8. Hukuk Dairesi 2023/2960 E. , 2024/7961 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/1 E., 2023/56 K. BİRLEŞEN 2022/12 ESAS SAYILI DOSYA ANA DOSYA OLAN 2019/1 ESAS SAYILI DOSYA KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derec
**8. Hukuk Dairesi 2023/2960 E. , 2024/7961 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/1 E., 2023/56 K. BİRLEŞEN 2022/12 ESAS SAYILI DOSYA ANA DOSYA OLAN 2019/1 ESAS SAYILI DOSYA KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asli müdahil Hazinenin davasının kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında Çatakdibi Köyü çalışma alanında bulunan 165 ada 11 parsel, 6.254,36 metrekare yüzölçümü ile ..., 174 ada 2 parsel, 28.944,66 metrekare yüzölçümü ile ..., 174 ada 3 parsel, 31.221,89 metrekare yüzölçümü ile ..., 169 ada 7 parsel, 21.226,84 metrekare yüzölçümü ile ..., 170 ada 3, 4, 5, 6, 9, 10, 13, 15, 16, 17, 18, 19, 32, 33 parseller sırasıyla 30.966,94 , 29.706,97 , 29.517,64 , 5.251,60 , 24.213,42 , 12.378,88 , 52.755,35 , 13.836,14 , 95.821,39 , 11.816,17 , 14.071,37 , 18.552,80 , 22.081,92 , 28.205,88 metrekare yüzölçümü ile sırasıyla ..., ..., ..., ..., 1/4 hisseler ile ..., ... ... ve ..., ..., ..., 1/3 hisse ile ..., ... ve ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ..., 171 ada 1 parsel 25.021,33 metrekare yüzölçümü ile ..., 172 ada1 parsel 16.028,52 metrekare yüzölçümü ile ... adlarına satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenleriyle tespit edilmiştir. Davacı ... çekişmeli taşınmazların mera olduğu iddiasına dayanarak dava açmış; yargılama sırasında Hazine aynı iddia ile davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, ilk hükümle, davacının davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Hazinenin talebinin ise usulüne göre açılmış bir dava bulunmaması ve bir müdahale dilekçesi olmaması sebebiyle reddine karar verilmiş; hüküm, Hazine vekili ve davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 12.03.2018 tarihli ve 2015/13852 Esas 2018/1689 Karar sayılı ilamı ile ''...Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve davacının aktif dava ehliyeti olmadığına ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir. Hazinenin temyizine gelince; mahkemece, Hazine vekili tarafından usulüne uygun açılmış bir davanın bulunmadığı ve dilekçe vermek suretiyle davaya katılımda bulunulmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiş ise de verilen karar yerinde değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 26/D maddesinde "Kadastro Mahkemelerine dava açıldıktan sonra, tesbitten önceki haklara dayanarak, asli müdahil olarak katılanların iddialarına dair uyuşmazlıklar" denmek suretiyle müdahale kabul edilmiştir. Müdahale, "iki taraf arasında belli bir şey veya hak üzerinde bir dava devam ederken, üçüncü bir kişi tarafından dava konusu olan şey veya hak üzerinde bir hak sahibi olduğu iddia edilerek aynı Mahkemede bir dava açılması hali" ise de, kadastro davaları basit yargılama usulüne tabi olmakla davaya katılma istemi bir dilekçe ile olabileceği gibi sözlü beyanın tutanak altına alınması suretiyle de olabilir. Harca tabi olanların her iki halde de harcı yatırması zaruridir. Somut olayda tefrik edilmeden önce Van Kadastro Mahkemesinin 2013/31 Esas sayılı dosyasının 12.09.2013 tarihli duruşmasında Hazine vekilinin davaya müdahil olmak istediği ve mahkemece müdahillik talebinin kabulüne karar verildiği, dosyanın tefrik edilmesinden sonra da 27.11.2013 tarihli celsede katılma talebinde bulunulduğu ve 19.03.2014 tarihli duruşmada hazinenin müdahil davacı olarak müdahilliğine karar verildiği anlaşılmaktadır. Hazinenin katılma iradesini ve bu iradenin nedenlerini ortaya koyan bir dilekçe olmasa bile Hazine vekili tarafından katılma arzusunun tutanağa yazdırılması söz konusu olduğundan Hazinenin yasaya uygun bir katılma talebinin bulunduğu kabul edilmelidir...'' gereğine değinilerek karar bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyma kararı verilerek, yeniden yapılan yargılama neticesinde, dava konusu yapılan taşınmazların tamamının, dağlık alanda dağ yamacında, eğiminin yüzde 20-50 arasında değişen engebeli arazi üzerinde konumlandırıldığı, taşınmazların tasarruf sınırlarının belirgin olmadığı gibi keşif tarihi itibariyle de taşınmazlar üzerinde mera bitkileri ve kendiliğinden yetişen çayır dışında gerek davacı gerekse de davalıların zilyetliği sayılabilecek herhangi bir emareye dahi rastlanılmadığı, dava konusu taşınmazların gerek keşif esnasında gerekse de 1963-1988 ve 2010 yıllarına ait hava fotoğraflarında tasarruf sınırlarının belli olmayıp taşınmazların herkes tarafından hayvan otlatılan ve ot biçilerek kullanılan ortak alanlar olduğu, dolayısıyla tasarruf sınırları belirgin olmadığından taşınmaz üzerinde herhangi bir kimsenin zilyetliğinden bahsedilmesi, herhangi bir kimseye aidiyet tanınması fiziken ve hukuken mümkün olmadığı, tüm bu hususların yanında tüm taşınmazlar üzerinde yöreye has mera bitkilerinden geven, dikenli bitkiler, yabani kekik ile kendiliğinden yetişen kısa boylu çayır bulunmakta olup taşınmazları birbirinden ayıran herhangi bir doğal ve yapay unsur da bulunmadığından taşınmazlar bir bütün halinde mera niteliğini taşıdığı, yine; davalı tarafın dayanmış olduğu, özel idare tespit kaydının mülkiyete ilişkin bir belge olmayıp zilyetliğe dayalı bir belge olduğu, dava konusu taşınmazların vasfının mera olup meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ve niteliği ne olursa olsun hukuken hiçbir anlam ifade etmeyeceği, davalı tarafın dayanmış olduğu; Gürpınar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/9 Esas, 1976/83 Karar sayılı ilamları Gürpınar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/7 Esas, 1976/21 Karar, Gürpınar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/10 Esas, 1976/40 Karar sayılı ilamları ile ilamlara ait dava dosyaları getirtildiği, tescil krokilerinde koordinat olmadığından tescil ilamlarının Kadastro Kanunu 20/A uyarınca uygulama kabiliyetinin bulunmadığı, Gürpınar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/10 Esas, 1976/40 Karar sayılı ilamının tapuya tescili sonucu oluşan 06.01.1977 cilt: 52 Sayfa: 35 Sıra: 3 numaralı tapu kaydının sınırları keşif esnasında tespit/mahalli bilirkişilere sorulduğu, gösterilen sınırların harita bilirkişisi tarafından krokide gösterilerek işaretlendiği, söz konusu sınırların birbiri ile kesişmeyerek geometrik bir şekil oluşturmadığı, öncelikle tapu kaydının sınırları kesişmediğinden tapu kaydının uygulama kabiliyeti bulunmadığı, bununla birlikte tapu kaydının taşınmazları kapsadığı varsayılsa dahi kaydın sınırları olan gri rutik (kuru tepe), berereş (siyah taş), kelok (yüksek tepe) ile bapir ... çayırı'nda sadece bapir çayırı sabit sınır niteliğinde olup diğer sınırlar nokta sınır olduğundan kayıt yüzölçümü ile geçerli olduğu gerekçeleri ile, asli müdahil Hazinenin davasının kabulüne, Van ili Gürpınar ilçesi Çatakdibi Mahallesi 165 ada 11 parsel, 174 ada 2 parsel, 174 ada 3 parsel, 169 ada 7 parsel, 170 ada 3, 4, 5, 6, 9, 10, 13, 15, 16, 17, 18, 19, 32, 33 parsel, 171 ada 1 parsel ve 172 ada 1 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin iptaline, taşınmazların mera olarak sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir S O N U Ç: Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.