10. Hukuk Dairesi 2012/17441 E. , 2013/9782 K. "" Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Asıl ve birleşen dava, trafik-iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler nedeniyle oluşan Kurum zararının 506 sayılı Kanunun 26. maddesi gereğince davalılardan müştereken ve müteselsilen rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı ... vekili tarafında…
**10. Hukuk Dairesi 2012/17441 E. , 2013/9782 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Asıl ve birleşen dava, trafik-iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler nedeniyle oluşan Kurum zararının 506 sayılı Kanunun 26. maddesi gereğince davalılardan müştereken ve müteselsilen rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-) 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesinde iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişinin sorumluluğu konusunda yeni düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanunun 26. maddesi olduğu belirgindir. Davaya konu somut olayda; 19.06.2002 tarihinde İstanbul –... karayolu üzerinde davalı şirkete ait kamyonu kullanan sigortalı ..., davalı sürücü ...'ın yönetimindeki kamyona arkadan çarpması sonucu sigortalı vefat etmiş, davanın yargılaması sürecinde 01.12.2010 tarihli kusur raporu aldırılmış, ancak anılan rapordaki eksiklikler giderilmeksizin, Yargıtay incelemesinden geçmeksizin kesinleşen ceza dosyasındaki 05.11.2002 tarihli kusur raporu hükme esas alınarak, meydana gelen kazada sigortalının 8/8 kusurlu olduğu kabul edilmek suretiyle, davalı sürücü ...'a karşı açılan asıl dava yönünden, davalının kusurunun bulunmaması nedeniyle davanın reddine, davalı işverene karşı açılan birleşen dava yönünden ise, Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Rücu davalarında, aynı olayla ilgili olarak ceza mahkemesince verilen kesinleşmiş hükümlere ait kusur raporlarının, kuvvetli delil niteliğinde olduğu Dairemiz tarafından da benimsenen bir husustur. Ancak, ceza dosyasında alınan 05.11.2002 tarihli kusur raporu 506 sayılı Yasanın 26., 4857 sayılı Yasanın 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün 2 vd. maddelerine uygun irdeleme içermediği gibi, Yargıtay incelemesinden de geçmeksizin kesinleşmiştir. Unutulmamalıdır ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) hukuk hakimi ceza kararında kesinleşen maddi olgularla bağlı olup, kusur oranları ile bağlı değildir.