10. Hukuk Dairesi 2012/24341 E. , 2013/17267 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2008/96-2012/566 Davacı kurum, iş kazası sonucu ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. maddeleri uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ...... Mahkemesi iptal kararı resen dikkate alınarak ve davalı asıl işveren ......’ya %30, davalı alt işveren şirkete %15, sigortalıya %55 kusur izafe edilen bilirkişi raporu hükme dayanak kılına…
**10. Hukuk Dairesi 2012/24341 E. , 2013/17267 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2008/96-2012/566 Davacı kurum, iş kazası sonucu ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. maddeleri uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ...... Mahkemesi iptal kararı resen dikkate alınarak ve davalı asıl işveren ......’ya %30, davalı alt işveren şirkete %15, sigortalıya %55 kusur izafe edilen bilirkişi raporu hükme dayanak kılınarak, ancak 10. madde koşulları yönünden hiç bir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın 506 Sayılı Yasanın 26. maddesine göre yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraf avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, her iki davalı avukatının tüm, davacı Kurum avukatının ise sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Dava, iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, 506 Sayılı Kanunun 26/1.inci maddesindeki “....sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün, ...... Mahkemesince 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas 2006/106 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, Kurumun bu maddeden doğan rücu hakkının, “halefiyete” değil, “kanundan doğan basit rücu hakkına” dayandığının kabul edilmesi ve bu kabul çerçevesinde, Kurumun rücu alacağının, ilk peşin değerin kusura tekabül eden miktarıyla sınırlı bulunmasına, öte yandan, kesinleşen önceki rücu davalarında hükmolunan miktarın mahsubu yapılırken, sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin esas alınması gerektiğine; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışlara da hükmedilmişse, artışların hükmolunacak rücu tazminatından mahsup edilmesine olanak bulunmamasına, bu çevrede meseleye fiili ödemeler açısından bakıldığında ise fiili ödemenin mevcudiyeti halinde, kurumun talep edebileceği miktarın hesabının da aynı şekilde gerçekleştirilmesi gerekmekte olup; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığı, fiili ödeme miktarından düşük ise o takdirde ilk peşin sermaye değerine itibar edilmesi; aksine fiili ödeme miktarı ilk peşin değerden düşük ise o takdirde de fiili ödeme miktarının esas alınması gerektiğine göre, mahkemece, ...... Mahkemesinin iptal kararının derdest davalara uygulanması gerektiği gerekçe gösterilerek yargılama yapılıp, ilk peşin değerli gelirlerin talep gibi %45 kusur karşılığının hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.