T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/211 - 2026/241 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/211 KARAR NO : 2026/241 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/10/2024 NUMARASI : 2023/109 Esas - 2024/623 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 19/02/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 19/02/2026 Mahalli mahkemesince verilen …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/211 - 2026/241 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/211 KARAR NO : 2026/241 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/10/2024 NUMARASI : 2023/109 Esas - 2024/623 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 19/02/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 19/02/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalılar ... vekili ile davalı ... tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının kullandığı motosiklet ile davalı ...'nin sürücüsü olduğu aracın, 22/11/2022 tarihinde yaralama ile sonuçlanan trafik kazasına neden olduğunu belirtip, 25,00 TL geçici iş göremezlik zararı, 25,00 TL bakıcı gideri zararı ve 50,00 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.'den, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ... ve ...'den tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesi gerektiğini, davacının kask takmadığının tespiti halinde müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, geçici iş görmezlik tazminatı ve geçici dönem bakıcı gideri nedeniyle doğan zararlardan müvekkili sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, avans faiz talebinin haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Ankara Mahkemelerinin yetkili olmadığını, maddi tazminat açısından sigorta şirketinin sorumlu olması nedeniyle davacı tarafın maddi tazminata ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, trafik kazasında müvekkili olan sürücünün tam kusurlu olmadığını, davacının muhtemel maluliyet oranının belirlenmesi için gerekli iyileşme süresi beklenmeden işbu davanın açıldığını belirterek, öncelikle davanın yetki yönüyle daha sonra da esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; Ankara Mahkemelerinin yetkili olmadığını, maddi tazminat açısından sigorta şirketinin sorumlu olması nedeniyle davacı tarafın maddi tazminata ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, trafik kazasında sigortalı araç sürücünün tam kusurlu olmadığını, davacının muhtemel maluliyet oranının belirlenmesi için gerekli iyileşme süresi beklenmeden işbu davanın açıldığını belirterek, öncelikle davanın yetki yönüyle daha sonra da esastan reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalıların işleten ve sigortalısı oldukları ... plaka sayılı araç davalı ... idaresinde yolun en sol şeridinde seyir halinde iken, yol ayrımına geldiğinde bulunduğu sol şeritten en sağ şeride geçip aracı ile yavaşladığı, bu sırada aynı yönde seyir halinde olup koruyucu kıyafeti de bulunan davacının kullandığı motosiklet gerekli olmadığı halde yavaşlayan ve duraklayan ... plaka sayılı aracın sol tampon kısmına çarptığı, bu şekilde yaralanma ile sonuçlanan trafik kazası meydana geldiği, 11/05/2023 tarihli raporda da belirtildiği gibi, davacının olay sırasında yasal sınırların üzerinde seyrettiği için olayda %20 oranında, davalı Sigorta Şirketi tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi düzenlenen araç sürücüsü davalının ise ani şerit değiştirip, aracı ile duraksaması nedeni olayda %80 oranında kusurlu olduğu, kaza sebebiyle davacının sürekli iş göremezlik oranının %21,2, geçici iş göremezlik süresinin 6 ay, bakıcı ihtiyacı süresinin 2 ay olduğu, davacının yargılama sırasında sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme nedeni ile maddi tazminat talebinden feragat ettiği, eldeki davanın davalı gerçek kişilere yönelik manevi tazminat istemiyle sınırlı olarak yürütüldüğü ve dava konusu olaydaki kusur durumu ile davacının yaralanma derecesi dikkate alınarak 75.000 TL manevi tazminatın davalı gerçek kişilerden tahsili gerektiği gerekçesi ile; davanın ... Sigorta A.Ş. hakkındaki maddi tazminat isteğinin feragat nedeniyle reddine, bedel artırım dilekçesinde gerçek kişi davalılar poliçe limitini aşan maddi tazminat isteği mevcut olmakla birlikte dava dilekçesinde gerçek kişi davalılardan maddi tazminat isteği olmadığı için maddi tazminat yönünden gerçek kişi davalılar hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 75.000,00 TL manevi tazminatın 22/11/2022 kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı yasal faizi ile birlikte davalılar Sermin ve ...’den müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı davalılardan ... vekili ile ... tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; yetki itirazının usule aykırı şekilde reddedilerek dosyanın esası hakkında karar verildiğini, trafik kazasından kaynaklanan davanın kaza yerinin İstanbul olduğunu, davalı sigorta şirketinin ve diğer davalıların yerleşim yerinin İstanbul olduğunu, davacının HMK’nın 16 maddesi gereğince seçimlik hakkını kullanmaksızın Ankara’da dava açtığını, Ankara mahkemelerinin yetkili olmadığını, kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranının hatalı tespit edilerek müterafık kusur indirimi de yapılmadığını, maluliyet raporunun usul ve esasa aykırı şekilde tanzim edilmesine rağmen hükme esas alındığını, davacı ile davalı sigorta şirketi arasında yapılan sulh bilirkişi raporunda tespit edilen tutar üzerinden gerçekleştirilmiş olarak kabul edildiğinden müvekkile de fahiş bedel üzerinden manevi tazminat yüklendiğini, yerel mahkemece celse arasında davalı sigorta şirketi tarafından davacıya tüm yargılama giderleri için ödeme yapıldığı halde, müvekkili aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak davanın reddi yönünde hüküm tesis edilmesini talep etmiştir. Davalı ... istinaf dilekçesinde; yetki itirazının usule aykırı şekilde reddedilerek dosyanın esası hakkında karar verildiğini, hükme esas alınan Adli Tıp Raporunun kaza tarihindeki yönetmeliğe uygun olmadığını, bilirkişi raporunda kusur oranının doğru şekilde hesaplanmadığını, müterafık kusur indirimine ilişkin değerlendirme yapılmadığını, yerel mahkeme tarafından davacı ile davalı sigorta şirketi arasında yapılan sulh sözleşmesi esas alınarak fahiş bir tutar üzerinden manevi tazminata hükmedildiğini, yine davacı ile davalı arasında yapılan anlaşma gereği tüm yargılama giderleri davalı sigorta şirketi tarafından ödenmiş olmasına rağmen müvekkili aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından; davalı sigorta şirketi hakkında açılan maddi tazminat isteğinin feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir maddi tazminat davası bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalılardan ... ... ... vekili ile davalı ... tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Her ne kadar davalılar, gerek yargılama sırasında gerek istinaf dilekçesinde davanın yetkili mahkemede açılmadığını ileri sürmüşler ise de; davalı ... tarafından yasal süre geçtikten sonra davaya cevap verilerek yetki ilk itirazı ileri sürüldüğünden, 6100 sayılı HMK’nın 117. maddesinde yer alan, “İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır, aksi halde dinlenmez” hükmü uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yetki itirazının reddine karar verilmesi doğrudur. Davalılardan ... vekilinin yetki itirazına gelince; Haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava; genel yetki hükümlerince davalının yerleşim yeri mahkemesinde (HMK m. 6), davalı sayısı birden fazla ise, bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde (HMK m. 7/I), aynı Kanun'un 16. maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu, zararın meydana geldiği, zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ile ZMMS Genel Şartlarının C.7. maddesinde de, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Dairemiz tarafından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.03.2018 tarih, 2017/17-1092 E. - 2018/463 K. sayılı ilamı gereğince; Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta şirketine karşı açılan davalarda sigorta şirketlerinin Bölge Müdürlüklerinin bulunduğu yer mahkemelerinin yetkisi ile ilgili Bölge Müdürlüğünün yetkili olduğu yönünde yasal bir düzenlenme bulunmadığı, Kanun'da bulunmayan bir düzenlemenin yorum yolu ile genişletilemeyeceği, Bölge Müdürlüklerinin bulunduğu yer mahkemelerinin de yetkili mahkeme olarak kabul edilemeyeceği yönünde karar verilmekteyken, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1087 E. - 2020/125 K. sayılı 11.02.2020 tarihli ilamında; "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun görevli ve yetkili mahkemeyi düzenleyen 110. maddesinde, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) Genel Şartlarının C.7 maddesinde de yetkili mahkemeler belirlenmiş, Kanundaki yetki kuralı aynen tekrar edilmiştir. Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmelik’in 10. maddesinde, şirketlerin bölge müdürlükleri ve şube açmak suretiyle yurt içinde teşkilatlanmasının, yurt dışında şube veya temsilcilik açması ilgili diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla serbest olduğu, ancak bu şekilde faaliyete başlanmasını ve faaliyetin sona erdirilmesini müteakip bir ay içinde şirketçe Müsteşarlığa bildirimde bulunulması gerektiği düzenlenmiştir. Mevcut bu düzenleme dikkate alındığında Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca bölge müdürlüğü yapılanmasına izin verilmiş, genel müdürlük ile şube ve acenteler arasında bölge müdürlüğü adında bir yapılanmanın kurulabileceği kabul edilmiştir. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 24.06.2017 tarihli ve 2017/17-1110 E., 2017/860 K. sayılı kararında da benimsenerek davacı vekilinin davayı sigortacının bir acenteden daha yetkili olan Bölge Müdürlüğü’nün bulunduğu Bursa ilinde açtığı gözetilerek mahkemece yetki itirazının reddi ile işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir" denilmiştir. Somut olayda, davanın sürücü, işleten ve sigorta şirketi aleyhinde açıldığı, davalı sigorta şirketinin Ankara’da Bölge Müdürlüğünün bulunduğu, davalının birden fazla olması halinde HMK’nın 7. maddesi uyarınca bunlardan birinin yerleşim yerinde dava açılmasının mümkün olduğu ve davanın yetkili mahkemede açıldığı anlaşıldığından davalılardan ... vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmeyerek işin esası incelenmiştir. Tüm dosya kapsamından olay tarihi olan 22/11/2022 günü İstanbul Çevre Otoyolunda, davalı ...’in işleteni olduğu, davalı ... ...’in sevk ve idaresindeki davalı ... Sigorta AŞ. nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı araç ile en sol şeritte seyir halinde iken yol ayrımına geldiğinde, bulunduğu sol şeritten en sağ şeride geçiş yaparak aniden yavaşladığı, bu sırada aynı şeritten seyrine devam etmekte olan davacının yönetimindeki motosikleti ile duramayarak motosikletinin ön kısmı ile davalı ...’nin sevk ve idaresindeki araca çarpması neticesinde meydana kalan gelen kazada davacının yaralanması nedeniyle eldeki maddi ve manevi tazminat istemiyle davanın açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından dava konusu kazada tarafların kusur durumunun tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; kazanın oluşumunda davalı tarafın %80 oranında, davacının ise %20 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, alınan rapor kaza tespit tutanağına, dosya kapsamına ve oluşa uygun düştüğünden hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Dosya kapsamında yer alan Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda; kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre; davacının kaza sebebiyle bedensel engel oranının %20 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, bakıcı ihtiyacı süresinin ise 2 ay olduğu mütalaa edilmiş olup alınan rapor kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun olduğundan mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden; davalı sigorta şirketinin yargılama sırasında davacı ile sulh olduğu ve davacının davalı sigorta şirketi aleyhinde açtığı davadan feragat ettiği, bu nedenle maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak davalı ... Sigorta AŞ. hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, diğer davalılar yönünden ise bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat talep edilmekle beraber, dava dilekçesinde sigorta şirketi dışındaki diğer davalılara yönelik maddi tazminat talebi bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, davalılar ... ve ... aleyhinde açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmış olup, davalıların manevi tazminata ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmü uyarınca, Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutmalıdır. Kanun'un takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi hükmüdür. Bu kapsamda manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların kusur oranı, sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi dikkate alınmalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre, değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar gerekçesinde objektif olarak gösterilmelidir. Manevi tazminat adı altında hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği unutulmamalıdır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu kazanın meydana geldiği yer ve zaman, gerçekleşme biçimi ve sonuçları, tarafların kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu nazara alındığında ilk derece mahkemesi tarafından takdir olunan manevi tazminat tutarının hakkaniyete uygun bir miktar olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı davalılar ... ve ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar ... vekili ve ... tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar ... ve ... tarafından yatırılması gereken 5.123,25 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.281,00TL harcın mahsubu ile bakiye 3.842,25TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talebinde bulunan davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 19/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.