1. Hukuk Dairesi 2012/233 E. , 2012/3203 K. "" MAHKEMESİ : KAYNARCA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/07/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden davalılara ait .. ve .. parsel sayılı taşınmazların kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, tapu iptal ve tescil dışı bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalılar, dava konusu parsellerin 3621 sayılı Yasa kapsamında kalması halinde bedeli karşılığında devletleştirilmesine bir itirazlarının olmadığın…
**1. Hukuk Dairesi 2012/233 E. , 2012/3203 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KAYNARCA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/07/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden davalılara ait .. ve .. parsel sayılı taşınmazların kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, tapu iptal ve tescil dışı bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalılar, dava konusu parsellerin 3621 sayılı Yasa kapsamında kalması halinde bedeli karşılığında devletleştirilmesine bir itirazlarının olmadığını bildirmişlerdir. Mahkemece, 5841 sayılı Yasada düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı temsilcisi tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava; 3621 sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptal ve sicil kaydının terkini isteğine ilişkindir. Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12/3. maddesi hükmüne ilave düzenlemeler getiren 5841 sayılı Yasa gereğince davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir. Gerçekten de; işin esası bakımından 5841 sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde davanın hak düşürücü süreden reddedilmiş olması doğrudur. Ancak anılan yasa Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih 2009/31 E. 2011/77 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş ve 23.07.2011 tarihinde de resmi gazetede yayımlanarak iptal hükmü yürürlüğe girmiştir. Öyle ise, kesin hüküm halini almamış ve kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın reddine ilişkin olarak kurulan hükmün, verildiği tarih itibarıyla doğru olduğu düşünülse ve ayrıca Anayasanın 153.maddesine göre iptal kararı geriye yürümezse de 10.3.1969 gün ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçe bölümünde belirtildiği üzere iptal, kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemez ve henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptalin kapsamına girer. Bu durumda davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin kurulan kararın Anayasa Mahkemesi’nin anılan iptal kararından sonra doğru olduğu söylenemez. Zira, kamu düzeninin söz konusu olduğu bütün haller istisnanın kapsamına girer. Bu durum karşısında; işin esasının 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre belirlenecek olan kıyı kenar çizgisine göre çözüme kavuşturulacağı açıktır.