T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1489 Esas KARAR NO: 2026/349 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/07/2024 NUMARASI: 2022/73 ESAS, 2024/600 KARAR DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. M…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1489 Esas KARAR NO: 2026/349 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/07/2024 NUMARASI: 2022/73 ESAS, 2024/600 KARAR DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu ..... İcra Dairesinde icrai takibe geçildiğini, icrai takip 17/12/2009 tanzim ve 26/06/2010 vade tarihli 6.600 Euro bedelli, bedelinin malen ahzolunduğuna dair kaydı havi, düzenleme yerinin İstanbul olarak belirtildiği, lehdarı davalı ... ve borçlusu müvekkil ... olarak gösterilip bonoya istinaden yapıldığını, ancak müvekkilinin takip alacaklısına böyle bir borcu olmadığını, müvekkili tarafından davalıya takip konusu edilen böyle bir senet verilmediğini takip konusu mezkur senet sahte olarak düzenlendiğini, senetteki hiçbir kayıt müvekkilin eli mahsulü olmadığını, senet metni incelendiğinde senet üzerinde 1.000 TL'lik damga pulu olduğunu, damga pulu yapıştırma zorunluluğu, 07/08/2003 tarihinde yürürlükten kaldırıldığını, senet üzerindeki damga pulunun basım tarihinin 2002 olduğunu, senede sahte olarak atılan tanzim tarihi ise 7 yıl sonraki 17/12/2009 olduğunu, bu hususun senedin sahte olduğunu gösterdiğini, müvekkilini senedin üzerindeki düzenleme tarihi olan 17/12/2009 tarihinde Şırnak'ta askerde olduğunu ve senet üzerindeki düzenleme yerinin İstanbul olarak yazıldığını, bu itibarla da senedin diğer unsurları gibi "düzenleme yeri ve tarihi" unsurları da sahte olduğunu ileri sürerek takip alacaklısına müvekkilinin borcunun olmadığının tespitine, doğması pek muhtemel ve telafisi imkansızlaşacak zararların nazara alınarak HMK 209 ve İİK 72 maddeleri uyarınca dava sonuna kadar icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararının verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki dava dosyasının, kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesindeki hususları kabul etmediklerini, dava konusu senet zorunlu tüm unsurlarını barındırdığını, usulü ve hukuka uygun düzenlendiğini, işbu kambiyo senedi üzerinden başlatılan icra takibinde borcun bir kısmının ödendiğini savunarak dava konusu senedin bizzat davacı tarafından düzenlendiğini ve bizzat babası tarafından müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilinin tüm iyi niyeti ile senedi teslim aldığını, davacı, davalı müvekkiline borcundan kaynaklı bu senedi tanzim ettiğini, bu bedelin ödenmesi adına icra takibi başlatıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/07/2024 tarih ve 2022/73 Esas - 2024/600 Karar sayılı kararıyla; ''...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: açılan davanın örnek 10 kambiyo takibi sebebi ile takibe konu bono nedeniyle davalıya borçlu olunmadığının tespiti ve yapılan ödemelerin istirdadı talepli olduğu, bono incelendiğinde keşidecisinin dosyamız davacısı ...-Nakliye Lojistik, lehdarının ise dosyamız davalısı ... bedelinin ise 6.600,00-Euro olduğu, davacının iddiasının bono metnindeki imzanın kendine ait olmadığı yönünde olduğu, imza inkarı mutlak defi olmakla mahkememizce de bu hususun incelendiği, bu doğrultuda davacının tatbike medar imza asıllarının usulünce toplandığı, akabinde davacı adına istiktab tutanağı düzenlendiği, tüm tatbike medar imza asılları mahkememiz kasasında toplanmakla bu kez davacı iddiasının incelenmesi bakımından dosyanın ATK Fizik İhtisas Dairesi'ne davaya ve takibe konu bono metnindeki keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığı konusunda rapor tanzim edilmesi için gönderildiği, 16/01/2024 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporunda özetle; davaya konu alacaklısı ..., borçlusu ... Nakliye Lojistik Taahhüt olan, 17/12/2009 düzenlenme, 26/05/2010 ödeme tarihli, 6.600,00-EURO bedelli bono üzerinde yapılan incelemede, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu bonoda atılı borçlu imzaları ile davacının mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediğinin rapor edildiği, gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun olmakla Fizik İhtisas Dairesinin düzenlemiş olduğu bilirkişi raporunun mahkememizce hükme esas alındığı, bu doğrultuda imza inkarı mutlak defi olmakla ve bonodaki keşideci imzası davacıya ait olmamakla davacının davaya ve takibe konu bono sebebiyle davalıya borçlu olmadığı, ayrıca davacının icra tehdidi altında ödemiş olduğu, maaşından kesilen toplam 91.245,38-TL'nin de her bir ödeme için ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan istirdaden tahsilinin gerekeceği mahkememizce değerlendirilmiş, davacı lehine 2004 sayılı İİK'nın 72/5 maddesi gereğince %20 tazminata da hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: Açılan davanın KABULÜ ile, 1- İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu ..../12/2009 düzenleme tarihli 26/05/2010 ödeme tarihli 6.600 Euro bedelli bono sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacının istirdat talebinin kabulü ile; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davacının maaş haczi ile yapılan her bir tahsilat için; 7.459,24 TL'nin 31/01/2023 tarihinden itibaren, 5.737,87 TL'nin 29/12/2022 tarihinden itibaren, 5.737,87 TL'nin 01/12/2022 tarihinden itibaren, 5.737,87 TL'nin 28/10/2022 tarihinden itibaren,5.737,87 TL'nin 29/09/2022 tarihinden itibaren,5.737,87 TL'nin 29/08/2022 tarihinden itibaren,5.362,05 TL'nin 29/08/2022 tarihinden itibaren,5.737,88 TL'nin 29/07/2022 tarihinden itibaren,8.340,30 TL'nin 29/06/2022 tarihinden itibaren,4.590,30 TL'nin 30/05/2022 tarihinden itibaren,4.290,00 TL'nin 17/05/2022 tarihinden itibaren,4.590,30 TL'nin 28/04/2022 tarihinden itibaren,4.290,00 TL'nin 28/02/2022 tarihinden itibaren,4.324,27 TL'nin 30/07/2021 tarihinden itibaren,2.618,50 TL'nin 12/07/2021 tarihinden itibaren,2.618,50 TL'nin 14/06/2021 tarihinden itibaren,2.735,87 TL'nin 11/05/2021 tarihinden itibaren,2.735,87 TL'nin 13/04/2021 tarihinden itibaren,2.862,95 TL'nin 10/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte toplam 91.245,38 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-2004 sayılı İİK'nın 72/5 maddesi gereği %20 tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,...'' karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, söz konusu imzanın ...'e ait olmadığı yönündeki iddiaları kabul etmemekle beraber, tanzim tarihi ......12.2009 olan senet 2013 yılında icra takibine konu edilerek kesinleştiğini, 2019 yılından itibaren borç tahsilatlarına başlandığını, icra dosyasına ilişkin olarak borcun varlığına karşı öne sürülen itirazların kötü niyetli ve yersiz olduğunu, dava konusu senedin bizzat davacı tarafından düzenlendiğini, davalıya bizzat babası ... tarafından verildiğini, ayrıca icra takibinde borcun bir kısmının da ödendiğini, müvekkilinin davacı ile birlikte davacının kardeşi ve babasıyla uzun yıllar ticari faaliyetlerde bulunduğunu, Müvekkilinin ticari anlamda zor durumda bulunan davacı tarafa işleyişlerini devam ettirebilmesi için borç verdiğini ve bu borç karşılığında davacının babası tarafından davacının tanzim ettiği bir senedin müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilinin aralarındaki güven ilişkisi ile birlikte tüm iyi niyetiyle bu senedi teslim aldığını, vade tarihi geldiğinde doğrudan takibe konu etmediğini ve hem davacı taraf hem de davacı tarafın ailesiyle görüşmelerde bulunduğunu, ancak, son çare olarak söz konusu senedi icra takibine konu ettiğini ve bahse konu ödemeyi yapmayarak aralarındaki güven ilişkisinin de yıkılmasına sebep olunduğunu, davacı tarafın borcun sebebi ve varlığı hakkında 2009 yılından itibaren bilgi sahibi olduğunu, Ancak, davacı, müvekkil tarafından teklif edilen anlaşma önerisini reddetmesi nedeniyle kötü niyetle bu davayı açtığını, davacı tarafından senedin tanzim edilmediği varsayılsa dahi, davacının babası tarafından teslim edilen senedin temsilci sıfatıyla işleme tabi tutulduğu değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin kötüniyeti bulunmadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin de kanunun lafzına aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; Menfi Tespit, ödenen bedellerin istirdatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlığa konu bono suretinin incelenmesinden; Bononun "malen" kaydı ile .....12.2009 düzenlenme ve 16.05.2010 vade tarihli 6.600-Euro bedelli olarak düzenlendiği görülmüştür.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından icra takibine konu senet üzerindeki "imza inkarına" dayalı olarak davanın açıldığı, mutlak def'i mahiyetinde sahtelik iddiasının kıymetli evrakta herkese karşı ileri sürülebileceği, yargılamada alınan 16.01.2024 tarihli ATK raporu ile bono üzerindeki imza ile davacının mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediğinin belirtildiği, sunulu raporun denetime uygun olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince hükme dayanak alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, mevcut deliller kapsamında davanın kabulüne ve icra dosyasından maaş haczi şeklinde tahsil edilen bedellerin davalıdan tahsiline karar verilmesi yerinde olduğu gibi uyuşmazlığa konu bonoda davacının keşideci ve davalının bono lehtarı olması karşısında kötüniyet tazminatı talebinin kabul edilmesi de yerinde olduğundan, davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 6.232,97 TL harçtan, peşin alınan 1.987,6 TL harcın mahsubu ile 4.245,37 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.27/02/2026