11. Ceza Dairesi 2023/535 E. , 2023/1595 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1915 E., 2022/1962 K. SUÇLAR :Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarakkullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgenindüzenlenmesindeyalan beyan, özel işaret ve kıyafetleriusulsüz kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, esastan ret Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 202…
**11. Ceza Dairesi 2023/535 E. , 2023/1595 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1915 E., 2022/1962 K. SUÇLAR :Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarakkullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgenindüzenlenmesindeyalan beyan, özel işaret ve kıyafetleriusulsüz kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, esastan ret Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/1915 Esas, 2022/1962 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 1.) Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan ve Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma suçuna yönelik temyiz istemi yönünden; Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.06.2022 tarihli ve 2022/269 Esas, 2022/338 Karar sayılı kararı ile resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrasınca kurulan 10 ay hapis cezası ile mahkûmiyet ve özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 264 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca kurulan 8 ay hapis cezası ile mahkûmiyet hükümlerine konu cezanın türü ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında; sanığın bu suçlardan verilen hükümlere ilişkin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, temyize tabi olmadığı belirlenmiştir. 2.) Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.06.2022 tarihli ve 2022/269 Esas, 2022/338 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a.) Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile mahkûmiyet, hak yoksunluklarına ve cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, b.) Özel İşaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 264 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 8 ay hapis cezası ile mahkûmiyet, hak yoksunluklarına ve cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, c.) Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 8 yıl 9 ay hapis ve 35.000,00 TL adli para cezası ile mahkûmiyet, hak yoksunluklarına ve cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15 Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/1915 Esas ve 2022/1962 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanığın istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; 1.Müdafiinin görevini yerine getirmediğinden adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, 2.Katılanların zararını karşılamak ve uzlaşmak istediğine, 3. Pişman olduğunu beyan etmesine rağmen takdiri indirim maddesinin uygulanmadığına, 4.Türk Ceza Kanun'nun 32 inci maddesi kapsamında kaldığından rapor alınması gerektiğine, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Sanığın, 10/11/2021 tarihinde Kahta Adliyesine üzerinde adli emanetin 2022/87 sırasında kayıtlı avukatlık cübbesi bulunur vaziyette geldiği, bu sırada Kahta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 2021/395 Esas sayılı dosyası kapsamında açılan boşanma davasının duruşması için bekleyen katılanlara kendisini Adıyaman Barosuna kayıtlı avukat olarak tanıtıp Baro tarafından adli yardım bürosunca görevlendirildiğini, boşanma davasına avukat olarak gireceğini ve kendilerine yardımcı olacağını söylediği, katılan ... Çitak'a ayrıca kendisine iş sağlayacağını beyan ettiği, akabinde de sanığın kendisini Av. Baran Gümüş olarak tanıtarak söz konusu davanın 10.11.2021 tarihli celsesine davacı ... Çitak vekili olarak katıldığı, bu durumun duruşma zaptı ile de sabit olduğu ve sanığın yapılan yargılamaya mahkeme huzurundaki celseye katılmış olması sebebiyle katılanlar nezdinde güven sağladığı, sanığın duruşma sonrasında katılanlardan ayrı ayrı dava masrafı ve harcı olarak para talep ettiği bu sebeple aynı gün katılan ... adına kardeşi Yılmaz Çitak'ın 1.250,00 TL elden ödediği, sanığın bu olaydan 2 hafta sonra mahkeme masrafı adı altında katılan ...'dan 700,00 TL daha aldığı, daha sonra sanığın katılan ...'ı tekrar arayarak karşı tarafın masraf yatırmadığını söylediği, bu nedenle kendisinin ödemesini isteyerek katılan ...'ın bu kez sanık ...'ın bildirdiği Hulki Karaman hesabına 450,00 TL eft yaptığı, sanığın katılan ... Çitak'ı arayarak masraf talebinde bulunduğu bunun üzerine katılan adına babasının, Osman Akarsu'nun hesabından, sanık ...'ın bildirdiği Yusuf Elçeoğlu hesabına 400,00 TL eft yaptığı, daha sonra tekrardan katılan ... ÇİTAK'tan harç ve masraf ile hakim tanıdıkları olduğunu söylemek ve onu işe koyacağına inandırarak Haşim Akarsu'nun, ...'ın bildirdiği İrfan Bingöl hesabına 325,00 TL eft yapmasını sağladığı ve katılanların toplamda sanık ...'a 3.125,00 TL ödeme yaptıkları anlaşılmaktadır. 2. Sanık aşamalarda suçunu ikrar etmiştir. 3. Katılan ... aşamalardaki beyanlarında, Kahta adliyesinde boşanma davası beklemekte iken sanığın kendisini Adıyaman Barosuna kayıtlı avukat Baran Gümüş olarak tanıttığı, açmış olduğu anlaşmalı boşanma davasında devlet tarafından avukat olarak görevlendirildiğini söylediği, birlikte duruşmaya katıldığı, duruşma bitiminde dava harç ve masrafı olarak 1.250,00 TL para talep ettiği, abisi Yılmaz'ın yerine nakit olarak verdiği, 2 hafta geçtikten sonra yine para talep ettiği, abisinin elden 700,00 TL daha ödeme yaptığı, 10 gün sonra karşı taraf ödeme yapmadığından ve davanın biran önce bitmesi için 450,00 TL para istediği, bu parayı sanığın bildirdiği, Hulki Karaman hesabına gönderdiği, duruşmaya katıldığında hakimin yaptığı araştırmada Baran Gümüş isimli bir avukatın bulunmadığını söylediği, toplam 2.400,00.TL zararının bulunduğu ve sanıktan şikayetçi olduğu şeklinde beyanda bulunmuştur. 4. Katılan ... Çitak aşamalardaki beyanlarında, Kahta adliyesinde boşanma davası beklemekte iken sanığın kendisini Adıyaman Barosuna kayıtlı avukat Baran Gümüş olarak tanıttığı, açmış olduğu anlaşmalı boşanma davasında devlet tarafından avukat olarak görevlendirildiğini söylediği, birlikte duruşmaya katıldığı, kendisine iş imkanı da sağlayabileceğini söylediği, duruşma sonrasında sanığın 15.11.2021 tarihinde babası Ayhan Adalı'yı arayarak 400,00. TL para istediği, babasının da arkadaşı Osman Akarsu aracılığıyla sanığın bildirdiği hesaba para gönderdiği, 18.12.2021 tarihinde yine arayarak hakim tanıdık sayesinde iş ayarladığını söylediği, akşamında babasını arayarak 1.250,00 TL daha para istediği, babasının da arkadaşı Haşim Akarasu aracılığyla 325,00 TL daha para gönderdiği, boşanma davasının duruşmasına katıldığında hakimden gerçeği öğrendiği ve toplam 725,00 TL zararının olduğu ve sanıktan şikayetçi olduğu şeklinde beyanda bulunmuştur. 5. Türkiye Barolar Birliği ve İstanbul Barosundan alınan yazı cevaplarında ... adında bir avukat kaydına rastlanılmadığı bildirilmiştir. 6. UYAP kayıtlarından yapılan araştırmada, sanığın benzer eylemleri nedeniyle mahkumiyet hükümleri aldığı, temyiz dilekçesinde beyan ettiği şekilde psikolojik rahatsızlıklarının bulunduğu şeklinde savunmada bulunduğu, alınan sağlık kurulu raporlarında sanığın cezai ehliyetinin tam olduğu yönünde raporlar alındığı tespit edilmiştir. (.Elazığ 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/80 Esas sayılı dosyası) 7. Sanığın güncel adlî sicil kaydı ve nüfus kayıt örneği dava dosyasına eklenmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 1.İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden, sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde maddesinde düzenlenen "kamu meslek kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçunun yanında aynı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendinde düzenlenen "Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık" suçunu da oluşturacağı ve bu nedenle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan temel ceza belirlenirken, birden fazla ağırlaştırıcı nedenin bir arada bulunması nedeniyle alt sınırdan daha fazla uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi ile sanık hakkında kurulan hükümde TCK'nın 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının tatbiki suretiyle tayin olunan 6 yıl 3 ay hapis ve 1250 gün adli para cezasından, aynı kanunun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 1/2 oranında artırım yapılırken ceza miktarının "9 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 1875 gün adli para cezası" yerine "8 yıl 9 ay hapis ve 1750 gün adli para cezası" ve buna bağlı olarak sonuç para cezasının "37.500 TL" yerine "35.000 TL" olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini eleştirisi dışında, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. IV. GEREKÇE A. Resmi Belgede Sahtecilik ve Özel İşaret ve Kıyafetleri Usulsüz Kullanma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Zorunlu Müdafiinin Görevini Yerine Getirmediğinden Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği Yönünden Sanık, duruşma gününe kadar kendisini vekil ile temsil edeceğini bildirmediğinden, Adıyaman Barosu tarafından Av....'ın tutuklu olan sanığa zorunlu müdafii olarak görevlendirildiği, sanığın 15.06.2022 tarihli duruşmada savunmasını atanan avukatı huzurunda yapacağını kabul ettiği, sanık müdafiinin, müdafiilik görevlerini yerine getirdiği, bu itibarla sanığın adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik dosya kapsamında bir olguya rastlanılmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Katılanların Zararını Karşılamak ve Uzlaşmak İstediği Yönünden Sanığa, soruşturma aşamasından itibaren katılanların zararını karşılaması yönünde süre verilmesine rağmen sanığın bu aşamaya kadar katılanların zararlarını karşılamamış olması ve üzerine atılı suçun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'nun 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamında kalmadığı anlaşılmakla, mahkûmiyetine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Takdiri İndirim Yönünden 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanması Mahkemenin takdirinde olup Mahkemece sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve "...sanığın zararı gidermemiş olması, sanık ...'ın 2. Kez mükerrir olması, sanığın bir daha suç işlemeyeceği kanaati oluşmadığı..." şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 4. 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'nun 32 inci maddesi Kapsamında Kaldığından Rapor Alınması Gerektiği Yönünden Sanığın, yargılama aşamasındaki savunmalarında bu yönde bir talebinin bulunmadığı, Mahkemece de sanığın akıl hastalığı veyahut psikolojik rahatsızlığı bulunduğu yönünde bir gözleminin bulunmayışı, UYAP kayıtlarının tetkikinde sanığın benzer eylemleri nedeniyle açılan diğer dosyalarda da bu yönde savunmalarının bulunduğu, suç tarihlerine yakın tarihlerde alınan sağlık kurulu raporlarında sanığın cezai ehliyetinin tam olduğu yönünde rapor alındığı, sanığın bu yöndeki savunmasının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmakla, mahkûmiyetine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 5. Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. 6. Sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanması sırasında tekerrüre esas alınan ilamda dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilmiş birden fazla mahkumiyet hükmü olduğu, ilamda hangisinin tekerrüre esasa teşkil ettiği belirtilmemiş ise de; söz konusu kararın Yargıtay 11.Ceza Dairesinin 02.11.2011 tarihli ve 2011/10708 Esas, 2011/21363 Karar sayılı kararı ile dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararının onanmasına, resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararının ise suç vasfından bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası sanık hakkında tekerrüre esas alınan Tunceli Asliye Ceza Mahkemesinin 05.06.2009 tarihli ve 2009/68 Esas, 2009/139 Karar sayılı ilamına konu 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçunun kaldığı, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan yasa maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği dikkate alınarak, somut olayda sanık hakkında mahkumiyet kararı verilen resmi belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu ve dolandırıcılık suçunun mağdurunun ise katılan olduğu, bu itibarla atılı suçlar açısından mağdurların farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesine göre uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmakla, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre bu ilam veya sanığın adli sicil kaydındaki diğer ilamlar esas alınarak tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. V. KARAR A. Resmi Belgede Sahtecilik ve Özel İşaret ve Kıyafetleri Usulsüz Kullanma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde (A) nolu bendinde açıklanan nedenlerle, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 15.09.2022 tarihli ve 2022/1915 Esas, 2022/1962 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/1915 Esas ve 2022/1962 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.03.2023 tarihinde karar verildi.