Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 29.04.2017 tarihinde ... markası ile yeni bir projenin satış ve pazarlama faaliyetlerine başladığını, ancak davalıların ... projesinin satış ofisinin hemen karşısındaki ... Sitesi ... Rezidans ... Blok üzerine "... davalıyız dikkat! sormadan almayın, Müracat ..." yazan bir pankart astıklarını, pankartın kaldırılması için ihtiyati tedbir talepli dava açıldığını ve İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/2048 D.İş sayılı dosyasından verilen karar ile pankartın teminatsız olarak kaldırılmasına karar verildiğini, bu kararın icra yolu ile uygulandığını ve İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/538 esas sayılı dosyası ile haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve manevi tazminat davası açıldığını, bu sürecin devamında davallarca yeniden davacıyı kötüleyen pankartlar asıldığını ve müvekkili şirketin satış ofisinin arkasında yer alan bahçe kısmına ses sistemi yerleştirilerek bu ses sisteminden satış ofisine gelen müşterilerin yatırım yapmamaları için haksız ve gerçeğe aykırı ses yayını yapıldığını, ... Projesine gelen müşterilerin davalı tarafça asılan bu pankartlardan ve ses sisteminden yapılan yayından olumsuz etkilendiklerini, davalıların haksız rekabete konu eylemlerini yürütürken düzenli olarak ... markası üzerinden hareket ettiklerini ve grup şirketlerden olması nedeniyle iki nolu müvekkili şirketin de marka değerinin zedelendiğini, haksız rekabetin sistematik bir hale gelmesi ve devamlılık kazanması üzerine bu defa İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/558 D.İş sayılı dosyasından yapılan tedbir başvuruları üzerine haksız rekabet teşkil eden pankart ile balonun indirilmesine ve ses yayınının durdurulmasına karar verildiğini, bu kararın da infaz edildiğini ileri sürerek, davalıların haksız rekabet eylemlerinin tespitine ve önlenmesine ve ayrıca müvekkili şirketlerin bu suretle uğradığı zararın tazmini için 500.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini, davalıların müvekkili şirketler aleyhine yazılı, basılı hertürlü afiş, dergi, broşür, balon vb. materyal ve sesli görsel yayınlarının önlenmesi için HMK'nın ilgili maddeleri gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacı tarafından 30.03.2017 tarihinden itibaren müvekkili site tarafından yıllardır kullanılan ve üzerinde birçok tesis, çocuk parkı, piknik alanı, yeşil alanlar bulunan iki parsele ... Projesi yapılacağından bahisle iş makineleriyle girilerek, siteye ait yeşil alanların, piknik alanlarının, su kuyularının vb. alanların bozulduğunu, bu nedenle site yönetimi ile davacılar arasında ihtilaf yaşandığının yazılı ve görsel basında yer aldığını, davacı ... tarafından yazılı ve görsel basında olaya ilişkin açıklamalar yapıldığını, davacıların bu tutum ve davranışları nedeniyle karşılıklı açılmış birçok dava bulunduğunu, rekabet hukuku kapsamında kusurlu olarak başkasına zarar veren teşebbüs yahut teşebbüs birliklerinin zararı tazmin borcu altında olduklarını, haksız rekabetten söz edebilmek için tarafların rakip olmalarının gerektiğini, ayrıca her iki tarafın ticari işletmelerini ilgilendiren bir durumun olması gerektiğini, söz konusu unsurlardan bir veya birkaçının eksik olması halinde sorumluluktan bahsedilemeyeceğini, müvekkili site ve temsilcileri teşebbüs olarak kabul edilemeyeceğinden, haksız rekabetten söz edilemeyeceğini, bu nedenle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, hukuk düzeni içerisinde yalnızca gerçek ve tüzel kişilerin taraf ehliyetine sahip olduklarından tüzel kişiliği bulunmayan kişi topluluklarının taraf ehliyetine sahip olmadıklarını, davanın tüm kat maliklerine yöneltilmesi gerektiğini ve tüm kat maliklerinin davaya dahil edilmeleri gerektiğini, haksız rekabetin oluşması için aldatıcı, dürüstlük kuralına aykırı hareket edilmesi ve gerçek olmayan haberlerin yayılması gerektiğini, davaya konu edilen afişte "..." ifadesi bulunduğunu ve bu hususun herkesçe bilindiğini, yazının gerçeğin duyurulmasından ibaret olduğunu, diğer afişin ise müvekkili sitenin halen içinde bulunduğu koşullar nedeniyle komple satılığa çıkartıldığının duyurulmasından ibaret olduğunu, karşı tarafa herhangi bir saldırının sözkonusu olmadığı gibi herhangi bir şirket isminin dahi zikredilmediğini savunarak, görev ve esas yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiştir.