Başvuru, uyuşmazlığın esasına yönelik talebin karara bağlanmaması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, uyuşmazlığın esasına yönelik talebin karara bağlanmaması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 29/12/2014 tarihinde yapılmıştır.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, bir bankada 1984-2008 yılları arasında avukat olarak çalışmıştır. Başvurucu söz konusu bankada 1984-2002 yılları arasında kadrolu avukat olarak görev yapmış, 2001 yılına kadar banka adına takip edilen dava ve işler nedeniyle Banka Genel Müdürlük hesabında biriken vekâlet ücretlerinin ilgili avukatlara ödemesi, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinde belirtilen yıllık limit dâhilinde yapılmıştır. 15/11/2000 tarihli ve 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası,Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun'un 25/11/2000 tarihinde yürürlüğe girmesiyle başvurucu anılan bankada sözleşmeli avukat statüsünde çalışmaya başlamış, 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanun ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda yapılan değişiklikle vekâlet ücretinin limit dâhilinde ödenmesi usulü yürürlükten kaldırılmıştır. Limit dâhilinde ödeme usulü yürürlükten kaldırılmasına rağmen 2001-2002-2003 yıllarına ait vekâlet ücretleri yıllık limit dâhilinde başvurucuya ödenmiş, paraların ödenmesi usulüne ilişkin yönetmeliğin çıkarılmaması nedeniyle 2004-2005 yıllarına ait vekâlet ücreti ödemeleri ise gerçekleştirilmemiştir. Banka Yönetim Kurulu, 31/12/2004 tarihi itibarıyla Genel Müdürlük hesabında biriken ve ödenmeyen 900,45 TL'nin dağıtımıyla ilgili aldığı 31/8/2005 tarihli kararda, hesap bakiyesinin %80'lik kısmının bankada görev yapan tüm personele eşit olarak dağıtılmasına, kalan tutarın 1/1/2004-31/12/2004 tarihlerini kapsayan dönem için Genel Müdürlük birimlerinde, bölge başkanlıklarında ve şubelerde hangi unvan ve görevde bulunursa bulunsun avukatlık mesleğini ifa etmiş olan personele 12 aylık eşit taksitler hâlinde dağıtılmasına, bunu teminen belirtilen dönemde görev yapan hak sahibi kadrolu avukatların önerge ekindeki temlik ve ibraname örneğine uygun olarak ve 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun maddesi uyarınca haklarının bankaya temlik edilmesinin ve ibra verilmesinin temin edilmesine karar vermiştir. Yönetim Kurulu 18/10/2005 tarihli kararı ile 1/1/2005 tarihinden geçerli olmak üzere Genel Müdürlükte toplanan vekâlet ücretinin dağıtımına ilişkin T. Ziraat Bankası A.Ş. Avukatlık Ücreti Dağıtım Yönetmeliği'ni kabul etmiştir. Anılan karar doğrultusunda başvurucu, 14/9/2005 tarihli "Temlik ve İbraname" başlıklı belge ile söz konusu dönemde biriken paranın Yönetim Kurulu Kararı gereği dağıtılmasını teminen hesap üzerindeki hak ve alacaklarını temlik ve ibra etmiştir. Yine 16/11/2005 tarihli "Temlikname" başlıklı belgede başvurucu, bankanın vekili olarak adına doğmuş ve doğacak avukatlık ücretini 818 sayılı mülga Kanun'un maddesi gereği yönetmelikte belirtilen hak sahiplerine dağıtılmak üzere bankaya temlik ettiğini, temlike konu alacaklarıyla ilgili olarak bankanın tasarrufa yetkili olduğunu beyan ve taahhüt etmiştir. Yönetim Kurulu Kararı gereği banka hesabında biriken paranın %20'lik kısmından başvurucunun payına düşen 115,57 TL başvurucuya 12 taksitte ödenmiş, %80'lik kısmı ise banka çalışanlarına eşit olarak dağıtılmıştır. Başvurucu, Genel Müdürlük hesabında biriken vekâlet ücreti paralarının Kanun gereği banka avukatlarına ait olduğunu, Yönetim Kurulu Kararı ile paranın %80'lik kısmının personele, %17'lik kısmın performansa göre avukatlara, %3'lük kısmın yardımcı personele dağıtıldığını, vekâlet ücretinin personele dağıtılmasının Kanun hükümlerine aykırı olduğunu, bu konuda verdiği ibranamenin geçersiz olduğunu, ayrıca 2007 yılına ait performans vekâlet ücretinin kendisine ödenmediğini gerekçe göstererek banka aleyhine alacak davası açmıştır. Başvurucu mahkemeye sunduğu 18/10/2010 havale tarihli dilekçesi ve 29/12/2010 tarihli celsedeki beyanında, talep ettiği 000 TL'lik alacağın 000 TL'sinin performans vekâlet ücreti alacağı olduğunu belirtmiştir. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 18/4/2013 tarihli kararında, davanın çözümünün davalı bankanın özel hesabında biriken vekâlet ücretlerinin Yönetim Kurulu Kararı ile %80'inin banka personeline dağıtılıp dağıtılmayacağı, bu hususa ilişkin olarak verilen temlikname ve ibranamenin geçerli olup olmadığı, performans ücreti alacağının bulunup bulunmadığı ve mahkemenin görevli olup olmadığı noktasında toplandığını, davacı tarafından da kabul edilen "Temlik ve İbraname" başlıklı belgede; vekâlet ücreti hesabında biriken paranın %80'inin personele, kalan miktarın avukatlara dağıtımını teminen hesap üzerindeki hak ve alacaklarını temlik ve ibra ettiğini, hesaptaki paranın dağıtımına bankanın yetkili olduğunu beyan ve kabul ettiğini, davacının avukat olduğunu, temliknamenin işçinin işverene verdiği temlikname olarak değerlendirilemeyeceğini, bu nedenle içeriği kabul edilen temliknamenin davacıyı bağlayacağını, bu yöndeki bilirkişi görüşünün de benimsendiğini belirterek davanın reddine karar vermiştir. Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 21/3/2014 tarihli kararıyla onanmıştır. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 6/11/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Ret kararı 5/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, 29/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. A. Ulusal Hukuk818 sayılı mülga Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Kanun veya akit ile veya işin mahiyeti icabı olarak menedilmiş olmadıkça borçlunun rızasını aramaksızın alacaklı, alacağını üçüncü bir şahsa temlik edebilir." 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir." 1136 sayılı Kanun'un maddesinin beşinci fıkrası şöyledir: "Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez." 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Masarifi muhakeme aşağıda beyan olunan şeylerdir:...6-Davanın ehemmiyetine göre kanunu mucibince takdir olunacak vekil ücretleri...." 18/10/2005 tarihli ve 359 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile kabul edilen T. Ziraat Bankası A.Ş. Avukatlık Ücreti Dağıtım Yönetmeliği'nin maddesi şöyledir:"Genel Müdürlük Avukatlık Ücreti Hesabında toplanan meblağın % 17'si ise avukatların,-Görev ve yetki alanına giren işleri kendiliğinden, zamanında ve doğru olarak yapma, takip edip sonuçlandırma alışkanlığı,-Mesleki bilgisi,-Görevinin yerine getirmede çalışkanlığı, kabiliyeti ve verimliliği,-Karar verme, temsil ve müzakere yeteneği,gibi kriterler dikkate alınmak suretiyle dağıtılır. Bu dağıtım her yıl Baş Hukuk Müşaviri ve Takipteki Krediler Daire Başkanının tüm kadrolu avukatların genel anlamda emek ve performansları ile orantılı olarak yapacağı değerlendirme sonucu oluşturulacak ortak önerge ile Genel Müdür tarafından onaylanmak suretiyle ayrıca yapılır. Bu belirlemede Baş Hukuk Müşaviri ile Takipteki Krediler Daire Başkanının puanı tam kabul edilir. Bu bent ğereğince her bir kadrolu avukata ödenecek net tutar, 4-1 maddesi uyarınca kendisine ödenen avukatlık ücretinin yıllık net tutarının %50'sini aşmaz"B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“Herkes davasının medeni hak ve yükümlülüklerin.. esası konusunda karar verecek olan, ... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir...” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mahkemeye erişim hakkının, Sözleşme'nin maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçası olduğunu, bu kapsamda herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili iddialarını yetkili merciler önünde dile getirme hakkına sahip olduğunu (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B. No: 54252/07, 16/6/2009, § 52), Sözleşme'de tanınan hakların teorik ve görüntüde değil pratik ve etkili bir biçimde güvence altına alınması gerektiğini belirtmiştir (Airey/İrlanda, B. No:6289/73, 9/10/1979,§ 24). AİHM, mahkeme hakkının görünümlerinden biri olan etkili karar hakkı ile ilgili Kutic/Hırvatistan (B. No: 48778/99, 1/3/2002, § 25) davasında yaptığı değerlendirmede, Sözleşme'nin maddesinin hukuki uyuşmazlıkların tespiti için mahkemeye erişim hakkını güvence altına aldığını, ancak bu hakkın yalnızca dava açma hakkı ile sınırlı olmaksızın mahkeme tarafından uyuşmazlığın nihai olarak karar altına alınması hakkını da içerdiğini belirtmiştir.