Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa itiraz incelemelerinde alınan savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi ve tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararlara yapılan itirazların etkili bir şekilde incelenmemesi nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa itiraz incelemelerinde alınan savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi ve tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararlara yapılan itirazların etkili bir şekilde incelenmemesi nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 14/2/2014 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 21/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 31/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık herhangi bir görüş beyan etmemiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başvurucu ve başka şüpheliler hakkında yapılan soruşturma kapsamında başvurucunun Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 31/3/2012 tarihli ve 2012/30 Sorgu sayılı kararıyla “atılı suça ilişkin olarak operasyonlarda ele geçen bir kısım belge ve dökümanlar, bunların içerikleri, gizli tanıkların anlatımları, diğer deliller, yüklenen suçun niteliği, atılı suçun CMK 100/ maddesinde sayılan katalog suçlardan olması” gerekçesiyle tutuklanmasına karar verilmiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianameyle başvurucu ve yedi şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucu hakkındaki suçlamalar şöyledir:"Şüpheli Mehmet DUMAN'ın, sözde Amed Eyaleti Şehit Brüsk Bölgesinde yasadışı PKK/KCK terör örgütü adına silahlı olarak faaliyet gösteren örgüt mensupları, Ergani ilçesi kırsal alanında bulunan örgüt mensupları ve sözde Erzurum Eyaletinde PKK/KCK terör örgütü adına silahlı olarak faaliyet gösteren örgüt mensupları ile bire bir görüştüğü, bu örgüt mensupları ile ilişki ve irtibat içerisinde olduğu, bazı şahısları kırsal alana götürerek örgüt mensupları ile ilişkilendirdiği,PKK/KCK terör örgütü adına eylem ve faaliyetlerde bulunduğu, MİLİSLİK düzeyinde sözde Amed ve Erzurum Eyaletlerinde bulunan yasadışı PKK/KCK terör örgütü adına silahlı olarak faaliyet gösteren örgüt mensupları ile ilişki ve irtibat içerisinde olduğu, bu örgüt mensupları ile bire bir görüşerek sözde örgüt kamplarına gidip geldiği, bu gidiş gelişler esnasında terör örgütüne her türlü lojistik ve yaşamsal malzemeyi temin ettiği, başka bazı şahısları örgüt mensupları ile ilişkilendirerek kuryelik yaptığı,PKK/KCK Terör örgütü elebaşısının 4 ayaklı paradigmam olarak tabir ettiği illegal oluşumun basamaklarından olan SİYASET AKADEMİLERİ içerisinde faaliyet yürüten şahıslar ile ilişki ve irtibat içerisinde olduğu, bir üst mevkiine bilgi vermek maksadıyla bu şahısların mahkeme sürecini takip ettiği, Siyaset Akademileri bünyesinde gerçekleştirmiş oldukları illegal faaliyetlerinden dolayı tutuklanan şahıslar ile faaliyetleri esnasında birlikte olduğu, ast üst ilişkisi ile belirli bir hiyerarşiye bağlı kalarak talimatlar verip sorumlu düzeyde faaliyet yürüttüğü, faaliyetlerinin süreklilik ve yoğunluk arz ettiği, üzerine atılı aşarı milliyetçi / ırkçı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği" Söz konusu davanın Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/230 sırasına kaydı yapılmış, 15/5/2012 tarihinde tensip incelemesi yapılmış ve yapılan inceleme sonucunda diğer şüphelilerle birlikte başvurucunun "isnad edilen suçun vasıf ve mahiyeti, (mevcut olay tutanakları, görüntüler ve mevcut tanık beyanları nedeniyle) kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, mevcut delil durumu, CMK.nun 100/3-a maddesinde belirtilen suçlar kapsamında olması nedeniyle bir tutuklama nedeninin varsayılması, isnat edilen suçun alt ve üst sınırı, sanık hakkında adli kontrol kararının da yetersiz kalacağı" gerekçesiyle tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Ayrıca tensip zaptında tutukluluk incelemelerinin 14/6/2012 ile 13/7/2012 tarihlerinde yapılmasına, duruşmanın 18/7/2012 tarihine bırakılmasına, sanıkların dinlenmesine ve örgütsel konumlarının araştırılması için Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığına müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 18/7/2012 tarihli celsesinde başvurucunun tahliye talebi "isnad edilen suçun vasıf ve mahiyeti, (mevcut olay tutanakları, Görese Dağında ele geçen dökümanlar, gizli tanık beyanları nedeniyle) kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, mevcut delil durumu, CMK.nun 100/3-a maddesinde belirtilen suçlar kapsamında olması nedeniyle bir tutuklama nedeninin varsayılması, isnat edilen suçun alt ve üst sınırı, sanık hakkında adli kontrol kararının da yetersiz kalacağı" gerekçesiyle reddedilmiş ve tutukluluğun devamına karar verilmiştir. Bir kısım sanığın tutuklu kaldıkları süre, mevcut delil durumu ve üzerlerine atılı suç vasfının değişme ihtimali dikkate alınarak tahliyelerine karar verilmiştir. Aynı celsede gizli tanıkların celse arasında dinlenmesi ve sanıklar hakkında başka mahkemelerde devam etmekte olan davalar bulunduğunun belirtilmesi nedeniyle söz konusu davaların ilgili mahkemelerinden istenilmesi için duruşma 17/10/2012 tarihine ertelenmiştir. Mahkemenin 17/10/2012 tarihli celsesinde başvurucunun tahliye talebi "isnad edilen suçun vasıf ve mahiyeti, (mevcut olay tutanakları, Görese Dağında ele geçen dökümanlar, gizli tanık beyanları nedeniyle) kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, mevcut delil durumu, CMK.nun 100/3-a maddesinde belirtilen suçlar kapsamında olması nedeniyle bir tutuklama nedeninin varsayılması, isnat edilen suçun alt ve üst sınırı, sanık hakkında adli kontrol kararının da yetersiz kalacağı" gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu celsede davayla ilgili dosyaların araştırılması ve Cumhuriyet savcısına mütalaasını hazırlamak üzere süre verilmesi nedeniyle duruşma 10/11/2012 tarihine ertelenmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 1/4/2013 tarihli celsesinde başvurucunun tahliye talebi "isnad edilen suçun vasıf ve mahiyeti, (mevcut olay tutanakları, Görese Dağında ele geçen dökümanlar, gizli tanık beyanları nedeniyle) kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, mevcut delil durumu, CMK.nun 100/3-a maddesinde belirtilen suçlar kapsamında olması nedeniyle bir tutuklama nedeninin varsayılması, isnat edilen suçun alt ve üst sınırı, sanık hakkında adli kontrol kararının da yetersiz kalacağı" nedeniyle reddedilmiştir. Bu celsede Savcılığın sunduğu mütalaaya karşı beyanda bulunmak üzere başvurucuya süre verildiği için duruşma 22/5/2013 tarihine ertelenmiştir. Mahkemenin 5/2/2014 tarihli celsesinde başvurucu tahliye talebinde bulunmuş, mahkemece başvurucunun talebi "isnad edilen suçun vasıf ve mahiyeti, (mevcut olay tutanakları, Görese Dağında ele geçen dökümanlar, gizli tanık beyanları nedeniyle) kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, mevcut delil durumu, CMK.nun 100/3-a maddesinde belirtilen suçlar kapsamında olması nedeniyle bir tutuklama nedeninin varsayılması, isnat edilen suçun alt ve üst sınırı, sanık hakkında adli kontrol kararının da yetersiz kalacağı" gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu celsede sanık müdafilerine mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre verilmesi nedeniyle duruşma 17/3/2014 tarihine ertelenmiştir. Başvurucunun 5/2/2014 tarihli dilekçe ile yaptığı tahliye talebi, Mahkemenin 7/2/2014 tarihli kararı ile "tutukluluk halinin devamına ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle reddedilmiş, itiraz üzerine Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 7/2/2014 tarihli ve 2014/34 Değişik İş sayılı kararıyla söz konusu itirazın reddine karar verilmiştir. Başvurucu bu kararı 13/2/2014 tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir. Başvurucu 14/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu hakkındaki dava 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un maddesiyle özel yetkili mahkemelerin görevlerinin son bulması üzerine 7/3/2014 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiş olup Mahkemenin E.2014/207 sayısına kaydedilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 31/3/2014 tarihinde yaptığı tensipincelemesinde başvurucunun "hakkında, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin ve ayrıca, sanıkların kaçacağı, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapma olasılıklarının bulunması, bunların yanında, sanıkların 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100/3-a maddesinde sayılan suçlardan birini işlediği hususunda yoğun şüphenin varlığı" gerekçesiyle tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Bu celsede sanıkların görevsizlik kararına karşı savunmaları alınmak amacıyla duruşma 5/6/2014 tarihine ertelenmiştir. Başvurucu bu karara yönelik yaptığı itiraz sonucunda Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 25/04/2014 tarihli ve 2014/13 Değişik İş sayılı kararı ile tahliye edilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince 13/6/2014 tarihinde yapılan duruşmada başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararı Yargıtay Ceza Dairesinin 22/12/2014 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesi şöyledir:(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarındakuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Kasten öldürme (madde 81, 82, 83)…(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir."