8. Hukuk Dairesi 2012/8802 E. , 2013/4529 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile ... ve dahili davalılar ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen açılmamış sayılmasına dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.03.2001 gün ve 117/96 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Taraflar a…
**8. Hukuk Dairesi 2012/8802 E. , 2013/4529 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile ... ve dahili davalılar ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen açılmamış sayılmasına dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.03.2001 gün ve 117/96 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Taraflar arasında tapu iptali ve tescil isteğiyle görülen davanın yapılan yargılaması sonunda, davanın kısmen kabulüne ve kısmen açılmamış sayılmasına; 2175, 2177, 2178, 2181, 2183 ve 2185 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile; 2175 ve 2177 sayılı parsellerin davacı ..., 2178 parsel sayılı taşınmazın davacı ... ve 2181, 2183 ve 2185 sayılı parsellerin davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hükmün kabule yönelik bölümü, davalı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar yararına zilyetlik yoluyla kazanma koşulları gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin önceki hükmün; davalı ... vekilinin temyizi üzerine, Daire'nin 05.10.1998 tarih ve 1998/4636-9731 sayılı bozma ilamıyla özet olarak taraf teşkilinin sağlanması, Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi kapsamında miktar araştırmasının yapılması ve nizalı taşınmazların kıyı kenar çizgisi kapsamında kalıp kalmadığının tespiti bakımından bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulmuştur. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, davalı ... temsilcisinin aşağıda belirtilen husus dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine, Ancak Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; kıyı kenar çizgisinin tespiti bakımından yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 28.11.1997 tarih, 1996/5 Esas, 1997/3 sayılı Kararında “… kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi görevi adli yargıya aittir. Ancak 3621 sayılı Kıyı Kanununun 9.maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idari yargı tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanması gerektiğine…” karar verilmiştir. Ne var ki, Mahkemece, idarece kıyı kenar çizgisi belirlenip belirlenmediği, belirlenmiş ise davacılar bakımından kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeden hüküm kurulmuştur. Kıyı kenar çizgisinin tespiti bakımından bir teknik bilirkişisi ve birer jeolog ve jeomorfolog bilirkişiden oluşan üçlü bilirkişi heyeti marifetiyle 08.05.2000 tarihinde taşınmazlar başında keşif yapılmış ve bilirkişilerin düzenledikleri raporlar hükme esas alınmıştır. ...bilirkişisi ... ile ... Mühendisi bilirkişisi ...'in 11.05.2000 tarihli raporlarında; arazi zemininde belirli derinliklerde kuyular kazıp numuneler alınıp alınmadığı anlaşılmadığı gibi bilimsel verilerden yararlanmadan tahlil yapmadan dosyaya sunmuş olduğu soyut içerikli rapor esas alınarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. Hal böyle olunca; öncelikle, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde idarece oluşturulmuş kıyı kenar çizgisinin bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. İdarece oluşturulmuş ve kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi var ise, buna ilişkin karar ve dayanağı olan belgeleri ile kroki ve haritasının birlikte getirtilip dosya arasına konulması, mahallinde yerel ve teknik bilirkişi ile harita mühendisi aracılığıyla yapılacak keşifte araziye uygulanması, çekişme konusu taşınmazın yeri belirlenip harita üzerine işaretletilmesi gerekir. İdarece oluşturulmuş kıyı kenar çizgisinin bulunmaması yahut idari yargı yerinde iptal edilmiş veya oluşturulan harita 28.11.1997 gün 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilen ilkeye göre ilgililerine tebliğ edilerek kesinleştirilmemiş ve davacıların itirazına uğramışsa; adli yargı mahkemesince, 3621 sayılı Kıyı Kanununun 4.maddesindeki tanımlamalar dikkate alınarak, aynı Kanunun 5 ve 9.maddeleri ile 13.03.1972 gün ve 7/4 sayılı, 28.11.1997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları göz önünde tutularak, Kanunun 9/2.maddesinde belirtilen bilirkişi kurulu aracılığıyla, açıklanan kural ve yöntemler doğrultusunda kıyı kenar çizgisi oluşturulmalıdır. Ancak, mahkeme aracılığıyla bu çalışma yapılırken, varsa idarenin önceden kıyı kenar çizgisi oluşturmak için yaptığı saptamalar ve bu konuda kurulan komisyonun çalışmalarının ortaya çıkardıkları bilimsel değerlerin bulunduğu da göz ardı edilmemelidir. İdarenin söz konusu çalışmalarını yok saymakta doğru olmaz. Açıklanan nedenlerle, adli yargı yerine kıyı kenar çizgisi çalışmalarında, o yere ilişkin kamu görevlilerince önceden oluşturulmuş komisyon çalışmalarını içerir kayıt ve belgeler getirtilmeli, bunlardaki verilerle, mahkemece kıyı kenar çizgisi oluşturmak için bilirkişilerce yapılan çalışmalarda elde edilen veri ve bulguların örtüşmemesi durumunda, bunun nedenleri hakkında bilirkişilerden bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı, doyurucu ve denetime açık rapor alınmalıdır. Başka bir anlatımla, eldeki uyuşmazlıkta idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanılması zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.06.2003 gün 97/110 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Yapılacak bu araştırmalarla, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin hangi tarafında kaldığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra, oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek, uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olmasında isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı ... temsilcisinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, temyiz edenin sıfatına göre usul ve kanuna aykırı görülen yerel Mahkeme hükmünün kabule yönelik bölümünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 28.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.