Başvuru, disiplin işlemine karşı açılan davada verilen kararda kullanılan ifadeler nedeniyle masumiyet karinesinin, davanın hatalı değerlendirme sonucu reddedilmesi ve kanun yolu aşamasında gerekçesiz kararlar verilmesi, yargılamanın makul sürede yapılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, disiplin işlemine karşı açılan davada verilen kararda kullanılan ifadeler nedeniyle masumiyet karinesinin, davanın hatalı değerlendirme sonucu reddedilmesi ve kanun yolu aşamasında gerekçesiz kararlar verilmesi, yargılamanın makul sürede yapılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 29/3/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. Olaya İlişkin Ceza Yargılaması Süreci Başvurucu, Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza Mahkemesi) 9/4/2002 tarihli kararıyla dolandırıcılık suçundan hapis ve para cezasına mahkûm olmuştur. Anılan kararda; Domaniç Asliye Ceza Mahkemesinin E.2001/35 sayılı dosyasında hapis cezası verilmesine ilişkin kararı yasa dışı yollarla Yargıtayda bozduracağı vaadiyle başvurucunun şikâyetçiden 000 TL talep ettiği, bu miktarın karşılığı olarak ise 600 USD'yi aldığı ve bu sırada suçüstü yakalandığı, bu suretle yasal görevine girmeyen ve yapılması veya yapılmaması hususunda yetkili olmadığı bir işi yapacağı kanaatini uyandırarak menfaat sağladığına dair delil ve emare elde edildiği ifade edilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 5/6/2003 tarihli düzelterek onama kararı ile ağır para cezasının miktarına ilişkin bir düzeltme yapılmış ve karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, lehe hükümlerin değerlendirilmesi yönünden yeniden yapılan yargılama sonucunda 15/7/2009 tarihli kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. B. Olaya İlişkin İdari Yargı Süreci Başvurucu, Domaniç hâkimi olarak görev yapmakta iken 15/12/2003 tarihli Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun maddesinin ikinci fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucunun hâkim ve savcılara verilecek meslekten çıkarma cezalarına karşı yargı yolunun açılmasına ilişkin Anayasa değişikliği üzerine yaptığı başvuru Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun (HSYK Genel Kurulu) 7/6/2011 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu bu karara yönelik yeniden incelenme talebinin de reddi yolundaki HSYK Genel Kurulunun 18/1/2012 tarihli kararının iptali istemiyle Danıştay Onikinci Dairesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarının dikkate alınmadığını, HAGB kararlarının sanık hakkında hukuki sonuç doğurmadığını, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığını, 2001 yılından bu yana mesleğini icra edemediğini, ömür boyu yasaklı olmasının düşünülemeyeceğini, benzer durumda olan bir hâkim hakkında verilen meslekten çıkarılma kararının eşitlik ilkesine aykırı olarak kaldırıldığını ileri sürerek dava konusu işlemin iptal edilmesini istemiştir. Mahkemenin davanın reddine ilişkin 11/12/2013 tarihli kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Olayda, suç tarihinde Domaniç hakimi olarak görev yapan davacının Domaniç Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/35 esas sayılı dosyasında verilen 2 yıl 6 ay hapis cezası alan şikayetçiyi, aynı adliyede zabıt katibi olarak görev yapan şikayetçinin akrabası olan şahıs aracılığı ile odasına çağırtarak, yanlarında bu şahıs da olduğu halde şikayetçiyi mahkumiyete konu kararın normal olarak onanacağını, işinin zor olduğunu, Ankara'da bulunan ve avukat olan bacanağının bu işlerle uğraştığından başlangıçta 000 TL Yargıtay üyelerine verildiği takdirde kararın bozulabileceğini, toplam 000 - 000 TL para gerekeceğini söyleyerek kendisinin hakim olarak görev yapması nedeniyle hakimlik mesleğine duyulan güveni de kötüye kullanarak hukuki bilgiden yoksun olan şikayetçiyi endişeye sevk etmek suretiyle ikna ettiği, bacanağı olan avukatın telefonla adresini ve vergi numarasını öğrenip, bir kağıda yazarak şikayetçiye vererek avukat adına vekâletname çıkarttırdığı, daha sonra Ankara'ya giderek ve şikayetçiyi de Ankara'ya çağırarak söz konusu parayı almak istediği ancak şikayetçinin daha sonra görüştüğü bir hukukçudan böyle bir şeyin mümkün olamayacağını öğrenmesi ve Adalet Bakanlığı'na şikayette bulunması üzerine davacı fiil tarihinde daha önce seri numaraları tespit edilen 100'lük banknotlar halindeki 600 USD'yi Ankara'da Eskişehir yolu üzerindeki Ümitköy kavşağı üzerinde şikayetçi ile buluşarak aldığı ve yapılan suçüstü sonunda söz konusu 600 USD davacının üzerinde yakalandığı anlaşılmış olup, usülüne uygun olarak yapılan soruşturma ile davacının dolandırıcılık suçundan dolayı yargılanarak mahkum olduğunun tespit edilmesi nedeniyle, 2802 sayılı Kanunun maddesinin fıkrasında belirtilen şartların gerçekleştiği görüldüğünden, bu haliyle "meslekten çıkarma cezası" ile cezalandırılan davacının bu kararın kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararda ve bu kararın yeniden incelenmesi yolundaki talebin reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmamaktadır." Mahkeme; usulüne uygun olarak yapılan soruşturma ile başvurucunun dolandırıcılık suçundan yargılanarak mahkûm olduğu, bu sebeple 2802 sayılı Kanun'da meslekten çıkarma cezası verilmesi için belirtilen şartların gerçekleştiği, hakkındaki cezanın kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararda ve bu kararın yeniden incelenmesi yolundaki talebin reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna vararak 11/12/2013 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Ayrıca kararda; başvurucunun hakkındaki HAGB kararı ile mahkûmiyet kararının ortadan kalktığını ileri sürmesine karşın ceza mahkemesince fiilin sübutuna kanaat getirilmiş olduğu vurgulanmış ve fiilin sübutuna dair bu tespitin disiplin hukukunda da dikkate alınarak aynı eylem nedeniyle disiplin cezası uygulanabileceği açıklaması yapılmıştır. Başvurucu temyiz dilekçesinde, dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaları (bkz. § 13) tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir. Başvurucunun temyiz istemi Danıştay İdari Dava Dairesi Kurulunun (İDDK) 25/1/2016 tarihli onama kararıyla reddedilmiştir. Karar düzeltme isteminin de İDDK'nın 19/1/2017 tarihli kararıyla reddedilmesi üzerine Mahkeme kararı kesinleşmiştir. Nihai karar 14/3/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 29/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. K.Ş. B. No: 2016/3267, 23/1/2019, §§ 13-