8. Hukuk Dairesi 2023/289 E. , 2024/6248 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/1305 E., 2020/236 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil talepli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karar davalı Hazine vekilince temyiz edilmiş; Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin kararı ile de bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına karşı direnilmiştir. Bu karar davalı taraf
**8. Hukuk Dairesi 2023/289 E. , 2024/6248 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/1305 E., 2020/236 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil talepli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karar davalı Hazine vekilince temyiz edilmiş; Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin kararı ile de bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına karşı direnilmiştir. Bu karar davalı tarafından temyiz edilmiş; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu ... mahallesi 546 da 23 parsel sayılı 81.508,09m2 yüzölçümlü taşınmaz, 29.04.2002 tarihinde ham toprak olarak Hazine adına tespit görmüştür. Kadastro tutanağı 30.01.2003 tarihinde kesinleşmiştir. 29.03.2011 tarihinde ise Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/85 Esas ve 2008/44 karar sayılı ilamına istinaden hükmen ifraz edilerek 546 ada 24 ve 25 nolu parsellere ayrılmıştır. Dava konusu edilen kısım 546 ada 24 nolu parsel içerisinde kalan (A) harfi ile gösterilen 8475.54m2'dir. Davacılar vekilinin dava dilekçesinden özetle; dava konusu taşınmazın Şırnak ili Merkez ilçesi ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları neticesinde davalı Hazine adına tescil edildiğini, davacıların taşınmaza 20 yıldan fazla süreyle aralıksız çekişmesiz ve malik sıfatıyla zilyet olduklarını, Şırnak İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi 546 ada 23 parsel numaralı taşınmazın yapılacak keşifte tespit edilecek kısmının davalı Hazine adına yapılan tespitin iptaline ve müvekkiller adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; zilyetlik koşularrının oluştuğu gerekçesi ile "davanın kabulü" karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı tarafça temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.11.2014 tarihli ve 2014/11378 Esas, 2014/13949 Karar sayılı ilamıyla; "....Taşınmaz başında yapılan keşif sonucunda zirai ve orman bilirkişileri tarafından verilen raporlarda çekişmeli (A) bölümü üzerinde tarımsal faaliyet olmadığı, ham toprak niteliğinde bulunduğu, yer yer kayalık ve taşların olduğu, ancak imar-ihya çalışmaları sonucunda tarım yapılabileceği bildirildiği, hal böyle olunca davacılar lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığının anlaşılmasına göre davanın reddine karar vermek gerekirken..." şeklindeki gerekçeyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrasında İlk Derece Mahkemesince, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin bozma kararına direnilerek " davanın kabulüne " karar verilmiştir. Karar davalı tarafça temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2019 tarihli ve 2018/16-175 Esas, 2019/64 Karar sayılı ilamıyla; "Dava konusu taşınmazın tespit tutanağında belirlenen niteliğine göre imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğu, mahkemece yerinde yapılan keşif sonucu ziraat mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan 08.10.2013 havale tarihli raporda; taşınmazın bir kısmında ... Kapalı Cezaevi yapımı sürdüğü, diğer kalan kısmında ise tarımsal faaliyet yapılmadığı, içerisinde yabani ot türlerinin mevcut olduğu, yer yer kayalık ve taşlıkların bulunduğu, taşınmazın tamamı üzerinde taş toplama ve temizleme, çiftlik gübresiyle gübreliyerek toprağın geçirgenliğinin ve organik maddesinin arttırılması suretiyle yapılacak imar ve iyileştirme çalışmaları sonucunda kuru tarım şartlarında dikili tarım yapılabileceğinin belirtildiği, orman mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 18.11.2013 havale tarihli raporda ise, 1973 yılı hava fotoğrafında dava konusu alanın içinde herhangi bir bitki formasyonunun görülmediği ve yer yer tarım yapılacak düz alanların olduğu arazide toprak işlemesinin olmadığı, 1984 yılı hava fotoğrafında da dava konusu alanın çevresinde bitki formasyonu olarak meşe baltalığı olduğu ve civar arazilerin düz ve tarıma elverişli olduğu, dava konusu alanda açık bir alanın bulunduğunun bildirildiği görülmektedir. Her ne kadar mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, çekişme konusu taşınmazın davacıların dedelerinden babalarına, babalarından da davacılara kaldığını, taşınmazın buğday ve arpa ekilerek kullanıldığını beyan etmiş iseler de, bilgisine başvurulan bilirkişi ve tanıkların beyanlarının soyut nitelikteki sözlerden ibaret olduğu, zilyetliğin şekli ve süresi ile imar ihyanın ne şekilde gerçekleştiğinin maddi olaylara dayalı olarak somutlaştırılmadığı gibi az yukarıda bahsedilen teknik ve bilimsel veri içeren bilirkişi raporlarında belirtilen hususlardan uzak olduğu anlaşıldığından yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarına değer verilmesi mümkün değildir." gereğine değinilerek direnme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2019 tarihli ve 2018/16-175 Esas, 2019/64 Karar verilen karara karşı davacı tarafça karar düzeltme talebinde bulunulmuş olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2019/16-473 Esas, 2019-1001 Karar sayılı ilamıyla; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteminin reddine" karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2019 tarihli ve 2018/16-175 Esas, 2019/64 Karar sayılı ilamı uyularak yapılan yargılama sonucunda; zilyetlik koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz talebinde bulunulmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.