Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/3874 E. , 2024/860 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2023/3874 Karar No:2024/860 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Ticari ve Mali Yatırımlar A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Ticari ve Mali Yatırımla…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/3874 E. , 2024/860 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2023/3874 Karar No:2024/860 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Ticari ve Mali Yatırımlar A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Ticari ve Mali Yatırımlar A.Ş. tarafından (...), ... Yatırım Gayrimenkul Enerji A.Ş.'nin (...) paylarının satın alındığı tarih itibarıyla değerinin sermaye piyasası mevzuatına uygun olarak tespit ettirilmesinin ve hazırlanacak değerleme raporunun konuya ilişkin 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. ve 110. maddeleri kapsamında yapılacak olan değerlendirmelerde kullanılmak üzere kararın tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde Kurul’a sunulmasına, sunulmaması durumunda ... yönetim kurulu üyeleri hakkında 6362 sayılı Kanun'un 103. ve 105. maddeleri çerçevesinde işlem yapılacağının bildirilmesine ilişkin ... tarih ve ...sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesi’nce verilen .... tarih ve E:.., K:... sayılı kararda; ... paylarının 2013 yılı içerisinde davacı tarafından satın alınması ile ilgili olarak yetkili kuruluşlara değerleme yaptırılmasının zorunlu olduğu, değerleme hizmeti verme yetkisi bulunmayan şirket tarafından hazırlanan değerleme çalışmasının davacı tarafından ... paylarının satın alınması işleminde kullanılamayacağı, ...’un değerinin tespiti konusunda dava dışı şirket tarafından hazırlanmış bir başka değerleme raporunda ise ... değerini önemli ölçüde etkileyecek hataların ve eksiklerin bulunduğu, satın alma bedelinin tespitinde dikkate alınan değerleme çalışmalarının sermaye piyasası mevzuatına uygun olarak hazırlanmadığı, söz konusu değerleme çalışmalarının değerleme sonucunu önemli ölçüde etkileyen hatalar, eksikler ve makul olmayan varsayımlar içerdiği, dolayısıyla bahse konu değerleme çalışmalarının satın alma bedelinin tespitinde dikkate alınmasının doğru olmadığı, pay satın alma işlemlerinin yapıldığı tarihlerde değerleme sonucunu önemli ölçüde etkileyen varsayımların gerçekleşmediği, satın alma bedelinin davacı şirketin zararına yol açacak şekilde belirlendiğine dair güçlü emarelerin bulunduğu gibi hususların tespit edildiği dikkate alındığında, 6362 sayılı Kanun'un 21. ve 110. maddeleri kapsamında değerlendirme yapılabilmesi için ...’un paylarının davacı tarafından satın alındığı tarih itibarıyla değerinin sermaye piyasası mevzuatına uygun olarak tespit ettirilmesinin ve bu doğrultuda değerleme raporunun hazırlanmasının bir zorunluluk olduğu, davacının ilişkili tarafıyla gerçekleştirmiş olduğu söz konusu satın alma işlemi üzerinden zarara uğratılmış olması şüphesine ilişkin olarak yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması amacına matuf dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesi'nce; iptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukukî nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idarî işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü gerektiği, her idarî işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmenin, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlâli olacağı; Davacı şirketin yönetim kurulu üyelerine ...’un paylarının davacı tarafından satın alındığı tarih itibarıyla değerinin sermaye piyasası mevzuatına uygun olarak tespit ettirilmesine ve hazırlanacak değerleme raporunun konuya ilişkin 6362 sayılı Kanun'un 21. ve 110. maddeleri kapsamında yapılacak olan değerlendirmelerde kullanılmak üzere kararın tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde sunulmasına, sunulmaması durumunda yönetim kurulu üyeleri hakkında 6362 sayılı Kanun'un 103 ve 105. maddeleri çerçevesinde işlem yapılacağının bildirilmesine yönelik yönetim kurulu üyelerine davacı şirket lehine olacak şekilde yükümlülük getiren dava konusu işlemle, davacı şirketin ticari hak ve menfaatlerinin korunarak şirketin yönetim kurulu üyelerine sorumluluk yüklendiği, bakılan davayı açmakta davacı şirketin meşru, kişisel ve güncel bir menfaatinin ihlal edilmediği dolayısıyla dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf isteminin belirtilen gerekçelerle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, ...’nın ... paylarını satın aldığı süreçte Kurul tarafından bir nevi yaptırım uygulandığı, satın alım sürecinde değerleme raporlarının hazırlatıldığı, Kurul tarafından değerleme raporlarının incelendiği, inceleme sonucunda ...’un satın alınması için genel kurulda oylama yapıldığı, ilişkili tarafların oyu haricinde tüm payların 2/3 çoğunluğu ile ...’un paylarının satın alınmasına karar verildiği, yıllar sonra yapılan incelemenin yetkinin kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, işlemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’na göre zamanaşımına uğradığı, raporun hazırlanmasında herhangi bir hukukî yararın bulunmadığı, idarî işlemin kişi yönünden yetkisiz olduğu, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Kurul kararının zamanaşımına uğramadığı, mevzuat uyarınca bağımsız değerleme raporu alınmasının gerektiği, sunulan iki değerleme raporunun usulüne uygun düzenlenmediği, şirketin zararına yol açıldığı konusunda güçlü emareler bulunduğu, 2013 tarihindeki incelemenin önemli nitelikteki işlemler için yapıldığı, hukukî ve nitelik olarak farklı incelemeler olduğu, Kurul kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : ...’nın ...’un paylarını 2013 yılında satın alması kapsamında gerçekleştirilen işlemlerin incelenmesi üzerine, ... tarih ve ..., ..., ... sayılı Denetleme Raporu düzenlenmiş, anılan rapor sonucunda ...’nın ...’un paylarını satın aldığı tarih itibarıyla değerinin sermaye piyasası mevzuatına uygun olarak tespit ettirilmesinin ve hazırlanacak değerleme raporunun konuya ilişkin 6362 sayılı Kanun'un 21. ve 110. maddeleri kapsamında yapılacak olan değerlendirmelerde kullanılmak üzere kararın tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde Kurul’a sunulmasına, sunulmaması durumunda ... yönetim kurulu üyeleri hakkında 6362 sayılı Kanun'un 103. ve 105. maddeleri çerçevesinde işlem yapılacağının bildirilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı alınmıştır. Bunun üzerine, anılan Kurul kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, iptal davaları, idarî işlemler hakkında menfaatleri ihlâl edilenler tarafından, tam yargı davaları ise idarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış; 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçelerinin, diğer ilk inceleme konuları yanında ehliyet yönünden de inceleneceği belirtilmiş; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, 14. maddenin 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hâllerde davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. Yargı kararlarında ve doktrinde "menfaat" kavramının davacı ile iptalini istediği idarî işlem arasındaki bağı, ilgiyi ifade ettiği belirtilmekte ve idarî işlem ile dava açan kişi arasında meşrû, güncel ve ciddî bir alâka söz konusu ise, davada menfaat bağının bulunduğu kabul edilmektedir. İptal davalarında davacı olabilmek için subjektif bir hakkın ihlâl edilmesi şartı aranmamakta, menfaat ihlâli yeterli sayılmaktadır. İptal davasının gerek anılan maddede, gerekse içtihat ve doktrinde belirtilen hukukî nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idarî işlemlerin, bu idarî işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat alâkası kurabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, ... paylarının 2013 yılı içerisinde davacı şirket tarafından satın alınmasına yönelik işlemlerin davalı idare tarafından incelenmesi sonucunda, pay değerinin ...'nın zararına yol açacak şekilde belirlendiğine dair güçlü emarelerin bulunduğundan bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği, bu kapsamda dava konusu işlem nedeniyle davacı şirketin ve bağlı ortaklığı olan ...'un defter ve belgelerinin incelenmesi gerekeceği ve bunun davacı şirket açısından masrafa yol açacağı, davacı şirket tarafından ise değerleme raporu düzenlenmesinde yarar bulunmadığı iddiasıyla işbu davanın açıldığı, dolayısıyla dava konusu işlemin davacının meşru, kişisel ve güncel menfaatini ilgilendirdiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 20/02/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.