9. Ceza Dairesi 2023/1969 E. , 2023/2695 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince sanık ...'ın mağdureye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi…
**9. Ceza Dairesi 2023/1969 E. , 2023/2695 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince sanık ...'ın mağdureye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince nitelikli cinsel saldırı hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bolvadin Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.06.2022 tarihli ve 2012/133 Esas, 2022/107 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl 6 ay hapis cezası ve ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ile beşinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ve ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 05.12.2022 tarihli ve 2022/1669 Esas, 2022/1766 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.02.2023 tarihli ve 9-2023/11960 sayılı ret ve onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafii Temyiz İsteminde Özetle Sanığın suçsuz olduğunu ve beraatinin gerektiğini, her iki tarafın isteğiyle cinsel birleşmenin yaşandığını, sanığın mağdureyi zorlamadığının dosya kapsamından anlaşıldığını, sanığın mağdurenin psikolojik durumundan faydalanması iddiasının gerçek olmadığını, on beş yaşından beri ağır derecede psikolojik rahatsızlığı bulunan bir kişinin, bu rahatsızlığına rağmen iki kez evlenmiş ve boşanmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, katılanın asılsız beyanları dışında dosyada delil teşkil edecek görüntü, tanık ve belge olmadığını, yerel mahkeme tarafından sanığın, mağdurenin hastalığını bildiği peşinen kabul edildiğini, bu kadar önemli iddia ve cezanın sadece varsayımlar üzerinden kabul olunmasının izahtan uzak olduğunu, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasını, kararın bozulmasını ve sanığın tahliyesini talep etmiştir. B. Katılan Bakanlık Vekili Temyiz İsteminde Özetle İstinaf dilekçesini tekrar ettiklerini, kararın bozulmasını talep etmiştir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince ''Sanıkla mağdur ... \*\*\*'nın yakın akraba oldukları, sanığın, yurt dışında yaşadığı ancak düzenli olarak her sene izin zamanlarında suçun gerçekleştiği ... köyüne geldiği, yine ailesinin ikametinin içerisinde kendisinin müstakilen kullandığı ailesinin evinden ayrı bir bağımsız bölümünün de bulunduğu, suç tarihinden bir gün önce mağdurun ailesiyle birlikte yurt dışından izne gelen sanığı ziyaret için evine gittiği, sanığın sigara içmek bahanesiyle mağdurla kapı önünde yalnız kaldıkları esnada mağdura kendilerinin bahçesinin biberlerini özlediğini söyleyerek ertesi gün kendisini biber getirmesi için evine çağırdığı, mağdurun olay tarihinde biberler ile birlikte sanığın yalnız yaşadığı bağımsız bölüme gitttiği, sanığın mağduru içeriye davet ettiği ve mağdur içeriye girer girmez arkasından evin kapısını kilitleyerek mağdura soyunmasını ve yatağa uzanmasını söylediği, sanık her ne kadar mağdurun direncini kırmak amacıyla cebir veya tehdide başvurmamış ise de mağdurun sınır zeka ve bipolar duygulanım bozukluğu hastalığından malul olduğu, mağdurun kendi beyanına göre rahatsızlığının da etkisiyle kapının kilitli olması nedeniyle sanıktan korktuğu için sanığın taleplerine itiraz etmediği, sanığın mağdurla ön vajinal bölgeden cinsel ilişkiye girdiği, hatta mağdurun beyanında sanığın ikametindeyken, sanığın kardeşi olan tanık ... \*\*\*'nın da kapıya geldiğini, kapıyı çaldığını, sanığın kapıyı açmadığını, kendisine ses çıkarmamasını söylemesi üzerine ses çıkaramadığını, tanık ...'in de bir süre sonra gittiğini belirttiği, tanık ... \*\*\*'nın kovuşturma aşamasında tanıklıktan çekilmiş olması sebebiyle bu hususun tanık anlatımlarıyla doğrulanamadığı, cinsel birliktelik sonrası sanık ve mağdurun birlikte sigara içtikleri, sanığın mağdura bu olayı kimseye anlatmaması, aksi takdirde ailelerinin ömür boyu küs kalacağını söyleyerek telkinde bulunduğu, sanığın olaydan hemen sonra yurt dışına gittiği, mağdurun olay tarihinden iki gün sonra olayı ailesine anlattığı ve bu şekilde adli mercilere başvurdukları mahkememizce sabit kabul edilen olayda; Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin mağdur ... \*\*\* ile ilgili 18.03.2010 yatış, 21.04.2010 çıkış tarihli, 10025306 sayılı hasta değerlendirme gözlem ve epikriz raporunda; 'Çok konuşma, hareketlilik, uykusuzluk, yerinde duramama yakınmaları ile getirilen hastanın öyküsünde; mükerrer yatışı olan hastanın, daha önce Şizoaffektif Bozukluk tanısıyla Zyprexa, Akineton kullandığı, 15 yaşından beri tedavi gördüğünün öğrenildiği, kendisine ve çevresine zarar verdiği için Şizoaffektif Bozukluk tanısıyla medikal ve psikoterapik tedavisinin devam ettiği...' şeklinde kayıtlı olduğu, Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 18.03.2010 tarihli, 10037064 sayılı ilaç kullanım raporunda; 'Bipolar Duygulanım Bozukluğu tanısı olan hastanın, hastalığı ile ilgili olan Amisulprid etken maddeli ilacı max. 1200 mg/gün 3x1 dozunda, Olanzapin etken maddeli ilacı max. 20 mg/gün 2x1 dozunda, Valproat/Valproik Asit etken maddeli ilacı max. 3000 mg/gün 6x1 dozunda 6 ay süre ile kullanması gerektiği' şeklinde kayıtlı olduğu, Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 21.04.2010 yatış, 14.05.2010 çıkış tarihli, 10037064 sayılı epikriz raporunda; 'İşitsel ve görsel halüsinasyonlar, ilaç kullanmama, kendisine ve ailesine zarar verme gibi yakınmalar ile yakınları tarafından hastaneye yatırılan hastanın 15 yaşından beri hastalık öyküsünün mevcut olduğu, Bipolar Duygulanım Bozukluğu tanısıyla uygulanan tüm tıbbi tedavilerden sonra klinik salah halinde yakınlarına teslimen taburcu edildiği' şeklinde kayıtlı olduğu, Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 11.06.2010 yatış, 19.07.2010 çıkış tarihli, 10053966 sayılı psikiyatrik hasta değerlendirme gözlem formu ve epikriz raporunda; 'Hayaller görme yakınması ile getirilen hastanın öyküsünde; mükerrer yatışı olan hastalardan olup, bir ay önce Şizoaffektif Bozukluk tanısıyla Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde yatarak medikal tedavi gördüğü, ilaçları kullandığı halde belirtilerin tekrar başladığının öğrenildiği, son dönemde Affektif Bulgular gözlendiği, yapılan sistem muayenesinin doğal, bilinç açık olduğu, Şizoaffektif Bozukluk tanısıyla medikal tedavisi yapılan hastanın salah halinde reçete verilerek yakınına teslimen taburcu edildiği' şeklinde kayıtlı olduğu, Afyonkarahisar Devlet Hastanesinin 20.06.2011 tarih, 3056 protokol defter sayılı ilaç kullanım raporunda; 'Bipolar Duygulanım Bozukluğu, Valproik Asit-Sodyum Valproat 500 mg S:2xl, Olanzapin 10 mg S:2xl, Amisulprid 400 mg S:2xl kullanması gerektiği' şeklinde kayıtlı olduğu, Emirdağ Devlet Hastanesinin 24.09.2011 tarihli, 1407 protokol no'lu genel adli muayene raporunda; 'Yapılan genital muayenesinde; Hymen anüler tarzda olup, çok sayıda kaideye varan eski yırtıklar izlendiği, fiili livata bulgusu olmadığı kayıtlıdır' şeklinde kayıtlı olduğu, Adli Tıp Kurumu Afyonkarahisar Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 26.09.2011 tarih 503 sayılı raporunda; '... \*\*\*'nın şubede yapılan muayenesinde; Anal tonus normal, hymen anüler yapıda olup fimbriatik kenarlı, saat kadranına göre 3, 6 ve 9 hizasında eskiye ait kaideye eski inen yırtıkları bulunan, fevhası 2.5-3.0 cm genişliğinde duhule müsait olup haricen sıyrık, ödem, eritem, ekimoz vb. akut travmatik bir bulgu saptanmadığı, adı geçene ait Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesince düzenlenen 30.11.2010 tarih ve 2010/3589 protokol no'lu ilaç raporunda; 'Bipolar Duygulanın Bozukluğu' tanısı konduğu, Emirdağ Devlet Hastanesince 24.09.2011 tarihinde düzenlenen 1407 protokol no'lu genel adli muayene raporunda; 'Yapılan genital muayenesinde; Hymen anüler tarzda olup, çok sayıda kaideye varan eski yırtıklar izlendiği, fiili livata bulgusu olmadığı"nın kayıtlı olduğu, yukarıda bildirilen muayene ve evrak tetkik bulguları sonucunda; ... \*\*\*'nın olay nedeniyle; Vücudunda direncinin kırılmasını sağlayacak ölçünün ötesinde cebir izi bulunmadığı, akut veya kronik fiili livata bulgusu olmadığı, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunmadığı, beden ve ruh sağlığının bozulmadığı, fiilin herhangi bir yoldan organ veya sair bir cisim sokularak işlenip işlenmediğini tespitinin bu haliyle mümkün olmadığı, herhangi bir bulgu oluşmadan rıza ile, uyuşturulmuş hallerde veya kayganlaştırıcı bir madde kullanımı ile vücuda organ veya sair cisim sokulabileceği... şeklinde kayıtlı olduğu, Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 27/09/2013 tarihli muayene kaydında; Olay sırasında 30 yaşında olduğu, boşanmış, ilkokul 5'ten terk olduğu, olay öncesinde psikiyatrik tedavi almış olduğu, olaydan önce ve sonra psikiyatri kliniğine yatışının olduğu, sigara kullandığı, olayı '15 yaşında hastalığım başladı, zindanlardayım, bana eziyet ediyorlar, kendi kendime konuşuyorum, şeytan görüntüsü görüyorum sanki, beni çağırıyor gibi geliyor, evde yılanlar geldi beni soktu galiba, beni getirenlerden korktum, sinirlendim, ...'ın yaptığını yaparlar diye, bugünlerde enerjik hissediyorum' şeklinde anlattığı, cinsel istekte artış olduğu, "Sanki televizyonda olanları önceden biliyor gibiyim' dediği, yerinde duramadığını, değişik hareketler yaptığını söylediği, ailesinin ailesi olmadığını düşündüğünü, 'olay sırasında da korktuydum, ondan çok korktum, evlenip yurt dışına götüreceğini söyledi, ailem de ondan yana bence' dediği, kardeşiyle yapılan görüşmede; '40 gündür böyle olduğunu, en son 1 yıl önce yattı, 5-6 yıldır tamamen düzelmiyor, ilaçları düzenli kullanmıyor, şüphecilik, tuhaf hareketleri var, bugünlerde aşırı para harcıyor" dediği, ruhsal durum muayenesinde; kendine bakımı azalmış, davranış ve psikomotor aktivite ajite, görüşmeye istekli olduğu, göz kontağı kurulabildiği, sorulunca yanıt verdiği, duygu durumunun eleve, duygulanımının uygunsuz, düşünce sürecinin normal olduğu, anksiyete temalı düşünceler, güvensizlik düşünceleri, hezeyanları olduğu, Cumhurbaşkanı ve Başbakanı tanıyabildiği, bilincinin açık olduğu, yer ve kişi yöneliminin bulunduğu, 5x5=15, 3x7=? şeklinde cevapladığı, 1 yılda kaç gün olduğunu bilmediği, '1 ayda 3 hafta var, 1 hafta 7 gün, 1 ay 20 gün, başkent İstanbul" diye cevapladığı, 'Damlaya damlaya göl olur' atasözünü 'Su damlıyor' şeklinde, 'Ayağını yorganına göre uzat' atasözünü 'Yeterli yorgan' şeklinde, 'Ağırbaşlı' deyimini "..." şeklinde açıkladığı, impuls kontrolü ve frustrasyon toleransının azalmış, uykusunun bozulmuş olduğu, klinik olarak Sınır-Hafif Derecede Zeka Geriliği ve Şizoaffektif Bozukluk tespit edildiği”ne dair muayene kaydının bulunduğu, Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 30.10.2013 tarih, 4515 karar sayılı mütalaasında; “Tıbbi belgeler ve dava dosyasının tetkikinde elde edilen ve adli psikiyatriyi ilgilendiren hususların değerlendirilmesinde; 20.09.2011 tarihinde mağduru bulunduğu (Cinsel Saldırı) olayı nedeniyle; beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığı, beden ve ruh sağlığı bakımından kendisini savunamayacak durumda olup olmadığı, varsa rahatsızlığının cinsel saldırı fiiline mukavemet etmesini engelleyecek nitelikte olup olmadığı sorulan ... ve ... ... kızı, ( ).( ) 198\* doğumlu ... \*\*\*'nın Kurulumuzca 27.09.2013 tarihinde yapılan muayenesinde ve dava dosyasının incelenmesinde; Şizoaffektif Bozukluk denilen psikiyatrik bozukluk+Sınır-Hafif Derecede Zeka Geriliği tespit edildiği, tespit edilen pikiyatrik bozukluktan dolayı mağduru bulunduğu olayın kötülüğünü değerlendiremediği, dolayısıyla; ... \*\*\*'nın 20.09.2011 tarihinde mağduru bulunduğu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulup bozulmadığının değerlendirilemediği, mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur” şeklinde kayıtlı olduğu, ... ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nın 18/11/2015 tarih, 2015/1528 sayılı Adli Tıp Bilirkişi Kurulu Raporunda; “... ... ... kızı, ( ).( ).198\* doğumlu ...'nın Adli Tıp Anabilim Dalı ile Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı tarafından yapılan muayenelerinde; daha önceden de tanısı konulmuş "Şizoaffektif Bozukluk" ve "Sınır-Hafif Derecede Zeka Geriliği" hastalıkları bulunduğu, söz konusu psikiyatrik bozukluklarından dolayı mağduru bulunduğu olayın kötülüğünü değerlendiremediği, olayla ilgili olarak anlamlı düşünce uğraşlarının bulunmadığı anlaşılmakla ve diğer konsültasyon muayene bulgularının Adli Tıp, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Radyoloji, Üroloji, Çocuk Cerrahisi, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları uzmanlarından oluşturulan heyetle yapılan değerlendirilmesine göre; 20.09.2011 tarihinde maruz kaldığı "Cinsel Saldırı" eylemi nedeni ile ruh sağlığının bozulduğunun tıbbi kanıtlarının bulunmadığı, ancak "Şizoaffektif Bozukluk" ve "Sınır-Hafif Derecede Zeka Geriliği" hastalıkları nedeniyle 20.09.2011 tarihinde maruz kaldığı iddia olunan "Cinsel Saldırı" suçu ile ilgili olarak ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğunu oy birliği ile bildirir rapordur.” şeklinde kayıtlı olduğu, Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 18.11.2015 tarihli muayene kaydında; "Kişi ile yapılan görüşmede; Boşanmış, 4 kardeşin l.si, ailesinin ... olduğu, 5 yıl evli kaldığı, sebepsiz yere boşandığı, “Rahatsızsın, uğraşamam” dediği, ruhsal durum muayenesinde; kendine bakımının orta, davranış ve psikomotor aktivitesinin normal, görüşmeye istekli olduğu, göz kontağı kurduğu, konuşmasının spontan olduğu, konuşma hız, ton ve miktarını artmış olduğu, okuma bildiği, anlama, adlandırma mevcut olduğu, duygudurumunun normal, duygulanımının uygunsuz olduğu, düşünce sürecinin artmış olduğu, aileye perseküsyon olduğu, bilinç açık olduğu, klinik olarak Sınır-Hafif Derecede Zeka Geriliği ve Şizoaffektif Bozukluk tespit edildiği”ne dair muayene kaydının bulunduğu, Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 23.11.2015 tarih, 4403 karar sayılı mütalaasında; “... Kurulumuzca 27.09.2013 ve 18.11.2015 tarihlerinde yapılan muayenelerinde, Sınır-Hafif Derecede Zeka Geriliği ve Şizoaffektif Bozukluk denilen akıl hastalığının saptandığı, dava dosyasının tetkikinde kendisinde saptanmış olan bu akıl hastalığının mağduru bulunduğu olaydan kaynaklanmadığı, olay esnasındaki tutum ve davranışları, sanık ve müşteki ifadeleri, şizoafektif bozukluk olduğuna dair tıbbi belgeler ve ruhsal muayene bulguları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ...'nın 20.09.2011 tarihinde mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağı, ifadelerine ana hatlarıyla ve kuvvetli delillerle desteklendiği takdirde itibar edilebileceği oy birliği ile mütalaa olunur.” şeklinde kayıtlı olduğu, Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun 10/06/2020 tarihli; “Kişi ile yapılan görüşmede; 5 yıl önce boşanmış, bekar, 4 kardeşten 1.si, ev hanımı olduğunu, psikiyatrik tedavisinin bulunduğunu, Manisa, Eskişehir ve Afyon’da psikiyatri servis yatışlarının olduğunu, Lithuril 500 mg 2x1, Risperdal 1x1, Aripa 15 mg 1x1 kullandığını, 3 kez intihar girişiminin olduğunu, günde 1 paket sigara kullandığını, alkol kullanmadığını söylediği, olay sorulduğunda, 'Çok konuşuyorum, uyuyamıyorum, o zaman beni götürüp yatırıyorlar hastaneye. 14-15 yaşımdan beri hastayım. Ailem huzur vermiyor diye evlendim. O da benim gibi kafadan hastaydı. Yürümedi, ben istedim ayrılmayı. ... beni içeriye kilitledi, tecavüz etti. Çok korktum, ilişkiden sonra Kimseye söyleme, seni öldürttürürüm dedi. Hiç evlenirim falan demedi. Ailemden beni suçlayanlar var. Dedikodular var. Bu olay olmasaydı belki kocama giderdim. Kocam da duydu. İçime bir korku giriyor, öfkeleniyorum. ... hastalığımı biliyordu. Bunu yapmaması lazımdı. Bile bile yaptı, onun kızı yaşındayım, yapmamalıydı.' şeklinde anlattığı, ruhsal durum muayenesinde; kendine bakımının orta, görüşmeye istekli olduğu, görüşme sırasında ağladığı, tremor mevcut olduğu, konuşmasının spontan olduğu, konuşma hızının normal, ton ve miktarının artmış olduğu, duygudurumunun normal-hafif öforik, duygulanımının uygun, düşünce sürecinin normal olduğu, düşünce içeriğinde anksiyete temalı düşünceler ve öfke bulunduğu, hezeyan olmadığı, varsanı olmadığı, bilinç açık, soyut düşüncenin gelişmiş olduğu, iç görüsünün kısmen mevcut olduğu, yargısının kısmen normal olduğu, uyku ve iştahın biraz azalmış olduğu, Şizoaffektif Bozukluk tespit edildiği, zekasının Sınır-Hafif Derecede Zeka Geriliği’ olarak değerlendirildiğine dair muayene kaydının bulunduğu, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu'nun 11/06/2020 tarih ve 49731 sayılı maütalaasında; yukarıdaki tıbbi belgeler ve dava dosyasının tetkikinde elde edilen ve adli psikiyatriyi ilgilendiren hususların değerlendirilmesinde; 20/09/2011 tarihinde mağduru bulunduğu (Cinsel Saldırı, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma) olayı nedeniyle, ruhsal yönden eyleme mukavemetine engel teşkil edecek mahiyetteki rahatsızlığının hekim olmayanlar tarafından, çevresinde yaşayanlar tarafından ve kendisini tanıyanlar bakımından anlaşılıp anlaşılamayacağı sorulan ... ... ve ... kızı, ( ).( ).198\* doğumlu ... \*\*\*'nın Kurulumuzca 10/06/2020 tarihinde yapılan muayenesinde ve dava dosyasının incelenmesinde, Sınır-Hafif Derecede Zeka Geriliği ve şizoaffektif Bozukluk tespit edildiği, Kurulumuzca tespit edilen bu zeka geriliği ile psikiyatrik tablo birlikte değerlendirildiğinde; ... \*\*\*'nın 20/09/2011 tarihinde mağduru bulunduğu olayda durumunun hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği ancak yakın çevresinde yaşayanlarca ve tekrarlayan görüşmelerle anlaşılabileceğinin mütalaa olarak belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin 27/12/2017 tarih, 2017/80912sayılı raporunda; “... B-Aşağıda listelenmiş leke örneklerinden hazırlanan yayma preparatın mikroskobik incelemesinde sperm hücresi görüldü. Peçeteden alınan 1 nolu leke örneği üzeri "olay yeri beyaz renk külot, 4 nolu bulgu " okunur beyaz renkli külottan alınan 2 nolu leke örneği üzeri "... \*\*\*'ya ait olay günü üzerinde olan mavi renkli iç çamaşırı" okunur mavi renkli paçalı iç dondan alınan 1 ve 2 nolu leke örnekleri. C-Üzeri "2 ve 3 nolu bulgu yeşil renk çarşaf” okunur yeşil renkli kumaş parçasından alınan 1 nolu leke örneğinde kan tespit edilmedi. D-Aşağıdaki listelenmiş örneklerden alınan leke örneklerinden kadın cinsiyetli DNA profili tespit edildi. Üzeri "2" ibaresiz bir adet ... renkli sigara izmariti üzeri "3" ibaresiz bir adet ... renkli sigara izmariti üzeri "6" okunur ibaresiz bir adet ... renkli sigara izmariti üzeri "7" okunur bir adet ... renkli sigara izmariti üzeri "... \*\*\*'ya ait olay günü üzerinde olan mavi renkli iç çamaşırı" okunur mavi renkli paçalı iç dondan alınan 3, 4 ve 5 nolu leke örneği üzeri "2 ve 3 nolu bulgu yeşil renk çarşaf okunur yeşil renkli kumaş parçasından alınan 2 nolu leke örneği. E-Aşağıdaki listelenmiş örneklerden elde edilen en az biri erkek birden fazla şahsa ait olabilecek karışık DNA profilinin ... \*\*\*'ya ait DNA profilini ve raporumuz sonuç kısmı (D) bendinde tespit edilen kadın cinsiyetli DNA profilini içerdiği tespit edildi. Üzeri "1" ibareli bir adet "Marlbora" okunur ... renkli sigara izmariti üzeri "4" ibaresiz bir adet ... renkli sigara izmariti üzeri "5" ibareli bir adet "Marlbora" okunur ... renkli sigara izmariti üzeri "8" okunur ibaresiz bir adet ... renkli sigara izmariti, peçetelerden alınan 1,9, 11 nolu leke örneği üzeri "... \*\*\*'ya ait olay günü üzerinde olan mavi renkli iç çamaşırı" okunur mavi renkli paçalı iç dondan alınan 1 ve 2 nolu leke örnekleri üzeri "2 ve 3 nolu bulgu yeşil renk çarşaf” okunur yeşil renkli kumaş parçasından alınan 3 ve 4 nolu leke örnekleri. F-Aşağıdaki listelenmiş örneklerden elde edilen erkek cinsiyetli DNA profilinin ... \*\*\*'ya ait DNA profili ile uyumlu olduğu tespit edildi." şeklindeki sanığın mağdurla cinsel birlikteliğe girdiğine dair biyolojik delilin elde edildiği, Tüm bu deliller ışığında her ne kadar sanık, mağdurdaki rahatsızlığı bilmediği, mağdurun daha öncesinde evlenip boşandığını bildiği için mental rahatsızlığından şüphe etmediği, yaşadıkları yerin küçük bir çevre olması nedeniyle ayıplanacağından suç tarihinden önce mağdurla şahsi sohbetinin ve iletişiminin bulunmadığı, mağdurla rızası dahilinde cinsel birliktelik yaşadığı yönünde inkar savunmasında bulunmuş ise de; mağdurdaki akıl rahatsızlığı sebebiyle mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmadığı, Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu'nun raporunda açıkça yakın çevresinde bulunanlar tarafından ve tekrar eden görüşmelerde akıl rahatsızlığının anlaşılabileceğinin mütalaa olarak bildirildiği, mağdurun ve mağdurun annesi olan katılan ... \*\*\*'nın benzer mahiyetli olan mağdurun 15 yaşından itibaren aklen rahatsız olduğu, sanığın mağdurun babası olan ... ... \*\*\*'nın dayısının oğlu olması sebebiyle yakın akrabalıklarının bulunduğu, evlerinin birbirine çok yakın olduğu, hem sanığın hem de sanığın anne babası ile kardeşlerinin evvelden beri mağdurdaki akıl rahatsızlığını bildiği yönündeki tutarlı beyanları, sanığın yakalama sonrası alınan ilk ifadesinde mağdurun ailesinin kendisinden para kopartmak için şikayetçi olmuş olabileceğini belirtmesine karşın, doğrudan mağdur yahut ailesinin kendisinden veya ailesinden para istediğine dair bir savunmasının olmadığı, sanığın savunmasının maddi gerçekliğe aykırı şekilde suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik soyut inkar savunması mahiyetinde olduğu anlaşılmakla savunmalara itibar edilmemiş, sanığın atılı beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumdaki mağdura karşı nitelikli cinsel saldırı suçundan cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir. Yine yukarıda mahkeme kabulünde ayrıntısı açıkça anlatıldığı üzere; sanığın, mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacak durumda olan ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmayan mağduru cinsel amaçla kendisine bahçesinin biberlerinden getirmesi bahanesiyle evine çağırıp, mağdur evin içerisine girdikten sonra da arkasından kapıyı kilitleyerek cinsel saldırıda bulunma eyleminin mağdurun bir yerde kalmak veya bir yere gitmek konusunda irade bildirmeye ehil olmaması, sanığın mağduru kendisinin evine çağırarak sonrasında kapıyı kilitlemek eyleminde Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere eylemin sanığın ikametine çağrıldıktan sonra gerçekleşmesi sebebiyle alıkoymanın yalnızca cinsel ilişki süresiyle sınırlı olduğundan da bahsedilemeyeceği, sanık savunmalarının maddi gerçekliğe aykırı şekilde suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik soyut inkar savunması mahiyetinde olduğu anlaşılmakla savunmalara itibar edilmemiş, sanığın atılı beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumdaki mağdura karşı cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği sabit olduğundan cezalandırılmasına dair'' gerekçesi ile hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Talebinin İncelenmesinde 5271 sayılı Kanun'un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. Tebliğnamede katılan Bakanlık vekilinin temyiz talebinin esastan incelenmesine dair görüşe iştirak edilmemiştir. B. Sanık Müdafiinin Kişiyi Hürriyeti Yoksun Kılma Suçuna Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezanın tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafinin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. C. Sanık Müdafinin Nitelikli Cinsel Saldırı Suçuna Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde Sanık hakkında kurulan hükümlerde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. V. KARAR A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Talebinin İncelenmesinde Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle, REDDİNE, B. Sanık Müdafinin Kişiyi Hürriyeti Yoksun Kılma Suçuna Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, C. Sanık Müdafiinin Nitelikli Cinsel Saldırı Suçuna Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 05.12.2022 tarihli ve 2022/1669 Esas, 2022/1766 Karar sayılı kararında öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bolvadin Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.05.2023 tarihinde karar verildi.