12. Ceza Dairesi 2021/113 E. , 2025/2710 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Katılanın dinlendiği 26/05/2016 tarihli oturumda, davaya katılma isteminde bulunmuş olmasına rağmen, usulüne uygun katılma kararı verilmeden mahkemece yargılamaya devam edilmiş ise de, CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılma istemi hakkında karar verilmeyenler sıfatıyla hükmü temyiz haklarının olduğu, ... ölümü nedeniyle suçtan doğrudan zar
**12. Ceza Dairesi 2021/113 E. , 2025/2710 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Katılanın dinlendiği 26/05/2016 tarihli oturumda, davaya katılma isteminde bulunmuş olmasına rağmen, usulüne uygun katılma kararı verilmeden mahkemece yargılamaya devam edilmiş ise de, CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılma istemi hakkında karar verilmeyenler sıfatıyla hükmü temyiz haklarının olduğu, ... ölümü nedeniyle suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve vekili aracılığıyla hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan katılanın, 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına, vekilinin de katılan vekili olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede; Sanık hakkında kurulan hükmün; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece; sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca, suçun sanıklar tarafından işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesine dayanılarak, beraat kararı verilmesine dair karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebebi; Eksik inceleme ve eksik usulü işlemlere dayanarak kusuru bulunan sanıklar hakkında mahkumiyet yerine beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Olay tarihinde, sanık ...'ın icapçı kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak görev yaptığı Bismil Devlet Hastanesine, ölen ...'ın miadında ağrılı gebe olarak başvuruda bulunduğu ve epikriz raporundan anlaşıldığı üzere tam servikal açıklık nedeni ile doğuma alındığı bu esnada ebe olarak görev yapan sanık ... (Kılısarı) tarafından icapçı hekimin arandığı ve aşamalardan haberdar edildiği ancak doğum esnasında hastanın masada katatonik şeklide kasılması üzerine haklarında ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen acil hekimi ... ile anestezi teknisyeni ...'in çağrıldığı, hastaya airway takılmak suretiyle spontan doğumun gerçekleştirildiği, plesanta ve eklerinin çıkartılması sonrası kanama kontrolü yapılarak sanık ...'ın yönlendirmeleri ile ölene kanamayı durdurmak üzere ebe olan sanık ...(Kılısarı) tarafından müdahalede bulunulduğu ancak acil hekimi ... ve ambulans hemşiresi ...'ün beyanları ile sabit olduğu üzere ölenin kanamasının ambulansta da devam ettiği ve kanaması bulunur halde Dicle Üniversitesi Hastanesinin kadın doğum yoğun bakım ünitesine sevkinin yapıldığı, ...'ın ölüm nedeni ile çıkış kaydına ilişkin tutanakta hastanın vajinal kanamasının durmaması nedeni ile sevkinin yapıldığı ile postpartum kanama ve atoni ön tanısı ile yatış yapılarak operasyona alındığı, aktif kanamısının var olduğu ve uterusun hamur kıvamında olması nedeni ile acil historektemi yapıldığı kanama kontrolü esnasında ise kardiyak arrest gelişerek öldüğünün kayıtlı olduğu, ölüm belgesinde ise doğumdan sonra öldüğü belirtilmekle ölene otopsi yapılmadığının anlaşıldığı, Adli Tıp Kurumu 1.Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 23/12/2015 tarihli raporunda "Zamanında otopsi yapılarak dokularda makroskopik,histopatolojik ve toksikolojik incelemelerin yapılmamış olmakla birlikte dosyada mevcut tıbbi belgelere göre: Kişinin ölümünün uterus atoni kanaması sonucu meydana gelmiş olduğu,"nun ve sanıkların kusur durumuna ilişkin olarak ise "Ebe ...’nın normal doğum kararının uygun olduğu, doğum yaptırma yetkisinin bulunduğu, ancak doğum sonrası ortaya çıkan atoni kanamasının Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına ayrıntılı olarak bildirmemiş olması durumunda Ebe ...’nın kusurlu olacağı, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. ...’a kusur atfedilemeyeceği, ancak ebenin uzman hekime doğum sonrası atoni kanamasını bildirmiş olması durumunda Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanın acil olarak hastaneye gelerek hastanın muayenesini yaparak acil tedavisini yapması gerektiğinden bu neden ile kusurlu olacağını,ancak Ebe ... ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. ...’ın ifadelerinde çelişki olduğundan adli tahkikat ile aydınlatılmasının uygun olduğu, "nun belirtildiği anlaşılmakla; dosya kapsamında bulunan deliller çerçevesinde, hastanın doğumu esnasında ve doğum sonrasında sorumluluklarını gerektirecek boyutta bir ihmallerinin ya da taksirlerinin olduğu yönünde bulgu ve delile ulaşılamadığı dolayısı ile şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince suçun sanıklar tarafından işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesi ile sanıklar hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Adli Tıp Kurumu 1.Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 23/12/2015 tarihli raporunda "Zamanında otopsi yapılarak dokularda makroskopik,histopatolojik ve toksikolojik incelemelerin yapılmamış olmakla birlikte dosyada mevcut tıbbi belgelere göre: Kişinin ölümünün uterus atoni kanaması sonucu meydana gelmiş olduğu,"nun ve sanıkların kusur durumuna ilişkin olarak ise "Ebe ...’nın normal doğum kararının uygun olduğu, doğum yaptırma yetkisinin bulunduğu, ancak doğum sonrası ortaya çıkan atoni kanamasının Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına ayrıntılı olarak bildirmemiş olması durumunda Ebe ...’nın kusurlu olacağı, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. ...’a kusur atfedilemeyeceği, ancak ebenin uzman hekime doğum sonrası atoni kanamasını bildirmiş olması durumunda Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanın acil olarak hastaneye gelerek hastanın muayenesini yaparak acil tedavisini yapması gerektiğinden bu neden ile kusurlu olacağını,ancak Ebe ... ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. ...’ın ifadelerinde çelişki olduğundan adli tahkikat ile aydınlatılmasının uygun olduğu"nun belirtildiği mahkeme tarafından bu rapor sonrası çelişkinin giderilmesi için şahısların dinlendiği anlaşılmakla hastanın ölümü ile sanıkların eylemleri arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının ve zamanında müdahale edildiği takdirde ölümün gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin belirtilmediği anlaşılmakla; dosya Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kuruluna gönderilerek, sanıkların eylemlerinin tıp kurallarına uygun olup olmadığı, eylemleri ile meydana gelen netice arasında illiyet bağı olup olmadığı, gerçekleşen ölüm neticesinin yapılan işlem açısından komplikasyon sonucu meydana geldiğinin nitelendirilip nitelendirilemeyeceği, meydana gelen sonuç açısından var ise kusurlu eylemlerinin nelerden ibaret olduğu ile sanıkların kusurunun bulunup bulunmadığına ilişkin denetime açık şekilde rapor aldırılıp, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Bismil 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2025 tarihinde karar verildi.