(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/4141 E. , 2010/5986 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalının aracının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının müvekkilince yapıldığını, aracın alkollü sürücü tarafında…
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/4141 E. , 2010/5986 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalının aracının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının müvekkilince yapıldığını, aracın alkollü sürücü tarafından kullanıldığı sırada meydana gelen kazada üçüncü kişinin öldüğünü, ölenin yakınlarına 14.07.2005 tarihinde 24.291,21 TL tazminat ödendiğini, ancak ödenen zararın teminat dışı olduğunu ileri sürerek, bu meblağın avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, sürücünün alkollü olmasının kazada mutlak tesirinin olduğu, bu nedenle araç malikinin sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 23.234,49 TL'nin yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Mahkeme kararı davalı tarafından 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre kendisine yapılan tebligata göre, temyiz süresi geçirildikten sonra temyiz edilmiş ise de; davalıya karar tebliği anılan yasada öngörülen hükümlere göre usulüne uygun olarak yapılmamıştır. Davalıya yapılan ilk tebligat, adres yetersizliğinden iade edilmiş olup, bu durumda mahkemece yeterli araştırma yapılarak tebligat yapılması gerekmektedir. Mahkemece C Savcılığı aracılığı ile bir kısım adres araştırmaları yapıldıktan sonra, daha önce yetersiz olduğu belirlenen adrese anılan hükme göre tebligat yapılmış ise de; esasen Nüfus Müdürlüğü’nün güncellenen kayıtlarına göre adres araştırması yapılarak, buna göre tebligat yapılması, bunun iadesi halinde anılan hükme göre tebligat yapılması gerekirken, bu hususlara uyulmaksızın yapılan ilk tebligat doğru olmadığından, buna göre yapılan karar tebliği de doğru olmadığından, temyiz istemi süresinde kabul edilerek temyiz itirazlarının esasının incelenmesine geçilmiştir.