12. Ceza Dairesi 2012/20471 E. , 2012/18227 K. Mahkemesi :Asliye Ceza Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret suçları bakımından) 17.09.2008 (Birleşen 2008/700 esas sayılı dosyadaki hakaret suçu bakımından) Hüküm : Hakaret ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçları hakkında : 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi ge…
**12. Ceza Dairesi 2012/20471 E. , 2012/18227 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret suçları bakımından) 17.09.2008 (Birleşen 2008/700 esas sayılı dosyadaki hakaret suçu bakımından) Hüküm : Hakaret ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçları hakkında : 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, birleşen 2008/700 esas sayılı dosyadaki hakaret suçları hakkında : Beraat Sanığın verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ile birleşen dosyadaki hakaret suçlarından beraatine ilişkin hükümler ile hakaret ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarından hakkındaki hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Katılan vekilinin duruşmalı inceleme isteminin verilen hüküm ve kararların niteliği nazara alınarak 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 318 ve 5271 sayılı CMK’nın 299. maddeleri uyarınca reddine karar verilerek, dosya üzerinde yapılan incelemede: A) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları 5271 sayılı CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz yasa yoluna tabi olduğundan, temyiz incelemesi yapılmasına yer olmadığına, katılan vekilinin itiraz isteminin merciince karara bağlandığı anlaşılmakla; dosyanın mahalline gönderilmesinin temini için Yargıtay C. Başsavcığılığına TEVDİİNE; B) Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ile birleşen dosyadaki hakaret suçları açısından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince; Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı’nın 23.06.2011 gün ve 27973 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 22.06.2011 gün ve 1070 sayılı kararından sanığın hükümden sonra, 12 Haziran 2011 tarihinde yapılan 24. Dönem Milletvekili Genel Seçiminde Gaziantep İlinden Milletvekili seçildiği anlaşılmakla, hükmün esasının incelenmesinden önce, sanığın hukuki durumu Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 83. maddesi kapsamında değerlendirilmiştir. Anayasa’nın 83/1. maddesinde düzenlenmiş bulunan ve öğretide, yasama sorumsuzluğu, mutlak dokunulmazlık, mutlak masuniyyet olarak adlandırılan mutlak dokunulmazlığın uyuşmazlık konusuyla bir ilgisi bulunmadığından, aynı maddenin 2. fıkrasında düzenlenen ve öğretide nisbi-geçici-muvakkat-parlamenter dokunulmazlığı olarak adlandırılan yasama dokunulmazlığının uygulanma şartlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Anayasa’nın 83. maddesinin 2. fıkrasında; “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır….” hükmüne yer verilmiş olup, somut olayda, sanığa isnat edilen suç Anayasa’nın 14. maddesi kapsamında yer almadığı gibi Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanında yer alan suçüstü hali de bulunmamaktadır. Amaçlarından biri ve belki de en önemlisi, Parlamento saygınlığı ve yasama faaliyetlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi olan yasama dokunulmazlığı, aynı zamanda bir yargılama engeli de oluşturmaktadır. Yargılamadan maksadın, kovuşturma olduğu da öğretide büyük çoğunluk tarafından kabul edilmektedir. Kovuşturma engeli oluşturan bu durumun, beraat hükmünün verilmesine engel oluşturup oluşturmayacağı hususu da, 5271 sayılı CMK’nın 223/9. fıkrasındaki derhal beraat kararı verilecek hallerde durma veya düşme kararı verilemeyeceği hükmü kapsamında değerlendirilmiş, fıkra kapsamının derhal beraat kararı verilmesiyle sınırlı olması, beraat hükmünün verilmesinin de bir yargılama faaliyetini gerektirmesi, derhal beraat kararı verilmesinin koşullarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve fıkradaki koşulların gerçekleşmediği şeklindeki bir saptamanın, yargılama engeli bulunması nedeniyle hakkında herhangi bir yargılama faaliyeti yürütülemeyen sanık açısından kuşkulu bir durumun doğmasına yol açacağı anlaşıldığından, derhal beraat hükmü verilmesinin şartlarının bulunup bulunmadığı değerlendirilmemiş, CMK’nın 223/9. maddesi hükmünün yasama dokunulmazlığı açısından uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Sanık hakkında Anayasa’nın 83/2 ve CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca yasama dokunulmazlığı nedeniyle yargılamanın durmasına karar verilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 11.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.