T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/804 - Karar No:2025/841 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında Esastan Red HMK 353/1-b.1 md) ESAS NO : 2025/804 KARAR NO : 2025/841 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/04/2025 NUMARASI : 2024/15 E-2025/299 K DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :02/10/2025 KA…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/804 - Karar No:2025/841 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında Esastan Red HMK 353/1-b.1 md) ESAS NO : 2025/804 KARAR NO : 2025/841 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/04/2025 NUMARASI : 2024/15 E-2025/299 K DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :02/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ :14/10/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, taraflar arasında daha önce sözlü olarak başlanan ve 01/10/2013 ve 04/10/2013 tarihli, anılan dönemin piyasa koşulları ve şartlarına göre hazırlanmış olan teklif yazıları ile devam eden görüşmeler, davalı işlerindeki aksamalar sebebiyle geciktiğini, işbu tekliflerden çok sonra ve değişen piyasa koşullarına rağmen ticari kararları ve sadakatle hareket edilerek 23/01/2015 tarihinde davalı tarafından yürütülen "NATO SGS Projesi" kapsamında "İzmir Oğlananası Mevkiinde Yerleşik Nato F13" sahasında icra edilecek işlere dair "SES-TR-SÖZ-15/001" numaralı sözleşme düzenlendiğini, 30/06/2015 tarihinde başlaması gereken işin, ön tasarım dokümanı hazırlanması, ön tasarım incelemesi, tasarım kabulü, F13 saha çalışmalarının başlatılması ve neticeten yüklenici işlerinin tamamlanması ile birlikte mücbir yahut sözleşmede belirtilen diğer uzama gerekçeleri hariç toplam 34 haftada bitirilecek şekilde öngörüldüğünü, davacının mühendislik tecrübesi, çok daha büyük ve karmaşık projelerde ortaya koyduğu başarılı geçmişi ve üstün performansına güvenerek piyasa koşullarına çok da uygun olmayan %5 avans ödemesi ile birlikte işe başladığını, 30/06/2015 tarihinde başlaması gereken projenin davalının davacıya gönderdiği müteaddit e-postalardan da anlaşılacağı üzere 2015 sonu itibariyle halen dahi başlayamadığını, sözleşme ek-a kısmında mevcut iş akış, zamanlama ve ödeme şemasına uyulmadığını, haksız ve hukuksuz olarak gerekli kabuller yapıldığını, PDD dokümanlarının sözleşmeye aykırı şekilde başka üçüncü kişi ve kurumların inceleme ve denetimine sunulduğunu, sözleşme kapsamında yer almayan ve haksız yükümlülükler yüklenildiğini, tüm bu haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşın işi devam ettirme gayretini ortaya koyup gelinen süreç sonunda davalı tarafından müvekkilinin hakettiği ödemelerinin hiç birisinin yapılmadığı gibi, Ankara 49. Noterliğinden keşide edilen 31/03/2017 tarihli ihtarname ile sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilerek müvekkilinin teminatlarının haksız şekilde irat kaydedilerek davacının ticari kayıplara uğratıldığını, davalının başından itibaren en ağır şekilde sözleşmeyi ihlal ettiğini, sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişi/kuruluşları ilişkiye fiilen dahil ettiğini, müvekkilinin iş ve işlemlerini ilgisi olmayan üçüncü kişi/kuruluşlara havale ederek aykırılıklar gerçekleştirdiğini, bu durumun sözleşmeye aykırı olduğunu, sözleşmenin gizlilik başlığını taşıyan 12.madde hükmü kapsamında davalının sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişilerle açık maddeyi ihlal edecek şekilde evrak doküman paylaştığını, işin önce tamamı ile haksız, hukuksuz ve teknik tarifelere aykırı bahaneler ile uzatılmaya çalışıldığını ve uzatıldığını, sonrasında ise başka bir çıkar yol bulunamadığından haksız olarak fesih yoluna gidildiğini, davalının davacı tarafça hazırlanan ön tasarım dokümanlarını her birisi istisnasız ya sözleşmeye aykırı, ya teknik kaidelere aykırı, ya da işveren olarak kendi yüklenimlerinde olan edimleri yerine getirememekten kaynaklı sebeplerle reddederek işi sürüncemede bıraktığını, dokümanın bizzat kendi isminden ve teknik teamülden açıkça anlaşılabileceği gibi işveren olarak davalının işin, onun istediği ve kendi hazırladığı sözleşme eki teknik şartnameler uyarınca, onun temin edeceği, yahut temin edilmesini talep etmiş bulunduğu malzemelerin montaj ve kurulumunu tedarikçi/üreticinin koşulları doğrultusunda yapacak olan müvekkilinin, bu hususlara ilişkin bir ön tasarım oluşturmuş olup, sonuçta 30/10/2015 tarihinde davalıya gönderildiğini, sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini belirterek dava konusu uyuşmazlık ve talepleri doğrultusunda gerekli araştırma, soruşturma ve incelemenin mahkemece alanında uzman kurulacak bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılmasına, davalı tarafından gerçekleştirilen feshin haksızlığının tespitine, irat kaydedilen toplam 533.182,12 TL teminat bedellerinin (40.000 Euro kesin teminat, 33.335,00 Euro avans teminat) davalı tarafından irat kaydedildiği 05/04/2017 tarihinden tibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, haksız fesihe konu sözleşme dolayısıyla yapılan tüm masraf ve ödediği bedellerin, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, uğranılan kâr kaybının fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, uğranılan ticari itibar kaybı dolayısıyla oluşan zarardan fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin işleyecek avans faizi ile birlikte, tasarım ve imalat dokümanlarının haksız kullanımı sebebiyle oluşan zarardan fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuş. Davacı vekili 29/03/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile haksız fesih nedeniyle sözleşme dolayısıyla yapılan tüm masraf ve ödenen bedellere yönelik 1.000,00 TL'lik talebi 1.185.608,55 TL'ye, kâr kaybına yönelik talebini 545.489,56 TL'ye yükselterek harcını ikmal etmiştir. Davalı vekili; manevi tazminat davasının belirsiz alacak veya kısmi alacak davasına konu edilemeyeceğini, taraflar arasında 20/03/2015 tarihli NATO SGS Projesine ilişkin düzenlenen SES-TR-15/001 numaralı NATO F13 sahasında tasarım, inşaat ve yönetim hizmetleri ile ilgili imzalanan alt yüklenicilik sözleşmesi ile davacı şirketin İzmir Oğlananası mevkiinde yerleşik NATO F13 sahasında NATO statik uydu yer terminallerinin model yükseltilmesi ve değiştirilmesine ilişkin proje kapsamında 486-SWE-001-E numaralı "iş tanımı dokümanı" ve sözleşme ve ekleri içerisinde tanımlanan işlerin yapımını yükümlendiğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin bir alt yüklenici sözleşmesi olup, ana sözleşmenin ... ile NATO arasında Türkiye Yunanistan Belçika ve İtalya'daki uydu yer terminallerini de kapsayacak şekilde imzalandığını, ...'nin sözleşme kapsamında ana müteahhit firma konumunda olup NATO'nun hizmet sağlayıcısı ve işveren statüsünde olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile davacı şirket tarafından, Türkiye'de bulunan İzmir Oğlananası mevkiinde yerleşik NATO F13 sahasında gerçekleştirilecek NATO uydu yer istasyonu modernizasyonu projesi kapsamında tasarım, inşaat ve yönetim hizmetlerinin üstlenildiğini, sözleşme ile yapılması öngörülen işlerin ifasına başlanabilmesi için davacı şirket tarafından iş tanımı dokümanında "Method off Statement" olarak tanımlanan ve iş programına paralel olarak hazırlanacak olan işin nasıl, ne kadar sürede, hangi düzenleme ve yöntemlerle yapılacağı, ifası esnasında hangi standartlara uyulacağı, hangi önlemlerin alınacağı, aynı anda yapılacak işlere ilişkin planlamanın, işçi sayısının, yapılacak fazla mesainin belirleneceği gibi hususları içermesi gereken ve işin ifasına başlanabilmesi için öncelikle onaylanması gereken ön tasarım dokümanı hazırlanarak müvekkili şirket tarafından uygun bulunmasını müteakip ... ve NATO onayına sunulması gerektiğini, davacı tarafça ön tasarım dokümanı hazırlanmasına ilişkin sözleşmede bir düzenleme yer almadığı iddia edilmiş olsa da ön tasarım dokümanı hazırlanması gerektiğinin iş tanımı dokümanının 5. maddesinde açıkça düzenlendiğini, ön tasarım dokümanının sözleşme ve eklerine uygun olması gerektiğini ancak davacı şirket tarafından sözleşmeye uygun olarak hazırlanamadığını, davacı tarafça yapılan revizyonlar sonucunda sözleşmeye uygun hale getirilemediğini, dolayısıyla müvekkili şirket ve ana müteahhit ... tarafından kabul edilmediğini, ön tasarım dokümanında yer alan eksikliklerin davacının iddiasının aksine yazım hatası gibi basit nitelikte ve önemsiz eksiklikler olmayıp sözleşme ve işin ifası açısından bulunması gereken olmaz ise olmaz hususlardan olduğu, 29/04/2016 tarihli yazı ile ön tasarım dokümanın çok sayıda revizyona uğramasına karşın eksik hususların tamamlanmadığının belirtilip eksikliklerin detaylı olarak açıklandığını, yazıya cevaben davacı şirket tarafından gönderilen 17/05/2016 tarihli yazı ile eksikliklere ilişkin hazırlanan listenin minör konuların sistematik olarak abartılması olduğu, projeye ilişkin davacı şirket tarafından çok fazla çaba sarf edildiği, müvekkili şirketin oyalayıcı tavrı sebebiyle projenin geciktiği, ön tasarım dokümanında başkaca bir değişiklik yapılmayacağı, sözleşmenin bedelinin %20'sinin talep edildiği faturanın müvekkili şirkete ulaştırılacağının belirtildiğini ve yazının ekinde 196.654,08 Euro bedelli faturanın gönderildiğini, müvekkili şirket tarafından davacı şirkete yazılı ve sözlü olarak defalarca bildirilmiş ve talep edilmiş olmasına rağmen davacı şirketin sözleşme kapsamında NATO tarafından işe başlanılmasına izin verilmesi için onaylanması gereken ön tasarım dokümanını hazırlayarak nihai hale getirilmesi dahil işleri sözleşmeye uygun şekilde ve gereği gibi yerine getirmediğini, davacı şirkete gönderilen 31/03/2017 tarihli ihtarname ile davacı şirket tarafından hazırlanan ön tasarım dokümanının hali hazırda kullanılabilir olmadığı, bu sebeple 05/04/2017 tarihinde davacı şirketi temsile yetkili bir kişi tarafından müvekkili şirketten teslim alınması gerektiği, sözleşmenin davacı şirketin kusuruna istinaden ve sözleşmenin 26.maddesi uyarınca 31/03/2017 tarihi itibariyle feshedildiğinin ihtaren bildirildiğini, sözleşme fesih sonrası davacı tarafından sunulan ön tasarım dokümanının yeterli olgunluğa ulaşmamış olduğundan ve kullanılması mümkün olamayacağından CD ortamında davacı şirkete iade edildiğini, sözleşmenin 26/12-b maddesine dayalı olarak sözleşmenin feshi halinde alıcının teminat mektubunun cezai şart olarak gelir kaydedileceği düzenlenmiş olup, teminat mektubunun bu madde uyarınca irat kaydedildiğini, sözleşmenin ek-A'sında tarihler belirlenirken işin başlama tarihi olan 30/06/2015'in varsayımsal olarak belirlendiğini, davacının sözleşmede yer almayan yükümlülük olduğunu iddia ettiği taleplerin tamamının ya iş tanımı dokümanı kapsamında yer almasına rağmen davacı tarafça sunulmayan bilgi veya belgeler olduğu, ya da işin doğası gereği açıklanması gereken hususlar olduğunun tartışmasız olduğunu, gizlilik yükümlülüğünün ihlali iddiasının asılsız olduğunu, sözleşmede yer alan gizlilik yükümlülüğü ile sözleşme kapsamında ifa edilecek işlere ait her türlü verimin, sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişiler ile paylaşılmasının engellenmesi amaçlandığını, ön tasarım dokümanının onay verilmek üzere ... ve Nato'nun incelemesinden geçmesi gerektiğini, bu inceleme ve onaylanma olmadan projeye başlanmasının söz konusu olmadığını, sözleşme dışında yer alan başka bir şirket, kişi, kurum veya kuruluş ile paylaşılmadığını ve gizlilik yükümlülüğünün ihlal edilmediğini, sözleşmenin feshinin ardından davacı şirket tarafından hazırlanan ön tasarım dokümanı sözleşmeye uygun ve kullanılabilir nitelikte olmadığından kullanılmadığını ve ... firmasına ön tasarım dokümanının baştan yaptırıldığını, davacının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğundan davanın reddine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; " Dava; taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği iddiası ile irat kaydedilen teminat mektup bedelinin iadesi, sözleşme dolayısıyla yapılan masraflara konu alacağın tahsili, kâr kaybına konu alacağın tahsili, ticari itibar kaybı nedeniyle manevi tazminata konu alacağın tahsili, tasarım ve imalat dokümanlarının haksız kullanımı sebebiyle oluşan zarara konu alacağın tahsili isteğine ilişkindir. Davanın niteliği gereği arabuluculuğa başvurulması zorunlu bulunduğu, başvurunun yapıldığı, 20/02/2020 tarihinde tarafların katılımı ile anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın düzenlendiği anlaşılmakla yargılama sürdürülmüştür. Mahkememizin 2020/203 esasına kayıtla yapılan yargılama sonucu 20.04.2022 tarih 2022/222 sayılı kararla; davalının sözleşmeye feshinin haklı gerekçelere dayanmadığı kanaati ile talep kalemlerinden birinci kalem talep olan, ihtar kaydedilen teminat bedellerinin iadesi isteğine ilişkin olarak irat kaydedilen teminat mektup bedellerine konu davanın 157.542,03 TL üzerinden kısmen kabulüne, 2. kalem talep olan haksız fesih nedeniyle uğranılan kar kaybı isteğine ilişkin olarak davanın 436.391,64 TL için kabulüne, 3. kalem talep olan, sözleşme dolayısıyla yapılan masraf ve ödenen bedellere ilişkin olarak davanın 79.739,97 TL üzerinden kısmen kabulüne, ticari itibar kaybı nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkin davanın reddine, tasarım ve imalat dokümanların haksız kullanımı nedeniyle oluşan zarardan kaynaklı talebe konu davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince İstinaf Kanun Yoluna başvulmuş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 07.12.2023 tarih 2022/655 esas 2023/1274 sayılı kararı ile mahkememiz kararının HMK'nun 353/1-a-3-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kaldırma kararında '' 1-Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf ile temyiz incelemesi aşamasında re'sen incelenir. Dava konusu somut olayda, davacı vekili; dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında, müvekkilinin sahip olduğu teknik ticari bilgi ile ortaya konulan tasarım ve imalat dökümanlarının, davalı tarafça sözleşmenin feshinden sonra kendilerince kullanıldığı ya da başka şirketlere kullandırıldığını, müvekkilinin bu haksız kullanım nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 1.000,00 TL'nin tahsilini talep etmiştir. Dava konusu olan bu talep hakkında yargılama görevinin, Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin görevine girip girmediği hususunda bir değerlendirme yapılarak, mahkemece bu talep hakkında görevsiz olduğu sonucuna varıldığı takdirde, bu talebe ilişkin dava dosyasının tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, bu hususta inceleme ve değerlendirme yapılmaması usul ve yasaya aykırı olmuştur (Yargıtay 15. HD 2011/6095 E 2012/3388 K, 2018/2788 E 2018/2826 K, 2018/1517 E 2019/249 K). 2-Davacı vekili tarafından dosya kapsamına delil dilekçesi ekinde ibraz edilen, taraflar arasında imzalanan ve 23/01/2015 tarihli olduğu belirtilen "Alt Yüklenicilik Sözleşmesi" başlıklı, tercüme edilmiş sözleşmenin TANIMLAMALAR başlıklı 1.(1) maddesinde, "Ana Sözleşme"nin tanımı kısmında: "Ana Sözleşme, ... Limited ile ... arasında NATO-CO-12343-SGS ilgi numaralı sözleşmeye dayalı anlaşma olarak 18/10/2018 tarihinde imzalanan ve orada yer alan hüküm ve koşulların alt yüklenicilere uygulanmasını içeren anlaşmadır" hükmüne yer verildiği, yine aynı maddenin "İş Açıklaması" kısmında "EK C olarak düzenlenen ve bu alt yüklenicilik kapsamında yürütülecek işlerin ayrıntılı açıklaması olup, alt yüklenicilik sözleşmesi kapsamında teknik şartname ile birlikte okunacak belgeyi ifade eder" hükmünün bulunduğu görülmektedir. Davalı tarafından dosyaya ibraz edilen sözleşme tercümesinin TANIMLAR başlıklı 1.(1) maddesinin "Baş Sözleşme" kısmında; "Baş Sözleşme, sözleşme kapsamındaki şart ve koşulları belirleyen 18/10/2011'de ... Limited ve ... arasında yürürlüğe giren NATO-CO-12343-SGS referans numaralı sözleşme olarak kullanılan belge anlamına gelir" hükmüne yer verilmiş ve yine aynı maddenin "İş Beyanı" başlıklı kısmında "İş bu belgede EK C olarak yayınlanan ve taşeronluk sözleşmesi kapsamında verilen teknik özelliklerle bağlantılı olarak yorumlanacak olan bu taşeronluk sözleşmesinde yapılan işlerin detaylı açıklaması" hükmünün bulunduğu görülmektedir. Bu durumda; taraflarca dosyaya sunulan sözleşme tercümelerinde, benzer ifadeler bulunduğu anlaşılmakla beraber, gerekirse mahkemece taraflar arasındaki sözleşmede yer alan bu ifadeler hakkında taraflardan da beyan alınarak, NATO ile yapılan ana sözleşmenin, taraflar arasındaki sözleşmeye ek yapılıp yapılmadığı, ana sözleşmedeki şart ve koşulların taraflar arasında geçerli olup olmadığının değerlendirilmediği, bilirkişi heyet raporunda bu maddeler nazara alınmadan ana sözleşmenin, taraflar arasındaki sözleşmeye ek yapılmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça; davacının ön tasarım dökümanlarında bir çok hata yaptığı, defalarca uyarılmasına ve en son NATO'dan onay alınamamasına rağmen eksiklikleri ve hataları gidermediği ileri sürülerek, bu sebeple sözleşmenin feshedildiği belirtilmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda özetle, ana sözleşmenin taraflar arasındaki sözleşmeye ek yapılmadığı, projenin teknik ayrıntılarının sözleşmede belirtilmediği ve davalının sözleşmeyi fesihte haksız olduğu sonucuna varılmış ise de; bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı, bilirkişiler ve mahkemece dosyadaki tüm delillerin ve tarafların sözleşme aşamasında gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediklerinin, bununla birlikte uyarı görevinin taraflarca yerine getirilip getirilmediğinin yeterince incelenmediği, sözleşmenin feshinde tarafların ortak kusurlu veya taraflardan sadece birinin kusurlu olup olmadığının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; mahkemece, dava konusunda uzman elektrik mühendisi, makina mühendisi, inşaat mühendisi, mali müşavir ve eser sözleşmeleri konusunda uzman bir bilirkişiden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor ve itiraz edilmesi halinde; tüm itirazları karşılayacak şekilde ek rapor alınıp, sonucuna uygun bir değerlendirme yapılıp, dava konusu edilen talepler hakkında bir hüküm kurulması gereklidir. 3-Kabule göre de; hükme esas alınan bilirkişi raporunun 25.sayfasında kar oranı %10 olarak uygulanması gerektiği belirtildikten sonra, %8 oranı üzerinden hesaplama yapılması ve yine kar kaybı hesaplanırken işin tamamlanan kısmı olup olmadığı incelenmeden ve açıklanmadan avans olarak ödenen 33.335,00 Euro'nun işin tamamlanmış kısmı olarak kabul edilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.3-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.'' denilmiştir. Mahkememizin 2024/15 esasına kayıtla yargılama sürdürülmüştür. Dosya üzerinde ve taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları ve bu davaya konu belgeler üzerinde kaldırma kararı doğrultusunda inceleme yapılmak üzere dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup, bilirkişi heyeti 24.06.2024 tarihli raporlarında, yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; davacının, davalı ile yaptığı sözleşmede asıl iş verenin NATO olduğu ve NATO ile davalının yapmış olduğu iş tanımına atıfta bulunulmuş olduğundan davacının davalıyla yapmış olduğu sözleşmenin asıl sözleşmeden tümüyle bağımsız olduğunun söylenemeyeceğini, davacının bakiye alacağının 111.660,00 Euro olarak hesaplandığını, davacı şirketin teminat mektupları nedeniyle 156.992,00 TL zararının oluştuğunun hesaplandığını, davalının, davacı ile yapmış olduğu sözleşmeyi fesih şartlarının oluşmadığının tespit edildiğini, davacı yaptığı tasarımın 3. kişilerin kullanımından dolayı zarar ve kar kaybı şeklinde talepleri olduğundan ve raporda davacının yaptığı hizmetin bedeli ve uğradığı kar kaybı hesaplandığından Fikri Sinai Haklar Mahkemesinin görev alanında olmadığının düşünüldüğünü, ayrıca davacı yaptığı masrafları da talep etmiş olmakla birlikte davacı alacağı ve kar kaybı hesabında bu masrafların nazara alınmış olduğundan mükerrerlik teşkil etmemesi için mali incelemede tespit edilen masrafların ayrıca sonuç kısmına aktarılmadığını, davacının, sözleşme ile üstlendiği hizmetin %16,75'ini gerçekleştirdiğini,, kalan %83,25'lik kısma ilişkin kar kaybının 22.198,60 Euro olarak hesaplandığını bildirmişlerdir. Taraf vekillerinin rapora itirazlarının tek tek irdelenmesi ve dosyadaki tüm belge ve kayıtlar da incelenerek itirazlar doğrultusunda ek rapor alınmak üzere dosya mevcut bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti 25.11.2024 tarihli ek raporlarında itirazlar irdelenip değerlendirilerek, davalı tarafından gerçekleştirilen feshin haksız olduğu kanaatine varıldığını, irat kaydedilen toplam 533.182,12 TL teminat bedellerinin (40.000,00 Euro kesin teminat, 33.335,00 Euro avans teminat) davalı tarafından irat kaydedildiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebinin şartlarının oluştuğunu, haksız feshe konu sözleşmeye konu yapılan tüm masraf ve ödenen bedellerin fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 1.000,00 TL'nin tahsili talep edilmiş olup, sözleşmenin uzayan 2015 yılı sonuna kadarki masrafının talep edilmesi söz konusu ise 2015 yılında 47.425,69 TL masraf, 276.256,92 TL personel gideri olmak üzere 323.682,61 TL zararın olduğunu, davacının sözleşme süresince yaptığı masrafların tümünü talep edebileceğinin kabul edilmesi halinde 79.739,97 TL masraf ve 1.117.989,33 TL işçilik maliyeti hesaplandığını, uğranılan kar kaybının 22.198,60 Euro olarak hesaplandığını, ticari itibar kaybı dolayısıyla oluşan zarar, tasarım ve imalat dokümanlarının haksız kullanım nedeniyle oluşan zarara yönelik dava ile ilgili olarak bu hususta bir tespit yapılamadığını bildirmişlerdir. Taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi için mevcut bilirkişi heyetinden 2. ek rapor alınmış, bilirkişi heyeti 17.03.2025 tarihli raporlarında itirazları değerlendirerek önceki raporlarındaki görüşlerini aynen bildirmişlerdir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi kaldırma kararında; dava konusu taleplerden tasarım ve imalat dokümanlarının haksız kullanımı nedeniyle uğranılan zarara yönelik dava kısmıyla ilgili olarak görev hususunun irdelenmesinde, işbu davada, sözleşmenin davalı yüklenici tarafından haksız feshedildiğinin tespiti, kar kaybı, yapılan masraflar ve kendi tasarımlarının başka firmalar tarafından kullanılarak haksız kullanımından dolayı zarara uğradıklarına ilişkin olup, tasarımdan bahsedilmekte ise de, asıl konunun, davacının yaptığı tüm çalışmaların başka bir firma tarafından kullanılmak suretiyle emeklerinin zayi olması, başka firmanın sebepsiz zenginleşmesine yol açılmasına yönelik olduğu, tasarım ve imalat dokümanlarının fikir ve sanat eserleri kanununun 3. madde kapsamında olmadığı, fikir ve sanat eseri niteliğinde olmadığı, taraf vekilleri beyanı ve dosya kapsamı itibarıyla anlaşılmakla bu talep yönünden de mahkememiz görevli olmakla yargılama sürdürülmüştür. Taraflar arasında 23/01/2015 tarihli NATO SGS Projesine ilişkin SES-TR-15/001 numaralı NATO F13 sahasında tasarım, inşaat ve yönetim hizmetleri ile ilgili alt yüklenicilik (taşeronluk sözleşmesi) düzenlendiği, sözleşme ile davacı şirketin İzmir Oğlananası mevkiinde yerleşik NATO F13 sahasında NATO statik uydu yer terminallerinin model yükseltilmesi ve değiştirilmesine ilişkin proje kapsamında 486-SWE-0001-E numaralı iş tanımı dokümanı ve sözleşme ve ekleri içerisinde tanımlanan işlerin yapımını üstlendiği, sözleşmenin tutarının 6.maddede; ek-b'de belirtilen KDV ve opsiyonel çalışmalar hariç olmak üzere sözleşme tutarının, sözleşme kapsamında gerekli olan iş için 666.625,00 Euro, KDV hariç, opsiyonel işlerin toplam tutarının 97.600,00 Euro olarak kararlaştırıldığı, davalı şirketin sözleşme aşamasında ticari ünvanının ... ... A.Ş. iken daha sonra ... A.Ş. olarak değiştirildiği, tanımlar bölümünde müşteri olarak NATO, (NATO NC3A) ana sözleşmenin ... Ltd. İle ... arasında imzalanan sözleşme olarak tanımlandığı, sözleşmenin genel bölümü 5-feragat maddesinde alıcının veya müşterinin veya tedarikçinin, taşeronluk sözleşmesinin şart ve koşullarından herhangi birinin veya daha fazlasının, herhangi bir zamanda veya herhangi bir süre için uygulanmamasının, kendisinden veya taşeronluk sözleşmesinin şart ve koşullarından tamamından feragat şeklinde yorumlanamayacağının belirtildiği, teminatlar, ödeme & faturalandırmanın 7.maddede düzenlendiği,12.maddesi gizlilik başlıklı olup, 1.fıkrasında; işbu sözleşmenin taraflarının (taşeronluk sözleşmesinin amacı doğrultusunda bilmesi gereken çalışanları dışında) bilgileri, fotoğrafları, el kitaplarını veya diğer verileri veya taşeronluk sözleşmesi ile ilgili veya bu sözleşmeden doğan verileri diğer tarafın önceden yazılı izni olmadan yayınlamayacağı veya yayınlanmasına izin vermeyeceği, veya herhangi bir üçüncü kişiye ifşa etmeyeceğinin düzenlendiği, mazeretli gecikmenin 22.maddede, haklı sebebe dayanılarak feshin 26.maddede, alıcının nedensiz feshinin 27.maddede düzenlendiği ve toplam 41 maddeden ibaret olduğu, sözleşmede işin başlangıç tarihinin 30/06/2015 olarak belirtildiği, davacı şirket tarafından davalı şirkete 13/05/2015 tarihinde 40.000,00 Euro bedelli kesin teminat mektubu ile 33.335,00 Euro bedelli avans teminat mektupları verildiği, Ankara 49. Noterliğinden davalı tarafça davacıya keşide edilen 31/03/2017 tarih 003611 yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği, teminat mektuplarının 05/04/2017 tarihinde nakde çevrildiği, sözleşmenin anahtar teslim - götürü bedelle düzenlendiği anlaşılmıştır. Davacı taraf; sözleşme uyarınca 30/06/2015 tarihinde başlaması gereken işin toplam 34 haftada bitirilecek şekilde öngörüldüğünü, %5 avans ödemesi ile işe başlanıldığını ancak davalının kusuru nedeniyle 30/06/2015 tarihinde başlaması gereken projenin 2015 yılı sonu itibariyle başlayabildiğini, müvekkilinin ortaya koyduğu PDD dokümanlarının sözleşmeye aykırı şekilde başka üçüncü kişi ve kurumların inceleme ve denetimine sunulduğunu, sözleşmede öngörülen 8 haftalık sürenin PDD dokümanının hazırlanması için değil ön inceleme safhası için belirlenmiş olduğunu, müvekkiline ödemelerin yapılmadığını, 31/03/2017 tarihli ihtarname ile sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini, teminatlarının haksız şekilde irat kaydedildiğinden bahisle irat kaydedilen teminatlar sebebiyle uğranılan zarar, yoksun kalınan kâr, ticari itibar kaybı sebebiyle manevi zarar, sözleşme dolayısıyla yapılan tüm masraf ve ödenen bedeller, tasarım ve imalat dokümanlarının haksız kullanımı sebebiyle zararların oluştuğu iddiası ile alacağın tahsili isteğinde bulunmakta, Davalı taraf; sözleşme ile yapılması öngörülen işlerin ifasına başlanabilmesi için davacı şirket tarafından iş tanımı dokümanında tanımlanan ve iş programına paralel olarak hazırlanacak olan işin nasıl, ne kadar sürede, hangi düzenleme ve yöntemlerle yapılacağı, işin ifasına başlanabilmesi için öncelikle onaylanması gereken PDD dokümanının hazırlanarak müvekkili şirket tarafından uygun bulunması sonrasında ... ve NATO onayına sunulması gerektiği, onay alınmadan işe başlamayacağı hususunu daha önce davacının NATO projesinde yer almış basiretli bir firma olarak bilinmesi gerektiğini, onaya ilişkin hususların iş tanımı dokümanının 5.maddesinde düzenlendiğini, ön tasarım dokümanını hazırlamaya çalıştığını ancak başarısız olduğunu, dokümanın 9 kez revize edildiğinin davacı tarafça da kabul edildiğini, ön tasarım dokümanının teknik olarak işin nasıl ve ne şekilde yapılacağını anlatmaktan uzak bir doküman olup bu konuda defalarca uyarıldığını, eksiklikleri gidermemesi nedeniyle sözleşmenin haklı olarak feshedildiği savunmasında bulunmaktadır. Davada uyuşmazlık; taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça feshinin haklı olup olmadığı, davacının varsa müspet zararının ne olduğu, davacıya ait tasarım ve dokümanların haksız olarak davalı tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise buna dayalı alacak talebinin yerinde olup olmadığı, varsa ne miktarda olduğu, itibar kaybından dolayı manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplanmaktadır. Dosya kapsamından; sözleşmenin yürütülmesi sırasında, henüz yapım aşamasına geçilmediği, sözleşmenin 5.maddesi ile öngörülen "ön tasarım projesi" aşamasında davalı tarafça keşide edilen 31/03/2017 tarihli ihtarname ile PDD dokümanının ihtiyacı karşılar nitelikte hazırlanmadığı, eksiklikler olduğu, defalarca uyarıldığı, eksikliklerin giderilmediği, davacı tarafın 26/10/2016 tarihli yazı ile sözleşme bedelinde KDV hariç %36 oranında artış talep ettiği, gerekçeleri ile sözleşmenin 26.maddesine istinaden feshedilmiştir. TBK'nın 125.maddesinde "Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir." hükmü düzenlenmiştir. Müspet veya menfi zararın belirlenmesinde; sözleşmenin feshinde fesheden tarafın fesihte haklı olup olmadığı hususunun belirlenmesi gerekmektedir. Mahkemece yapılan inceleme, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin kaldırma kararı içeriği, bu doğrultuda yapılan inceleme, alınan bilirkişi raporu içeriği ve tüm dosya kapsamına göre; sözleşme hükümleri nazara alındığında sözleşmenin her aşamasında davalının NATO ile yapmış olduğu sözleşmedeki NATO F 13 Türkiye esasındaki mühendislik işleri kapsamında 486-SWE-0001-e Rev. A ile anılan iş açıklamasına sık sık atıfta bulunulduğu, asıl işveren NATO ile yapılan sözleşmeden tümüyle bağımsız olduğunun söylenemeyeceği, taraflar arasındaki alt yüklenicilik sözleşmenin, davalı tarafından Ankara 49. Noterliğinden keşide edilen ihtarname ile feshedildiği, ihtarnamede, sözleşmenin, PDD dokümanına dahil olan bilgilerin gerekli yeterlilik seviyelerine uygun olmamak sebebiyle hali hazırda kullanılabilir durumda olmamalarını sebebiyle davalı yanca bu şekliyle kullanılmayacağı, sözleşmenin 26. maddesi uyarınca 31.03.2017 tarihi itibarıyla feshedildiğinin davacıya bildirildiği, davacı tarafça hazırlanan PDD dokümanının ilk versiyonunun 28.12.2015 tarihinde davalı tarafa sunulduğu, doküman üzerinde çeşitli geliştirmeler yapılarak son versiyonunun davalıya sunulduğu, bu son versiyonun v.1.9- NATO'nun raporlama açısından belirlediği standartlara uygun hale getirildiği, doküman içeriğinin, sözleşme ve eklerine teknik şartnameye, mühendislik tekniğine ve mutat uygulamalara göre, belirlenen işlere yönelik olarak bir ön tasarım dokümanının taşıması gereken unsurları taşıdığı, davacı tarafça hazırlanan PDD v.1.9 dokümanının bir ön tasarım dokümanı olarak kabul edilebileceği, ön tasarımın geçilmiş olduğu, bu dokümanın elektrik ve makine işleri açısından sözleşme ve eklerinde belirtilen işlerin %95'ini karşılar nitelikte olduğu, inşaat işleri açısından radomun temel ve ağırlığı konusundaki eksiklikler nedeniyle sözleşme ve eklerinde belirtilen işlerin %55'ini karşılar nitelikte olduğunun belirlendiği, ön tasarımın geçilmiş olduğu ancak davalı tarafından gerekli onayın verilmediği, fesih sebepleri de nazara alınarak fesih şartlarının oluşmadığı, davalının sözleşmeyi feshinin haklı gerekçelere dayanmadığı, davalının, sözleşmeyi feshinin haksız olduğu, davacının fesihte bir kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Müspet zarar (positive ve interesse); alacaklının gereği gibi ve vaktinde olan ifaya taalluk eden menfaatine tekabül eder. Yani borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyet ile mamelekin hala hazır vaziyeti arasındaki farktır. Diğer bir ifadeyle müspet zarar aktin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır. Müspet zarar; kusursuz olan tarafın temerrüde düşen taraftan sözleşme yürürlükte kaldığı sürece isteyebileceği bir tazminat türü olduğu gibi sözleşmeden kusurlu olarak dönen taraftan da istenebilir. Yeter ki sözleşmeden dönülmemiş olsun, dönülmüş ise de dönen taraf kendisi olmasın ve/veya kusursuz bulunsun. Kâr kaybı ise; kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kardan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kardan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kâr kaybı zararının ise müspet zarar kapsamında bulundu Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur. (Prof. Dr. H. Tandoğan Türk Mesuliyet Hukuku 1961 s. 426 vd.). Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, age. s. 427). Bu husus Borçlar Kanununun 108. maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır: burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Menfi zarar kavramına şunların gireceği kabul edilmektedir (Tandoğan, age., s. 427-428): Sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler: Harçlar, posta giderleri, noter ücreti gibi; Sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar; Sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla uğranılan zarar: gönderilen şeyin yolda kaybolması gibi; sözleşmenin geçerliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar; hükümsüz sayılan sözleşmeyle satın alınan şey, örneğin o zaman başkasından 100 liraya alınabilirken şimdi 120 liraya alınabilmesi; başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısıyla uğranılan zarar; dava masrafları gibi. Davacının taleplerinin değerlendirilmesinde; Birinci kalem talep, irat kaydedilen teminat bedellerinin iadesi isteğine ilişkin olup, mahkemece yapılan inceleme, kaldırma kararı içeriği ve tüm dosya kapsamına göre; 40.000,00 Euro bedelli kesin teminat mektubu ile 33.335,00 Euro bedelli avans teminat mektubu nakde çevrilmiş olup, toplam TL karşılığı ödemenin 287.825,21 TL olduğu, davacı taraf, teminat mektuplarının iadesini talep etmiş olup, davacının bakiye iş bedeli talebinin olmadığı, yapılan işin bedelinin raporda hesaplandığı, verilen avans meblağın davacının yaptığı iş meblağından fazla olmadığından avansın mahsup edilmemesi gerektiği, buna göre iadeye konu teminat mektup bedeline konu alacağın nakde çevrilme sonucu ödenen bedel olan 287.825,21 TL olduğu anlaşılmakla bu kalemden bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne, dava tarihi öncesi itibarıyla temerrüde düşürücü ihtarname olmadığından alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, bu kalemden fazlaya ilişkin isteğin reddine karar vermek gerekmiştir. İkinci kalem talep, haksız fesih nedeniyle uğranılan kâr kaybına ilişkin olup, mahkemece yapılan inceleme, kaldırma kararı içeriği, bilirkişi raporu içeriği ve tüm dosya kapsamına göre; yüklenicinin kusurlu olarak sözleşmeden dönmesi durumunda talep edilebilecek müspet zararın Yargıtay 15. Hukuk Dairesi içtihatları da nazara alınarak kesinti yöntemine göre hesaplanması gerektiği, bu durumda kesinti yöntemine göre davacının yapılmayan sözleşme konusu işlerden dolayı mahrum kaldığı kârın hesaplanabilmesi için yapılmayan işin sözleşmenin fesih tarihindeki bedeli belirlendikten sonra bu bedelden işi tamamlamaması nedeniyle tasarruf edilen malzeme ve işçilik bedelleri ile genel giderler, bu süre içerisinde başka bir iş bulunup çalışılmışsa elde edilen kâr, başka bir iş bulmaktan kasten kaçılmışsa elde etmekten kaçındığı kâr tespit ettirilip yapılmayan iş bedelinden çıkarılmak suretiyle bulunan miktarın kâr kaybı olacağı, dava konusu olayda henüz imalat aşamasına geçilmediğinden kesinti yöntemine göre yüklenici masraflarının, yapılmış olan masraflar emsal alınarak tespitinin mümkün olamadığı, götürü bedel üzerinden iş bedelinin kararlaştırıldığı, bu durumda Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin kökleşmiş içtihatları belirlenen hesaplama yöntemi de nazara alınarak hesaplamanın yapılması gerektiği, bilirkişi raporundaki kar kaybına ilişkin hesaplamanın yerinde olduğu, 22.198,60 Euro kar kaybının olduğu, TL üzerinden talepte bulunulduğu, dava tarihindeki kur üzerinden karşılığı 22.198,60 Euro x 7,2996 = 162.040,90 TL olmakla bu kalemden bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne, dava tarihi öncesi itibarıyla temerrüt oluşmadığından alacağın 1.000,00 TL'sini dava, kalanına ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, bu kalemden fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir. Üçüncü kalem talep, sözleşme dolayısıyla yapılan masraflara ilişkin olup, bu talep menfi zarar kapsamında kalmaktadır. Az yukarıda açıklandığı üzere menfi ve müspet zarar arasındaki farklardan bir tanesi de hukuki sebeplerinin farklı olmasından kaynaklanmakta olup, gerek doktrin gerekse yerleşik yargısal içtihatlarda belirtildiği üzere menfi ve müspet zararın birlikte talep edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Zira müspet zararın tazminiyle geçerli bir sözleşmedeki ifa menfaatinin sağlanması söz konusu olurken; menfi zararın tazminiyle sözleşme hiç kurulmamış olsaydı yapmayacak olduğu masrafları, kaçırdığı menfaatlerin giderimi sağlanmaktadır. Dolayısıyla iki durumun bir arada olamayacağından bahisle bu iki zararın da birlikte doğup talep edilemeyeceği genel anlamda kabul edilmekle, her ne kadar bilirkişi raporunda bu talebe ilişkin olarak hesaplama ve belirleme yapılmış ise de davacı vekilinin sözleşme nedeni ile yapıldığı belirtilen masraf kalemlerinin tahsiline yönelik talebin açıklanan nedenle reddine karar vermek gerekmiştir. Dördüncü kalem talep, ticari itibar kaybı nedeniyle manevi tazminat isteğine ilişkin olup, mahkemece yapılan inceleme ve tüm dosya kapsamına göre; davacı taraf sözleşmenin davalı tarafça haksız feshi nedeniyle ticari itibar kaybına uğradığını beliterek manevi tazminat isteğinde bulunmuş ise de, taraflar tacir olup, aralarındaki sözleşmenin feshi hususlarını öngörmeleri gerektiği, haksız fesih halinde sözleşme dolayısıyla uğranılan maddi zararların talep edilebileceği, feshedilen sözleşme sebepli ticari itibar kaybına konu manevi tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla bu kaleme ilişkin davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Beşinci kalem talep, davacının tasarım ve imalat dokümanlarının haksız kullanımı sebebiyle oluşan zarara ilişkin olup, mahkemece yapılan inceleme ve tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından kullanılan projede de yer alan bazı detayların işin doğasına uygun olarak benzerlikler taşıdığı, haksız kullanımına ait bir veriye rastlanılmadığı anlaşılmakla bu kaleme ilişkin davanın reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli karar içeriğinde uyuşmazlık konularının tespitinin değiştirildiğini, istinaf kararında kaldırma sebebi olarak gösterilmeyen müspet ve menfi zarar ayrımının hatalı değerlendirilerek bir kısım taleplerinin reddedildiğini, dosyada bulunan hiçbir beyanlarında müspet zarar kavramının kullanılmadığını, mahkemece müspet zararın doktrin ve içtihatlara aykırı olarak sadece kar kaybı olarak değerlendirildiğini, raporlarda yer alan hesaplamalara yönelik itirazlarının yeni bir rapor alınarak giderilmediğini, davalı tarafından müvekkiline hiç ödeme yapılmadığı tespit edildiği halde ödeme yapılmış gibi kar kaybından indirimler yapıldığın ve eksik hesaplandığını, manevi tazminat talebinin reddinin hukuken kabul edilemez olduğunu, tasarımın davalı yanca kullanılması nedeniyle oluşan zararın reddinin hatalı olduğunu, işin doğası gereği benzerlikler değil, kopyalama seviyesine varan aynılık bulunduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaldırma kararına uygun inceleme yapılmadığını, davacının fesihte kusurlu olup olmadığının incelenmediğini, davacı tarafından sunulan sözleşme çevirisinin hatalı olup sözleşmenin aslı veya müvekkilince sunulan sözleşme incelenmediğinden bilirkişi ve mahkemece sözleşmenin 16. Maddesinin hatalı yorumlandığını, sözlü ve yazılı uyarılara rağmen davacının yükümlülüklerine yerine getirmediğini, haksız ücret artışı talep edilince müvekkilinin sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, PDD dökümanlarının sözleşme kapsamında işler olduğunu ve %100 tamamlanması halinde işin icrasına başlanabileceğini, %83,86 oranında tamamlanmasının yeterli olmadığını, sundukları delilleri ve savunmalara itibar edilmemesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, lehe hükmedilen vekalet ücretinin eksik hesaplandığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle Dairemizin kaldırma kararına uygun inceleme ve araştırma yapıldığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davalıdan alınması gerekli 30.730,35 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 7.683,00 TL harcı mahsubu ile kalan 23.047,35 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 02/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip