza ihtimalinin öngörülebilir olduğu ve buna rağmen gerekli önlemlerin alınmadığı, bu açıdan dava konusu olayın davalı idarenin gerekli önlemleri almamasından ve tren hattının denetim, gözetim ve kontrolü eksikliğinden kaynaklandığı, bu itibarla olay tarihinde 15 yaşında ve lise öğrencisi olan müteveffaya herhangi bir kusur izafe edilemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu olay nedeniyle ortaya çıkan zararların tamamından davalı idarenin sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda davacılar yakını müteveffanın tren yolundan geçip okula dönmek istediği sırada dikkatsiz ve tedbirsiz davranışı nedeniyle olayın meydana gelmesinde müterafik kusuru bulunduğu yönündeki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından, kararın bozulması gerektiği oyuyla, aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyoruz. 17/10/2024