DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/3055 E. , 2024/1768 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/3055 Karar No : 2024/1768 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi Adlarına Asaleten Yaşı Küçük Müşterek Bebek ... Adına Velayeten ...,... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLLERİ : Huk. Müş. ..., Huk. Müş. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/3055 E. , 2024/1768 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/3055 Karar No : 2024/1768 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi Adlarına Asaleten Yaşı Küçük Müşterek Bebek ... Adına Velayeten ...,... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLLERİ : Huk. Müş. ..., Huk. Müş. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, İzmir ili, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 12/12/2014 tarihinde gerçekleştirilen doğumda hastane personelinin tıp kurallarına aykırı, tedbirsiz ve dikkatsiz eylemleri ile hastane yönetiminin ihmali nedeniyle bebeklerinin cismani zarara uğratıldığı ve olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla küçük ... için 20.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın, anne ... için 100.000,00 TL, baba ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayla ilgili olarak bilirkişiliğine başvurulunan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... karar sayılı bilirkişi raporunda, ...'in 12/12/2014 tarihinde Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gerçekleştirdiği doğum olayında normal doğum yaptırılmasının doğru bir yaklaşım olduğu, küçükte saptanan brakial pleksus lezyonunun normal doğum eylemi sırasında tüm özenin gösterildiği durumlarda dahi bebeğin vajinal yoldan çıkartılması sırasındaki manevralara bağlı olarak görülebildiği ve öngörülemeyen ve önlenemeyen bir komplikasyon olarak nitelendirildiği, doğum eylemi sırasında bebekte pleksus brakialis lezyonu oluşması yönünden ilgili hekimlere ve idareye atfı kabil bir kusur tespit edilmediği belirtildiğinden olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 29/11/2022 tarih ve E:2019/5489, K:2022/5563 sayılı kararıyla; Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının onanmasına; manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden ise; anne ...'in, doğumun gerçekleştirildiği hastanede, doğumdan önce yapılan muayenesinde tip 2 diyabet hastası olduğunun tespit edildiği, doğum öncesinde bebeğin fetal ağırlığının ölçüldüğüne dair tıbbi bir belgeye rastlanılmamakla birlikte doğumda sorumlu uzman tabip olarak görev alan doktorun ifadesinde, acil şartlarda yapılan ultrasonografide bebeğin tahmini ağırlığının 4150 gr olarak ölçüldüğünü beyan ettiği, anne ...'den, bizzat kendi imzası karşılığında normal doğum rıza belgesi alınmakla birlikte tahmini fetal ağırlığı 4000 gr üzerinde olan diyabetik anne adayına sezaryenin önerildiğine dair bir belge ya da yazıya rastlanılmadığı, Sağlık Bakanlığı Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Bilgi Belge Talebi konulu, ... tarih ve ... sayılı yazısında "12/12/2014 tarihinde gerçekleştirilen doğumda; doğumhanede yetkili hiç kimse bulunmadığı tespit edilmiştir." şeklinde tespitin bulunduğunun görüldüğü; bu haliyle 12/12/2014 tarihinde gerçekleştirilen doğuma yönelik tıbbi müdahalede kusur tespit edilememesi, davalı idarenin meydana gelen hasarda hizmet kusurunun bulunduğunun açıkça ortaya konulamaması karşısında, maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamakla birlikte, bahsi geçen işleyişteki aksaklığın, davacılarda sağlık hizmetinin kötü işletildiği, tedavide eksiklik yapıldığı kanısı yarattığı ve bu nedenle davacılarda daimi üzüntü ve acıya sebebiyet verdiği dolayısıyla manevi zarara yol açtığı; bu itibarla, olayın gelişim ve seyrindeki bu aksaklığın davacıların manevi tazminat istemlerinin tamamının (toplamda 300.000,00 TL) kabulünü gerektirdiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminata ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, Adli Tıp tarafından tanzim edilen ilim ve fenne çağdaş tıp kurallarına aykırı olan rapora itibar edilmemesi gerektiği, küçükteki hareket kısıtlılığının hala devam ettiği, anneye bebeğin tahmini fetal ağırlığının 4000 gr üzerinde belirlendiği halde sezaryen protokolünün önerilmediği, aksine annenin uyarmasına rağmen normal doğuma maruz bırakıldığı, annenin diyabet hastası olduğuna ilişkin bilgilerin hastane kayıtlarında yer aldığı ve idarenin hekimlerince de kabul edildiği, doğumda yetkili ve yeterli kişilerin yer almadığı, asistan ve temizlik görevlisi ile doğumun gerçekleştirildiği, 41 yaşında diyabetik gebe olan annenin normal doğuma zorlandığı ve doğum esnasında da bebeğin yere düşürülmesi nedeniyle bebekte sakatlık meydana geldiği ve sakatlık halinin halen de devam ettiği, özensiz ve eksik incelemeye dayalı olarak verilen ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Adli Tıp Kurumunun tanzim ettiği raporda Bakanlıkça istihdam edilen personelin hizmet kusuru oluşturacak bir eyleminin tespit edilemediğinin belirtildiği, davacıların çocuğunda meydana gelen hasarla sunulan sağlık hizmeti arasında illiyet bağının bulunmadığı, davacıların tazminat taleplerinin reddi gerektiği, ısrar kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davacılar tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı yanında müdahil tarafından, olayın tıbbi uygulamaların doğasında yer alan risk çerçevesinde ele alınmasının gerektiği, Adli Tıp tarafından tanzim edilen raporda hekimlere ve idareye atfı kabil bir kusurun tespit edilemediğinin belirtildiği, davacıların iddia ettiğinin aksine, bebeğin iriliği ve diğer koşulların, sezeryanı gerektirecek düzeyde olmadığı, davacının iddialarını ispatlayamadığı, yerel mahkemece verilen davanın reddi kararı ile istinafın onama kararının usul ve yasaya uygun olduğu, bebeğin 4400 gr olarak doğduğu, omuz takılmalarının yarısının doğum ağırlığının 4000 gr altı bebeklerde görüldüğü, ısrar kararının onanması gerektiği ileri sürülmektedir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyadaki mevcut tıbbi belgelerin incelenmesinden, davacılardan anne ..., (1973 doğumlu) 11/12/2014 tarihinde saat 23:50 sularında İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine 41 haftalık ağrılı gebe olarak başvurduğu, 6. gebeliği olduğu, 3 normal doğum yapmış olduğu, yaşayan 3 çocuğunun olduğu, bir kez kürtaj, bir kez de düşük doğum yaptığı, tip 2 diyabetinin olduğu, saat 00.45'de yapılan vajinal muayenede açıklığın 6-7 cm olduğu, saat 01:40'da normal vajinal doğum ile 4400 gr ağırlığında canlı bir bebek doğurtulduğu, doğum sırasında baş çıktıktan sonra omuz takılması geliştiği, McRoberts manevrası ile omzun kurtarıldığı, doğan bebeğe pozitif basınçlı ventilasyon uygulandığı, aspire ve entübe edildiği, bebeğin, doğumda prakiyal pleksus hasarı gelişmesinden dolayı daha sonra sol brakiyal pleksus tanısı ile tedavi gördüğü anlaşılmaktadır. Bunun üzerine davacılar tarafından, doğum eyleminde bebeklerinin engelli hale geldiği, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemiyle 25/03/2015 tarihinde davalı idare kayıtlarına giren 18/03/2015 tarihli dilekçe ile Sağlık Bakanlığına başvurulmuş, başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdür. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Esasen, Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak onları denetleyerek yerine getirmek ile ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Olayla ilgili olarak düzenlenen Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 15/08/2016 tarih ve 5475 karar sayılı raporunda; "... kişide, doğum öncesi doğumun normal koşullar dışında gerçekleşebileceğine dair herhangi bir tıbbi bulguya rastlanmadığı, miadında normal doğum olarak hastaneye yatırılan annenin doğum öncesi muayenesinin ilgili hekim tarafından yapıldığının anlaşıldığı, doğumun vajinal yoldan sonlandırıldığı, mevcut tıbbi belgelerde bebeğin fiziksel gelişiminin normal olduğu, söz konusu bulguların normal yoldan doğum yaptırılma sınırları içinde değerlendirildiği, sezaryen endikasyonunun bulunmadığı, doğum eyleminde uzama ya da aksaklık bildirilmediği, söz konusu bulgularla kişiye normal doğum yaptırılmasının doğru bir yaklaşım olduğu, küçükte saptanan brakial pleksus lezyonunun normal doğum eylemi sırasında tüm özenin gösterildiği durumlarda dahi bebeğin vajinal yoldan çıkartılması sırasındaki manevralara bağlı olarak görülebildiği ve öngörülemeyen ve önlenemeyen bir komplikasyon olarak nitelendirildiği, bebeğin fiziksel gelişimi, doğum öncesi tetkik sonuçları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; doğum eylemi sırasında bebekte pleksus brakialis lezyonu oluşması yönünden ilgili hekimlere ve İdareye atfı kabil bir kusur tespit edilmediği" yolunda görüş bildirilmiştir. Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında hazırlanan Doğum ve Sezaryen Eylemi Yönetim Rehberinin 49. ve 50. sayfalarında, fetusun doğum ağırlığının 4000 gram ve üzerinde olmasının fetal makrozomi olarak tanımlandığı, ultrasonografik yöntemlerin dahi kilogram başına ± 125-150 gram hata payı taşıdığı, 4000-4500 gram tahmini fetal ağırlığı olan nondiyabetik (diyabet hastalığı bulunmayan) gebelerde normal vajinal yolla doğumun denenebileceği (anne ile bütün riskler ve yararlar tartışıldıktan sonra), tahmini fetus ağırlığının 4000 gramdan fazla olduğu diyabetik anne adaylarına sezaryen önerildiği belirtilmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden; anne ...'in, doğumun gerçekleştirildiği hastanede, doğumdan önce yapılan muayenesinde tip 2 diyabet hastası olduğunun tespit edildiği, doğum öncesinde bebeğin tahmini fetal ağırlığının 4150 gr olarak ölçüldüğü, anne ...'den, bizzat kendi imzası karşılığında normal doğum rıza belgesi alınmakla birlikte tahmini fetal ağırlığı 4000 gr üzerinde olan diyabetik anne adayına sezaryenin önerildiğine dair bir belge ya da yazıya rastlanılmadığı, Sağlık Bakanlığı Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Bilgi Belge Talebi konulu, ... tarih ve ... sayılı yazısında "12/12/2014 tarihinde gerçekleştirilen doğumda; doğumhanede yetkili hiç kimse bulunmadığı tespit edilmiştir." şeklinde tespitin bulunduğu görülmektedir. Uyuşmazlıkta, doğumdan önce yapılan kontrolde bebeğin tahmini fetal ağırlığının 4150 gr olarak iri bebek niteliğinde bir değerde ölçülmesine ve yukarıda anılan Rehberde tahmini fetus ağırlığının 4000 gramdan fazla olduğu diyabetik anne adaylarına sezaryen önerilmesi gerektiğinin belirtilmesine rağmen anne adayına sezaryen önerilmeksizin normal yolla doğum kararı alınmasının hizmet kusuru oluşturduğu sonucuna varılmış olup, küçükteki sakatlığın hala devam etmesi de göz önüne alındığında, davacıların manevi tazminat istemlerinin tamamının (toplamda 300.000,00 TL) kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu durumda, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, ısrara konu manevi tazminata ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmamakta olup, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacıların temyiz isteminin kabulüne 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı manevi tazminata ilişkin istinaf isteminin reddine dair ısrar kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi gönderilmesine, 25/09/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. GEREKÇEDE KARŞI OY XX- Dava, davacılar tarafından, İzmir ili, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 12/12/2014 tarihinde gerçekleştirilen doğumda hastane personelinin tıp kurallarına aykırı, tedbirsiz ve dikkatsiz eylemleri ile hastane yönetiminin ihmali nedeniyle bebeklerinin cismani zarara uğratıldığı ve olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla küçük ... için 20.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın, anne ... için 100.000,00 TL, baba ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Olayda, Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen 15/08/2016 tarih ve 5475 karar sayılı raporda; "12/12/2014 doğumlu ... hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin tetkikinde; 1973 doğumlu ...’in 11/12/2014 tarihinde saat 23.50 sıralarında İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine 41 haftalık ağrılı gebe olarak başvurduğu, 6. gebeliği olduğu, 3 normal doğum yaptığı, yaşayan 3 çocuğu olduğu, 1 kürtaj 1 düşüğü olduğu, tip 2 DM olduğu, saat 00.45 de yapılan vajinal muayenede açıklık 6-7 cm olduğu, saat 01.40 da normal vajinal doğum ile 4400 gr. Ağırlığında canlı bir bebek doğurtulduğu, baş çıktıktan sonra omuz takılması geliştiği, McRoberts Manevrası ile omuz kurtarıldığı, doğan bebeğe pozitif basınçlı ventilasyon uygulandığı, aspire edildiği, entübe edildiği, doğan bebeğin daha sonra sol brakiyal pleksus tanısı ile tedavi gördüğü, kişide, doğum öncesi doğumun normal koşullar dışında gerçekleşebileceğine dair herhangi bir tıbbi bulguya rastlanmadığı, miadında normal doğum olarak hastaneye yatırılan annenin doğum öncesi muayenesinin ilgili hekim tarafından yapıldığının anlaşıldığı, doğumun vajinal yoldan sonlandırıldığı, mevcut tıbbi belgelerde bebeğin fiziksel gelişiminin normal olduğu, söz konusu bulguların normal yoldan doğum yaptırılma sınırları içinde değerlendirildiği, sezaryen endikasyonunun bulunmadığı, doğum eyleminde uzama ya da aksaklık bildirilmediği, söz konusu bulgularla kişiye normal doğum yaptırılmasının doğru bir yaklaşım olduğu, küçükte saptanan brakial pleksus lezyonunun normal doğum eylemi sırasında tüm özenin gösterildiği durumlarda dahi bebeğin vajinal yoldan çıkartılması sırasındaki manevralara bağlı olarak görülebildiği ve öngörülemeyen ve önlenemeyen bir komplikasyon olarak nitelendirildiği, bebeğin fiziksel gelişimi, doğum öncesi tetkik sonuçları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; doğum eylemi sırasında bebekte pleksus brakialis lezyonu oluşması yönünden ilgili hekimlere ve idareye atfı kabil bir kusur tespit edilmediği" yönünde görüş bildirilmiştir. Anılan raporda, Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğünce hazırlanan Doğum ve Sezaryen Eylemi Yönetim Rehberi de dikkate alınmak suretiyle annenin diyabetik olması ile bebeğin ağırlığının 4000 gr üzerinde olmasının doğum olayında risk oluşturup oluşturmadığı yönünde herhangi bir inceleme ve değerlendirmeye yer verilmediği görülmüştür. Bu haliyle hükme esas alınabilecek nitelikte olmayan Adli Tıp raporuna dayanılarak eksik inceleme ile davanın reddine karar verildiği anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin bu nedenle kabulü ile temyize konu ısrar kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.