T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1275 KARAR NO : 2025/1745 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24.06.2025 NUMARASI : 2025/175 Esas TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 05.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05.12.2025 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.06.2025 tarih 2025/175 Esas sayılı kararın Dairemizce incele…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1275 KARAR NO : 2025/1745 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24.06.2025 NUMARASI : 2025/175 Esas TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 05.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05.12.2025 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.06.2025 tarih 2025/175 Esas sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili, davacının dava dışı .... Şti.nin hissedarı iken 2015 yılında hissesini davalı ....'e devrettiğini, ancak taraflar arasındaki yargılama süreçleri sonunda pay devri sözleşmesinin geçersiz kabul edildiğini, bunun sonucu olarak şirket nezdindeki %50 payın davacıya ait olduğunu, yargılama süreçlerinde taraf bulunan... ve kardeşi ...'un şirketin yetkilileri veya ortağı olması hasebiyle davalının pay sahipliğini bildiklerini, buna rağmen şirketin tek kıymetli malvarlığı olan ... ili, .... ilçesi, .... mahallesi .... ada..... parselde kain üzerinde fabrika binasının bulunduğu taşınmazı şirketten ve davalıdan kaçırmak amacıyla dürüstlük kuralına aykırı şekilde muvazaalı olarak davalı ......Şti.ne tapuda satış gösterilerek Menemen Tapu Müdürlüğünün 27/04/2023 tarihli 12817 yevmiye nolu işlemi ile kaçırdıklarını, satış işlemine .....firmasına vekil olarak .....'ın katıldığını,..... firmasına da temsilci olarak .....'ın katıldığını, taşınmazın bedelinin 54.600.000,00-TL olarak, gerçek değerinden çok düşük gösterildiğini, bedelin ödenmediğini, zira ortada bir satışın bulunmadığını, bu işlemin TTK'nun 538/2.maddesi gereğince geçersiz olduğunu, daha sonra taşınmazın davalı ... firmasına kaçırıldığının öğrenildiğini, davalıların el ve işbirliği içerisinde davacıyı dolaylı zararlandıracak şekilde bilinçli olarak hareket ettiklerini belirterek; dava konusu .... ili, .... ilçesi, ..... mahallesi ....ada .... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile dava dışı ...... Şti. adına tesciline, olmadığı taktirde bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile.... Şti.ne ödenmesine, taşınmazın üçüncü kisilere devrini önlemeye yönelik ihtiyati tedbir konulmasına ve/veya TMK'nun 1010.madde hükmü uyarınca "davalıdır" şerhi konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, İddianın kapsamına ve mahiyetine, şirketin ticari faaliyetlerine olağan seyirinde devam etmesinin ortakların, şirket tüzel kişiliğinin ve üçüncü kişilerin menfaatine olmasına, davacının ilgili şirket ortağı olduğu vakasının yaklaşık ispat seviyesinde ispatlanmasına karşılık dava konusu taşınmazın davalı ... .. Şti.tarafından kötü niyetli olarak iktisap edildiği iddiasının yaklaşık ispat seviyesinde ispatlanamadığı, belirtilerek; menfaatler dengesi ve ölçülülük ilkesi de dikkate alınarak taleplerinin reddine, karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, tedbir talebimi yönünden davalı ... firmasının kötüniyetinin yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde ispatlandığını, hali hazırda taşınmazın maliki olan ... firmasının iyiniyet iddiasının dinlenmesi hukuken mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın ... firmasına Ocak 2025 tarihinde kaçırıldığını, tapuda devir bedeli olarak 90.000.000.-TL gösterildiğini, davanın ise Mart 2025 tarihinde açıldığını, alınan bilirkişi raporunda taşınmazın dava tarihindeki değeri 225.000.000-TL olarak tespit edildiğini, arada tam 2,5 misli fark bulunduğunu, bedel düşüklüğü muvazaanın ispatlarından biri olduğunu, kayıt malikinin dava konusu taşınmazları iktisabında iyiniyetli olduğunun kabul edilemeyeceğini, taşınmazın öncesini ve taraflar arasındaki ilişkiyi bilebilecek durumda olduğu, bunun yanında taşınmazların gerçek değeri ile tapudaki satış değerleri arasındaki açık orantısızlığın da davalıya yapılan satış işleminin muvazaalı olduğuna dair güçlü bir delil olduğunu, davalı ... firmasının basiretli bir tacir olarak 19 sayfalık tapu takyidatı bulunan dava konusu taşınmazın geçmiş takyidatlarını incelememiş olmasının mümkün olmadığını, tapudaki geçmiş takyidatları bilmeden araştırmadan devir tarihinde 225.000.000-TL bedelli bir yeri direkt olarak alacağını düşünmek basiretli bir tacirden beklenmeyeceği gibi ticari hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, 225.000.000-TL değerinde bir yerin 1 yıl civarı bir süre içinde, gerçek değerinin 2/5 misli değerden gösterilerek devredilmiş olmasını incelemeyen, üstüne üstlük 19 sayfa tapu takyidatı olan bir taşınmazın araştırılmaksızın satın alınmış olmasının iyiniyet kapsamında ele alınamayacağını, davalılar tarafından bir kez daha taşınmazın kaçırılarak engellenememesi adına teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın mülkiyeti çekişmeli olduğundan mülkiyetinin çekişmeli olduğunun tapuya şerh edilmesi gerektiğini, "davalıdır" şerhinin işlenmesi talebinin taşınmazın mülkiyetinin kullanılmasında hiçbir şekilde kısıtlama yaratmadığını, yalnızca olur da üçüncü kişilere satış durumu olursa onların ileride iyiniyet savunmasını engellemek olmaduğunu, "Davalıdır\" şerhi sadece üçüncü kişilerin iyi niyetini ortadan kaldıran bir işlev göreceğini, taşınmaza "davalıdır" şerhinin konulması gerektiğini, belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Bir kısım davalılar vekilleri isitnafa cevap dilekçesinde davacıların istinaf başvurusunun reddi talep etmiştir. GEREKÇE : Talep ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verilmiştir. 1.Dairemizce HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle ve kamu düzenine ilişkin nedenlerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2.HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. 3.İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Madde de bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü ve ya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlenmiştir. 4.Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsüdür. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmemektedir. Açıklandığı üzere ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için yaklaşık ispatın varlığı şarttır. 5. 6102 sayılı TTK 538.maddesi uyarınca, şirket tasfiye aşamasında bile olsa, tasfiyeye yol açacak ölçüde şirket aktiflerinin toptan satılması şirket genel kuruluna ait mutlak bir yetkidir. Şirkete ait tek taşınmazın genel kurul kararı olmadan, yönetim kurulu kararı ile satışı geçersizdir ve bu satışın geçersizliğini ilgili herkes dava konusu yapabilir.(Yargıtay 11. HD'nin 09.01.2014 tarih ve 2013/16728 E. - 2014/329 K. ) 6.HMK'nın 392/1. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacağı muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmi belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Ancak, adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez. 7.Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davacı dava dışı şirketin ortağı olduğunu ve dava dışı bu şirkete ait olan ve şirketin önemli miktarda mal varlığını oluşturduğu iddia edilen taşınmazın şirketi temsile yetkili yönetim kurulu tarafından genel kurul kararı olmasızın satışına ilişkin devirin geçersiz olduğunu ileri sürülerek, taşınmazın yeniden dava dışı şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmesi, dava dışı şirkete ait iken satış yoluyla davalı adına tescil edilen taşınmazın dava ve uyuşmazlık konusu olup bu taşınmazın yargılama sırasında devri halinde davanın konusuz kalabilecek olması, davacının dava konusu hakkını elde etmesinin imkansız hale gelme ihtimali ve bu durumda ileride telafisi imkansız zarara ve ayrıca yeni uyuşmazlıklara da sebebiyet vereceği göz önünde alındığında; mevcut dosya kapsamı, delil durumu ve yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle taşınmazın devrinin önlenmesine yönelik davacının ihtiyati tedbir kararı verilmesi için haklılığını yasaya uygun ve yaklaşık olarak ispat ettiği, anlaşılması karşısında, yargılama sırasında dosyaya kazandırılacak deliller çerçevesinde durum ve koşulların değişmesi halinde ilk derece mahkemesince her zaman yeniden değerlendirme yapılarak tedbirin kaldırılmasına karar verilebilecek olması da gözetilerek; bu aşamada 6100 sayılı HMK'nın 389. vd ile 392. maddesi gereğince davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile dava konusu taşınmazın devrinin önlenmesine yönelik taşınmaz üzerine davacının adli yardımdan faydalandırılmasına karar verilmiş olması nedeniyle teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, karar verilmesi gerekirken aksi yönde varılan hukuki kabul de isabet görülmemiştir. 8. Davalıdır şerhinin, dava konusu taşınmazın devir ve temlikini önleyici bir fonksiyonunun olmayacağı açıktır. 6100 sayılı HMK'nun 341/1. fıkrasına göre, ilk derece mahkemesince verilen istinaf kanun yoluna başvurulabilecek olan kararlar; nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar olarak gösterilmiştir. Davalıdır şerhi kararının ise, HMK'nın 389 ve müteakip maddeleri kapsamında düzenlenen ihtiyati tedbir kararı niteliğinde bulunmadığından tapu kaydı üzerine davalıdır şerhi konulmasına ilişkin karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacaktır. Bu itibarla, istinaf kanun yoluna başvuranın davalıdır şerhi yönünden ilk derece mahkemesi ara kararının istinaf yolu caiz bulunmadığından istinaf isteminin reddine, ihtiyati tedbir talebi yönünden ise yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmasına, dava konusu taşınmazın devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M; Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davalıdır şerhi talebi yönünden istinaf başvuru talebinin HMK'nın 341. maddesi uyarınca istinafı mümkün olmadığından istinaf dilekçesinin bu talep yönünden REDDİNE, 2-Davacının ihtiyati tedbir talebi yönünden istinaf başvurusunun KABULÜ ile Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.06.2025 tarih 2025/175 Esas sayılı ara kararının KALDIRILMASINA, 3-İstinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile; Davacının ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile dava konusu ... ili, .... ilçesi, ....mahallesi, ... ada .... parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı olmak kaydı ile üçüncü kişilere devrinin önlemesi amacı ile taşınmaz üzerine, davacının adli yardımdan faydalandırılmış olması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 6100 sayılı HMK'nın 389. vd ile 392-1-(son cümle) maddesi gereğince teminatsız olarak İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA, 4-İhtiyati tedbir kararının infazına ilişkin hususların ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 5-İstinaf yoluna başvuran ihtiyati tedbir isteyen davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden harç ve masraf hususunda hüküm kurulmasına yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 05.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.