Başvuru, babası tarafından istismar edildiği iddiaları bulunan çocuğun babası ile görüştürülmesine karar verilmesi nedeniyle özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, babası tarafından istismar edildiği iddiaları bulunan çocuğun babası ile görüştürülmesine karar verilmesi nedeniyle özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 28/9/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvurucuların tedbir talebi Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünün 5/11/2015 tarihli kararıyla başvurucuların yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik gerçek ve ciddi bir tehlike bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Birinci başvurucu E.A.Ö. ile eşi R.Y., Büyükçekmece Aile Mahkemesinin 12/11/2014 tarihli kararıyla boşanmışlardır. Bu evlilikten olan 2008 doğumlu ikinci başvurucu Y.nin (çocuk başvurucu) velayeti, annesi olan birinci başvurucuya verilmiş ve babası ile her ayın birinci ve üçüncü hafta sonları ile dinî bayramlar, yarıyıl ve yaz tatillerinde kişisel ilişki kurabileceğine hükmedilmiştir. Birinci başvurucu, çocuk başvurucunun yaşı ile uyumsuz cinsel içerikli hareketler sergilemeye başlaması, tuvaletini tutamaması, cadılar ve benzeri varlıklarla ilgili korkularının yoğunlaşması nedeniyle destek almak amacıyla çocuk başvurucuyu Çocuk ve Ergen Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanına (Psikiyatr) götürmüştür. Psikiyatr tarafından 22/4/2015 tarihinde rapor düzenlemiştir. Anılan raporda çocuk başvurucunun psikiyatr ile yaptığı 12/3/2015 tarihli üçüncü görüşmede "babası küvette ve çıplak iken kapının arkasından seslendiğini, ... babasına sürpriz yapmak istediğini, babasının bunun üzerine çıplak olarak kapıyı açtığını, o esnada babasının ayıp bölgesini gördüğünü ... " ifade ettiği belirtilmiştir. Çocuk başvurucunun babasıyla ilgili "ben yatarken omuzlarıma masaj yaptı. Sonra sırtımdan arkama uzandı. Ayıp bölgesini popomun etrafında gezdirdi. Nefesini sırtımda duydum. Bu bir süre devam etti. Sonra sırtımdan indi." şeklinde beyanlarına da raporda yer verilmiştir. Başvurucular, anılan rapora dayanarak baba hakkında Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) suç duyurusunda bulunmuşlardır. Savcılık, İstanbul Çocuk İzleme Merkezinden çocuk başvurucuyla görüşerek rapor hazırlanması talebinde bulunmuştur. Merkez, raporunda, çocuk başvurucunun psikiyatristi ile paylaşımlarını aktarmadığını ancak "çocuk istismarı açısından halen şüphe barındıran mağdurun terapi sürecine devam etmesi gerektiğini" belirtmiştir. Yaşanan gelişmeler üzerine 28/4/2015 tarihinde İstanbul Anadolu Aile Mahkemesi tarafından 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca babanın başvuruculara yaklaşmamasına karar verilmiştir. Aynı karar ile babanın çocuk başvurucu ile kişisel ilişki kurmasına dair kararın yürütmesi altı ay süreyle tedbiren durdurulmuştur. Babanın farklı tarihlerde yaptığı itirazlar ise aile mahkemeleri tarafından reddedilmiştir. Baba, çocuk teslimi konusunda icra takibi başlatmış ancak başvurucular çocuk teslimi için gelen icra memurlarına İstanbul Anadolu Aile Mahkemesi tarafından verilen kararı göstererek çocuk teslimini reddetmişlerdir. Savcılık, 22/6/2015 tarihinde babanın yüklenen suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) vermiştir. Anılan KYOK'a karşı yapılan itiraz Bakırköy Sulh Ceza Hâkimliğinin 12/8/2015 tarihli kararıyla kabul edilmiştir. Baba hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle Büyükçekmece Asliye Ceza Mahkemesine dava açılmıştır. Büyükçekmece Asliye Ceza Mahkemesince görevsizliğe karar verilmiş, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülen yargılama neticesinde verilen 14/12/2016 tarihli kararla babanın beraatine hükmedilmiştir. Karar gerekçesinde, mağdurenin Çocuk İzlem Merkezinde görevli uzman bilirkişiler tarafından alınan beyanlarında sanığın cinsel istismar veya sarkıntılık teşkil edecek şekilde herhangi bir davranışının olmadığını ifade ettiği belirtilmiş ve mevcut dokunma ve temasların aynı evde yaşayan baba kız arasında normal kabul edilebilecek, cinsel içerik içermeyen hareketler olduğu kanaatine varıldığı ifade edilmiştir. Karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup dava hâlen derdesttir. Bu arada babanın talebi üzerine, İstanbul Aile Mahkemesinin 13/8/2015 tarihli kesin nitelikteki kararıyla Savcılığın KYOK kararı gerekçe gösterilerek baba ile çocuk başvurucunun kişisel ilişki kurmasını durduran tedbir kararı kaldırılmıştır. Bu karar 26/8/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular 28/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırma neticesinde, birinci başvurucunun bireysel başvuruda bulunduktan sonra 15/10/2015 tarihinde İstanbul Anadolu Aile Mahkemesinde çocukla kişisel ilişkinin kaldırılmasına ilişkin yeni bir dava açtığı ancak bu durumu Anayasa Mahkemesine bildirmediği tespit edilmiştir. İstanbul Anadolu Aile Mahkemesi anılan dava kapsamında 19/10/2015 tarihli kararıyla cinsel istismar iddiasını dikkate alarak baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasını yargılama sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurmuştur. Söz konusu dava hâlen derdesttir. Davalı baba tarafından anılan dava dosyasına sunulan ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünden temin edilen 2/11/2015 tarihli yazıda başvurucuların 13/9/2015 tarihinde Amerika'ya gittikleri ve o tarihten beri yurda giriş yapmadıkları bildirilmiştir. Başvurucular vekili tarafından anılan dava dosyasına sunulan 8/2/2016 tarihli dilekçede birinci başvurucunun Amerika'da doğduğu, başvurucuların aynı zamanda Amerikan vatandaşlığına da sahip oldukları ve çocuğun hâlen eğitimine Amerika'da devam ettiği bildirilmiştir. Davalı baba, 17/11/2015 tarihli cevap ve karşı dava dilekçesinde, tedbire ilişkin mahkeme kararları ve birinci başvurucunun çocuğu Amerika'ya götürmüş olması nedenleriyle uzun süredir çocukla şahsi ilişki kuramadığını ifade etmiştir. Baba, hakkındaki isnatların tümünün iftira olduğunu belirterek çocuğun velayetinin tarafına verilmesi talebiyle karşı dava açmıştır. Yukarıda belirtildiği üzere dava hâlen derdesttir.