4. Hukuk Dairesi 2024/2246 E. , 2024/4354 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/189 E. 2023/448 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız fiil nedeniyle maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece M…
**4. Hukuk Dairesi 2024/2246 E. , 2024/4354 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/189 E. 2023/448 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız fiil nedeniyle maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının alabalık çiftliği sahibi olduğunu, yaklaşık 15 yıldır alabalık üretim ve pazarlama ve perakende satış işi yaptığını, bu tesislerde 120 ton/yıl kapasite ile üretim ve satış yaptığını, ancak davalı şirketin Temmuz 2011 içerisinde Kayaiçi mevkiinde Karadere Nehiri (çayı) üzerinde hiçbir tedbir almadan dere ıslah, istinat çalışması yaptığını, bu çalışmada aşırı derecede bozuk, bulanık, çamurlu suya sebebiyet vererek bu suyun kendi çiftliğine gelmesine ve balıklarının zayiatına sebebiyet verdiğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talebini 05.09.2016 tarihli talep artırım dilekçesi ile 272.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, sorumluluklarının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.05.2013 tarihli ve 2011/171 Esas 2013/156 Karar sayılı kararıyla; davacının iddia ettiği zararın tespit edilemediği, daha önce açmış olduğu bir tespit davası da bulunmadığı, balıkların zaiyata uğradığını da ispat edemediği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 09.05.2013 tarihli ve 2011/171 Esas 2013/156 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 09.06.2014 tarihli ve 2013/14251 Esas, 2014/9439 Karar sayılı ilamıyla; "Dosya kapsamından; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı işletmenin geçmiş ve ilgili yıllardaki (2008, 2009, 2010 ve 2011 yılları) üretim faaliyetleri ile ilgili ilçe tarım müdürlüğünden gelen bilgiler karşılaştırması yapılarak ve her üç yılda giren ve çıkan balık aktiviteleri arasında fark olmadığı, tam üretim üzerinden teşvik aldığı, yine 2012 yılında da aynı teşviği aldığından zararının olmadığının belirtildiği, yine; davacı tarafından, olaydan hemen sonra ilçe tarım müdürlüğüne yaptırılan tespit sonucu düzenlenen 22.07.2011 tarihli tutanakta “ ...suyun kirlendiği,balık havuzlarında çamur biriktiği, yavru balıkların solungaçlarının tıkandığı, bunun sonucunda yavru balıklarda %50, sofralık alabalıklarda %20-25 civarında ölümler gerçekleştiği, dere boyu gidildiğinde Akenerji şantiyesinden kontrolsüz olarak yapılan dere ıslahının dereyi bulandırdığı...” hususunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Şu halde; ilçe tarım müdürlüğü tutanağına göre bir miktar zararın varlığı sabittir. Mahkemece tarafların kusurları ve zarar kapsamı belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 21.03.2018 tarihli 2014/329 Esas, 2018/106 Esas sayılı kararı ile davalı şirketin 2011 yılı Temmuz ayında hiçbir tedbir almadan dere ıslah, istinat çalışması yaptığı, bu nedenle suyun bulanmasına neden olduğu, suyun alabalık çiftliğine gelmesi üzerine davacının maliki olduğu balıkların ölümüne sebep olduğu gerekçesi ile davacının davasının kabulü ile, 272.000,00 TL tazminatın dava tarihi olan 01.08.2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 21.03.2018 tarihli 2014/329 Esas, 2018/106 Esas sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 08.04.2019 tarihli ve 2018/4871 Esas, 2019/2083 Karar sayılı ilamıyla; " Mahkemece, bozma sonrası bilirkişi raporu alınmış, dava ve ıslah dilekçeleri ile talep edilen maddi tazminat isteminin ödetilmesine karar verilmiştir. Islah, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnası olup, 1086 sayılı HUMK'un 83 ve devamı maddelerinde, 6100 sayılı HMK'nın 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Her iki kanunda da ıslahın tahkikatın bitimine kadar yapılması gerektiği öngörülmüş, 04/02/1948 tarih ve 1944/10 Esas 1948/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile de bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı kabul edilmiştir. Şu durumda bozma ilamından sonra yapılan ıslah ile artırılan maddi tazminat miktarı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi yasal düzenlemeye ve İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş; bu kez davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 11.02.2020 tarihli ve 2019/2103 Esas, 2020/465 Karar sayılı ilamıyla; davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir. D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 25.11.2020 tarihli 2020/65 Esas, 2020/456 Esas sayılı kararı ile her ne kadar yasa değişikliği olsa da bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kalkmayacağından, davacının davasının kabulü ile 10.000,00 TL tazminatın dava tarihi olan 01.08.2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 25.11.2020 tarihli 2022/65 Esas, 2022/456 Esas sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 19.10.2022 tarihli ve 2022/6653 Esas, 2022/12633 Karar sayılı ilamıyla; " 1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, maddi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda dava dilekçesinde açıkça "fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsili" talep edilmiş, mahkemece açılan davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin 09.06.2014 tarihli ilk bozma kararı üzerine, mahkemece tahkikata ilişkin olarak zararın hesaplanması için bilirkişi raporu alınmış, rapor sonrası davacı tarafça mahkemeye sunulan 05.09.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değeri 272.000,00 TL'ye yükseltilmiştir. Mahkemece verilen ikinci kararda davacının davasının kabulü ile 272.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 08.04.2019 tarihli kararında; bozma ilamından sonra yapılan ıslah ile artırılan maddi tazminat miktarı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi yasal düzenlemeye ve İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olduğundan ikinci kez bozma kararı verilmiştir. Mahkemece ikinci bozma ilamına uyularak, ıslah yapılmamış gibi davacının davasının kabulü ile 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Her ne kadar mahkemece uyulan Dairemizin 08.04.2019 tarihli ilamında, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gözetilerek davacı bakımından tazminatın belirlenmesine vurgu yapılmış ve mahkeme tarafından ıslahla artırılan 262.000,00 TL dikkate alınmadan karar verilmişse de, 7251 sayılı kanun ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 177/2. maddesi gereği varılan sonuç doğru olmamıştır. 22.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK'nın 177/2. maddesinde; "Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz" düzenlemesine yer verilerek bozmadan sonra ıslah konusuna yasal açıklık getirilmiş, bozma kararı sonrası ıslah yapılıp yapılamayacağı hakkındaki farklı görüş ve uygulamalara son verilerek bozma ve kaldırma kararlarından sonra dosyanın ilk derece mahkemesine döndüğünde tahkikata ilişkin bir işlem yapılıyor ise tahkikat bitinceye kadar ıslah yapılabileceği net bir şekilde belirlenmiştir. Açıklanan nedenlerle; 22.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK'nın 177/2. maddesi ile bozma kararından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapılması halinde, tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabileceğine dair açık düzenleme yapıldığı gözetilerek, Kanun değişikliği uyarınca Dairemizin ilk bozma kararından sonra tahkikata ilişkin işlem yapıldığı göz önünde bulundurularak davacının 05.09.2016 tarihli dilekçesi değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir. 3-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. F. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 2011 yılı temmuz ayında hiçbir tedbir almadan dere ıslah, istinat çalışması yaptığı, bu nedenle suyun bulanmasına neden olduğu, suyun alabalık çiftliğine gelmesi üzerine davacının maliki olduğu balıkların ölümüne sebep olduğu gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile 272.000,00 TL tazminatın dava tarihi olan 01.08.2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Daval vekili temyiz dilekçesinde; davacının kusuru ve zararı ispat edemediğini, mahkemenin yeterli araştırma yapmadan farazi bir karar verdiğini, davalı şikretin meydana gelen zarardan sorumluluğu olmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı şirketin dere ıslahı çalışması sırasında davacının alabalık tesisinde yetiştirdiği balıkların zayi olması nedeni ile maddi zararın tazmini talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd. maddeleri. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.