18. Ceza Dairesi 2018/24 E. , 2018/4861 K. "" Hakaret suçundan sanıklar ... ve ...’ın, mahkûmiyetine dair Ankara 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2016 tarihli ve 2014/393 esas, 2016/377 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/02/2017 gün ve 7847 sayılı istem yazısıyla üzerine, Dairemizin 19/09/2017 gün ve 2017/1499 esas, 2017/9180 karar sayılı ilamı ile kanun yararına bozma talebini…
**18. Ceza Dairesi 2018/24 E. , 2018/4861 K.** **"İçtihat Metni"** Hakaret suçundan sanıklar ... ve ...’ın, mahkûmiyetine dair Ankara 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2016 tarihli ve 2014/393 esas, 2016/377 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/02/2017 gün ve 7847 sayılı istem yazısıyla üzerine, Dairemizin 19/09/2017 gün ve 2017/1499 esas, 2017/9180 karar sayılı ilamı ile kanun yararına bozma talebinin reddi yönündeki kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/01/2018 gün ve 2017/7847 sayılı itiraz yazısı ile 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 2 ve 3. fıkraları gereğince itiraz etmesi üzerine dosya Daireye gönderilmekle incelendi; I- İtiraz Nedenleri Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/01/2018 gün ve 2017/7847 sayılı itiraz yazısında; Sanıkların katılan hakkındaki sözlerinin basın özgürlüğü kapsamından değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla sanıklara isnat edilen hakaret suçunun unsurlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesine ilişkindir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. ve 310.maddelerinde düzenlenen kanun yararına bozma kurumu; hakim veya mahkemelerce verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan olağanüstü bir yasa yoludur. 5271 sayılı Kanunu’nun 309. maddesinin 4. fıkrasında, kanun yararına bozma sonrası yapılacak işlemler, bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ve bozma kararının etkileri, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrım yapılarak ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Düzenlemede; kanun yararına bozmanın sonuçları ve bozma sonrasındaki uygulama saptanırken, öncelikle ‘karar’ ve ‘hüküm’ ayrımı gözetilmiş ayrıca mahkumiyet hükmü ile davanın esasını çözen veya çözmeyen diğer hükümler bakımından farklı uygulama ve sonuçlar öngörülmüştür.İncelenen dosyada, kimliği belirsiz şüpheli tarafından, müşteki hakkında yazılı ve görsel paylaşımlarda bulunulduğu, müşteki vekili tarafından da bu paylaşımlarla müştekinin onur, şeref ve saygınlığına saldırıda bulunularak hakaret suçunun işlendiğinin ileri sürüldüğü anlaşılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2008 gün ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.