8. Hukuk Dairesi 2023/1962 E. , 2024/7232 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2009/466 E., 2010/550 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçes
**8. Hukuk Dairesi 2023/1962 E. , 2024/7232 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2009/466 E., 2010/550 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında; Çanakkale ili Yenice ilçesi Kabalı Köyü çalışma alanında bulunan 102 ada 22 parsel sayılı 7.000,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle 1937 tarihli 401 tahrir nolu ve 1981 yılı 119 tahrir nolu vergi kaydıyla davalı adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı vekili; dava konusu Çanakkale ili Yenice ilçesi Kabalı köyü 102 ada 22 parsel sayılı taşınmazın çevresinin Devlet ormanı ile çevrili olduğunu, taşınmazın ormandan kazanıldığını, orman içi açıklığı niteliğinde olduğunu, bu niteliği ile kişiler adına tescil edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 27.02.1996 tarihli ve 1995/412 Esas, 1996/82 Karar sayılı kararla; çekişmeli taşınmazın kültür arazisi olduğu ve davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 08.10.2009 tarihli ve 2009/10625 Esas, 2009/14355 Karar sayılı ilamıyla; ".... mahkemece eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, komşu parsel tutanakları ve vergi kayıtları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; ... öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, o yerde orman kadastrosu kesinleşmiş olsun olmasın, taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 17/2. ve Orman Kadastrosunun Uygulaması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddeleri kapsamında orman içi açıklık konumunda olup olmadığı değerlendirilmeli, 3402 Sayılı Yasanın 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03.07.2005 gün ve 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 2. fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tespit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tespit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda ziraat mühendisinden yasanın amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinde her ne kadar tamamı orman dışında bırakılmış ise de 1954 yılı hava fotoğraflarından revize edilmiş Balıkesir il 7 b3 nolu orijinal renkli ölçekleri denkleştirilmiş memleket haritası ile arazi tespit krokisi çakıştırıldığında taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 3015.38 m2’lik kısmı orman alanı dışında, (B) harfi ile gösterilen 3.984,62 m2’lik kısmın ise orman alanı içinde bulunduğunun belirlendiği, taşınmazın krokide (B) harfi ile gösterilen kısmının 1937 yılında yürürlüğe giren 3116 sayılı yasanın orman tarifi kapsamında kaldığı, (A) harfi ile gösterilen kısmının ise yine 3116 sayılı Orman Kanunu'nun (3116 sayılı Kanun) orman tarifi dışında kaldığı, (A) ve (B) harfli kısımların Devletleştirme Yasası olan 4845 Yasası ve iade yasası olan 5658 sayılı Yasalar ile bir ilgisinin bulunmadığı, (A) harfi ile gösterilen ve orman sayılmayan kısmın 1937 yılında yürürlüğe giren 3116 sayılı Kanun'un orman tarifi dışında kaldığı ve bu tarihte açıklık olduğu, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesindeki açıklığın ise 1937 yılında orman olan yerin tabii veya suni etkenler ile açılmış yerler olduğu, taşınmazın bu yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu Yenice ilçesi Kabalı köyü Atüstü Mevkiindeki 102 ada 22 parsel sayılı taşınmazın orman mühendisleri ..., ..., ..., harita-kadastro mühendisi Dursun Türker, ziraat mühendisi ... ve kadastro teknisyeni...'nin düzenlediği 09.11.2010 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 3.984.62 m2 yüzölçümlü kısmının ifraz edilerek tapu kaydının iptali ile aynı ada son parsele orman vasfı ile davacı Hazine adına tesciline, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.