Başvuru, tazminat davasının dava şartı yokluğundan reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tazminat davasının dava şartı yokluğundan reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 7/5/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, yer altı işçisi olarak çalışmaktayken 25/11/2011 tarihinde iş kazası geçirmiş ve başvurucunun kazaya bağlı maluliyet oranı Yüksek Sağlık Kurulu tarafından %0 olarak tespit edilmiştir. Başvurucu, maluliyet oranına 29/7/2013 tarihinde itiraz etmiştir. Başvurucu, geçirdiği kazada işverenin kusurlu olduğu iddiasıyla -maddi tazminata ilişkin talep ve haklarını saklı tutarak- 100 TL maddi ve 900 TL manevi tazminata karar verilmesi talebiyle 21/2/2014 tarihinde işveren aleyhine dava açmıştır. Dava dilekçesinde, %0oranında maluliyete uğraması nedeniyle ciddi sağlık sorunları ile karşılaştığını, büyük üzüntü ve acı duyduğunu ifade etmiştir. Manevi zararının yanında iş kazası sonucu yaşadığı maluliyet nedeniyle kazanç kaybına da uğradığını söylemiştir. Maluliyetine sebep olan kazanın işverenin gerekli tedbirleri almaması nedeniyle gerçekleştiğini belirtmiştir. Zonguldak İş Mahkemesi 29/1/2015 tarihinde davayı kesin olarak kısmen kabul etmiştir. Mahkeme karar vermeden önce bilirkişilere başvurarak 13/6/2014,8/10/2014 ve 1/1/2015 tarihli raporları düzenlettirmiştir. 13/6/2014 tarihli raporda, iş güvenliği uzmanı tarafından kazanın oluş şekli değerlendirilerek davalı işverenin %50 kusurlu, başvurucunun %50 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. 8/10/2014 tarihli raporda, yüksek maden mühendisi tarafından kazanın oluş şekli değerlendirilerek davalı işverenin %50 kusurlu, başvurucunun %50 kusurlu olduğu bir kez daha ifade edilmiştir. 1/1/2015 tarihli raporda ise başvurucuya ödenmesi gereken tazminat tutarı belirlenmiştir. Anılan raporlar doğrultusunda Mahkeme -başvurucunun maluliyet oranının %0 olduğunu da dikkate alarak- kazanın oluşumunda başvurucunun %50 kusurlu olması nedeniyle tazminat talebinin kısmen kabulüyle 80,92 TL maddi, 900 TL manevi tazminatın başvurucuya verilmesine kesin olarak karar vermiştir. Yargılama sürecinde başvurucunun maluliyet oranına ilişkin herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı gibi başvurucu da maluliyet oranına karşı Mahkeme nezdinde herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu 6/2/2015 tarihli kararıyla, maluliyet oranına yapılan itirazı (bkz. § 9) kabul ederek başvurucunun maluliyet oranını düzeltme kaydı ile %24 olarak belirlemiştir. Raporda; Yüksek Sağlık Kurulunun 12/7/2013 tarihli raporunda davacının %0 maluliyet oranının tespit edildiği, davacının itirazı üzerine 12/7/2013 tarihli raporun iptaline karar verildiği belirtilmiştir. Başvurucunun maluliyetinin 25/11/2011 tarihinde geçirdiği iş kazasından dolayı düzeltme kaydıyla %24 olduğu ifade edilmiştir. Başvurucu, yeni maluliyet oranına bağlı olarak 28/9/2015 tarihinde ikinci bir tazminat davası açmıştır. Haklarını saklı tutarak 100 TL maddi, 000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Başvurucu, bilirkişi raporunun alınmasının ardından talebini artırmıştır. Zonguldak İş Mahkemesi (Mahkeme) 24/3/2016 tarihinde 279,93 TL maddi ve 000 TL manevi tazminatın başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Davalı işveren 30/3/2016 tarihinde karara karşı temyiz yoluna başvurmuş; dilekçesinde, meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığını ve hesaplanan tazminat oranının yanlış olduğunu ileri sürmüştür. Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 27/2/2017 tarihinde temyiz talebini kabul ederek mahkeme kararını bozmuştur. Kararda davacının 2014 yılında aynı davalı aleyhine, aynı iş kazasından dolayı açtığı davada davacının maluliyet oranının tartışılarak kesinleştiği, bu nedenle de %24 maluliyet nedeniyle açılan eldeki davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu 26/4/2017 tarihinde maddi hatanın düzeltilmesi talebinde bulunmuştur. Dilekçesinde, %0 oranının yargılama sırasında tartışılmadığını, kaldı ki davalı tarafın da bu hususa yönelik temyiz iddiasının bulunmadığını belirtmiştir. Daire anılan talebi karar düzeltme talebi olarak kabul ederek 11/9/2017 tarihli kararıyla reddetmiştir. Mahkeme, bozma kararına uyarak 23/5/2017 tarihinde kesin hüküm nedeniyle davayı reddetmiştir. Başvurucu 3/7/2017 tarihinde karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Dilekçede %0 oranının idarece iptal edilerek maluliyetinin %24 olduğunun tespit edildiği, yeni davanın konusunun %24 oranındaki yeni maluliyet oranına ilişkin olduğu vurgulanarak %0 oranındaki maluliyet oranına dair yeni bir dava açılmış olsaydı kesin hüküm itirazı ile karşılanacağı ifade edilmiştir. Daire 23/1/2018 tarihinde temyiz talebini reddetmiştir. Nihai karar başvurucuya 11/4/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 7/5/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava şartları" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1)Dava şartları şunlardır:....i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması." 6100 sayılı Kanun'un "Dava şartlarının incelenmesi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1)Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.(2)Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder...." 6100 sayılı Kanun'un "Kesin hüküm" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1)Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder...."