4. Hukuk Dairesi 2012/14293 E. , 2013/12319 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı Limak Çimento San. ve Tic. A.Ş. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 27/09/2011 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22/05/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tar
**4. Hukuk Dairesi 2012/14293 E. , 2013/12319 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı Limak Çimento San. ve Tic. A.Ş. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 27/09/2011 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22/05/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, davalının yerel “Ergani Haber” isimli gazetede 03.06.2011 tarihinde yazdığı “Sömürüye isyan” ve "Cefası bize, sefası size" başlıklı yazısında davacı şirketle ilgili asılsız, abartılı ve suçlayıcı iddialarda bulunduğunu, davacı şirketin ticari itibarının zedelendiğini belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı vekili, davalının protesto eylemini basın mensubu olarak takip ettiğini, protestocularla röportaj gerçekleştirerek haberi manşetten verdiğini, davacı ile ilgili iddiada bulunanın davalı değil, protestocular olduğunu, davanın basını sindirme gayesi ile açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; gazetenin 1. sayfasında yer alan dava konusu "Sömürüye isyan" başlıklı haber ile bu haberin devamı olarak 5. sayfasında yer alan "Sömürüye isyan" ve "Yandaşa peşkeş" ibarelerinin röportajda yer alan sözler olsa da, okuyucu tarafından yanlış yorumlanabilecek şekilde başlık haline getirilip, yorum katılması ve yanlış bir algı ortaya çıkarılarak davacı şirketin ticari itibarının zedelendiği gerekçesiyle manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Davaya konu olan haberde; davacı şirkete ait çimento fabrikası önünde 03.06.2011 tarihinde, bu fabrikaya yük taşıyan bir kısım kamyon şöforleri ile bayinin eylem yapması üzerine, davalı muhabir tarafından bu eylemde röportaj yapılan kişilerin beyanlarının haber olarak sunulduğu, haberde "Sömürüye isyan", "Cefasını biz çekiyoruz, sefasını onlar sürüyor" ve "Yandaşa peşkeş" alt başlıklarına yer verilerek davacı şirketin uygulamaları eleştirilmiştir. Okuyucunun ilgisini artırmak amacıyla, habercilik tekniğine uygun olarak, özle biçim arasındaki denge korunarak kullanılan çarpıcı başlık kişilik haklarına saldırı oluşturmaz. Dava konusu haberde kullanılan başlık haberin içeriği ile birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde; özle biçim arasındaki dengenin korunduğu, eylemde röportaj yapılan kişilerin beyanlarına dayanılarak yayımlanan haberin görünür gerçekliğe uygun olduğu, hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşmediği ve davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı sonucuna varılmaktadır. Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalının bir miktar manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 26/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.