Başvuru, tutuklu olarak aynı ceza infaz kurumunda bulunan eşlerin birbirleriyle yeterli şekilde iletişim kuramamaları nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklu olarak aynı ceza infaz kurumunda bulunan eşlerin birbirleriyle yeterli şekilde iletişim kuramamaları nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 15/12/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrasında terör örgütüne [Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY)] üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçları kapsamında yürütülen soruşturma sürecinde Ağrı Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/8/2017 tarihli kararıyla tutuklanmış ve Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) konulmuştur. Başvurucunun eşi de aynı tarihte ve aynı soruşturma kapsamında tutuklanmış, Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) Ceza İnfaz Kurumuna gönderdiği 25/7/2016 tarihli yazısında; 23/7/2016tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) ve (e) bentleri uyarınca FETÖ/PDY'ye üye olma ve darbeye kalkışma suçlarından tutuklu olarak barındırılan kişilerin avukatları ile görüştürülmeleri, ziyaretçileri ile görüştürülmeleri ve telefon görüşmeleri hususlarının düzenlendiği ancak hükümlü ve tutuklular arasında akrabalık bağı olanların yapmakta oldukları ve iç görüşme olarak adlandırılan kurum içi görüşmeye yer verilmediği belirtilmiştir. Bu nedenle yaşanan belirsizlik çözülünceye kadar geçecek sürede anılan suçlardan tutuklu olarak barındırılan kişiler içinde eş, çocuk, ana, baba ve kardeş yönünden akrabalık bağı olanlara iç görüşme yaptırılmayacağı bildirilmiştir. Başvurucu 11/10/2017 ve 13/10/2017 tarihli dilekçeler ile Ceza İnfaz Kurumuna başvurmuş ve eşi T.U.A. ile iç görüşme yapma talebinde bulunmuştur. Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun (Kurul) 13/10/2017 tarihli kararıyla başvurucunun talebi reddedilmiştir. Kararda; aynı ceza infaz kurumunda tutuklu olarak barındırılan başvurucu ile eşine 25/7/2016 tarihli Başsavcılık yazısında belirtilen hususlar nedeniyle iç görüşme yaptırılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Başvurucunun Kurul kararının kaldırılması talebiyle yaptığı şikâyet başvurusu Eskişehir İnfaz Hâkimliğinin (İnfaz Hâkimliği) 30/10/2017 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, Ceza İnfaz Kurumunun iç işleyişine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilmiştir. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itiraz Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinin 15/11/2017 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir. Nihai karar 24/11/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 15/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi tarafından Ceza İnfaz Kurumuna 4/11/2019 tarihinde yazılan yazı ile başvurucunun tutuklu kaldığı süre boyunca kendisi gibi tutuklu olan eşi ile herhangi bir açık ya da kapalı görüş yapıp yapmadığı, eşiyle telefon vasıtasıyla görüşüp görüşmediği, mektup yoluyla haberleşme sağlayıp sağlamadığı hususlarında eldeki bilgi ve belgelerin gönderilmesi talep edilmiştir. 5/11/2019 tarihli cevap yazısında; tutuklu kaldıkları dönemde başvurucu ile eşi arasında herhangi bir görüşmenin gerçekleştirilmediği, tutuklu eşlerin telefonla görüşme haklarından da yararlanmadıkları, başvurucunun eşinin 13/7/2018 tarihinde tahliye edildiği bildirilmiştir. Başvurucu ve eşinin 22/8/2017-13/7/2018 tarihleri arasında mektup yoluyla iletişim kurdukları belirtilmiştir. Diğer yandan başvurucunun 24/5/2018 tarihli dilekçesiyle eşi ile görüştürülmesi hususunda yeniden talepte bulunduğu ve Kurulun 29/5/2018 tarihli kararıyla başvurucunun talebinin kabul edildiği ve bu kararın 31/5/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmesine rağmen başvurucunun eşinin tahliye edildiği 13/7/2018 tarihine kadar geçen kırk iki günlük süre boyunca kurum içi görüşme talebinde bulunulmadığı vurgulanmıştır. İlgili hukuk için bkz. Murat Aydın, B. No: 2016/58533, 3/7/2019, §§ 19-