Başvuru, otoyolda yapılmak istenen toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerekli trafik önlemlerinin alınmaması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının; anılan önlemlerin alınmaması sonucu meydana gelen ölüm ve bu ölümle ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle de yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, otoyolda yapılmak istenen toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerekli trafik önlemlerinin alınmaması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının; anılan önlemlerin alınmaması sonucu meydana gelen ölüm ve bu ölümle ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle de yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurulardan 2015/1275 sayılı olanı 21/1/2015 tarihinde, 2015/3759 sayılı olanı 2/3/2015 tarihinde, 2015/5064 sayılı olanı ise 20/3/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca konu yönünden irtibatları nedeniyle başvuruların birleştirilmesine ve incelemenin 2015/1275 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuşlardır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Ali Ayvalıtaş'ın oğlu, diğer başvurucuların ise kardeşi olan A. ile A.nın kuzeni S.K.nın da aralarında bulunduğu birçok kişi, kamuoyunda Gezi Parkı olayları olarak bilinen olaylar kapsamında 2/6/2013 tarihinde İstanbul'un Ataşehir ilçesi Mustafa Kemal Mahallesi'nde toplanmıştır. Anılan gruba dâhil bazı kişiler TEM otoyolunun Ankara-İstanbul istikametine olan kısmına girip seyir hâlindeki araçları durdurmuştur. A. ile S.K.nın da yer aldığı beş altı kişilik grup ise bariyerlerden atlayarak TEM otoyolunun İstanbul-Ankara istikametine olan kısmına geçip seyir hâlindeki araçlara durmaları için işaret etmiştir. Bu esnada G.nin sürücülüğünü yaptığı araç, sürücülüğünü A.nın yaptığı araca çarpmış; daha sonra araçlar bu çarpmanın etkisiyle A. ve S.K.ya çarpmıştır. Yaşanan olay nedeniyle A. ölmüştür.A. Olay Hakkında Yürütülen Ceza Soruşturması Süreci Olaydan haberdar edilen İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) derhâl konuyla ilgili bir soruşturma başlatmıştır. Yapılan otopsi işlemi sonunda A.nın ölüm sebebinin genel beden travmasına bağlı kafatası, sternum (göğüs kemiği) ve çok sayıda kosta (kaburga) kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve iç organ yırtılmasıyla gelişen iç kanama olduğu tespit edilmiştir. Yürütülen soruşturma kapsamında olay yeri ve olaya karışan araçlar incelenmiş, olay hakkında bilgi sahibi olabilecek bazı kişiler ile olaya karışan araç sürücülerinin ifadeleri alınmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı 19/9/2013 tarihinde, taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçlarını işledikleri iddiasıyla G. ve A. hakkında İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi) nezdinde kamu davası açmıştır. 22/11/2013 tarihinde kolluk görevlileri, olay yeri çevresindeki MOBESE kameralarına ilişkin görüntülerin incelenmesine ilişkin bir tutanak düzenlemişlerdir. Ceza Mahkemesince yapılan yargılama henüz sonuçlanmamıştır. Başvurucular 20/5/2014 tarihinde vekilleri aracılığıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak için izin almak veya bildirimde bulunmak gerekmediğini, iddianamenin düzenlenmesinden sonra soruşturma dosyasına giren MOBESE görüntüleri dâhil bazı delillere göre kolluk görevlilerinin "TEM otoyolunda toplantı ve gösteri yürüyüşünün kesintisiz yapılması ve bu toplantı ve gösteriye katılan kişilerin yaşamlarının korunması" için gerekli tedbirleri almadığını oysa polisin kişilerin canını korumak zorunda olduğunu, bu nedenle devletin yükümlendiği pozitif yükümlülükleri ihlal ettiğini ve olay günü bölgede bulunan tüm kolluk görevlileri ile hiyerarşik üstlerinin ölüm olayından sorumlu olduğunu belirterek İçişleri Bakanı, İstanbul Valisi, İstanbul Emniyet Müdürü, Ataşehir Emniyet Müdürü, Ataşehir Emniyet Amiri ve olaydan sorumlu olan diğer kamu görevlileri hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuşlardır. Cumhuriyet Başsavcılığı İçişleri Bakanı, İstanbul Valisi ve İstanbul Emniyet Müdürü hakkındaki soruşturmaları diğer kamu görevlileri hakkındaki soruşturmadan ayırmıştır. İçişleri Bakanı Hakkındaki Soruşturma Süreci Cumhuriyet Başsavcılığı 10/6/20104 tarihinde, görevde bulunan veya görevden ayrılan bakanlar hakkında Bakanlar Kurulunun genel siyaseti veya bakanlıkların görevleriyle ilgili olarak yapılan şikâyet ve ihbarların Anayasa'nın maddesi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İçtüzüğü'nün maddesine göre işleme tabi tutulması gerektiği, bu gibi başvuruların belirtilen şartlar oluşmadan TBMM Başkanlığına intikal ettirileceğine dair yasal bir dayanak bulunmadığı, olay tarihindeki İçişleri Bakanı'nın olayla illiyet bağı oluşturacak herhangi bir fiil ve davranışının bulunduğuna ilişkin delil bulunmadığı ve şikâyetin TBMM'ye gönderilmesini gerektirecek nitelikte ciddi bir iddia ve delille desteklenmediği gerekçesiyle işlem yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucuların anılan karara yönelik itirazları İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliğinin (Ceza Hâkimliği)19/11/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Ceza Hâkimliğinin kararı başvurucular vekiline 22/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Vali ve Emniyet Müdürü Hakkındaki Soruşturma Süreci Cumhuriyet Başsavcılığı görevsiz olduğu gerekçesiyle 10/6/2014 tarihinde görevsizlik kararı verip soruşturma evrakını Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucuların şikâyetini soruşturma izni usulü çerçevesinde İçişleri Bakanlığına bildirmiştir. İçişleri Bakanı, ön inceleme başlatılmasını gerektirecek bir durumun bulunmadığı gerekçesiyle şikâyetin işleme konulmamasına karar vermiştir. Başvurucuların anılan karara yönelik itirazları Danıştay Birinci Dairesinin (Daire) 17/12/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Dairenin kararı 29/1/2015 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Diğer Kamu Görevlileri Hakkındaki Soruşturma Süreci Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma izni talebi üzerine bir emniyet amiri ile iki komiser yardımcısı hakkında ön inceleme yapan Ataşehir Kaymakamı, olayın bir trafik kazası olduğu ve kazaya karışan araçlarla ilgili gerekli işlemlerin yapıldığı sonucuna varıp soruşturma izni verilmemesine karar vermiştir. Başvurucuların anılan karara yönelik itirazlarını yerinde görmeyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi (BİM) Birinci Kurulu 23/12/2014 tarihinde soruşturma izni verilmemesine dair kararın onanmasına karar vermiştir. BİM Birinci Kurulu tarafından verilen karar başvurucular vekiline 20/2/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.B. Tam Yargı Davası Süreci Başvurucular 26/9/2014 tarihinde, toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan kişilerin yaşamlarının korunması, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının engelsiz bir şekilde kullanılması için gerekli önlemlerin alınmasının devletin pozitif yükümlülüğü olduğunu ve devletin bu yükümlülüğe aykırı davranması nedeniyle yakınlarının öldüğünü iddia ederek İstanbul İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) nezdinde maddi ve manevi tazminat istemiyle tam yargı davası açmışlardır. İdare Mahkemesi, başvurucuların yakınının vefatı sonucunda oluşan zararın kaynağının idari bir eylem olduğuna ilişkin olarak şüpheden uzak, somut ve açık bir delil bulunmadığı gerekçesiyle 30/11/2015 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Anılan karar başvurucular tarafından Danıştay nezdinde temyiz edilmiş olup temyiz talebi ile ilgili henüz bir karar verilmemiştir.