12. Ceza Dairesi 2021/8522 E. , 2023/2030 K. "" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sek…
**12. Ceza Dairesi 2021/8522 E. , 2023/2030 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 06.08.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 06.02.2014 tarihinde tutuklandığını, Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/163 Esas 2015/21 Karar sayılı dosyasında istismar suçundan cezalandırıldığını, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 13/02/2017 tarih 2016/10551 Esas 2017/613 Karar sayılı bozma ile hükmün bozularak iade edildiğini, Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/145 Esas 2017/220 Karar sayılı kararı ile müvekkili hakkında beraat kararı verildiğini, verilen kararın Yargıtay ilamı ile onanarak kesinleştiğini, davacının 06.02.2014 - 13.02.2017 tarihleri arasında 3 yıl 7 gün tutuklu kaldığını, tekstilde makina ustası olarak çalıştığını, hem maddi hem manevi zarara uğradığını, yakın iş çevresinde olumsuz imaj doğmasına neden olduğunu, kendisinin ve ailesinin derin elem ve ıstırap duyduklarını, tutuklanmadan önce sigortalı olarak matbaada çalıştığını, asgari ücretten bir hayli yüksek maaş almasına rağmen SGK primlerinin asgari ücretten yatırıldığını, tutukluluğun kendisinde kalıcı, büyük ve derin manevi zararlar yarattığını, bu nedenlerle daha sonra artırılmak üzere 5.000,00 TL maddi ve 400.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı 28.01.2019 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini 39.332,38 TL olarak ıslah etmiştir. 2. Davalı vekili 04.09.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının maddi ve manevi tazminat talebi yasaya aykırı olduğundan reddi gerektiğini, yetki ve mükerrer dava olup olmadığı yönünden araştırılma yapılması gerektiğini, davaya esas kararın kesinleşmediğini, davanın kanunla belirlenen süre içinde açılmadığını, davacının tazminat isteminin hukuki dayanağının bulunmadığını, talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ve davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.