6. Hukuk Dairesi 2025/2077 E. , 2025/4189 K. "" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/665 E., 2025/847 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/91 E., 2025/9 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazı…
6. Hukuk Dairesi 2025/2077 E. , 2025/4189 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/665 E., 2025/847 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/91 E., 2025/9 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı kooperatifin üyesi olduğunu, çekilen kura sonucunda Talas İlçesi, ... mahallesi, 385 ada, 1 parsel, 25 numaralı dairenin davacıya teslim edildiğini, davalı kooperatifin kesin maliyet hesabına göre belirlenen bedeli ödememesi nedeniyle davacıya dairenin tapusunun devretmediğini ancak kesin maliyet hesabının anasözleşmeye uygun hazırlanmadığını, belirlenen maliyetin çok fazla olduğunu, ayrıca davacının dairesinin dava dışı arsa sahibi ... tarafından kooperatif inşaatının yüklenicisi olan diğer davalı ...'a tapuda devredildiğinin anlaşıldığını ileri sürerek mahkemece kesin maliyet hesabının çıkarılarak varsa davacının borcunun depo edilmesi suretiyle Talas İlçesi, ... mahallesi, 385 ada, 1 parsel, 25 numaralı dairenin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı kooperatif vekili cevap dilekçesinde; davalı kooperatif yönetim kurulunun 11.11.2012 tarihinde aldığı kararla oluşturulan Konut Maliyet Hesap Komisyonu tarafından belirlenen konut kesin maliyet borçlarının ödenmesi için üyelere ihtarname gönderilmesi, ödememeleri halinde ise tapu tahsislerinin iptal edilerek üyelikten ihraç edilmelerine ilişkin 22.06.2013 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan karar doğrultusunda borcu olan üyelere ihtarname gönderildiğini, davacıya da iki ayrı ihtarname gönderilerek borcunu ödemesinin istendiğini, ödeme yapmaması üzerine de Kooperatifler Kanunu'nun 27. ve Kooperatif Anasözleşmesinin 14. maddesi uyarınca kooperatif üyeliğinden 08.09.2014 tarihinde çıkarıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının kooperatiften olan alacağına karşılık dava konusu dairenin davalıya devredildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ihracına karar verilmiş ise de ihraç kararının dayanağı olan ihtarnamede talep edilen faiz alacağının hesabında uygulanan faiz oranın TBK'nın 120. maddesine aykırı olduğu ve ihraç kararının davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği anlaşılmakla davacının halen kooperatif üyesi olduğunun kabulü gerektiği, davacının üyesi olduğu kooperatiften dairesini talep etmesi için ya kooperatife hiçbir borcu olmamasının ya da Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesi doğrultusunda üye lehine yorumlanabilecek bir kooperatif uygulamasının olması gerektiği, davacıyla birlikte A blok'tan daire alan üyelerin tamamının davacı gibi 56.200,00 TL ödeme yaptıkları ve bu blokta daire tapusu verilen üye olmadığı gibi kesin maliyet raporunda belirlenen borçlarını ödeyen üyelere dairelerinin tapusunun verildiği, bu halde parasal yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının tapu iptal tescil talebinde bulunamayacağı, öte yandan parasal yükümlülüğün bulunmadığının anlaşılması halinde ise davalı kooperatifin iflasıyla davacının tapu iptali ve tescil isteminin İcra İflas Kanunu'nun 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüşeceği; 1163 sayılı Kanun’un 98. maddesi uyarınca uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK'nın 480/3. maddesinde, "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur." hükmüne yer verildiği ve bu nedenle, anonim şirket ortağının ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olamayacağı, zira, ortakların payları için yapılan ödemelerin ortaklığın sermayesini oluşturacağı, sermaye payının ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından ortaklığın iflası halinde ortakların kural olarak iflas alacaklısı olamayacakları, diğer bir anlatımla, ortakların ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremeyecekleri ancak pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nın 196. maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılması mümkün ise de davacı kooperatif ortağının terditli taşınmazın bedelinin tahsili isteminin bu madde kapsamında bir alacak olmadığı, iflas masasına kaydı mümkün olduğu ancak dava tarihi itibariyle davacının müflis kooperatife borçlu olduğu, İİK'nın 198. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil isteyemeyeceği gibi borçlu olduğundan taşınmazın bedelini de isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1163 sayılı Kanun’un 98'inci maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 6762 sayılı Mülga TTK'nın 329. (6102 sayılı TTK madde 379) maddesinde, belli istisnalar haricinde şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceğinin, buna paralel olarak 6762 sayılı Mülga TTK'nın 405/2. (6102 sayılı TTK madde 480/2) ise, tasfiye payına müteallik hakları mahfuz pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerinin öngörüldüğü, bu nedenle, anonim şirket ortağının ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olamayacağı, zira, ortakların payları için yapılan ödemelerin ortaklığın sermayesini oluşturduğu, sermaye payının ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından ortaklığın iflası halinde ortakların kural olarak iflas alacaklısı olamayacağı, diğer bir anlatımla, ortakların ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremeyeceği, ancak, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nın 196. maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılmasının mümkün olduğu, bu açıklama doğrultusunda davacının alacağını masaya kaydettiremeyeceği davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunda 25.12.2012 tarihli kesin hesap maliyet raporunun kooperatif anasözleşmesine aykırı düzenlendiğinin açıkça tespit edildiğini, usul ve yasaya uygun olarak kesinleştirilmiş bir maliyet hesabı bulunmadığından davacıdan fahiş miktarda ödeme talep edildiğini, mahkemece anasözleşme hükümlerine göre usulüne uygun olarak kesin hesabın tespit edilmesi ve borç çıkması halinde depo kararı verilerek tapu iptal tescil talebinin kabul edilmesi gerektiğini, mahkemece davacının borcunun ne kadar olduğunun tam olarak tespit edilmediğini, buna rağmen davacının kesin hesapta çıkan borcu ödemek için kredi çekmek istediğinde davacının dairesinin diğer davalı yüklenici adına kayıtlı olması ve onun borçlarından dolayı daire üzerinde hacizler nedeniyle kredi çekemediğini, davacıdan daha az ödemesi olanların dairelerini aldıklarını, tüm binalar bitmeden maliyet hesabı yapılıp para istenemeyeceğini, bu sebeple de davacının borçlu olduğunun kabul edilmesinin doğru olmadığını, iflas idare toplantısının yapılması ve iflas idare memurlarının seçilmesi beklenmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, en azından dairenin yüklenici adına olan tapusunun iptal edilerek davalı kooperatif adına tesciline karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, terditli olarak tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verebilecektir (HMK m. 353/1-b/1). Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma yapılmaksızın istinaf başvurusunun reddine karar verilebilmesi için dosyanın tekemmül etmiş bulunması, başka bir anlatımla, İlk Derece Mahkemesi tarafından toplanan delillere göre istinaf başvurusunda bulunan taraf ya da tarafların itirazının incelenip denetlenerek bir kanaate varılmasının mümkün bulunması zorunludur. Bir başka deyişle, İlk Derece Mahkemesi kararında hiçbir eksiklik veya yanlışlık olmadığı duruşma açılmaksızın anlaşılabilecek kadar açık ve netse, bu kapsamda bir değerlendirme yapılabilecektir. Ayrıca, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebilecektir. Diğer taraftan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b/3. bendi kapsamında delil olarak bir eksiklik tespit edilmesi ve bu eksikliğin duruşma yapılmadan tamamlanmasının mümkün olması halinde, bu eksikliğin giderilmesinden sonra İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde de istinaf başvurusunun b/1. bendi kapsamında reddine karar verilebilecektir. İlk Derece Mahkemesi kararında, davacı kooperatif ortağının terditli talebi olan taşınmazın bedelinin tahsili isteminin 1163 sayılı Kanun’un 98. maddesi uyarınca uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK'nın 480/3. maddesi kapsamında sermaye borcu olarak değerlendirilemeyeceği, bu sebeple iflas masasına kaydı mümkün alacak olduğu, ancak dava tarihi itibarıyla davacının müflis kooperatife borçlu olduğu için taşınmaz bedeli talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişken, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin tam aksine davacının talep edebileceği para alacağının 1163 sayılı Kanun’un 98. maddesi uyarınca uygulanacak olan 6102 sayılı TTK'nın 480/3. maddesi kapsamında sermaye borcu niteliğinde olduğu, kooperatife verilmiş iflas masasına kaydı mümkün iflas alacağı olarak kabul edilemeyeceğinden iflas masasına kaydının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HGK’nın 24.02.2010 tarihli, 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “...Yasa’nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çekişmesiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir...”. Kararın gerekçesi ile hüküm sonucu çelişkili ise tarafları, adalete uygun karar verildiği ve yargılamanın adil yapıldığına ikna edebilecek, mantıksal tutarlılık taşıyan kanuna uygun verilip, yazılmış yasa yolu denetimine elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve Yasa hükümlerine aykırılık teşkil eder (Örnek; Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 11.01.2017 tarihli, 2016/4164 Esas, 2017/118 Karar, 08.10.2019 tarihli, 2019/2679 Esas, 2019/3826 Karar). Belirtilen nedenlerle gerekçesi ile sonucu arasında çelişki yaratılmaksızın hüküm kurulmalıdır. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinin tam aksine yazılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği kabul edildiğine göre, HMK'nın 353/1-b/2. bendi gereğince gerekçeyi düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken, HMK'nın 353/1-b/1 bendine istinaden "başvurunun esastan reddine" karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle, diğer temyiz itirazları incelenmeden hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.